Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cezayir ile ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen bir önceki yıla oranla yüzde 35 artırarak 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı dolayısıyla Ankara’da misafir etmekten duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetine “Hoş geldiniz” dedi.

Cezayir’den Türkiye’ye 17 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan bu tarihî ziyaretle ilişkilere yeni bir ivme kazandırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir’in bağımsızlığının 60’ıncı yılını tebrik etti ve vatanlarının bağımsızlığı uğruna can veren tüm kahramanları rahmetle yâd etti.

“İKİ DOST ÜLKE OLARAK 500 YIL ÖNCESİNE UZANAN ORTAK BİR MAZİYİ PAYLAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın aynı zamanda Türkiye ile Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun da 60’ıncı yılına tekabül ettiğini hatırlatarak, iki dost ve kardeş ülke olarak 500 yıl öncesine uzanan ortak bir maziyi paylaştıklarını dile getirdi.

İki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir zemine taşıyan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin kuruluşunu 2020 yılında Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında kararlaştırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk toplantımızı gerçekleştirmek bugüne nasip oldu. Bu vesileyle iş birliğimizi daha da ileriye taşıma kararlılığımızı karşılıklı olarak bir kez daha teyit ettik. Görüşmelerimizde Türkiye-Cezayir ilişkilerini kapsamlı biçimde ele aldık. Gerek ikili gerek uluslararası platformlarda dayanışmamızı artırarak sürdürme kararlılığımızı vurguladık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin her geçen gün geliştiğini anımsatarak, “2020 yılındaki ziyaretimde 5 milyar dolar hedefini belirlemiştik. Ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen bir önceki yıla oranla yüzde 35 artırarak 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık. Bugün çıtayı yükseltip yeni bir hedef belirledik, o da 10 milyar dolar hedefine ulaşacağız. Afrika’nın dünyaya açılan kapılarından biri olan Cezayir’in üretimini çeşitlendirmeye, özellikle birçok alanda siyasi, askerî, ekonomik, ticari, kültürel, turistik, bütün bu alanlarda Türkiye-Cezayir olarak geleceğe çok daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız” diye konuştu.

Ekonomik iş birliğinin lokomotiflerinden biri olan yatırımcıların da bu süreci yakından takip ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1400’ü aşkın Türk firması Cezayir ekonomisinin gücüne güç katıyor. Cezayir’i bir üretim üssü olarak gören ve yatırımlarını ülkenize yönlendiren firmalarımıza desteğinizin süreceğinden eminim. Özellikle de yarın İstanbul’da Sayın Cumhurbaşkanının teşrifleriyle gerçekleşecek iş forumunun karşılıklı ticaretimizin ve yatırımlarımızın artırılmasına katkıda bulunacağı muhakkaktır. Yakın geçmişte ortak yatırımların başlamış olduğu enerji ve madencilik alanlarındaki çalışmalarımız ülkelerimizin refahını artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“AFRİKA’DAKİ TÜM KARDEŞLERİMİZLE İŞ BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Mevkidaşı Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile Afrika ve İslam dünyasındaki meseleleri de ele aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cezayir Afrika kıtasının yüz ölçümü itibarıyla en büyük ülkesi olmasının yanı sıra kıtanın lider ülkelerinden biridir. Cezayirli kardeşlerimizin kıtanın kuzeyi ve Sahel Bölgesi başta olmak üzere Afrika’nın tamamında oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz. Türkiye olarak biz de kazan-kazan ve eşit ortaklık temelinde Afrika’daki tüm kardeşlerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye çalışıyoruz” açıklamasını yaptı.

Libya ve Somali’nin, Türkiye’nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, sosyal barış ve siyasal istikrarının korunmasına verdiği önemi gösteren iki örnek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Somali’deki seçimin sonuçlarının tüm Somali halkı için hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum. 2011 yılında çöküşün eşiğindeyken Türkiye’nin yeniden ayağa kalkmasına çok büyük katkı sağladığı Somali’de 15 Mayıs 2022 tarihinde yapılan bu cumhurbaşkanlığı seçiminin başarıyla tamamlanmasından ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Seçimlerin Somalili kardeşlerimizle birlikte Doğu Afrika halkları için hayırlara vesile olmasını diliyor, Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud’u tebrik ediyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan iki ülke olarak savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlıyız. Türk yatırımlarının ağırlık kazandığı Oran kentinde açılacak başkonsolosluğumuz iki ülke arasındaki beşeri ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik gayretlerimize destek verecektir. Türkiye Maarif Vakfımız da Cezayir’de kuracağı okulla Cezayirli gençlere kaliteli eğitim imkânı sunacaktır. Kardeş Türkiye ve Cezayir halkları arasındaki güçlü bağların karşılıklı olarak açacağımız kültür merkezleri vasıtasıyla daha da kuvvetlendirilmesini hedefliyoruz. Madencilikten çevreye, eğitimden kültüre, muhtelif alanlarda biraz önce imzaladığımız anlaşmalarla ilişkilerimizin ahdî zeminini tahkim ettik. Tüm alanlarda atılabilecek ilave somut adımları ilgili bakanlarımız değerlendirmeye ve hayata geçirmeye devam edecektir. Bizler de kendilerini bu yönde teşvik ederek gerekli desteği sağlayacağız.”

Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetine ziyaretleri için teşekkür etti.

“SAVUNMA SANAYİİNDE ATACAĞIMIZ ADIMLAR ÖNEM ARZ EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. “Birçok alanda yatırım olanaklarının olduğundan bahsettiniz, birçok alanda var belki daha da stratejik alanlar olabilir. Acaba bu konuda ne diyebilirsiniz? Cezayir ile farklı stratejik ne tür anlaşmalar hayata geçirilebilir?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle savunma sanayiinde atacağımız adımlar önem arz ediyor ve savunma sanayii tabii dar bir kalıp içerisinde ifade edilebilecek alan değil. Burada şu anda görüşme hâlinde olan firmalarımız var, başta TUSAŞ olmak üzere. Bunun dışında yine görüşme hâlinde olan özel sektör firmalarımız var ve bütün bunlarla beraber çok daha önemlisi denizde ve karada birçok firmamızın Cezayir ile görüşmeleri devam ediyor. Bu görüşmelerle birlikte bir defa işin savunma sanayii bölümünü biz askerî ilişkiler başlığı altında ele aldık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede siyasi noktada uluslararası bütün diplomatik ilişkilerinde iki ülkenin ortak hareket etme konusunun ele alındığını belirterek şöyle konuştu: “Sayın Başkan örneğin Filistin’i gündeme getirdi, Libya’yı gündeme getirdi, bütün bu alanlarda beraber hareket etme ve bunu tabii her an genişletme, bunları da ilgili bakanlarımızın birbirleriyle yapacakları görüşmelerle genişletme… Stratejik iş birliği anlaşması demek aslında dışişleri bakanlarımızın sekreteryasında yıl boyu bakanlarımızın birbirleriyle yaptıkları çalışmalar ve bir yıl Türkiye, bir yıl Cezayir’de olmak üzere Cumhurbaşkanlarının riyasetinde de bu toplantıları bugün olduğu gibi devam ettireceğiz. Bu şekilde de alanların ne gibi genişlediğini, bakanların ne gibi çalışmalar yaptığını da değerlendirme fırsatımız olacak.”

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüşmede üzerinde durdukları en önemli konulardan bir tanesinin tarım olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarım alanında ve hayvancılık alanındaki tarım endüstrisi noktasında deneyimlerimiz var. Tabii Cezayir yüzölçümü itibariyle yani 2 milyon 400 bin kilometrekarelik bir alana sahip. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alana sahipken, su noktasında da sıkıntısı âdeta olmayan bir ülke konumunda. Bu konuda müşterek dayanışma hâlinde bir çalışmanın içerisine girebileceğimizi konuştuk. Bu devletten devlete, özel sektörler arası bunları yapıp her iki ülkenin kazan-kazan esasına göre gerekirse üçüncü ülkelere de buralardan ihracatların yapılabileceği konularını ele aldık, bunların da değerlendirmesini yaptık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede turizm konularının da ele alındığını anımsatarak, “En önemli konulardan bir tanesi turizm, turizmde özellikle Türkiye-Cezayir arasındaki ilişkileri tarihten gelen, özellikle o birikimle ele almak ve bunu kültürel turizm gelişebilir, bütün bunlarla beraber paket turizmi geliştirebiliriz ve böylece aramızdaki tabana dayalı atılacak adımlarla da inşallah Türkiye-Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının nerelere dayandığını da ortaya koyabiliriz. Millî Eğitim ve Maarif, bunlarla ilgili attığımız adım büyük önem arz ediyor, yine bunun yanında güvenlik alanında attığımız adımlar önem arz ediyor. Bunlarla beraber tüm bunları geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’YE YAPTIRIM UYGULAYANLARIN NATO’YA GİRMELERİNE ‘EVET’ DEMEYİZ”

Bir gazetecinin “Finlandiya Cumhurbaşkanı NATO’ya üyelik konusunda sizinle görüşmeye hazır olduğunu söyledi, bu konuda bir resmî talep geldi mi ve takvim belirlendi mi? Yine NATO’ya üyelik konusunda İsveç’ten bir heyetin Ankara’ya geleceğini biliyoruz. Her iki ülke ile yapılacak görüşmelerde Türkiye’nin tutumu ve beklentileri ne olacak?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “Her iki ülke ile ilgili de gerçi bu aralar Dışişleri Bakanları arasında bazı görüşmeler yapıldı. Fakat çok açık, net, samimi bir şeyi benim söylemem lazım. Bakın her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. Kaldı ki bu süreç içerisinde bu terör örgütlerine karşı kalkıp ‘Biz karşıyız’ deseler bile ki tam aksini, teslim etmeleri gereken bazı teröristlerle ilgili teslim etmeyeceklerine dair açıklamaları var. Velev ki teslim edeceklerini dahi söyleseler biz şuna inanırız, bir delikten iki kez Müslüman sokulmaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Daha önce biliyorsunuz Yunanistan NATO’dan çıkmıştı. O dönemin yönetimi tekrar Yunanistan’ın NATO’ya girmesini sağladı. Şimdi ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Peki, NATO’nun en önde gelen ülkeleri Yunanistan’a her türlü desteği veriyor mu, veriyor. Yunanistan’da üsler kuruyorlar mı, kuruyorlar. Biz bunlara nasıl inanacağız? İsveç terör örgütlerinin zaten kuluçka merkezi, parlamentolarında teröristleri getirip orada bunları konuşturtuyorlar, özel davetler çıkartıyorlar. Hatta PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Pazartesi günü Türkiye’ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler, kusura bakmasınlar, yorulmasınlar. Her şeyden önce Türkiye’ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO’ya girmelerine biz ‘evet’ demeyiz. Çünkü NATO o zaman bir güvenlik örgütü olmaktan çıkar, teröristlerin âdeta temsilcilerinin yoğunlaştığı bir yer hâline gelir. Buna ‘evet’ demek mümkün değil ve bir sokulduğumuz yerden bir daha sokulamayız. Kusura bakmasınlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sırasında sağda ve solda bulunan tablolara işaret ederek şunları söyledi: “Ben merak ettim ama siz merak etmediniz, sağımızda ve solumuzda iki tane tablo var. Bunlar bizim arşivlerimizden bugün en önemli bizim hatıramız ve hediyemiz olarak Sayın Cumhurbaşkanı’na veriyoruz. Padişah Abdülmecid’in tahta çıkışını tebrik ederek Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden, Emir Abdülkadir’in Arapça mektubu ve tercümesi. 14 Aralık 1841. Bakın nereden nereye. Padişah Abdülmecid’in tahta çıkışını tebrik ederek Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden Emir Abdülkadir’in Arapça mektubu ve tercümesi 14 Aralık 1841. Türkiye-Cezayir ilişkileri bakın ta nerelere dayanıyor.”

CEZAYİR CUMHURBAŞKANI TEBBUN: “YATIRIM ALANINI 10 MİLYAR DOLAR VE DAHA ÜZERİNE ULAŞTIRACAĞIMIZA İNANMAKTAYIM”

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun da konuşmasında, ziyaretle ekonomik, siyasi ve kültürel alanlar başta olmak üzere her alanda ilişkilerin geliştirilmesi fırsatını bulduklarını belirterek, 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cezayir’e yaptığı ziyaret kapsamında bir dizi iş birliği anlaşması imzaladıklarını hatırlattı.

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, iki ülkenin sahip olduğu tarihî ilişkileri de kullanarak iş birliğinin daha da geliştirebileceğini ve daha iyi noktalara ulaştırabileceğini vurguladı ve görüşmede Libya ve Filistin konularının da ele alındığını dile getirerek Cezayir ve Türkiye’nin Filistin konusunda tam bir mutabakat içinde olduğunun altını çizdi.

Sahel bölgesi ve Afrika’yı tehdit eden terörle mücadele konusunda da iş birliğinin görüşmelerde ele alındığını söyleyen Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, “Burada az önce gördük, çok sayıda anlaşmaya imza atıldı. İki ülke arasında tam bir koordinasyon ve tamamlayıcılıkla birlikte inşallah önümüzdeki yıl Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi bir araya geldiğinde çok daha iyi sonuçları görmüş olacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cezayir’de Türk yatırımlarının 5 milyar dolara ulaştığı ifadelerini hatırlatan Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, “Sayın Cumhurbaşkanı, Türk yatırımlarının Cezayir’deki hacminin 5 milyar dolara ulaştığını ifade etmişti. Ben bu yatırım oranını yakın zaman içerisinde 10 milyar dolar ve daha üzerine ulaştıracağımıza inanmaktayım” diye konuştu.

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un huzurunda 15 anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda iki ülke hükûmetleri arasında, “Cezayir’de Uluslararası bir Türk Okulu Açılmasına İlişkin Anlaşma” Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Ramtane Lamamra tarafından imzalandı.

“Sosyal Hizmetler Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı” ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve Cezayir Ulusal Dayanışma, Aile ve Kadının Statüsü Bakanı Kaoutar Krikou tarafından imza altına alındı.

İki ülke hükûmetleri arasında “Çevre Alanında İş Birliğine ilişkin Mutabakat Zaptı”, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra tarafından imzalandı.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Madencilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Cezayir Enerji ve Madenler Bakanı Mohamed Arkab tarafından imza altına alındı.

İki ülke hükûmetleri arasındaki, “Sınıraşan Organize Suçlarla Mücadele Alanında İşbirliği Anlaşması” ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra tarafından imzalandı.

“Türkiye ve Cezayir’de Kültür Merkezleri Açılmasına İlişkin Anlaşma”na ise Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra imza koydu.

İki ülke hükûmetleri arasında “Eğitim ve Öğretim Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı” ile “Mesleki Eğitim Alanında Mutabakat Zaptı” ise Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra tarafından imzalandı.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Küçük İşletmeler Alanında Mutabakat Zaptı” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Cezayir Başbakanlık Nezdinde Küçük İşletmelerden Sorumlu Bakanı Nassim Diafat tarafından imza altına alındı.

“Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı, Teknolojik Gelişme ve Bilimsel Araştırma Genel Müdürlüğü (DGRSDT) arasında Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile Cezayir Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Abdelbaki Benziane tarafından imzalandı.

İki ülke hükûmetleri arasındaki “Balıkçılık ve Su Ürünleri alanında İş Birliği hakkında Mutabakat Zaptı”na ise Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra imza koydu.

“Türkiye Cumhuriyeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Arasında Helal Akreditasyon Alanında Mutabakat Zaptı” Ticaret Bakanı Mehmet Muş ile Cezayir Sanayi Bakanı Ahmed Zeghdar tarafından imza altına alındı

İki ülke hükûmetleri arasındaki “Bayındırlık Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra tarafından imzalandı.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Medya ve İletişim Alanlarında İş Birliği Protokolü” Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar Bakanı Lamamra tarafından imza altına alındı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Cezayir Ticaret ve Sanayi Odası (CACI) arasında “Türkiye-Cezayir Ticaret ve Sanayi Odası Forumu Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı”na ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve CACI Başkanı Tayyib Şabap imza attı.

İki ülke arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 1. Toplantısı Ortak Bildirisi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından imzalandı.

Dünya

Tiny House Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Doğayla İç İçe, Evinizin Konforunda, Özgürlüğün Keyfini Yaşayın. | Setencioğlu Tiny House

İletişim | +90 0 532 4026422

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 2024-05-22-Odul-Genc-Gazzeteciler-4.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

DAHA FAZLA HABER

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte, adaletin işleyişindeki eksiklerin giderilmesi olduğunun farkındayız. Ülkemizi aydınlık yarınlara ancak adalet sistemimizin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle taşıyabiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, bugün komşu ve kardeş ülke İran’dan üzüntü verici bir haber aldıklarını ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazasında vefat ettiklerini öğrendiklerini belirtti.

Merhum İran Cumhurbaşkanı Reisi’ye ve kazada hayatını kaybeden İran Dışişleri Bakanı ile diğer yetkililere Allah’tan rahmet niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu elim kazadan duyduğumuz derin teessürü burada öncelikle ifade etmek istiyorum. Şahsım, ülkem ve milletim adına İran halkına başsağlığı diliyorum. Kaza haberini aldıktan sonra süratle İran makamlarıyla irtibata geçerek tüm imkânlarımızla arama, kurtarma çalışmalarına katkı vermeye hazır olduğumuzu ilan ettik. Akıncı insansız hava aracımız ile gece görüş kabiliyeti olan Cougar tipi helikopteri bölgeye sevk ettik. Arama kurtarma ekiplerimiz de İranlı kardeşlerimize yardımcı olmak üzere bölgeye intikal etmek suretiyle hemen yola çıktılar. Helikopterin enkazının tespiti yapıldıktan ve vefat edenlerin naaşlarına ulaşıldıktan sonra ekiplerimiz geri döndü.”

“BU ZOR GÜNLERİNDE DOST VE KARDEŞ İRAN HALKININ YANINDA OLACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum İran Cumhurbaşkanı Reis’yi 24 Ocak’ta, Ankara’da resmî ziyaret kapsamında misafir ettiğini, bunun dışında farklı vesilelerle de bir araya geldiklerini anımsattı.

Gerek ikili ilişkiler gerekse bölgeyi ilgilendiren konularda İran Cumhurbaşkanı Reis’i ile çok yakın diyalog içinde olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Görevde bulunduğu sürede İran halkının ve bölgemizin huzuru için verdiği samimi çabalara bizzat şahitlik ettim. Aynı şekilde İran Dışişleri Bakanı merhum Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Türkiye ile ilişkileri döneminde başarılı bir diplomat olduğunu gördük. Kendilerini şükranla ve hürmetle yâd ediyoruz. İranlı kardeşlerimizin bu süreci kadim ve güçlü devlet geleneklerine uygun şekilde suhuletle yöneteceklerine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak biz de her zaman olduğu gibi bu zor günlerinde dost ve kardeş İran halkının yanında olacağız. Bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’nin dinî lideri Sayın Ali Hamaney başta olmak üzere dost İran halkına, hükûmetine, merhumların acılı ailelerine en derin taziyelerimi iletiyorum.”

“GENÇ KARDEŞLERİMİZİN, GİTTİKLERİ YERLERDE ADALET SANCAĞINI YÜCELTECEKLERİNE İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 26. dönem yanında, farklı dönem adli ve idari yargılarının bir kısmının kurasını çekeceklerini ifade etti.

Kura töreni ile bin 44 hâkim ve cumhuriyet savcısını, ülkenin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Kendilerine yeni görev yerlerinde başarılar diliyorum. Hâkim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle, 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin, inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. Biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle, hâkim, savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. Kaliteli insan kaynağı, kamu ve özel sektör fark etmeksizin hayatın her alanında sistemin başarısının temel unsurudur. Adalet sisteminin kusursuz işlemesinin de öncelikli şartı, nitelikli yetişmiş ve yeterli personeldir. Bu anlayışla, adalet hizmetlerinin standardını yükseltme yolunda bugüne dek attığımız adımların en başında personel sayımızın arttırılması vardır.”

İktidara geldiklerinde 9 bin 349 olan hâkim, savcı sayısını 2,5 kattan fazla arttırmak suretiyle mahkemelerin yükünü hafiflettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yardımcı personel sayımız 26 bin 274’ten 96 bin 650’ye, ceza infaz kurumlarındaki görevli sayısı ise 25 bin 407’den 83 bine çıktı. Adalet teşkilatımızın personel sayısı, 2002 yılında göreve geldiğimizde 61 bin iken bugün bu rakam 204 bini buldu. Personelin yanı sıra mahkeme sayısı, bina, teknoloji ve diğer alanlarda da adalet camiamıza güçlü destek verdik. Yani merdiven altı sistemden bugünkü fiziki koşullara ulaştık. Mahkeme sayısı adli yargıda yüzde 99, idari yargıda yüzde 51 oranında arttı” diye konuştu.

“ADALET SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİNİ HIZLANDIRAN TARİHÎ REFORMLARA İMZA ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararlarındaki hataları en aza indirme ve temyizdeki yığılmayı önlemek amacıyla istinaf mahkemelerini kurduklarını dile getirdi.

Bölge adliye mahkemelerini 15 yerde, bölge idare mahkemelerini dokuz yerde faaliyete geçirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Adalet kurumlarının modern ve fonksiyonel mekânlara sahip olmasına hassasiyet gösterdik. İnşa ettiğimiz 284 adalet hizmet binasıyla hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza yakışır modern çalışma imkânları sunduk. Bina ve kadro haricinde, hayata geçirdiğimiz kanuni düzenlemelerle hukuk devletini güçlendirdik, yargının tarafsız ve bağımsız hareket edebilmesinin yasal ve anayasal altyapısını oluşturduk. Hukuk sistemimize sirayet etmiş, adaletin tecellisi önünde engel teşkil eden vesayet araçlarını tek tek ortadan kaldırdık. Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına, hedef süreden elektronik devlet uygulamalarına, adli tıptan bilirkişiliğe, lekelenmeme hakkından arabuluculuk müessesesine, tutukluluk şartlarından ifade özgürlüğünün genişletilmesine, hâsılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran, adalet sisteminin işleyişini hızlandıran tarihî reformlara imza attık. Güven veren ve erişilebilir bir adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, medeniyetin temel direğinin adalet olduğunu söyledi.

“GÜVENİLİR VE SERİ BİR ŞEKİLDE TECELLİ EDEN ADALET HUZURUMUZUN GÜVENCESİDİR”

Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de, “Bir memleketin bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir, biri ihtiyatlılık, biri kanun. Bunlar esastır” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’nun manevi mimarlarından mütefekkir ve mürşit Hazreti Mevlana Hazretleri de aynı şekilde adalet mefhumuna büyük önem vermiştir. Mesnevi’nin özünü adalet, hukuk ve zulüm kavramları oluşturur desek hatalı bir genelleme yapmış olmayız” diye konuştu.

Hazreti Mevlana’nın, adaleti “Adalet her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır, külah da başa aittir. Her şey yerinde güzeldir. Ormanda fakat zincire vurulmuş bir aslan, kum üstünde çırpınan bir balık, mahmur bir hâlde ötemeyen bülbül tabii özelliklerini kaybetmiştir” şeklinde tarif ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’in de “Adalet, hakkı yerine koymaktır” diyerek aynı hakikati ifade ettiğini dile getirdi.

Fikir ve gönül dünyasının önderlerinin sözlerine, eserlerine ve tavsiyelerine bakıldığında, adaletin genellikle bu minvalde tanımlandığının görüldüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Mağdur ve masum ile zalim ve mücrimi, olması gereken yerlere koymanın adı adalettir. Halkımızın tabiriyle ‘adalet suçlunun hapiste, masumun dışarıda olmasıdır’. Suçun cezasız kalmadığı duygusunu toplumda yerleştirdiğimiz ölçüde adaleti tesis etmiş yani hakkı yerine koymuş oluruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnsanlar arasında cezasızlık algısının yaygınlaşması ise adalete güveni sarsacak, toplumsal barışı dinamitleyecektir. Bu bakımdan güvenilir ve seri bir şekilde tecelli eden adalet, millet olarak birliğimizin, beraberliğimizin, huzurumuzun güvencesidir. Şunu çok net ifade etmek isterim, her mahkeme kararı sonrasında ‘hak yerini buldu’ anlayışı ne kadar güçlenirse toplum da kendini o derece emniyette hisseder. Özellikle bizim gibi yakın siyasi tarihinde adaletsizliklere tanık olmuş bir millet için hakkın yerini bulmasının önemi tartışma götürmez. Bu gerçeğe, darbe ve terör davaları gibi kritik başlıklara, bir fiil şahitlik ettik. Millî iradeyi güçlendirme mücadelemizde ülkemizdeki darbe geleneğiyle de hesaplaştık. Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti iktidarı döneminde, Cumhuriyet tarihinde ilk defa millî iradeye kasteden darbecilerin yargılandığını, geç de olsa hak ettikleri cezaları aldıklarını hatırlattı.

“MİLLETİN MUAZZEZ İRADESİNE KİMSENİN GÖLGE DÜŞÜRMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Darbeden 60 sene sonra kurdukları bir komisyon vasıtasıyla, 27 Mayıs mağdurlarının zararlarını tazmin ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanların, milletin vicdanıyla birlikte bağımsız Türk mahkemeleri tarafından da mahkûm edildiğini anımsattı.

Darbe suçunun asla cezasız kalmayacağının böylece anlaşılmış olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir. Milletin namuslarını emanet ettiği silahları, o silahların asıl sahiplerine doğrultanlar, ihanetlerinin hesabını hukuk önünde verdiler. 253 insanımızı şehit edenler Allah’ın izniyle gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla ve asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Milletin kendilerine vermediği yetkiyi silah gücüyle, fezlekelerle veya diğer kanun dışı yollarla gasbetmeye yeltenenler, bundan sonra da adaletin pençesinden kurtulamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın bekasına, devletimizin bütünlüğüne, milletimizin birlik ve dirliğine, millî iradenin egemenliğine, vatandaşlarımızın huzuruna, refahına ve özgürlüklerine kim kastederse dün olduğu gibi karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Görevi huzuru sağlamak olanların darbe şartlarının olgunlaşmasını beklediği ve tereyağından kıl çeker gibi darbe yapmakla övündüğü günler artık geride kalmış, eski Türkiye’de kalmıştır. Antidemokratik veya gayrimeşru yollara tevessül edenlerin Türkiye’de varacağı tek yer mahkeme salonlarında hukuka hesap vermek olacaktır” diye ekledi.

“6-8 EKİM OLAYLARINI KİMSE MAZUR VE MEŞRU GÖSTEREMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili birkaç gün önce açıklanan mahkeme kararlarını da bu bakış açısıyla değerlendirdiklerini aktardı.

6-8 Ekim olaylarının asla bir protesto gösterisi olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Suriye’deki gelişmeleri bahane eden bölücü örgüt unsurları doğrudan devletimizin bekasını hedef alan bir isyan girişiminde bulunmuştur. Bu isyan girişiminde 37 insanımız, şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Ülkemizin 35 ili, 96 ilçesi ve 131 yerleşim biriminde sokaklar, dükkânlar, okullar ateşe verilmiş, masumların kanı akıtılmıştır. Bölücü canilerin katlettiği insanlar arasında ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtan 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları da vardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “6-8 Ekim olaylarını kışkırtanlar, yönlendirenler, azmettirenler milletimize böyle bir acıyı yaşatanlar bellidir. Hukuk elbette bunlardan hesap sormak zorundadır. ‘Siyasi dava’ denilerek terör kalkışmasının aklanmaya çalışılması her şeyden önce hukuka ve demokrasiye hakarettir. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Mahkeme kararıyla ilgili haddi aşan yorumları tasvip etmiyoruz. Karar, kayıplarının acısıyla son 10 yıldır Kerbela’ya dönmüş yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı yeniden güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz. Sokakları kan gölüne çevirerek, bu ülkede siyaset yapılmayacağını artık herkesin anlamasını ümit ediyoruz.”

“ADALETE GÜVENİ NE KADAR SAĞLAM TESİS EDERSEK EKONOMİ VE DEMOKRASİDE O DERECE HIZLI MESAFE ALIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk devleti ilkesinin yaşatılabilmesi için yargının her türlü taassuptan, hizipleşmeden azade tutulmasının şart olduğunu vurgulayarak, “Siyasi ve ideolojik kamplaşmaların adalet sisteminde yol açtığı tahribatları, özellikle tecrübelerimizle çok iyi biliyoruz. Bunların tekrarına izin vermeyeceğiz. Yargımızın tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruması ilk ve öncelikli şarttır. Şunu bir kere daha kabul etmemiz lazım. Adalete güveni ne kadar sağlam tesis edersek ekonomi ve demokraside o derece hızlı mesafe alırız” dedi.

Türkiye Yüzyılı’na giden yolun, diğer alanlarla birlikte adaletin işleyişindeki eksikliklerin giderilmesi olduğunun farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasının, ancak adalet sisteminin kusursuz işleyişi, hukukun eksiksiz tecellisi, yargıya güvenin pekiştirilmesiyle mümkün olacağına işaret etti.

“ADALET VE HUKUK ALANINDAKİ REFORM İRADESİNİN GÜÇLÜ OLMASINI KRİTİK ÖNEMDE GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hususta da yaşanan ve yaşanacak sıkıntıların bizi yavaşlatacağını, hedeflerimiz ile aramıza gireceğini asla göz ardı etmiyoruz. Adalet ve hukuk alanındaki reform iradesinin güçlü olmasını bu bakımdan kritik önemde görüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalet sisteminin şeffaflaştırılması, hesap verebilirliğin artırılması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tahkim edilmesi için bundan sonra da yeni adımlar atmayı sürdüreceklerini kaydederek, siyaset kurumunun bütün paydaşlarını bu doğrultuda yürütülen çabalara destek olmaya çağırdı.

Mesleğe kabul edilen ve kura töreniyle görev yerleri belli olacak hâkim ve savcılara başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradaki her bir genç arkadaşımın meslek hayatı boyunca üzerindeki cübbenin, vatandaşın adalete ve hukuk devletine olan itimadını temsil ettiğinin şuuruyla hareket edeceğine yürekten inanıyorum. Ülkemize ve milletimize yapacağınız hizmetlerden dolayı şimdiden sizlere teşekkür ediyorum” sözlerini sarf etti.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, butona basarak bin 44 hâkim ve savcının atama kuralarını başlattı.

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Samsun’da bundan tam 105 yıl önce başlayan ve Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran 19 Mayıs 1919’un, güçlü Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tarih, milletimizin düşman işgaline karşı ülkemizin her köşesinden yükselen

istiklal ve istikbal ruhunun kıvılcımı olmuştur. Milletimizin esarete karşı direnişini ortaya koyarak topyekûn bir varoluş mücadelesini başlattığı bu sürecin devamında ya istiklal ya ölüm nidalarıyla vücut bulan varlık-yokluk mücadelesi başlamıştır.” dedi.

Samsun’da yanan istiklal meşalesinin, Amasya, Erzurum, Sivas ve ardından Ankara ile tüm Anadolu’ya yayıldığını belirten Erdoğan, 19 Mayıs ruhunun, bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesi olduğunu ifade etti.

“Zorluklara karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla hep beraber mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı her türlü baskıya, provokasyona rağmen hızlandırdığı kalkınma, büyüme, güçlenme mücadelesini ancak 19 Mayıs’ın ruhuna, özüne, ilkelerine, ideallerine ve hedeflerine sahip çıkarak sürdürebiliriz.

Yeni Türkiye Yüzyılı’nın neferleri olan sizler böyle bir bilinç ve özgüvenle tarihinize, bugününüze sahip çıkıp birbirinizle kenetlenin, birbirinizle kardeşlik hukukunuzu geliştirin. Siz gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını bir kez daha saygıyla anıyorum.

DAHA FAZLA HABER
REKLAMLAR

HABER BURADA

Dünya1 gün önce

Tiny House Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 2024-05-22-Odul-Genc-Gazzeteciler-4.jpg Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 2024-05-22-Odul-Genc-Gazzeteciler-4.jpg
Bürokrat2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her...

Dünya3 gün önce

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası:...

Bürokrat5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Bürokrat6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Bürokrat1 hafta önce

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

“ZİRAAT BANKASI, SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Bürokrat1 hafta önce

Türkiye Marka Zirvesi görkemli bir organizasyonla yapıldı

Uraw Cosmetic 8. Türkiye Marka Zirvesi

Bürokrat2 hafta önce

“Türkiye Yüzyılı’nı çiftçilerimizle omuz omuza inşa edeceğiz”

“MİLLETİN EKMEĞİNE GÖZ DİKENLERDEN BUNUN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ”

Bürokrat2 hafta önce

“Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek...

Bürokrat2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i kabul etti

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

REKLAMLAR
Mayıs 2022
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
REKLAMLAR

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge