Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Fatih Sondaj Gemimiz, Çaycuma-1 sondajında, denizin 3 bin 23 metre altında, 58 milyar metreküplük doğal gaz rezervi keşfetti. Açacağımız yeni tespit kuyularıyla, bu rakamın yukarı yönlü revize edilmesini bekliyoruz. Yaptığımız yeni keşfimiz, bölgeye komşu diğer jeolojik sahalardaki benzer keşiflerimize de kapı aralayacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Son Kabine Toplantımızın ertesi günü Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Üçlü Zirvesine katılmak için Türkmenistan’ın Avaza şehrine gittik. Enerji ve ulaştırma başta olmak üzere ülkelerimiz arasındaki ortak iş birliği konularını ele aldığımız zirve gayet başarılı geçti. Türkmenistan’ın sahip olduğu doğal gaz potansiyelini ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına aşacak projelerde zirve gündemimizde yer almıştır. Bu toplantı aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı’yla bölgede başlattığımız yeni dönemde Türkmenistan’ın daha aktif şekilde yer alacağının da işareti olmuştur.
Silivri’deki yeraltı doğal gaz depolama tesisimizin kapasitesini 4,6 milyar metreküpe çıkartan projenin açılış töreninde ülkemizin enerji alanında geldiği yeri ve hedefleri bir kez daha kamuoyuna anlatma imkânı bulduk. Biraz sonra doğal gazdaki yeni müjdelerimizi milletimizle paylaşacağız.
Mardin’e 17 Aralık’ta yaptığımız ziyarette hem vatandaşlarımızla hasret giderdik, hem şehrimize kazandırdığımız yüzlerce eserin resmî açılışını yaptık, hem de farklı inanç kesimlerinin temsilcileriyle bir araya geldik. Güncel tutarıyla 17,5 milyar lirayı bulan eser ve hizmetlerin bir kez daha Mardin’imize hayırlı olmasını diliyorum.
Değerler Yüzyılı Buluşması’nda her ne sebeple olursa olsun insanlarımızın bir kısmını diğerleriyle karşı karşıya getirmeye yönelik hiçbir gayretin bu topraklarda kök salamayacağını Mardin’den tüm dünyaya ilan ettik.
“ÜLKEMİZİN GURUR KAYNAĞI SAVUNMA SANAYİ PROJELERİNDE GELİNEN SON DURUMU GÖZDEN GEÇİRDİK”
Geçtiğimiz Pazartesi günü iştirak ettiğimiz Kadın Emeği Türkiye’nin İstikbali Programının kapanış toplantısında kadınlarımızın kazanımlarına ve Türkiye yüzyılına sahip çıkma kararlılıklarına şahit olduk. Biz de hem yeni müjdelerle bu çabalara olan somut desteğimizi gösterdik, hem de kadınlarımızın hakkaniyet temelli mücadelelerine verdiğimiz desteği tekrarladık.
Salı günü başkanlık ettiğimiz Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısı’nda ülkemizin gurur kaynağı savunma sanayi projelerinde gelinen son durumu ve bundan sonraki iş programlarını gözden geçirdik. Türkiye, artık sadece kendisi için savunma sanayi ürünleri tasarlayan ve üreten bir ülke hâline gelmenin ötesine geçmiştir. Her geçen gün artan ihracatımızla tüm dünyada savunma sanayi sektörümüzün ürünleriyle adımızdan söz ettiren bir konuma geldik. İnşallah önümüzdeki yıl devreye alacağımız projelerle bu konumuzu daha da güçlendireceğiz.
Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin takdimi vesilesiyle ülkemize değer katan kültür, sanat insanlarımızla bir araya geldik. Çeşitli alanlarda ülkemize yaptıkları katkılarıyla fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren tüm kültür sanat insanlarımıza buradan bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.
Aynı gün Senegal Cumhurbaşkanını Külliyemizde ağırlayarak iki ülke arasındaki zaten oldukça yakın olan ilişkileri daha da ileriye taşıyacak görüşmeler gerçekleştirdik.
“2023 YILI NET ASGARİ ÜCRETİNİ 8 BİN 507 LİRA OLARAK İLAN ETTİK”
Aziz milletim; Perşembe günü milyonlarca çalışanımızı ve geliri buna endeksli yine milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiren 2023 yılı asgari ücretini kamuoyuna açıkladık. Bilindiği gibi ülkemizde 2002 yılında net asgari ücret 184 liraydı. Ekranları başında şu anda bizi izleyen milletime özellikle bunları hatırlatmak istiyorum. Bu rakamı 2014 yılında 1000 liraya, 2015 yılında 1300 liraya, 2020 yılında da 2825 liraya çıkardık. Kurda ve enflasyonda yaşanan artışı dikkate alarak 2022 Ocak ayında net asgari ücreti 4253 lira olarak belirledik. Yıl içindeki gelişmeler bizi Temmuz ayında asgari ücreti 5500 lira seviyesine çıkartmaya yöneltti.
Geçtiğimiz hafta da 2023 yılı net asgari ücretini 8 bin 507 lira olarak ilan ettik. Böylece asgari ücret önceki yıla göre yüzde 200, yılbaşına göre yüzde 100, Temmuz ayına göre yüzde 55 oranında yükseldi. Bir başka ifadeyle, net asgari ücret 2021’e göre üç kat, yılbaşına göre iki kat artmış oldu. Asgari ücrete kişi başına verdiğimiz devlet katkısını da 250 liraya çıkarttık. Yani 8507 liralık asgari ücretin 250 lirası işveren tarafından değil devletçe ödenecektir. Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl asgari ücretten alınan gelir ve damga vergilerini de kaldırmıştık. Amacımız; asgari ücretin işverene maliyetini azaltarak yaptığımız yüksek oranlı artışların istihdamda herhangi bir olumsuzluğa yol açmamasıdır. Yeni asgari ücretin çalışanlarımıza, işverenlerimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Hep söylediğimiz gibi, ülkemizin kazancını, zenginliğini çalışanlar başta olmak üzere milletimizin her kesimine yansıtmakta kararlıyız. Asgari ücreti belirlerken de, sosyal yardım yelpazesini genişletirken de, işletmelere verdiğimiz kredi paketlerini büyütürken de bu anlayışla hareket ediyoruz. İnşallah, memur ve emekli maaş artışlarını da yine bu yaklaşımla yapacağız.
“AMACIMIZ, 2024’TE ÜLKEMİZİ YENİDEN TEK HANELİ ENFLASYON RAKAMLARINA KAVUŞTURMAKTIR”
Ek göstergeden sözleşmelilerin kadroya alınmasına kadar pek çok taleplerini çözdüğümüz çalışanlarımızın emeklilikle ilgili beklentilerini karşılayacak hazırlığı da yakında tamamlıyoruz. İnşallah, bu meseleyi de yılbaşından önce arzumuz gündemden çıkartmaktır.
Amacımız; bir sonraki yıl, yani 2024’te ülkemizi yeniden tek haneli enflasyon rakamlarına kavuşturmaktır. Özellikle Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütmektir. Onun için de ülkemizin tüm potansiyelini sonuna kadar kullanıyoruz. Küresel krizin etkilerine bağlı fiyat artışlarının tüm kesimlerin refahlarında yol açtığı kayıpları telafi edip üstüne çıkana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz.
Tabii bu arada girdi maliyetlerindeki artışların üstünde fiyatlamalar yaparak fırsatçılık peşinde koşanları da asla affetmeyeceğiz. Fırsatçılarla mücadele, hukuki olduğu kadar ahlaki bir zeminde de yürütülmek mecburiyetindedir. Dünyanın başka hiçbir yerinde görülmedik şekilde mal ve hizmetlere maliyet artışının çok üzerinde artışlar yapılması, kısa vadede kazandırıyor gibi gözükse de orta ve uzun vadede kaybettirecek bir yaklaşımdır. Bu şekilde hareket eden fırsatçılar, bizim gözümüzde günübirlik yüksek kazanç uğruna kendilerinin de içinde bulunduğu Türkiye gemisini delmeye çalışan haramzadelerdir, ahlaksızlardır. Ağır konuşuyorum, kusura bakmayın; namussuzlardır.
“ENFLASYONUN YILSONUNDA YÜZDE 30’UN ALTINA GERİLEYECEĞİNİ ÜMİT EDİYORUZ”
Milletimin her bir ferdinden bu tür fırsatçılara gerekirse mal ve hizmet ihtiyaçlarını alternatif kanallara yönelterek hak ettikleri dersi vermelerini bekliyoruz. İlgili kurumlarımız bu tür akıl ve vicdan dışı hareketleri zaten yakından takip ediyor ve gereken müeyyideleri uyguluyor. Ama en etkili yaptırımın doğrudan milletin iradesi olduğunu da biliyoruz. İnşallah yılbaşından itibaren hızla aşağı inecek enflasyonun yılsonunda yüzde 30’un altına gerileyeceğini ümit ediyoruz. Amacımız; bir sonraki yıl, yani 2024’te ülkemizi yeniden tek haneli enflasyon rakamlarına kavuşturmaktır. Biz bugüne kadar her mücadelemizi milletimizle birlikte verdik, enflasyonla mücadelemizi de milletimizle birlikte yürütecek ve Allah’ın izniyle zafere ulaştıracağız.
Yine geçtiğimiz Perşembe günü canlı bağlantıyla Bitlis Çayı Viyadüğü ve bağlantı yollarının açılışını yaparak bölgenin ulaşımında önemli yere sahip bu projenin sevincini oradaki kardeşlerimizle paylaştık.
Cuma günü İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı’nın açılış töreninde ülkemizin yargı alanında gerçekleştirdiği reformları değerlendirdik.
Cumartesi günü Erzurum’da şehrin dillere destan soğuğuna inat 100 binin üzerinde vatandaşlarımızla sıcak bir kucaklaşma gerçekleştirdik. Toplu açılış törenimizle pek çok projenin resmî açılışını yaparken, gençlerimizle de coşkulu bir buluşmada bir araya geldik. Ziyaret ettiğimiz tüm şehirler gibi Erzurum’da da bizi samimiyetle bağrına basan tüm vatandaşlarıma özellikle şükranlarımı sunuyorum.
Sadece ulaştırma alanında bir ayda hizmete verdiğimiz eserleri hatırlamak bile, Hükûmetimizin ne kadar gayretli ve verimli çalıştığını göstermeye yeterli olacaktır.
Aralık ayında Ağrı’da 70 kilometrelik Hamur-Tutak-Patnos bölünmüş yolunu, Şanlıurfa Kuzeybatı Çevre Yolunu, Samsun’da Kavak-Asarcık Yolunu, Mardin’de Midyat Şehir geçişi ve bağlantı yolları ile Nusaybin Yolunu, Bitlis’te Diyarbakır-Siirt Yolu üzerindeki Bitlis Çayı Viyadüğünü, Erzurum’da İspir-Rize Yolunu ve üzerindeki tünelleri hizmete açtık.
Ayrıca, 1915 Çanakkale Köprüsünün üzerine Seyit Onbaşının hatırasını yaşatacak top mermisi figürlerini yerleştirdik.
Ankara Esenboğa Havalimanının üçüncü pistin yapımını da içeren kapasite artırımı ile işletmesinin 560 milyon avro bedelle kiralanması ihalesini sonuçlandırdık.
Herhâlde sadece bir bakanlığımızın 1 aylık çalışmasını anlatan bu tablo karşısında daha fazla söze de, nefes harcamaya da hacet yok.
Bu hafta da çeşitli açılışlarla, törenlerle, inşallah toplantılarla, ziyaretlerle ülkemizi eserler kazandırmayı, milletimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
Aziz milletim; hatırlanacağı üzere bundan 20 yıl önce iktidara gelirken halkımıza ülkemizi öncelikle eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, tarım, dış politika, bütün bu alanlarda yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımını gerçekleştirmek için çıktığımız uzun ve meşakkatli yolculuğun her safhası ayrı bir mücadeleyle, ayrı bir hikâyeyle geçmiştir.
“ÜLKEMİZE KAZANDIRDIĞIMIZ ESER VE HİZMETLERLE TARİHTEKİ YERİMİZİ YENİDEN ALDIK”
Geriye dönüp baktığımızda, Cumhuriyetimizin ilk asrının son 20 yılını geçmişin eksiklerinin hemen tamamını telafi ettiğimiz, yanlışlarının hemen tamamını düzelttiğimiz bir dönem hâline dönüştürdüğümüzü görüyoruz. Vesayetin oyunlarını, terör örgütlerinin saldırılarını, darbecilerin teşebbüslerini, ekonomik tetikçilerin tuzaklarını, küresel güçlerin kuşatmalarını birer birer kırarak ülkemizi bugünlere getirdik. Elbette bu süreçte ülke ve millet olarak pek çok bedel de ödedik. Yeri geldi milletimizin hassasiyetleri üzerinden sosyal kaos çıkartmaya çalıştılar. Yeri geldi hak ve özgürlükler üzerinden demokrasimize saldırdılar. Yeri geldi terör örgütleriyle sınırlarımızı taciz ettiler, şehirlerimizi kana ve ateşe boğmak istediler. Yeri geldi içimizdeki bazı hainleri kullanarak darbe girişiminde bulundular. Yeri geldi dünyada eşi benzeri görülmemiş ekonomimizi mahvetme tehditleriyle aşımıza, ekmeğimize gözlerini diktiler. Hamdolsun, milletimizle omuz omuza, yürek yüreğe vererek bunların hepsini de bertaraf ettik. Son bir yıldır yaşadığımız ekonomik türbülans bu sürecin örneklerinden biridir.
Ülkemizi sağ salim bu sarsıntıdan da çıkartarak hedeflerimize daha sıkı şekilde odaklandığımız bir döneme girdik. Bu 20 yılın her senesi gibi 2022’de de maruz kaldığımız tepkilere karşı verdiğimiz destansı mücadele yanında, ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerle tarihteki yerimizi yeniden aldık.
Artık son günlerini yaşadığımız 2022’yi Cumartesi gecesi uğurlayacak, Pazar günü yeni umutlar ve heyecanlarla 2023’e merhaba diyeceğiz. Bu vesileyle, hükûmetimizin 2022 yılı çalışmaları ve 2023 hedefleri konusunda şöyle özetin özeti diyebileceğim bir değerlendirmeyi gerek sizlerle, gerekse ekranları başında bizi izleyen milletimle paylaşmak istiyorum.
Geçtiğimiz yıl eğitimde yeni dönem hazırlıkları için ilk kez tüm okullarımıza doğrudan 7 milyar lira bütçe gönderdik.
Kullanılmayan köy okullarını yeni bir yaklaşımla dönüştürerek 2 bin 200 köy yaşam merkezi açtık.
“ÖĞRETMENLERİN ÖZLÜK VE MALİ HAKLARINDA ÇOK CİDDİ İYİLEŞTİRMELER YAPTIK”
Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak için başlattığımız seferberlikle 6.000’in üzerinde yeni anaokulu açarak 5 yaş grubundaki okullaşma oranını yüzde 99’a çıkardık.
Yaklaşık 1 milyon 110 bin ailemizin yararlandığı kültürel değerlerimizi, aile içi iletişimi, bağımlılıkla mücadeleyi merkeze alan aile okulu projesini başlattık.
Kütüphanesiz okul bırakmama hedefiyle 16 bin 361 yeni kütüphane açarken, buralardaki toplam kitap sayısını 110 milyona çıkardık.
Temel eğitimdeki 8 bin 324 okulumuzu iyileştirme kapsamına alarak donanımı ve kadrosuyla geliştirdik.
Matematik, İngilizce, bilim ve sanat alanlarında ilk kez açtığımız ücretsiz yaz okulları ile 1 milyon öğrencimize ulaştık.
Okullarımızdaki yönetici ve öğretmenlere verdiğimiz çevre, atık yönetimi ve sıfır atık konulu seminerlerle bu alanda yürütülen millî çalışmalara destek sağladık. Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkartarak bu meslek mensuplarının özlük ve mali haklarında çok ciddi iyileştirmeler yaptık.
Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayısını, buraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum, 160 binden 1 milyon 200 bine yükselterek sanayimizin çırak, kalfa ihtiyacını karşılayacak önemli bir adım attık. Organize sanayi bölgelerindeki mesleki eğitim merkezlerini kurduk. Gönül coğrafyamızdan öğrencilerin yetişmesine katkı vermek için 7 uluslararası meslek lisesini faaliyete geçirdik. Meslek liselerindeki döner sermaye üretimini 2 milyar liraya yükselttik.
Fikri mülkiyet çalışmalarını meslek liseleri ve olgunlaşma enstitüleri başta olmak üzere tüm okullarımıza yaygınlaştırarak 8 bin 300 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescilli alınmasını sağladık.
Taşımalı eğitimle ve pansiyonda kalarak eğitim gören 1,8 milyon evladımızın tamamına şu anda ücretsiz yemek veriyoruz. Hayat boyu öğrenme kurumlarımızda 13,4 milyonun üzerinde vatandaşımıza hizmet verdik.
Ders kitapları yanında, biliyorsunuz 20 yıldır okullarımızda okullar açılırken sıraların üzerinde ders kitapları ücretsiz, onunla kalmadık şimdi de ders kitaplarının yanında yardımcı kaynak kitaplarıyla da öğrencilerimizi ücretsiz buluşturmak için 160 milyon kitap dağıttık.
Önümüzdeki yıl eğitimde köy okullarının tamamını köy yaşam merkezlerine dönüştürme projemizi neticelendireceğiz. Okulların bilgi teknoloji altyapısını güçlendirerek sistemi geleceğe hazırlamayı sürdüreceğiz. Hâlen başarıyla süren mesleki eğitim merkezlerimizdeki çalışmaları sanayiyle yakın iş birliği hâlinde genişleteceğiz.
Yine hâlen 81 ilde faaliyet gösteren yetişkin engellilerimize yönelik halk eğitim merkezlerini ilçelerimizin tamamına yayacağız. Özel yetenekli öğrencilerimize hizmet veren 379 bilim ve sanat merkezine erişimi kolaylaştırmak için bu kurumları da tüm ilçelerimizi kapsayacak şekilde genişleteceğiz.
Tüm okullarımızı çevre dostu okullara dönüştüreceğiz. En fazla enerji tüketen bin okulumuza toplamda 60 megavat kapasiteli çatı üstü güneş enerji sistemi kuracağız. Üretime dönük faaliyet yürüten eğitim kurumlarımızı elektronik ticaret sistemine dâhil edeceğiz.
Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine yönelik çalışmaları yoğunlaştıracağız. Değerler eğitimini anasınıfından itibaren tüm sistemin temel unsurlarından biri hâline getireceğiz. Okul yöneticilerine yönelik kültür, tarih, medeniyet bilinci seminerleriyle bunun ilk adımını attık. Yetişkinlerin yüzde 25’ini halk eğitim merkezlerinin faaliyetlerine dahil edeceğiz. Kapsamı genişleterek okullarda ücretsiz yemek imkânından yararlanan öğrenci sayımızı 5 milyona çıkartacağız.
Aziz milletim; geçtiğimiz yıl gençlik ve sporda ülkemizin 81 iline yaydığımız ve her yıl 3 milyondan fazla üyesine hizmet veren gençlik merkezlerimizin sayısını 36 ilaveyle 432’ye, genç ofislerimizin sayısını da 65 ilaveyle 352’ye çıkardık.
Daha çok evladımızın erişimini sağlamak için yaş aralığının 12-25’e çıkardığımız gençlik kamplarımızdan 182 bin kişi yararlandı. Bu yıl ilk defa başlattığımız akademik kamplarımıza katılan gençlerimizin sayısı da 140 bini buldu. Katılımcılara çağımızın becerilerini kazandırmayı hedefleyen vizyon kulüplerimizin eğitim programlarıyla 45 bin gencimize ulaştık. Hâlen 81 ilimizdeki 104 atölyede süren ve millî teknoloji hamlemizin nüvesini oluşturan dene-yap projesiyle bir yılda 15 bine yakın gencimiz eğitimden istifade etti.
“850 BİN ÖĞRENCİMİZE YURTLARDA HİZMET VERİYORUZ”
İklim değişikliği ve küresel ısınmaya karşı duyarlı gençlerimiz için genç iklim elçileri projesini başlattık. Sanat, spor, kitap, seyahat gibi başlıklar altında yapılan bütün çalışmalara 750 bin gencimiz iştirak etti.
Yurtlarımızı yaz aylarında ülkesini gezmek, tanımak isteyen gençlerimize ücretsiz olarak açtık, rezervasyon sistemiyle yürütülen bu projeden 325 bin gencimiz yararlandı. Ülke genelinde 10 bin basketbol potasını mahallinde gösterilen mekânlara yerleştirilerek yüzbinlerce gencimizin yararlandığı basketbol sahaları inşa ettik. Sportif yetenek taramaları kapsamında bir yılda 1 milyon 459 bin öğrencimizin profesyonel spor hayatına geçişine rehberlik yaptık.
Yüzme bilmeyen evladımızın kalmaması için ilkokul 3 ve 4. sınıflar ağırlıklı bir projeyle 2 milyon 322 bin çocuğumuzu yüzme kurslarına dahil ettik. Millî sporcu bursu projesinden lise ve üniversite döneminde toplam 482 millî sporcumuzun faydalanmasını sağladık.
Ülkemizin genelinde açtığımız 108 yeni yükseköğrenim yurt binasını akademik yılbaşında öğrencilerimizin istifadesine sunduk. Yükseköğretim öğrencilerimizin kredi burs miktarını lisansta 1.250 liraya, buraya tabi nereden geldik biliyorsunuz, 45 liradan geldik, 45 liradan 1.250 liraya, yüksek lisansta 2.500 liraya, doktorada 3.750 liraya çıkardık.
Bu yıl rekor bir yerleştirme oranına ulaşarak 850 bin öğrencimize yurtlarda hizmet veriyoruz. Yurtlarda kalan öğrencilerimize yaptığımız beslenme yardımını da 750 liradan 1800 liraya yükselttik. Ayrıca, gençlerimize geçmiş dönem kredi ödemleriyle ilgili verdiğimiz söz neydi? 3,3 milyon gencimizin 27 milyar liralık endeks borcunu sildik.
Ayrıca, biliyorsunuz üniversite gençlerimizin harç sorunu vardı, bununla ilgili devamlı boykotlar yaparlardı ve biz hiç bu işi uzatmadık, harç olayını kaldırmak suretiyle üniversiteli gençliğin harç sorununu bitirmiş olduk. Önümüzdeki yıl, gençlik ve sporda bu yıl 6 milyon evladımızın faydalandığı gençlik merkezlerinde ve genç ofislerinde yürütülen faaliyetlerin kapsamını daha da genişleteceğiz. Büyük ilgi gören kamplarımızda ev sahipliği yaptığımız gençlerimizin daha iyi vakit geçirmelerini sağlayacak programlar geliştireceğiz. Dene-yap atölyelerini teknolojideki gelişmeler ışığında daha ileriye taşıyacak, çocuklarımızın bu alandaki kabiliyetlerini görebilmelerini sağlayacağız.
Bakanlığımızın tüm faaliyetlerinin planlama ve uygulama aşamasında gençlerimize daha çok söz hakkı vererek öz güvenlerini artıracağız. Gençlerimizin istekleri doğrultusunda yürütülen tüm projeleri yine onlarla birlikte daha ileriye taşıyarak sürdüreceğiz.
“SAĞLIKTA ÜLKEMİZİ DÜNYADAKİ EN İLERİ DEVLETLER SEVİYESİNE YÜKSELTTİK”
Aziz milletim; geçtiğimiz yıl sağlıkta insanımıza en iyi hizmeti verebilmek için sağlık çalışanı sayımızı 195 bin hekim ve 304 bini ebe hemşire olmak üzere toplam 1 milyon 358 bine çıkardık. Sağlık çalışanlarımızın yüzleştiği güvenlik risklerini ortadan kaldıracak, mali beklentilerini karşılayacak önemli reformlar gerçekleştirdik. Bu düzenlemelerin ardından kamuya dönüş yapan 6 bin hekimle beraber randevu kapasitesini artırdık. Bir ayda alınan yaklaşık 14 milyon randevudan ancak 11 milyonun kullanılması üzerine bu konuda yeni bir sistemi devreye soktuk.
Aşılamadan kanser taramasına ve ağız diş sağlığı hizmetlerine kadar her alanda ülkemizi dünyadaki en ileri devletler seviyesine yükselttik. Sağlık hizmetlerine erişimin zor olduğu yerleşim yerlerine mobil ekiplerle ulaşarak 4,9 milyon kişiye sağlık hizmeti verdik. Evde bakım hizmetleri kapsamında 610 bin kayıtlı hastamızı şu anda takip ediyoruz. Acil sağlık hizmetleri istasyonlarımızın sayısını ülke genelinde 3.265’e, ambulans sayımızı 5.792’ye çıkartırken, uçağıyla, helikopterleriyle, paletlisiyle, motosikletlisiyle, teknesiyle, tüm araçları etkin şekilde kullandık. Bu şekilde geçtiğimiz yıl 6 milyona yakın insanımıza ücretsiz hizmet sunduk.
Yüksek teknolojik cihazlar ve yetkin personelle donattığımız hastanelerimizin sadece yoğun bakım yatak kapasitesini 20 yıl önceki binin altı olan rakamdan alıp 24 binin üzerine çıkardık. Hastanelerimizin toplam yatak kapasitesi ise 133 bini geçti. Bay Kemal, çalışıyoruz, durmak yok diyoruz yola devam, daha çok şeyler yapacağız. Senin SSK Genel Müdürlüğüne benzemez bu iş. SSK Genel Müdürlüğünde ah ah o hastanelerin hâli neydi? Savaş Ay hayatta olsaydı da bunları tekrar tekrar anlatsaydı.
Sağlık yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payını yüzde 5,86 ile tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştırdık. Devam eden yatırımlarla birlikte 70 bin ilave yatak kapasitesine daha sahip olacağız.
Türkiye’nin en büyük hastanesi olan, Ankara’yı konuşuyorum, Etlik Şehir Hastanesi’ni 4050 yatak kapasitesiyle biliyorsunuz kısa bir süre önce hizmete açtık. Bir taraftan Bilkent, bir taraftan Etlik, her ikisi de aynı yatak kapasitesine sahip. Hâlen kamu-özel iş birliği modeliyle inşa edilen 14, genel bütçeden inşa edilen 6 şehir hastanemizle yaklaşık 30 bin yatakla hizmet veriyoruz. İnşası devam eden 7, proje veya ihale safhasında 5 şehir hastanemiz daha bulunuyor. Önümüzdeki yıl sağlıkta küresel salgının izleri hâlen devam ederken, biz Türkiye’nin başkalarına muhtaç olan değil ihtiyacı olanlara el uzatan bir ülke olduğunu göstermeyi sürdüreceğiz. Şehir hastanelerimiz yapılırken ne diyorlardı; “bunların dünyada örneği yok” bizi böyle eleştiriyorlardı. Şimdi buralarda verilen hizmetlerin kalitesinin de dünyada eşi benzeri olmadığını herkes kabul ediyor. İnşallah yüz akımız şehir hastanelerimizden aldığımız güçle ülkemizi Health Türkiye adı altında küresel bir sağlık markasına dönüştüreceğiz.
Aşı ve biyoteknolojik ürünlerinde ülkemizin kendi kendine yeterliliğini güçlendirmek için Hıfzıssıhhayı yeniden inşa ediyoruz. Bilkent’te kurduğumuz ve yaklaşık 100 bin istihdamla faaliyet gösterecek Sağlık Vadisiyle ilaç ve tıbbi cihaz geliştirme ve üretimi alanında da ülkemizi marka hâline getiriyoruz.
Sağlıkta devletin şefkat ve merhamet elinin gereği olarak 85 yaş üstü her büyüğümüz için bir sorumlu doktor, her gebe kadınımız için bir ebe tayin edeceğiz.
Pilot uygulama olarak başlattığımız ve dünyada eşi benzeri olmayan aile diş hekimliğini ülke sathına yayacağız. Uzaktan muayeneye imkân sağlayan elektronik muayene sistemiyle ülkemizi tanıştırmaya hazırlanıyoruz.
Aziz milletim; geçtiğimiz yıl adalette kadına ve sağlık çalışanlarına şiddetin önlenmesiyle ilgili hazırladığımız yasa değişikliklerinin Meclis’ten geçerek yürürlüğe girmesini temin ettik.
Yargı mensuplarının çalışma ve hizmet şartlarını iyileştirmek için 24 yeni hizmet binasını faaliyet geçirdik, 3 hizmet binasının temelini attık. Darbe dönemlerinin sembollerinden Diyarbakır Cezaevini kapatarak burayı müze ve kültür merkezi hâline dönüştürecek çalışmalara başladık.
Yargılamaları hızlı ve etkin yürütmek için 1000’in üzerinde yeni hâkim ve savcının atamasını yaptık. 1500 yeni hâkim ve savcı alımı için sınav açtık. Ayrıca 15 bine yakın yeni adalet personeli istihdam ettik. Hâkim ve savcı yardımcılığı sistemini kurduk.
“YENİ ANAYASA, MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ SÖZ GEREĞİ GÜNDEMİMİZDEKİ YERİNİ KORUYACAK”
Adli ve idari mahkeme sayısını 7164’e yükselttik. 3 yeni bölge adliye mahkemesi ihdas ettik, buralardaki daire sayısını da arttırdık. Adli süreçlerde sadece son 1 yılda 355 bin kişiye destek veren mağdurlara hizmet sunan birimlerin sayısını çoğalttık. Çocukların icra daireleri yerine bu amaçla kurulan görüşme merkezlerinde ebeveynlerine teslimine başladık.
Dava şartlı arabuluculuk uygulamasıyla 228 bine, ihtiyari arabuluculuk uygulamasıyla 402 bine yakın ihtilafı çözüme kavuşturduk. Lekelenmeme hakkı konusunda 241 bin, ifade amaçlı yakalama kararlarıyla ilgili de 98 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Noterlik hizmetlerinin kapsamını genişleterek mahkemelerin yükünü azalttık.
Önümüzdeki yıl adalette verilen tüm hizmetleri yargıya memnuniyetin en üst seviyeye çıkmasını sağlamaya dönük olarak geliştirmeyi sürdüreceğiz. Yeni anayasa, milletimize verdiğimiz söz gereği gündemimizdeki yerini koruyacak.
Yargılamaların daha hızlı ve etkin sonuçlanmasını temin edecek yeni adımlar atacağız. Sistemin ayrılmaz bir parçası olan avukatlarımız için yeni bir çerçeve kanunu hazırlayacağız. Adli yardım sistemini genişletecek, hukuki himaye sigortasını tahkim edeceğiz. İstinaf mahkemelerini yaygınlaştıracak ve güçlendireceğiz. Cezaların, maşeri vicdanın adalet beklentisini tatmin edecek şekilde verilmesi ve uygulanmasını sağlayacak düzenlemelere gideceğiz. Elektronik tebligat sistemini yurt dışındaki vatandaşlarımızın kullanımına da açacağız.
Aziz milletim; geçtiğimiz yıl güvenlikte bölücü örgüte yönelik operasyon sayısını 124 bine çıkartarak, 9800’e yakın sığınağı imha ederek, örgüte katılımları asgari rakamlara indirerek teröristlere göz açtırmadık. Bu sayede bölgede yaşayan gençlerimiz ve vatandaşlarımızın eğitimden istihdama ve turizme kadar her alandaki verilerinde belirgin bir yükseliş yaşandı.
Sınır ötesinde terörü kaynağında yok etme stratejisiyle Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı operasyonlarını yürüttük. Pençe Harekâtlarıyla yıllarca terör örgütünün topraklarımıza sızmak için kullandığı Kuzey Irak sınırlarımızı güvenli hâle getirdik. Kara hudutlarımızı korumak için insan gücü ve fiziki engeller yanında teknolojinin tüm imkânlarını da devreye aldık.
Bu tedbirlerin ardından geçtiğimiz yıl 256 bin düzensiz göçmenin ülkemize girişi engellenirken, kaçak yollarla içeriye sokulmaya çalışılan çok sayıda silah, uyuşturucu sigara ve hayvan ele geçirildi.
Sınır bölgelerimizde 5,4 milyon metrekare alanı daha mayından temizleyerek ekonomimize kazandırdık. Bedelli askerlikten 169 bine, dövizle askerlikten 61 bine yakın vatandaşımızın yararlanmasını temin ettik. Askerlik işlemlerini elektronik devlet sistemine taşıyarak gençlerimize önemli bir kolaylık sağladık. Süreçleri tamamlanan savunma sanayi projelerimizi hızla Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin ve diğer güvenlik birimlerimizin hizmetine sunduk.
Narkotik suçlarla mücadele kapsamında yakalanan 120 bin kişi hâlen cezaevinde bulunuyor. Operasyonları çok yönlü sürdürmekten metruk binaların yıkımına kadar tüm araçları kullanarak uyuşturucuya karşı etkin mücadele yürüttük. Hem sınırlarımızda aldığımız tedbirler, hem içeride gerçekleştirdiğimiz etkili operasyonlarla ülkemizi küresel uyuşturucu ticareti rotalarından çıkardık. Çarşı ve mahalle bekçilerimizin sayısını 29 binin üzerine çıkardık. Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin önemli bir kısmını profesyonel kadrolara geçirerek bu birimlerimizin daha etkin çalışmasını sağladık.
“TERÖRÜ KAYNAĞINDA KURUTMA STRATEJİMİZİ TÜM GÜNEY SINIRLARIMIZ BOYUNCA KARARLILIKLA UYGULAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Afetle mücadele çalışmaları kapsamında tüm illerimizin risk azaltma planlarını tamamladık. Planlı tatbikatlarla hem kurumlarımızı, hem personelimizi, hem vatandaşlarımızı afetlere karşı hazırlamayı sürdürdük. Sınır dışı sayısını artırarak ve gönüllü geri gidişleri teşvik ederek düzensiz göçle mücadelemizin çıtasını yükselttik.
Aldığımız tedbirlerle hırsızlık başta olmak üzere asayiş suçlarında önemli oranda bir azalma temin ettik. KADES gibi uygulamaların da katkısıyla kadın cinayetlerinde bir önceki yıla göre yüzde 10’un üzerinde düşüş sağladık. Trafik kazalarındaki 100 bin kişi başına can kaybını 6’ya kadar gerilettik.
Önümüzdeki yıl güvenlikte terörü kaynağında kurutma stratejimizi tüm güney sınırlarımız boyunca kararlılıkla uygulamayı sürdüreceğiz. Özellikle Suriye’de ülkemize yönelik tehditleri tamamen yok etmek için 30 kilometre derinliğindeki güvenlik hattımızdaki boşlukları kapatacak yeni adımlar atacağız. Bu kapsamda terör örgütünün silahlı kapasitesi yanında güç ve destek aldığı tüm kaynaklarını, tüm altyapısını imha edecek yeni bir mücadele safhasına geçeceğiz.
Kritik öneme sahip ve önümüzdeki yıl devreye alacağımız savunma sanayi projelerimizde herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesini temin edeceğiz. Bu alandaki kazanımlarımızı daha ileriye taşıyacak projeleri güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. İnsanlı ve insansız millî muharip hava araçlarımızda sağlayacağız ilerlemelerle bu alanda ülkemize uygulanan örtülü ambargoları parçalayıp atacağız.
Esasen 2023’teki savunma projelerimiz başlı başına bir gündem konusudur. İnşallah ileride uygun bir platformda tüm bu projeleri ayrıntılı bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız.
Yeni düzensiz göçmen girişini önemli ölçüde engellediğimiz gibi, ülkemizdeki mevcut göçmenlerin gönüllü dönüşlerini de hızlandıracağız. Bunun için Suriye’de yeni yerleşim yerlerinin kuruluşunu teşvik edecek, destek vereceğiz. Organize suç örgütlerinden uyuşturucu tacirlerine kadar milletimizin huzuruna kast eden hiçbir yapıya göz açtırmayacağız.
Aziz milletim; görüldüğü gibi daha beş başlığı ancak bitirebildiğimiz hâlde vakit epeyce ilerledi, ama burada nokta koymayacağım, burada virgül koyacağım, çünkü devam edeceğiz. Onun için de en uygun bir anda ya önümüzdeki inşallah toplantıdan sonra, belki de inşallah Meclis’teki toplantımızda bunları sizinle paylaşacağım. Bugün sizlere vermek istediğim müjdeleri daha fazla geciktirmek istemiyorum. Diğer bakanlıklarımızın 2022 faaliyetleri ve 2023 hedefleriyle ilgili bölümü onları bir sonraki inşallah toplantımıza bırakıyorum.
Bilindiği gibi enerjide dışa bağımlılığımızın azalması için yerli kaynaklarımızın daha fazla kullanımını temel hedeflerimizden biri olarak belirledik. Bakıyorum Enerji Bakanımın yüzü gülüyor Biraz hızlan diyorum hızlan, biz de inşallah artık Filyos’a mı gideriz, farklı bir yere mi gideriz, nereye gideceksek gidelim ve oradan ateşleyelim.
“FATİH SONDAJ GEMİMİZ, 58 MİLYAR METREKÜPLÜK DOĞAL GAZ REZERVİ KEŞFETTİ”
Yerli ve yenilenebilir kaynaklara yaptığımız devasa yatırımlardan ülke içi dağıtım şebekelerinin geliştirilmesine, uluslararası iş birliklerine kadar hayata geçirdiğimiz kritik projelerle hedefimize adım adım ilerledik. Bu anlayışla, petrol ve doğal gaz aramalarına başladığımızda nice şantaja, nice yıldırma çabasına, nice ambargoya, nice içeriden ve dışarıdan gizli-açık tehdide maruz kaldık, ama biz mücadeleden asla vazgeçmedik, geri adım atmadık, karşımıza çıkartılan her engeli daha büyük azimle aştık. Bizi geriletmek için oynanan her oyunu sabır ve dirayetle bozduk. Türkiye’yi kendi gemileriyle, kendi insan kaynağıyla, kendi ekipmanlarıyla kimseden izin almadan, kimseye müdana etmeden bu işleri tek başına yürütecek imkâna kavuşturduk. Hamdolsun, bu kararlı ve dik duruşlu çabalarımızın karşılığını Karadeniz’deki 320 milyar metreküplük ilk keşfimizle aldık. Zaman içerisinde yeni keşiflerle birlikte bu sahadaki rezervimiz 540 milyar metreküpe ulaştı. Yerli doğal gazımızı 2023’te milletimizin hizmetine sunmak için şu anda gece-gündüz çalışıyoruz. Gemileri görüyorsunuz, bundan sondaj gemileri, ayrıca iki tane de sismik var.
Denizaltı ve kara tesislerinin inşasına ona da başladık ve bir kısmını da tamamladık. Sadece deniz yetmez dedik, kara da olacak. Bir zamanlar karada buluyorlardı, ondan sonra burada bir şey yok deyip betonu atıyorlardı. İşte biz şimdi onların hepsini yeniden hayata geçirdik.
Bu arada Sakarya gaz sahasında yeni sondajlar da yaptık. Fatih Sondaj Gemimiz 29 Ekim günü Cumhuriyetimizin 99. yıl dönümünde Çaycuma-1 sahasında yeni sondajına başladı. Ekiplerimizin 7 gün 24 saat esasıyla yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesi bugün milletimizle yeni bir müjdeyi daha paylaşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Fatih Sondaj Gemimiz Çaycuma-1 sondajında denizin 3023 metre altında 58 milyar metreküplük doğal gaz rezervini keşfetti. Basın mensupları da hiç alkışlamıyor ha, yanlış iş mi yaptık? (Alkışlar) Açacağımız yeni tespit kuyularıyla bu rakamın yukarı yönlü revize edilmesini bekliyoruz. Yaptığımız yeni keşfimiz bölgeye komşu diğer jeolojik sahalardaki benzer keşiflerimize de kapı aralayacaktır. Toplanan verileri analiz ettikten sonra en kısa zamanda yeni sondajlara başlayacağız.
“KARADENİZ’DEKİ GAZ REZERVİMİZ TOPLAMDA 710 MİLYAR METREKÜPE ULAŞTI”
Karadeniz gazına dair bir diğer müjdeli haberimiz, daha önceki rezervimiz ile ilgili yaptığımız yeniden değerleme çalışmasıdır. Dünyanın alanında en yetkin ve güvenilir rezerv değerlendirme şirketi, sahada açtığımız 13 kuyunun 3 boyutlu modellemelerini çıkarttı. Bu modellemelere dayalı verilerin detaylı analizi neticesinde daha önce ilan ettiğimiz 540 milyar metreküplük rezervimiz 652 milyar metreküp olarak revize edildi. Böylece Karadeniz’deki gaz rezervimiz Çaycuma-1’deki yeni keşfimizle birlikte 170 milyar metreküp artarak toplamda 710 milyar metreküpe ulaştı.
Sahadaki üretim miktarımızı, kuyu sayısı, boru büyüklüğü ve sahada kullanılacak kompresörler gibi unsurlar belirleyecek. Burada keşfettiğimiz gazı da Sakarya sahasına bağlayarak millî gaz sistemimize ne yapacağız, entegre edeceğiz.
Yeni keşfimiz ve mevcut rezervin son değerlemesi ile birlikte Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazın bugünkü rakamla, buraya dikkat edin, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, burası çünkü çok farklı, bugünkü rakamla uluslararası piyasalardaki karşılığı 1 trilyon doları bulmaktadır. İşte onun için 2023 çok önemli, 2023 çok önemli. Evet, 85 milyon hep birlikte Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik değerini ülkemize kazandırmış olmanın gururu ve mutluluğu içindeyiz.
İnşallah önümüzdeki dönemde Karadeniz’de daha fazla alanda arama kuyusu açacağız iki tane sismik araştırmayla birlikte. Bununla yetinmeyecek, Akdeniz’deki keşif çalışmalarımıza da ağırlık vereceğiz. Rabbimizin yardımı ve ekranları başında bizi izleyen milletimizin desteğiyle 2023’te ve sonrasında da sürekli yeni müjdelerle kamuoyunun huzuruna çıkmayı ümit ediyoruz.
Yerli gazımız, son dönemde önemli mesafe kat ettiğimiz enerjide merkez ülke hedefimize büyük katkı sağlayacaktır. Hâlihazırda 7 uluslararası doğal gaz boru hattımız, 4 LNG tesisimiz, 2 yeraltı doğal gaz depolama tesisimiz ve organize toptan doğal gaz satış piyasamızla enerjide merkez ülke olmak için gereken tüm imkâna sahibiz. Biliyorsunuz, TürkAkım nereye gelecek, Trakya’ya. Orası bir hub olacak, oradan da nereye? Tüm Batıya bizden gidecek. Rusya’yla iş birliğimizle bu adımı atacağız. Amacımız; ülkemizde gazın gazla rekabet edeceği bir pazar kurmaktır. Bu piyasaya dâhil olacağını açıklayanlar yanında, yeni ülkelerin de sistemimize eklenmesi için hummalı bir enerji diplomasisi yürütüyoruz. Türkmenistan’a niye gittik, Avaza’ya niye gittik? Bu adımları atmak için. İşte orada da Türkmenistan, Azerbaycan’la birlikte inşallah bir başka adım atalım diyoruz. Hazar’ın, Akdeniz’in, Ortadoğu’nun enerjide merkez noktasının Türkiye olmasını sağlamakta kararlıyız. Sadece İstanbul ve Çanakkale’deki köprülerimizle değil enerji köprüleriyle de doğuyu ve batıyı birbirine bağlayacağız. Daha önemlisi; sadece son 20 yılda yaptığımız petrol ve gaz üretimiyle 41,3 milyar dolarlık ithalatın önüne geçerek bu kaynağı milletimizin diğer alanlardaki ihtiyaçları için kullandık, geliştirerek kullanmaya devam edeceğiz.
Denizlerdeki doğal gaz çalışmaları yanında, karada da petrol arama ve sondaj faaliyetleri yürütüyoruz. Son 20 yılda yaptığımız yeni keşifler ve mevcut sahalarımızdaki üretim artışlarıyla ham petrol rezervimize 635 milyon varillik ilave sağladık. Adana ve Gabar Dağındaki iki yeni keşfimizle birlikte günlük ilave 6500 varil petrol üretimine başladık. Ey Allah’ım, Gabar’da teröristlerle savaşırken, şimdi petrolü bulduk; nereden nereye… Arayan belasını da bulur, Mevla’sını da bulur, biz Mevla’mızı bulduk.
Özel ve kamu günlük yurt içi petrol üretimimiz bugün itibariyle, dikkat edin, 80 bin varile ulaştı. Önümüzdeki yıl yurt içi petrol üretimimizi 100 bin varile çıkarmayı hedefliyoruz. Nihai amacımız; petrol ve doğal gazda dışa bağımlılığımızı bir an evvel tamamen kırarak Türkiye’nin enerji bağımsızlığını ilan etmektir. Bizler çalışmakla, üretmekle, gayret etmekle mükellefiz, takdir Allah’tandır. Ekiplerimizin yoğun çalışması ve milletimizin dualarıyla inşallah daha nice müjdeleri milletimizle paylaşacağız.
Tabi bu arada ben Türkiye Petrolleri’nin tüm mensuplarına, yani Enerji Bakanımdan Bakan yardımcılarına, tüm ekiplerine özellikle şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Gerek denizde, gerek karada bu yapılan çalışmalar sıradan değil büyük emek var.
Bugün tabii bir müjde de çiftçilerimize ve tüketicilerimize vermek istiyorum. Salgın sonrası küresel emtia piyasalarında yaşanan dalgalanmayı fırsat bilerek haksız kazanç peşinde koşanlarla mücadelemizi yeni araçları devreye sokarak sürdürüyoruz.
“KİMYEVİ GÜBRE VE KARMA HAYVAN YEMİ FİYATLARINDA HEM İNDİRİM YAPIYOR HEM DE FİYAT SABİTLEMESİNE GİDİYORUZ”
Bu kapsamda çiftçilerimizin temel ihtiyaçlarının başında gelen, çiftçi kardeşlerim, özellikle bunu size hatırlıyorum; gübre ve karma hayvan yeminde daha önce bir dizi indirimi hayata geçirmiştik. Şimdi yeni bir adımla çiftçilerimizin en önemli girdileri olan kimyevi gübre ve karma hayvan yemi fiyatlarında hem indirim yapıyor, hem de fiyat sabitlemesine gidiyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri ilkbahar döneminde yoğun olarak kullanılan dap, üre, amonyum sülfat, 20.20 ve nitropower kimyevi gübre çeşitlerinde yüzde 13’e varan indirim uygulayacak. Gıda, Tarım, Hayvancılık Bakanım bu işi yakın takibe alması lazım. Aynı şekilde karma yemde de yüzde 5’e varan indirim yapılacak. En az bunun kadar önemlisi de; gübre ve yem fiyatlarını Nisan sonuna kadar sabitliyoruz. Şayet bu dönemde gübre ve yem fiyatlarında üreticimiz lehine bir gerileme olursa elbette bunu yansıtacağız, ama yeni fiyat listesi artışlardan etkilenmeyecek.
Bir diğer müjdemiz de tüketicilerimize. Tarım Kredi’nin bin 520 kooperatif, 400 mini koop ve koop mini, 250 koop bakkal olmak üzere toplam 2 bin 170 hizmet noktasında 600 çeşit ürün en ucuz fiyatla satışa sunulacak, temel ihtiyaç maddeleri. Bilindiği gibi Tarım Kredi Kooperatifleri, sadece üretim öncesi çiftçimize destek olmakla kalmıyor, ürünü de alıp işleyerek marketlerinde satışa sunuyor. Bir başka ifadeyle, üretici-Tarım Kredi-tüketici arasında doğrudan bir kanal kuruluyor. Böylece kimi ürünlerin en uygun fiyatla satışa sunulabilmesi mümkün oluyor. Önümüzdeki yılın ilk yarısında sayılarını 3000’e çıkarmayı hedeflediğimiz Tarım Kredi satış noktalarındaki indirimler bugün itibariyle başlamıştır. Üreticilerimize ve tüketicilerimize verdiğimiz bu müjdelerin de hayırlı olmasını diliyorum.
Diğer yandan, Ocak ayının ilk haftası 3 milyon hak sahibine toplamda 13 milyar lira olarak yapılacak Aile Destek Programı ödemelerini yılbaşından önceye çekiyoruz.
İhtiyaç sahibi hanelere yapılan yardımlar arasında yer alan barınma desteğini prefabrik ev yapımında 150 bin liradan 200 bin liraya, betonarme ev yapımında 200 bin liradan 300 bin liraya çıkartıyoruz. Ev onarımları için verilen destek tutarlarını da 35 bin ile 100 bin lira seviyesine yükseltiyoruz. Bu düzenlemelerin de hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum.
Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. Hayırlı olsun.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu.
“IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”
“HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.
“Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.
Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.
“IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu.
IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.
Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi.
TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında beş anlaşma imzalandı.
Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.
“Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.
“Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı.
“Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı” ile “Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı” da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Irak bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler başta olmak üzere, idealistçe ve fedakârca yürüttükleri çalışmalar sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle yad ederek başladı.
Bu önemli toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini anlamlı program vesilesiyle tebrik etti.
“ŞÛRA’NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”
İki gün sürecek Şûra’ya bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlara, üniversitelerin yönetici ve hocalarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İletişim Şûra’mızın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştur. Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu anlayışla geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarını başlattık. 1,5 yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası, iletişim camiasının aktörlerinin tamamı, bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak, güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu vurguladı.
Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şûra’nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” diye konuştu.
“İLETİŞİMİN TEMEL AMACI, DOĞRU VE GÜVENİLİR BİLGİYİ MUHATABINA EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimleri derslerinde atfedildiği üzere, aracın, mesajın kendisi olduğunu belirtti. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün, yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve dolaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler, artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle, eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma, her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi, tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hiç şüphesiz hakikat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi.
Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangını ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştiklerini dile getirdi.
“MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısıyla muhatap olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.”
“DEPREMİ KULLANARAK SİYASİ VE EKONOMİK FIRSATÇILIK YAPANLAR BUGÜN ADALETE HESAP VERİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarla afetzedelerin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
“Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir: Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi, ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”
“DİJİTAL EGEMENLİĞİ TEMİN VE TAHKİM ETMEK BİRİNCİ ÖNCELİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız, müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz” dedi.
Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi.
Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden verdiğimiz mesajların dünya kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılmasına kadar iletişim çok geniş bir alanı kapsıyor. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.”
“KENDİ İLETİŞİM MODELİMİZİ BİÇİMLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamanın doğru olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, hakikatten ödün vermemek olduğunu dile getirdi.
“Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz” diye konuştu.
Kimlik ve kültürü yansıtan, tarihî ve millî değerleri ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerin dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık uluslararası kamuoyu Türkiye’yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN GELECEĞE YÖN VEREN GÜÇLÜ BİR VİZYONU DA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarının altını çizerek, “Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği şûrayı, bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle şûraya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin, iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu hediye etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.