Connect with us

Dünya

“Demokrasi ve kalkınma mücadelemizi, ülkemize eser kazandıracak, milletimize hizmet edecek bir anlayışla hep daha ileriye taşıyacağız

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, “İçeride; hiçbir vatandaşımıza kendisini sahipsiz hissettirmeyecek, insanlarımızın tamamını her alanda en ileri özgürlüklere ve hizmetlere kavuşturacak adımlar atmaya devam edeceğiz. Dışarıda; Suriye’den Irak’a, Libya’dan Karabağ’a, Balkanlardan Afrika’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, velhasıl mazlumun olduğu her yerde onurlu duruşumuzu koruyarak siyasetimizi yapacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen AK Parti 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanış oturumunda bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun kazasız belasız bir şekilde tamamlanan LGS sınavına giren tüm öğrencilerimize tekrar başarılar diliyorum. Rabbim, evlatlarımıza emeklerinin karşılığını göstersin, aileleriyle birlikte kendilerini nice güzel, huzurlu, hayırlı günlere kavuştursun” ifadesini kullandı.

AK Parti’nin, istişareyle kurulduğunu, bugüne kadar da her seviyede ve zeminde istişare kültürünü yaşatmış bir parti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi aralarındaki istişareleri düzenli olarak sürdürürken en büyük istişareyi de milletle yaptıklarını ifade etti.

Teşkilatlarla milletvekilleriyle belediye başkanlarıyla kesintisiz bir şekilde sürdürdükleri bu istişarelerin hem parti çalışmalarında hem de kabine faaliyetlerinde en önemli yol gösterici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz oturumlarda, Meclis çalışmalarından teşkilat faaliyetlerine kadar partimizin gündemindeki hususlar hazırunla paylaşılmıştır. Güvenlik, dış politika, ekonomi, tarım, enerji gibi başlıklar altında bakanlarımızın yaptıkları kapsamlı sunumların arkadaşlarımız için bilgilendirici olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Kendisinin başkanlık ettiği genel değerlendirme bölümünün de yöneltilen sorular ve bunlara verilen cevaplar yanında salonda bulunanların katkılarıyla gerçekleştirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Parti yöneticilerimiz ve bakanlarımız kendi alanlarıyla ilgili sorulara verdikleri ayrıntılı cevaplarla toplantının en verimli şekilde yürümesini temin ettiler. Biz de gerektiğinde kendi uhdemizdeki bilgileri ve yaklaşımları siz değerli arkadaşlarımızla paylaştık. Gerek oturumlarda gerekse soru-cevap kısımlarında arkadaşlarımızın donanımları, motivasyonları ve kararlılıklarıyla 2023’e hazırlanmakta olduklarını görmekten memnuniyet duydum” şeklinde konuştu.

“BİZLERİN DOĞRULARLA KAPATMADIĞI HER BOŞLUK BİRİLERİ TARAFINDAN YALANLAR VE İFTİRALARLA DOLDURULUYOR”

Toplantıdaki bilgilendirme ve değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan tablonun, illerdeki teşkilat mensuplarına ve millete ciddi ve kararlı olarak aktarılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Böylece kafalardaki istifhamları ve gönüllerdeki kırgınlıkları gidererek 2023’e daha güçlü bir şekilde hazırlanabiliriz. Bizlerin doğrularla kapatmadığı her boşluğun birileri tarafından yalanlar ve iftiralarla doldurulduğunu biliyorsunuz. Ülkemizde maalesef şahsım, AK Parti, kadrolarımız ve politikalarımız hakkında söylenen her yalana inanmaya hazır bir kitle var. Bunların bir kısmı cehaletten, bir kısmı ihanetten sürekli fitne ateşini körüklemektedir. Türkiye’nin ve Türk milletinin felaketi pahasına kendilerine ikbal devşirmeye çalışanlar belki her dönemde vardı ama hiçbir zaman bu kadar hırslı ve cüretkâr değillerdi. Biz bunlarla mücadele ederken bazen üslubumuzu ve tavrımızı sertleştirmek mecburiyetinde kalıyoruz. Emin olun bu sertliğin tek sebebi, ülkemize ve milletimize karşı mesuliyetlerimizin gereğini yerine getirme kaygısıdır. Meydanı boş bulup önlerine gelen her şeyi yıkarak, karşılarına çıkan herkesi itip kakarak yol almaya çalışanlara eyvallah etmek bize yakışmaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde, İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’un, “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım. Boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam. Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir aşığım istiklale. Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale. Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim. Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu” dizelerini okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de hangi bedelleri ödersek ödeyelim zalimin hasmı, mazlumun hamisi olmayı sürdüreceğiz. İçeride hiçbir vatandaşımıza kendisini sahipsiz hissettirmeyecek, insanlarımızın tamamını her alanda en ileri özgürlüklere ve hizmetlere kavuşturacak adımlar atmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dışarıda ise Suriye’den Irak’a, Libya’dan Karabağ’a, Balkanlar’dan Afrika’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e mazlumun olduğu her yerde bu onurlu duruşlarını koruyarak siyasetlerini yapacaklarını belirtti.

“DEMOKRASİ VE KALKINMA MÜCADELEMİZİ DAHA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ”

“Demokrasi ve kalkınma mücadelemizi ülkemize eser kazandıracak, milletimize hizmet edecek bir anlayışla hep daha ileriye taşıyacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Üstadın, ‘Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya.’ dediği gibi biz de hak bildiğimiz yolda mücadeleden asla geri durmayacağız. Aslını inkâr eden haramzadeler her gün bir başka kılığa bürünebilir, her gün bir başka dille konuşabilir; kimse bizden böyle bir tavır, böyle bir üslup, böyle bir kişilik sergilememizi beklemesin. Bu fakir kendini bildi bileli böyledir; değişmedim ve değişmeyeceğim. Biz Hakk’a ram olduk halka hizmet için. Çırpındık, çırpınıyoruz. Allah ömür, millet de yetki verdikçe inşallah yoluna da böyle devam edecek, böyle devam edeceğiz. AK Parti kurulduğu günden beri bu ilkelerle milletin huzuruna çıkmıştır, aynı şekilde yola devam etmekte kararlıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana’da düzenlenen “Bir Gençlik Şöleni”nde, AK Parti’nin milletin her kesimi gibi gençlerin de gönlünde nasıl sarsılmaz bir taht kurduğuna şahitlik ettiklerini söyledi. Pek çok partinin en büyük mitinglerinde bir araya getirebildiği insanın katbekat fazlası gençle Yeni Adana Stadı’nda buluştuklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şölen dönüşünde meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren üç gence rahmet diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki seçimlerde 6 milyonu aşkın gencin ilk defa sandık başına gideceğini belirterek, gençlere ulaşacak bu tür organizasyonların, bu tür kanalların öneminin kendiliğinden ortaya çıkacağını dile getirdi.

Sosyal medyada troller vasıtasıyla oluşturulan algılara kesinlikle bakmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Statlara sığmayan AK Parti gençliğine bakıyoruz. İktidarımızda 20 yılımıza ulaşmamızı da halka ve Hakk’a hizmet yolunda çalışmamıza borçluyuz. İnşallah aynı hasbi ve gayretli mücadele ile daha uzun yıllar milletimizin emrinde olmayı sürdüreceğiz. Kardeşlerim, AK Parti saflarındaki herhangi bir arkadaşımızın ülkemize ve milletimize hizmet karnesi, diğer partilerin başkanları dâhil tüm mensuplarının tamamını üst üste koysanız yetişemeyeceği seviyededir” değerlendirmesinde bulundu.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFLERİNDEN RAHATSIZ OLANLAR HÜKÛMETİ HEDEF ALIYOR”

Eser ve hizmet siyasetinin, AK Parti’nin kimliğinin en belirgin vasfı hâline gelmesinin boşuna olmadığını, bunun altında çok büyük emek ve çaba yattığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz 20 yılda, dünyadaki büyük altyapı yatırımlarının neredeyse yarısına bizim tek başımıza imza atmamız herhâlde tesadüf olmasa gerek. Yine geçtiğimiz 20 yılda, Avrupa Birliği üyeliği konusunda ülkemize verilen sözlerin tutulmamasına rağmen demokrasi ve özgürlüklerde dünyada en büyük sessiz devrimleri gerçekleştirmemiz de herhâlde tesadüf değildir. Bugün Türkiye’nin güvenlik krizleriyle ve ekonomik sarsıntılarla boğuşan dünyada, potansiyelini en çok geliştiren ve kullanan ülke olarak öne çıkması, AK Parti’nin son 20 yılda kazandırdığı güçlü altyapı sayesindedir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük ve güçlü Türkiye hedeflerinden rahatsız olanların doğrudan kendilerini ve hükûmeti hedef almasının gerisinde, Türkiye’nin geldiği seviyeden duyulan hazımsızlığın olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir ki dünyada her kim bu kardeşinize saldırıyorsa aslında Türkiye’ye saldırıyor demektir. Dünyada her kim AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı kötülüyorsa aslında Türkiye’yi hedef alıyor demektir. Ülke içindeki aparatların tek yaptıkları, ellerine tutuşturulan senaryolardaki rollerini oynamaktır. İşte bunun için diyoruz ki, CHP’nin başındaki zat da onun kurduğu masanın çevresinde oturanlar da altına gizlenenler de birer kukladan ibarettir. Ama şunu çok açık net söylüyorum, biz asıl kavgamızı onların ağababalarına karşı veriyoruz. Üstelik bu kavga yeni bir kavga değil, son 2 asırdır milletimizin neredeyse her günü, bu kavganın farklı aktörler ve hadiseler üzerinden cereyan eden tezahürleri ile geçmiştir.”

Selçuklu’dan başlayarak bu toprakları millete çok gören, kendi tarih ve medeniyet tasavvurlarında açılan yaraların intikamı peşinde koşanların, Cumhuriyet döneminde de boş durmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, batıdan doğuya, kuzeyden güneye ülkenin dört bir yanında hâlen yaşanan sorunların köküne bakıldığında, hep bu kadim kavganın izlerinin görüleceğini söyledi.

“BİZİM YOLUMUZ, DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜNDE YA İSTİKLAL YA ÖLÜM YOLUDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarih ve medeniyet şuuru olmayanların teslimiyeti çağdaşlık sanarak tutundukları dalların gövdesinin ulu bir çınar değil, çürük bir kabuk olduğu gerçeğini milletimiz millî mücadele ile ispatlamıştır. Bugün de aynı gafletle çürük kabuklara sarılanların akıbeti, 1919’da Samsun’da başlayıp 29 Ekim’de Ankara’da yeni devletimizin ilanıyla biten süreçteki mandacı zihniyetin akıbetinden farklı olmayacaktır. Bizim yolumuz, dün olduğu gibi bugünde ya istiklal ya ölüm yoludur. Bizim yöntemimiz dün olduğu gibi bugün de ‘hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh tüm vatandır’ ilkesidir” şeklinde konuştu.

Hayallerinin, dün olduğu gibi bugün de millet ve devletiyle güçlü, gözü hep geleceğe dönük bir Türkiye’nin inşası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “En zayıf, en yorgun, en bitkin zamanımızda nasıl bu anlayışla yedi düveli arkasına alanları denize döktüysek, bugün de aynı inanç ve irade ile ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştıracak, 2053 vizyonuna kavuşturacağız. Genel Başkanı’ndan sandık müşahidine kadar AK Parti ailesinin her bir ferdi işte bu şuur ve heyecanla yoluna devam etmektedir. Siyaset hayatları boyunca ülkenin ve milletin hayrına yaptıkları tek bir iş dahi olmayanların bu hissiyatı ve azmi anlamasını beklemiyoruz. Bizim isteğimiz, ‘gölge etme başka ihsan istemem’ diyen filozof misali, bunların büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına çelme takmamaları, takozluk yapmamalıdır. Türkiye, geçmişte takoz siyasetinden, istismar siyasetinden, etnik ve inanç kökenli ayrıştırma siyasetinden çok çekti. Milletimizin bu tür kavgalar yüzünden ödediği bedellerin telafisi için 20 yıldır gece gündüz çalışıyoruz, bunun için ülkemize 20 yılda asırlık yol kat ettirdiğimizi rahmetli Özal’ın deyimiyle ‘Türkiye’ye çağ atlattığımızı’ söylüyoruz. Verdiğimiz demokrasi ve kalkınma mücadelesi, 85 milyon vatandaşımızın her birinin hayatını olumlu yönde değiştirmiş, geliştirmiş ve ilerletmiştir. Tüm bunları muhalefet adı altında hep karşımıza dikilen kifayetsiz muhterislere rağmen başardık. Bugün de onlara rağmen Türkiye’yi bölgesinin lideri, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline getirmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah hiç endişe etmeyin bunu da başaracağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmeler konusunda sergilediği ilkeli tutumun dışarıda birilerini rahatsız etmesini anladıklarını söyledi.

Kendilerini asıl düşündüren konunun içeride aynı tezleri dillendirenlerin kimin nam ve hesabına çalıştığı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki Türkiye’nin 99 yıllık cumhuriyet tarihi de bizim 20 yıllık iktidarımız da ülkemize verilip tutulmayan sözlerin çetelesini tutmakla geçmiştir. Bu konuda ülkemize haksız ithamlar yöneltenler, verdikleri sözleri yerine getirmemenin ötesinde hukuksuzluğu ve bozgunculuğu adet edinenleri de hep baş tacı yapmışlardır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Misakımillî sınırlarından Ege’deki adalara, Yunanistan ve Fransa’nın NATO’ya yeniden dönüşünden Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği üyeliğine kadar bunun sayısız örneği bulunduğunu belirterek, “Bunların hiçbiri verilen sözlerin tutulması değildir. Son dönemde bize NATO’nun genişlemesi konusunda esnek olmayı telkin edenlerin terör örgütleriyle ilişkilerini sorgulamaktan ısrarla kaçması kararlı duruşumuzun haklılığını ispatlamaktadır. Bu konuda muhataplarımıza deklare ettiğimiz beklentilerimiz karşılanmadan tutum değişikliğine gitmeyeceğiz” dedi.

Batı’nın kendi güvenlik ve refahını koruma üzerine kurduğu küresel yönetim sisteminin siyasi ve ekonomik boyutuyla çatırdadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler’in ve Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi konusunda yıllardır dile getirdiğimiz teklifin isabeti de yaşanan her gelişmeyle beraber tekrar tekrar görülüyor. Evet, ‘Dünya beşten büyüktür’ ve şimdi kendileri bunu söylemeye başladılar. ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni reforme edelim’ diyorlar. ‘Daimi üye, geçici üye’ artık bunun olmayacağını, olamayacağını konuşmaya başladılar. Allah ömür verirse onu da göreceğiz ve dediğimize gelecekler” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE EKONOMİ MODELİYLE SIKINTILI SÜRECİ ÜLKEMİZ İÇİN AVANTAJA ÇEVİRECEK ADIMLAR ATIYORUZ”

Küresel ekonominin üretim ve tedarik zincirlerindeki bozulmayla başlayıp finansal dengesizliklerle giderek genişleyen yıkıcı etkilerini yakından takip ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“İşte Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi buyurun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi herhangi bir şeyi başarabiliyor mu, herhangi bir kararı alabiliyor mu ve şu anda bütün bu olaylar karşısında Ukrayna ile ilgili verebildikleri bir karar var mı? Yok. Rusya ile ilgili var mı? Yok. Zaten olmaz ki. Niye? Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin şu anda bir üyesi. İki dudağının arasından ne çıkarsa o Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin alacağı kararı ne yapıyor, tamamıyla tersine çeviriyor. Olay bu kadar basit. Öyleyse şimdi biz her zaman söylediğimiz adımı atıyoruz, yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme esasına dayalı Türkiye ekonomi modeliyle bu sıkıntılı süreci ülkemiz için avantaja çevirecek adımları atıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkeler bile küresel buhran karşısında kendi içlerine kapanmaya yönelirken, kendilerinin dünyaya daha çok açıldıklarını ve hedeflerinin çıtasını daha yükseğe taşıdıklarını dile getirerek, “Ülkemiz, Suriye kaynaklı düzensiz göçü 11 yıldır başarıyla yönetirken, Ukrayna savaşının ardından Avrupa’nın yaşadığı paniği ibretle takip ediyoruz. Şeytanın bile aklına gelmeyecek nice siyasi, sosyal ve ekonomik oyunla ülkemizi karıştırmaya çalışanların kendi canlarının derdine düşerken sergilediği çaresizliği istihza ile izliyoruz. Duamız, dünyanın içinden geçtiği bu kritik dönemi bir an önce geride bırakarak tüm insanlık için hayırlı dersler çıkarmış bir şekilde yoluna devam etmesidir” dedi.

Tüm bunları söylerken, insanların günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları asla hafife almadıklarını, görmezden gelmediklerini ve kulak arkası etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tam tersine bir yandan küresel denklemler içinde ülkemize yol açmaya çalışırken diğer yandan da insanlarımızın üzerindeki hayat pahalılığı yükünü azaltmanın çarelerini arıyoruz. Kur ve enflasyondan kaynaklanan maliyet artışlarıyla izah edilemeyecek düzeyde fiyat artışı yaşanan her kalemi mercek altına aldık. Önümüzde konuttan otomobile, gıdadan elektroniğe, inşaat malzemelerinden tekstile uzanan bir liste var. TÜİK’in açıkladığı mayıs ayı verileri enflasyonun artık aşağı yönlü bir eğilime girdiğini göstermektedir. Petrol fiyatlarının iki üç katına, doğal gaz fiyatlarının yedi sekiz katına, kömür fiyatlarının 10 katına yükselmesinin müsebbibi biz olmadığımız gibi bu ürünleri çoğunlukla dışarıdan ithal ettiğimiz için fiyat dalgalanmalarına karşı duyarlılığımız fazladır. Sadece biz değil, bu ürünleri dışarıdan alan herkes aynı durumdadır. Piyasaların fiyatlandırma alışkanlığını değiştirmesini sağlayarak hayat pahalılığına bir sınır çekmek için çalışıyoruz. Ücretliler başta olmak üzere her kesimden vatandaşımızın gelirlerini artırarak aradaki farkı kapatacak programlar hazırlıyoruz.”

“HİÇBİR BAŞARIMIZ BİZE ALTIN TEPSİDE SUNULMADI”

Dünyanın, 2. Dünya Savaşı sonrasında yaşadığı en büyük sarsıntıdan Türkiye’yi en az kayıpla çıkarmanın güçlüğünü bildiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bununla birlikte vatandaşlarımıza ülkemizde bunu yapabilecek birikime, hazırlığa, iradeye sahip tek kadronun biz olduğumuzu söylüyoruz. Elini vicdanına koyan, aklını kiraya vermeyen, hırsı gözünü kör etmeyen, nefsine esir düşmemiş herkes bu hakikati kabul edecektir. Seçimlere bir yıl kala böyle bir tabloyla karşı karşıya bulunmamız işimizi elbette biraz daha zorlaştırıyor olabilir ama 20 yıllık tarihimizde bizim hiçbir işimiz kolay olmadı, hiçbir zaferimiz, hiçbir başarımız bize altın tepside sunulmadı. Biz bugünlere akrebin kıskacında yoğurularak geldik. Çalıştık, didindik, sabrettik, azmettik, Allah’a hamdolsun girdiğimiz tüm mücadelelerin hepsinden alnımızın akıyla çıktık. Bugün de aynı başarıyı göstereceğimizden şüpheniz olmasın.”

Tarımsal faaliyetlerin hem çiftçilerin ana geçim kaynağı hem 85 milyonun geleceğine güvenle bakabilmesinin garantisi olması bakımından stratejik bir sektör olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en önemli tahıl tedarikçileri Rusya ve Ukrayna’nın aralarındaki savaş sebebiyle ortaya çıkan belirsizliğin, tarımda kendine özellikle yeterli olmayan ülkeleri çok ciddi şekilde tedirgin ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kendine yetecek ve hatta çoğu üründe dışarıya satacak kadar üretim yapan bir ülke olduğunu, salgın döneminde bu gerçeği hiçbir gıda ürününün eksikliğini çekmeyerek, hep birlikte gördüklerini ve yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tahıl, sebze ve meyve fiyatlarındaki dalgalanmalar üretim eksiğinden değil, bir kısmı maliyetlerin yükselmesinden, bir kısmı piyasa aktörlerinin bazılarının fırsatçılığa yönelmesinden kaynaklanıyor. Bu hususta hazırlıklarımızı tamamlamak üzere olduğumuz yeni düzenlemeleri yakında hayata geçireceğiz. Tabii gerçek ne olursa olsun, muhalefet ve mandacı ekonomistler ‘Buğday ithal ediyoruz’ yaygarasını tekrarlamaktan geri durmuyor. Buğday başta olmak üzere çeşitli ham madde kalemlerindeki yüksek ithalat rakamlarının sebebi, kendi kendine yetersizliğimiz değil, ülkemizin dünyanın en büyük gıda ihracatçılarından biri olmasıdır. Yani biz buğdayı kendi ihtiyacımız için değil, onu işleyip tüm dünyaya ürün olarak satmak için ithal ediyoruz. Bu basit gerçeği göremeyenlerin hezeyanlarıyla zihni bulunanların işlerini rahatlatacak bilgileri her fırsatta kamuoyuyla paylaşmaya özen göstermeliyiz. Hatırlarsanız, çiftçilerimize sık sık dünyadaki olumsuz gelişmelere işaret ederek, bir karış toprağı dahi boş bırakmadan ekim yapmaları tavsiyesinde bulunmuştuk. Hamdolsun yeni hasat dönemine girdiğimiz bugünlerde üretim bölgelerimizden mahsulün bereketli olduğu haberlerini alıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2022 hasat döneminde yapacağı buğday ve arpa alım fiyatları ve teşvik rakamlarına ilişkin şöyle konuştu: “Bu fiyatları belirlerken, çiftçimizin karşılığını alarak üretime devam etmesi yanında, iç ve dış piyasa gelişmeleri ile arz güvenliği için ihtiyacımız olan stokların sağlanması hususlarını da dikkate aldık. Toprak Mahsulleri Ofisimiz, sert ekmeklik buğdaya bu yıl ton başına 6 bin 50 lira alım ve 1000 lira prim bedeli olmak üzere toplam 7 bin 50 lira ödeme yapacaklar. Hayırlı olsun. Ofisimizin arpa alım fiyatı ise ton başına 5 bin 500 lira alım ve 500 lira prim bedeli olmak üzere toplamda 6 bin lira olarak belirlenmiştir.

Prim ödemesinden ürününü Toprak Mahsulleri Ofisimize veren çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimiz yararlanabilecektir. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım rakamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları için de referans olacak, farklı fiyat uygulamalarına gidilmeyecektir. Üreticilerimiz Toprak Mahsulleri Ofisi, hububat alım primine ilave olarak Tarım ve Orman Bakanlığımızca ödenecek olan mazot, gübre, sertifikalı tohum ve fark ödemesi desteklerini almaya devam edecektir. Destek bizden, gayret sizden, bereketi de Allah’tan diyerek, yeni hasat döneminin ve açıkladığımız alım fiyatlarının çiftçilerimize, milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

3600 EK GÖSTERGE HAZIRLIKLARI

Uzunca bir süredir, çalışan ve emekli memurlarla ilgili 3600 ek gösterge hazırlığı yürüttüklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, nihayet bu çalışmayı tamamladıklarını ve Meclisin takdirine sunma safhasına getirdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yarınki Kabine Toplantımızın ardından yapacağımız Millete Sesleniş konuşmamızda bu hazırlığı detaylarıyla anlatacağım. Bugün burada sadece daha önce söz verdiğimiz 4 meslek grubunu değil 5 milyonu aşkın memurumuzun ve emeklilerin tamamını ilgilendiren bir formülle bu meseleyi çözdüğümüzün müjdesini paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Kuruluşundan bugüne AK Parti’nin çatısı altında emek veren herkesi şükranla yâd eden, ebedi âleme irtihal edenlere Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâlen parti kademelerinde görev üstlenenlere başarılar temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın sizler bu ülkede siyaseti merkezi ve çevresiyle yeniden inşa etmiş, demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla 20 yılda asırlık işler yapmış, milletin iradesinin üstünde irade olmayacağını darbecilere göstermiş, tarihimizin en köklü yönetim reformunu gerçekleştirmiş, yedi düvel bir araya gelse de diz çöktürememiş bir partinin mensuplarısınız, bir kadronun parçasısınız. Bu ekip için 2023 seçimleri elbette yeni bir sınamadır, ama daha önce 15 tanesini zaferle neticelendirdiğimiz bir sınamadır. Her birinize, 2023’e kadar üzerinize düşenleri hakkıyla yaparak, partimizi bir kez daha sandıktan birinci çıkartacağınıza tüm kalbimle güveniyorum. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın 30’uncusunun bu doğrultuda yeni bir seferberliğin ilk adımı olmasını diliyorum.”

Bürokrat

Türk Hava Yolları, İtalya’nın Torino Şehrine Uçuşlara Başladı

Genç Gazeteciler | İtalya

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Dünyanın en çok ülkesine uçan havayolu Türk Hava Yolları, İtalya’nın dokuzuncu noktası olan Torino şehrine uçuşlara başladı. Bu uçuş sadece İstanbul’a doğrudan erişim imkanı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda İstanbul üzerinden 349 farklı noktaya da seyahat etme ayrıcalığı sunuyor.

10 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla İstanbul Havalimanı ve Torino Havalimanı arasında gerçekleşecek uçuşlar, haftanın 7 günü karşılıklı olarak icra edilecek.

  Uçuş tarifesi:

GünlerIST-TRNTRN-IST
Pazartesi-Salı-Perşembe-Cumartesi7.15 AM-9.20 AM10.15 AM-2.10 PM
Çarşamba-Cuma-Pazar5.00 PM-7.05 PM8.00 PM.-11.55 PM

Hat açılışına ilişkin değerlendirmede bulunan Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi; “Torino’yu dünyanın 349’uncu ve İtalya’nın dokuzuncu noktası olarak, geniş uçuş ağımıza katmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu hat ile İtalya ile bağlarımızı güçlendirecek ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimize İtalya’nın tarihi başkenti olan Torino’yu Türk Hava Yolları ayrıcalığıyla deneyimleme fırsatı sunacağız. Bu hattın bayrak taşıyıcımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum’’ dedi.

Kuzey İtalya’da Piemont bölgesinin başşehri olan Torino, çevrelendiği Alp dağlarıyla görsel bir şölen sunuyor. Şehrin içinde göze çarpan Po Nehri ve Sangone Çayı ise bu bölgeyi gezmek isteyen seyahatseverler için doğal bir seyahat rotası oluşturuyor.

DAHA FAZLA HABER

Dünya

“İsrail-Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemez”

Genç gazeteciler | ABD

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Tüm temaslarımda Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan katliama dikkat çektim. İsrail-Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından bir basın toplantısı düzenledi.

Tarihî bir zirveyi daha başarıyla tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’ın şahsında ABD makamlarına misafirperverliklerinden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ekibine ise gayretlerinden dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 2,5 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana duruş sergilediklerini anımsatarak, şunları kaydetti: “Önceki zirvelerde Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik. Ayrıca, yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık. NATO’nun Ukrayna’ya güvenlik yardımı ve eğitim desteği girişimini onayladık. Ukrayna’ya çok yıllı mali destek sağlanmasını ve Kiev’e NATO kıdemli temsilcisi atanmasını kararlaştırdık. Türkiye, yıkıcı etkilerini hep birlikte hissettiğimiz, müşterek güvenliğimizi tehlikeye atan bu savaşın sona ermesine yönelik gayretlerini ilk günden beri yoğun şekilde devam ettirmektedir. İstanbul süreciyle başlattığımız, Karadeniz girişimiyle taçlandırdığımız temaslara yeniden başlanması ve diplomasiye şans tanınması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bu değerlendirmelerimi zirve boyunca müttefiklerimizle bir kez daha paylaştım.”

“İTTİFAK MİSYONLARINA EN FAZLA KATKI SAĞLAYAN MÜTTEFİKLERİNDEN BİRİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ilk oturumunda, ittifak savunmasını ilgilendiren konuları etraflıca istişare ettiklerini vurgulayarak, “Krizlerin derinleştiği ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. Mevcut uluslararası ortamda Türkiye’nin, her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma taahhüdüne bağlı olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladım. Savunma harcamalarında yüzde iki hedef eşiğini aştık. İttifak harekât ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz. Tabii birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefikin tamamı tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor. 75 yıllık Washington Antlaşması ve geçmiş zirvelerde alınan kararlar ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticaretinde hâlen bazı engeller ve kısıtlamalar bulunmasının makul ve mantıklı bir izahı yok” diye konuştu.

“BAZI MÜTTEFİKLERİMİZİN KURDUKLARI ÇARPIK İLİŞKİYİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde alınan kararların tatbik edilmesinin, ittifakın birliği, bütünlüğü ve caydırıcılığı bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerini tekrar gündeme taşıdım. Terörle mücadele alanında müşterek çabaların arttırılması önemlidir. Bu kapsamda Madrid ve Vilnius zirvelerinde aldığımız kararları da takip etme fırsatımız oldu. Biliyorsunuz, NATO’nun terörizmle mücadele politikası ilkeleri belgesini geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Sayın Genel Sekreter de Vilnius’taki kararlar doğrultusunda NATO tarihinde bir ilki teşkil edecek şekilde terörizmle mücadele özel koordinatörü atamasını gerçekleştirmişti. Teröre karşı mücadelede müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu görüyoruz. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DAEŞ ile göğüs göğse çarpışan ve bu örgütü bozguna uğratan tek NATO ülkesiyiz. 40 yıldır bölücü terör örgütüne ve farklı terörist yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. NATO’nun tespit ettiği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku da zaten bunu gerektirir. Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO’ya katılım süreçlerinde aldığımız kararlar ve tesis ettiğimiz daimi istişare mekanizmaları, PKK başta olmak üzere terör tehdidinin boyutlarının daha iyi anlaşılmasına vesile oldu. Ancak bazı müttefiklerimizin, bilhassa terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG ile kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil. İttifakın birliğine ve bütünlüğüne zarar veren bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrımı burada tekrarlıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun güneydeki ortaklarıyla çok daha yakın koordinasyon içinde bulunması gerektiğini dile getirerek, “Bu doğrultuda zirvenin ilk oturumunda NATO’nun güneye yönelik yeni yaklaşımının çerçevesini çizen önemli kararlara da imza attık” ifadesini kullandı.

“İSRAİL YÖNETİMİNİN, NATO İLE ORTAKLIK İLİŞKİSİNİ SÜRDÜRMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliamın yaşandığına, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 bine yakın masum insanın İsrail’in saldırılarıyla hayatını kaybettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “Yaklaşık 90 bin yaralı var. Tüm temaslarında Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında süregiden mezalime dikkat çektim. İsrail, Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. İsrail, soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı’nın ihtiyati tedbir ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarını ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi yayılmacı ve pervasız politikalarıyla sadece kendi vatandaşlarının değil, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Gelinen noktada şu durumun netleştiğini görüyoruz. Karşımızda savaş hukuku dâhil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı var. Küresel vicdanın, Filistinli sivilleri hedef alan saldırıların durdurulması için sokaklara döküldüğü mevcut ortamda İsrail’e askerî desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. Oturumdaki hitabımda, bu konunun üzerinde hassasiyetle durdum. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir. Filistin topraklarında kapsamlı ve sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimler, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır.”

“GARANTÖRLÜK DÂHİL HER TÜRLÜ İNİSİYATİFİ ALMAYA HAZIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yıllardır işgal ve zulüm altında, kendi topraklarında acı çeken Filistinlilerin, kendi bağımsız ve egemen devletlerine sahip olma hakları teslim edilmeden, kalıcı bir barışın tesis edilemeyeceğini belirterek, şöyle devam etti: “Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Aynı şekilde, tüm baskılara ve yıldırma girişimlerine rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak önce ateşkesin ilanı, sonra da kalıcı barışın temini için garantörlük dâhil her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Buradan tüm müttefiklerimizi, ateşkesin sağlanması ve dokuz aydır açlıkla imtihan edilen Gazze halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için Netanyahu yönetimi üzerindeki baskılarını artırmaya çağırıyorum.”

Zirvenin ikinci oturumunda, Asya-Pasifik ortakları Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda devlet ve hükûmet başkanları ile Avrupa Birliği liderliğinin de kendilerine katıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun bu ülkelerle ilişkilerinin ne şekilde ilerletileceğinin yanı sıra bölgedeki gelişmeleri ele aldıklarını aktardı.

Günümüzde küresel krizlerin etkilerinin sınır tanımadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla hem ikili düzeyde hem de NATO aracılığıyla siyasi diyaloglarını ve kapsamlı iş birliklerini sürdürmelerinin tabii olduğunu dile getirdi.

Bu iş birliğinin müşterek değerleri ekseninde, üçüncü bir ülkeyi asla hedef almadan, muhtemel iş birliği imkânlarını dışlamayacak şekilde ilerletilmesi gerektiğini ifade ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın zaten yeterince gerilim yaşadığını ve buna yenilerini eklemenin hiçbir manasının olmadığını bildirdi.

“DENGELİ VE HAKKANİYETLİ TAVRI KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Zirvenin son oturumunun, geçen yıl ihdas edilen NATO-Ukrayna Konseyi formatında tertiplendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplantımız, ittifakın ve müttefiklerin Ukrayna’ya desteklerinin altının çizilmesi bakımından faydalı oldu. Oturumda ülkemizin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğinin tam olduğunun altını çizdim. Aynı zamanda diplomasinin dışlanmaması gerektiğini, müzakerelerin teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladım. NATO’nun, Ukrayna’daki savaşın tarafı hâline getirilmesine asla geçit verilmemesi gerektiğine dair görüşlerimi burada açık yüreklilikle paylaştım. İki komşumuz arasındaki çatışmalarda ilk günden beri ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Zirve kapsamında; Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini, İsveç, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya devlet ve hükûmet başkanlarının yanı sıra NATO Genel Sekreteri ile ayaküstü görüştüklerini, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İzlanda, Polonya, Romanya, Estonya ve Hollanda liderleri ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile de sohbet ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinde hem müttefikleriyle ikili ilişkileri geliştirmenin yolları hem de NATO bünyesindeki iş birliği üzerinde durduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda eski Başbakanı Mark Rutte’nin, bütün müttefiklerin onayıyla yeni NATO Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Rutte’nin görevi boyunca müttefiklerin menfaatlerini ve hassasiyetlerini gözeteceğine güveniyorum. Ayrıca kendisinin, ittifak dayanışmasını ve NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğindeki merkezi rolünü önceleyen bir yaklaşım takip edeceğine inanıyorum. Sayın Rutte’ye, üstleneceği bu yeni ve zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Göreve geldiği 2014 yılından bu yana İttifakın birliğinin ve dayanışmasının korunması yolunda gayret gösteren değerli dostum Genel Sekreter Stoltenberg’e de burada hassaten teşekkür ediyorum. Şahsımla ve makamlarımızla yakın iş birliği sergileyen Sayın Stoltenberg, özverili çalışmaları ve başarılı hizmetleriyle, bizimle birlikte herkesin takdirini kazanmıştır. Bir kez daha kendisine şahsım ve milletim adına en kalbi şükranlarımı iletiyorum. Washington Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilerin sorularını da cevapladı.

Bir gazetecinin, “Türkiye, sahada somut olarak İsrail’in askerî yıkımını durdurmak, öldürülen insanların, çocukların hayatlarını kaybetmesini engellemek için neler yapacaktır?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle gazeteciye teşekkür etti.

İlk günden itibaren İsrail-Filistin arasındaki bu savaşla ilgili her türlü adımı attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Gıda yardımı mı dersiniz, hastanelerimizi devreye sokmak mı dersiniz? Çocuk, kadın, yaşlı 40 bine yakın insan bu bölgede öldü. Yaralıları söylememe gerek yok. O sayı zaten 100 bine yaklaşıyor. Hastanelerimizi bu konuyla ilgili devreye soktuk. Şu anda hastanelerimize gelen yaralıları tedaviye alıyoruz. Gıda noktasında ise şu ana kadar aynı şekilde 40 bine yakın tır, uçak, bütün bunlarla gıda yardımını bölgeye gönderiyoruz. Kimi El-Ariş, kimi Refah Sınır Kapısı’nda buraya gönderiliyor. Bu yardımlarımız da hâlen devam ediyor, devam edecek. Bu kardeşlerimizi yalnız başına bırakamayız, onları terk edemeyiz. Aynı şekilde yiyecek, su, giyecek… Bu ihtiyaçları da gidermeye çalışıyoruz. İlgili bilimlerimiz, başta Kızılay’ımız olmak üzere bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyor. Devlet makamları olarak bu çalışmalara devam ediyoruz, devam edeceğiz. İsrail’i Lahey Adalet Divanı’na da Güney Afrika ile şikâyet ettik. İlgili birimlerimiz, Adalet Bakanlığımız bu süreci çalıştırıyorlar. Dünyadaki diğer ülkelerin de şikâyetçi olmasını talep ediyoruz. Bu çalışmamız, kampanyamız sürüyor, sürecek. Zira İsrail’in anladığı dili kullanmamız lazım. Bu sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olacağına inanıyoruz.”

NATO’NUN UKRAYNA’YA YARDIMI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO, müttefiki olmadığı hâlde Ukrayna’ya bir yardımda bulunuyor. Filistin’e yönelik ise böyle bir çalışma içinde değil. NATO’ya bu yönde bir telkinde bulundunuz mu? Bulunduysanız nasıl bir geri bildirim aldınız?” sorusu üzerine, bu iki konuyu birbiriyle karıştırmamak gerektiğini dile getirdi.

Şu anda Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmenin farklı, toplantının içeriğinin farklı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öbür tarafta İsrail, Filistin konusu çok daha farklı. Onunla ilgili de aynı şekilde gerek dünya gerek İslam dünyası bazı kampanyaları malum, yürütüyor. Nakdi noktada bazı adımlar atılıyor. Başta Türkiye ve Körfez ülkeleri olmak üzere elimizden geleni aynı şekilde İsrail-Filistin savaşında da ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah vicdan, insaf sahibi olan ülkeler bu konuda elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum” dedi.

F16 TEDARİKİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “‘F16 alımının ölçeği küçüldü’ haberlerini okuduk yabancı basında. Bazı parçaların lokal üretileceği aktarılıyor. Nasıl böyle bir karar alındı, tam olarak ne anlama geliyor? NATO, F35’lere ödenen parayı, Amerika ile hâlâ görüşmeleri süren mekanizma, millî gelirin yüzde 2’si arasında hâlâ sayıyor mu?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Bu konuyla ilgili özellikle dün akşam ve bugün Sayın Biden ile tekrar konuştum. Denildiği gibi olursa, ‘Üç dört hafta içinde ben bu problemi çözeceğim’ dedi. Bugün ayrılırken yine hatırlattım. Üç dört hafta içinde çözeceğini söyledi, aramızda bazı nükteler de oldu. Parçalarla ilgili konu, her zaman görüştüğümüz konular. En taze haber olarak size Sayın Biden’ın bana verdiği cevabı nakletmiş oldum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz, ‘Suriye Devlet Başkanı ile görüşeceğinizi’ söylediniz. Türkiye’yi Suriye’de istemeyen farklı dış güçlerin Kayseri olaylarını provoke ettiğine dair bir bilgi var mı elinizde?” sorusuna, “Şimdi elimdeki bilgiyi sorma. Ben, şimdi size hangi bilgiyi aktardım? Özellikle Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış sözleşmesi bu yılın sonuna kadar imzalanabilir mi?” sorusu üzerine, “Şimdi İlham Bey onun kararını verecek, ben değil. Gönlümüz arzu eder ki imzalansın ve Ermenistan-Azerbaycan arasında da barış hâkim olsun. Bizler, Ermenistan Başbakanı ile yaptığımız görüşmelerde burada da olumlu adımların atıldığını görüyoruz. İlham kardeşimle de yaptığım görüşmelerde o da olumlu adımların atıldığından yana” diye konuştu.

Dünyanın da o bölgenin de barışa hasret olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu barışı bir an önce kucaklamak istediklerini vurguladı.

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Türkiye’nin katılım sürecine ilişkin soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanghay İşbirliği’ne gözlemci üye olarak değil, bizim hedefimiz orada daimi üye olmaktır. Zaten şu anda gözlemciyiz. Onu aşarak Türkiye artık Şanghay Beşlisi’ne daimi üye olarak katılmalıdır. Bunu gerek Sayın Putin’le gerek Şi Cinping’le ayrı ayrı görüştüm. Ayrıca Kazakistan Başkanı ile görüştüm ve bütün daimi üyelerden bu konuda destek istedim” cevabını verdi.

“EUROFİGHTER KONUSUNU ARAMIZDA GÖRÜŞTÜK”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ABD’de üç beş ay sonra seçimlere gidiliyor. Başkan Joe Biden’ın kendi partisi içinde dahi adaylığı ciddi anlamda tartışılıyor. Bu siyasi çalkantı ve belirsizlik sizi endişelendiriyor mu? İkinci bir Donald Trump dönemine nasıl bakarsınız?” sorusunu, “Şu anda buradaki yarışın biz tarafı değiliz ve bu yarış içerisinde kalan üç buçuk dört aylık sürede kararı Amerika’daki halk, eyaletler verecek. Bu eyaletlerin vereceği karar çok önemli. Bizler de Türkiye olarak, Türk siyasetinin içerisinde olan bir insan olarak, en hayırlı kararı verecek olan Amerika delegesinin vereceği bu kararı izleyeceğiz. Kasım ola, hayır ola” diye cevapladı.

“Zirve bildirgesinde müttefiklerin birbirine yaptırım, ambargo uygulamaması gerektiğinin altını çiziliyor. Almanya, Türkiye’nin Eurofighter alımını engelliyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eurofighter konusunu aramızda görüştük. Bu konuyla ilgili olarak Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Konuyla ilgili görüşmelerimizin devamı ve Savunma Bakanımın muhatabıyla orada yaptığı görüşmelerde de mümkün olduğunca olumlu istikamette bir gidişin olduğunu gördük. Gerek Almanya gerek İngiltere tarafında bu tür olumlu gelişmeler var. Hep birlikte takipçisi olacağız. İnşallah sonucu da hayırlı olur” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî futbolcumuz Merih Demiral’ın yaptığı bozkurt işareti Alman siyasiler tarafından farklı yorumlandı. Görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, konunun gündeme gelmediğini aktardı.

Bir sonraki NATO zirvesinin Türkiye’de yapılmasına karar verildiği hatırlatılarak, zirvenin hangi şehirde gerçekleşeceğinin belli olup olmadığı ve zirveye ilişkin değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin hangi şehirde yapılacağı konusunda bir kararın bulunmadığını söyledi.

Konuyu değerlendireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük ihtimalle bu tabii herhalde İstanbul’a yakışır. İstanbul’da böyle büyük bir organizasyonu yaparız. Daha önce de yine bir zirveyi İstanbul’da yapmıştık. Yine İstanbul’da inşallah böyle bir zirveyi yapar ve buradan NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız” diye konuştu.

NATO üyesi ülkelerin, Ukrayna’ya verilecek destek konusunda güçlü bir mesajı dile getirdikleri belirtilerek, “Burada birçok ikili görüşme yaptınız. Barışın sağlanması konusunda bu yaptığınız görüşmelerde sizde uyanan intiba neydi?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Herkes tabii ki barıştan yana. Yani barışın karşısında olan yok. Hangi liderle görüştüysem aynı istikamette düşüncelerini ifade ediyorlar. Ve öyle zannediyorum ki barış burada eninde sonunda egemen olacak. Hele hele bizde yapılacak zirve, barışın taçlandığı bir zirve olacaktır diye düşünüyorum. Ve o ana kadar da birçok şeyler tabii ki değişecektir. Temennimiz odur ki bizim Dışişleri Bakanlığımız, yapacağımız görüşmelerle birlikte de inşallah bu işin altyapısını en güzel şekilde oluşturup adımlarımızı buna göre atmış oluruz.”

“EN ÖNEMLİ ADIMIMIZ AKKUYU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne ilişkin soruya karşılık, bu konuyu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Ukrayna ve Rusya) Her iki tarafı eğer bu konuda bütünleştirebilirsek inşallah Karadeniz Tahıl Girişimi’nin adımlarını da atmış oluruz. Bir İstanbul Dolmabahçe serüvenini burada geliştirmiş olalım diye düşünüyoruz. Beklentimiz bu” ifadesini kullandı.

AB üyesi ülkelerle askerî sanayi alanındaki iş birliğine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, şunları paylaştı: “Maalesef şu an itibarıyla herhangi bir gelişme bu konuda Avrupa Birliği üyesi ülkelerle söz konusu değil. Ve Sayın Scholz ile yaptığımız görüşmede de özellikle Eurofighter Typhoon konusu ve bunun yanında bizim fırkateynler, korvetler, bunların makineleriyle ilgili konularda özellikle MTU, Mercedes, MAN bunlarla ilgili adımlarımızda, Almanya’dan bunların hangilerini acaba satın alabiliriz? Veyahut da şu anda gümrükte bekletilen örneğin Siemens’in bizim Çukurova’yla ilgili, oradaki şu anda biliyorsunuz en önemli adımımız Akkuyu ama Akkuyu’nun da en önemli ünitelerinden bir tanesi de Siemens ile ilgili olan münasebetlerimiz. Siemens’in bize göndermesi gereken türbinler meselesi var. Bu türbinlerde de şu anda Alman gümrüklerinde bunlar bekliyor. Bunları da kendilerine söyledik. Ve takibini yapmak suretiyle bütün bu makinelerin alımı, gerekse Siemens’in bize vermesi gereken bu türbinler meselesi, bunları da aşmak suretiyle, bir an önce bunları satın alalım istiyoruz ve bunlarla ilgili de adımlarımızı atalım istiyoruz. Buralarda bazı tıkanıklıklar var ama aşacağımıza inanıyorum. Bu konuda Sayın Şansölye ile münasebetler iyi geçti.”

NATO’nun ikinci adamının bir Türk olacağı yönündeki açıklaması hatırlatılarak, bu konuda belirlenmiş bir isim olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararı kendisinin vermeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz teklifimizi yaptık, teklifimizin karşılığında Sayın Rutte, başta Dışişleri Bakanım olmak üzere bu görüşmelerle inşallah bir Türk’ü vekil olarak yanına alması hâlinde bu yaptığımız görüşmelerin verimli bir netice verdiğinin işareti olur. Ama yine aynı şeyi söylüyorum. Biz takipçisi olacağız. Nihai kararı Sayın Rutte vermiş olacak. Hayırlısı olsun. İsim olarak şu olacak, bu olacak. Bunu deme noktasında henüz değiliz” sözlerini sarf etti.

“NATO’ya üye olan Fransa, Ermenistan’da aktif silahlandırma ve rövanşizm siyaseti yürütüyor. Aslında bölgede barışla ilgili çalışmaların yürütüldüğü bir zamanda bölgeye yabancı bir unsur olan Fransa’nın, Kafkas siyasetini nasıl değerlendirirdiniz?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani oradaki barışı bölmek veya barışa gölge düşürmek hiç isabetli olmaz” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir görüşme yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama daha sonra bu konuyla ilgili tekrar gerekirse Sayın Macron’la bunları da görüşürüz. Yakın zamanda tekrar bir araya geleceğiz. Ve olumsuz bazı gelişmeler bölgede olursa bunu yine kendisiyle paylaşırız” diye konuştu.

AB ortak savunmasına ilişkin gelişmelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu soruya cevap vermek için erken olduğunu, çünkü Türkiye’nin AB üyesi olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği’nin üyesi olmadığımız için de buradan Türkiye’nin payına şu düşer, şu düşmez, böyle bir şeyi konuşmak herhalde doğru olmaz. Biz sadece takipçisi oluruz. Vakti saati geldiğinde de gerekeni yaparız. Olayı sadece takip ediyoruz. Çünkü gerek Borrell’in açıklamaları, gerekse diğerlerinin bu konudaki açıklamaları bizimle aynı ölçekte değil” değerlendirmesinde bulundu.

Her Şey Güçlü Bir Türkiye İçin | Genç Gazeteciler

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Müttefik ve Ortak Devlet ve Hükûmet Başkanları Toplantısı’na katıldı

Genç Gazeteciler | ABD

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Müttefik ve Ortak Devlet ve Hükûmet Başkanları Toplantısı’na katıldı.

Genç Gazeteciler | ABD

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-ABD-10-1.jpg

DAHA FAZLA HABER

Dünya

Emine Erdoğan, Jill Biden’ın ev sahipliğindeki resepsiyona katıldı

Genç Gazeteciler | ABD

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Washington’da bulunan devlet ve hükûmet başkanlarının eşleri için ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından verilen resepsiyona katıldı.

Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi’ndeki resepsiyona katılan Emine Erdoğan, bina girişinde Jill Biden tarafından karşılandı. Davetliler, daha sonra “Entertainment Nation” başlıklı sergiyi gezdi. Sergiyi gezerken Emine Erdoğan resepsiyona katılan diğer devlet ve hükûmet başkanlarının eşleriyle sohbet ederek çevre, kültür, eğitim gibi konularda bilgi paylaşımında bulundu. Serginin ardından, toplu fotoğraf çekimi yapıldı.

Resepsiyona ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Zirveler, ülkelerimiz arasındaki bağları güçlendirmek ve ortak değerlerimizi pekiştirmek adına büyük bir önem taşıyor. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi vesilesiyle Washington’da lider eşleri ile bir araya geldik. ABD Başkanı’nın eşi Jill Biden ev sahipliğinde Amerikan Tarihi Ulusal Müzesi’ni ziyaret ettik. Tarihin ve kültürün harmanlandığı buluşma çerçevesinde değerli lider eşleri ile verimli sohbetler gerçekleştirerek, pek çok konuda fikir alışverişinde bulunduk.”

Genç Gazeteciler | ABD

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Atlantik Konseyi Devlet ve Hükûmet Başkanları Oturumu’na katıldı

Genç Gazeteciler | ABD

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başkenti Washington’da NATO Atlantik Konseyi Devlet ve Hükûmet Başkanları Oturumu’na katıldı.

Zirvenin yapıldığı Walter E. Convention Center’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından karşılandı.

Karşılamanın ardından, NATO üyesi ülkelerin devlet ve hükûmet başkanları aile fotoğrafı çektirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, NATO Atlantik Konseyi Devlet ve Hükûmet Başkanları Oturumu’na katıldı.

Genç Gazeteciler | ABD

DAHA FAZLA HABER
REKLAMLAR

HABER BURADA

Haziran 2022
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
REKLAMLAR

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge