24 TV, 360 ve tv4 ortak yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen canlı yayında, Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV, 360 ve tv4 ortak canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin “Yaraların sarılmasında hangi aşamadayız, son durumu paylaşır mısınız?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem nedeniyle 50 bini aşkın vatandaşın hayatını kaybettiğini, yaralılar olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vefatlara malum bizim dinimizde şehadet var. Şehadet makamında sevgililer sevgilisi Peygamber’imizin şefaati var” ifadesini kullandı.
Attıkları adımlar ve verdikleri sözler olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, süratle enkazların kaldırılacağını söylediklerini ve bunu büyük oranda başardıklarını kaydetti.
“KÖY EVLERİNİN BİR KISMINI BAYRAMA YETİŞTİRMENİN GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bakanların, valilerin, belediye başkanlarının, tüm kamu kurumlarının 11 ilde çok yoğun çalışma içinde olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “7/24 diyebilirim, böyle bir çalışma. Enkazlar kaldırılıyor. Ortalama diyebilirim yüzde 50’nin üzerinde enkazlar kaldırıldı ve bu enkazların kaldırılmasıyla birlikte zemin etütleri bir taraftan yapılıyor ve bu zemin etütlerinin yapıldığı yerlerin ötesinde yeni bir adım atıldı. Bakanımın da verdiği söze dayanarak söylüyorum, bu köy evleri dediğimiz evlerin bir kısmını inşallah bayrama yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Tabii bu köy evlerinin özelliği tek kat, tek kat olmanın dışında bazı yerlerde tek katın altında ahırı ki buradan yani sütünü, peynirini, vesairesini yapsın, kendine verilen hayvanlarla küçükbaş, büyükbaş, bunlarla geçimini temin etsin diye böyle bir adım atıldı ve bunlar süratle devam ediyor.”
Bunun dışında da “Bana bir yıl müsaade edin” dediği kalıcı konutlar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıkları planlamaya göre ilk etapta çadırlarla bütün depremzedelere ulaştıklarını, ikinci etapta gerek Katar’dan gelen konteynerler gerek Türkiye’de inşa edilenlerle konteyner kentler kurduklarını anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmediklerini, prefabrik konutlar yaptıklarını dile getirdi. Özellikle İslahiye, Nurdağı gibi alanlarda kuaföründen, alışveriş yapılan yerlerine kadar tüm ihtiyaçların görüldüğü âdeta yeni şehirler oluşturulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buralarda prefabrik konutları inşa eden müteahhit firmaları kutladı.
İslahiye ve Nurdağı’nı tekrar ziyaret ettiğini ve buradaki çalışmaları görünce Allah’a hamdettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm imkânları seferber ettiklerini söyledi.
Bölgeye NATO’nun gönderdiği çadırların çok çok farklılık arz ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar hakikaten alışılmış çadırlardan değil. İçindeki bütün klimatik sistemlere varıncaya kadar var” dedi.
Bunlardan 400-420 bin kişilik talep ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in gönderdiği çadırların da benzer sistemde olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Onlarla da görüşmeleri sürdürüyoruz. İnşallah bundan sonraki dönemde, seçimden sonra özellikle gerek Kızılay gerek AFAD bunların bu modellerini, projelerini alıp bunları inşallah ülkemizde üretelim istiyorum. Nasıl ki prefabriklerde başardık, konteynerlerde nasıl başardıysak, çadır sisteminde de inşallah buna girelim istiyorum. Çünkü hayatı süratle normalleştirmek için insanlarımızın temel ihtiyaçlarını eksiksiz şekilde karşılamamız gerekiyor. Bunların içerisinde barınma önemli yer teşkil ediyor, beslenme önemli yer teşkil ediyor.”
Attıkları en önemli adımlardan birinin de kabul edenleri komşu illerde, Ankara, İstanbul gibi illerdeki Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında misafir etmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu yurtlarımızda da rahatlıkla yeme, içme, beslenme, banyo vesaire her şeyimiz çok lüks çünkü. Bizim yurtlar gerçekten böyle. Onun için de ne yaptık, bir ara karar aldık, bu ara kararla da dedik ki on-line sisteme geçelim ve on-line sisteme geçmek suretiyle de yurtlarımızı şöyle ferahlatalım, boşaltalım ve depremzedelerimizi bu yurtlarımızda misafir edelim istedik ve şimdi gittiğim iftarlarda, bu yurtlarda yaptığımız iftarlarda bakıyorum depremzedelerimiz bazılarının tabii gözleri yaşlı ama diyorlar ki ‘Biz yine memleketimize gidelim. Kahramanmaraş’a gidelim, Hatay’ımıza gidelim.’ Bazı şikâyetleri de yok değil, var. Nedir o? Kiralar. Oralarda çok yüksek olduğundan şikâyet ediyorlar. Biz de diyoruz ki bunların üzerine üzerine gideceğiz, bu yüksek kira uygulamasını yapanlara da bunun hesabını yargı vasıtasıyla soracağız diyoruz. Ve şu an itibarıyla bu yurtlarda kalanlar yurtlardaki durumdan çok çok memnunlar ve ‘devletimiz bizi açıkta bırakmadı’ diyorlar.”
Depremlerin ardından evlerinin hasarlı çıkması durumunda ev bulamayacağı endişesiyle hasar tespiti yaptırmayanlar olduğu hatırlatılarak, buna ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetkinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlığımız diyor ki ‘Bu binaya girilmez.’ Ben de vatandaşıma diyorum ki ‘Bakanlığım böyle dediyse sakın buralara girmeyin.’ Hatta ‘Eşyalarımı alacağım.’ Sakın, çünkü burası şu anda az veya orta hasarlı, buraya girilmez. Allah göstermesin çöktü, bunun hesabını nasıl veririz? Veremeyiz” ifadelerini kullandı.
Hasarlı konutlarda kalan eşyalar için hak sahiplerine yenisini taahhüt ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim için şu anda önemli olan can. Bu konuyla ilgili olarak da hangi ili istersen o ildeki yurtlarımız sizler için misafirhanedir ve bu yurtlarımız gayet lüks, kalite, yeme, içme gibi her şey var. Giyecek vesaire evinde kalanlara, her şeyini temin ederiz. Yeter ki bizi bu noktada bir düşünce riskine sokmayın” dedi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM
Kentsel dönüşümle ilgili de vatandaşlara söz verdiklerini ve bu sözü yerine getirdiklerinde onları tekrar yerlerine alacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ama bizi ne olur böyle bir riskin içine atmayın. Daha önce de anlattım. Özellikle de kendi oturduğum bölgede, Üsküdar’da bir cuma namazı çıkışında vatandaşlar toplandı. Vatandaşlara dedim ki ‘Sizden bir ricam var, gelin bu kentsel dönüşümde bize yardımcı olun, evlerinizi boşaltın, kiraya çıkın. Kiranızı biz ödeyelim. Bu binaları biz bir an önce yıkalım ve yerine çok daha güzel binalar yapmak suretiyle sizi bu binalara yerleştirelim.’ Kabul edenler de oldu etmeyenlerde. Kabul edenlerin binalarını yıktık, yaptık. Hatta Çamlıca Camii’nin hemen alt kesimindeki bölgede Küplüce, Ferah Mahallesinde başladık. Geçenlerde önümü kestiler, dediler ki ‘Başkanım biz yanlış yaptık, evimizin yıkılmasına fırsat vermedik ama şimdi gördük ki buralar bambaşka oldu. Ne olur bizimkileri de yıkın.’ Çünkü fiyatlar bire beş, bire on arttı. Dedim, ‘Talimatı vereceğim ama tekrar yanlış yapmayalım.’ ‘Yok, bu işin önüne geçeceğiz ve size her türlü bu konuda desteği vereceğiz söz.’ dediler. Şimdi baktım ki vinçler gelmiş, işe başlamışlar.”
Küplüce ve Ferah Mahallesi ile Çamlıca’nın alt taraflarında yoğun inşaat çalışmaları olduğunu, yeni ve farklı bir semt meydana geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet-millet kaynaşması olduktan sonra buralarda kentsel dönüşüm anlamında farklı bir dönüşüm yapılıyor. Hani muhalefet CHP olsun, diğer yandaşları olsun, onlar da buna ‘rantsal dönüşüm’ diyorlar. Doğru, biz yapıyoruz, yaptıktan sonra benim vatandaşım buradan rant elde edecekse buyursun etsin. Devlet olarak bu sosyal menfaate de ‘eyvallah’ deriz” diye konuştu.
“20-25 KAT, BU TÜR BİNALARA ARTIK FIRSAT VEREMEYİZ”
İstanbul’da eski konutlardan dolayı belli semtlerde kiraların ve ev fiyatlarının düşmeye başladığı, yeni yerleşim yerlerinde de yapılacak konutlara “TOKİ standardı” getirilmesinin mümkün olup olmadığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Bu o bölgelerdeki belediyelerin birinci derecede sorumluluğu ama şimdi buna, Allah nasip eder de şu seçimi hayırlısıyla bir atlatalım, bundan sonraki dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla yeni yasal düzenlemeler yaparak yerel yönetimlerle merkezi yönetimin bir görev dağılımına gitmesi şart. Çünkü bu görev dağılımına gitmedikten sonra yerel yönetimlerde bakıyorsunuz farklı yaklaşımlar meydana geliyor. Bir de bu mimar ve mühendisler odasıyla ilgili atacağımız adım vardı. Çünkü bunlardaki, ellerindeki yetkiler maalesef birçok yerde olumsuz şekilde kullanılıyor. Ona da fırsat vermeyi istemiyoruz, istiyoruz ki belediye ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı burada yük paylaşımı yapsın ve bu tür yanlışlıklara fırsat vermesin.”
TOKİ inşaatlarında zemin etüt çalışmalarının dikkat çeken özellik olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Özellikle bu zemin etüt çalışmaları bitmeden hiçbir proje başlayamaz. Öyle şeyler var ki, belediye sulak zeminlerde inşaata müsaade ediyor. Olmaz böyle bir şey. İşte Hatay’a baktığımız zaman bunu görüyoruz. Meşhur Amik Ovası’nın yumuşak zemini, sulak zemini fay hattıyla bütünleşiyorsa işte oralarda bütün evler yıkıldı. Ama şimdi burada, özellikle birinci derecede sağlam zeminler, fay hattına uzaklık ve uygun kat yüksekliğiyle birlikte her zaman söylüyorum, zemin artı 3, bilemedin 4, bilemedin 5 ama öyle dikey mimariyle, yani böyle 20-25 kat, bu tür binalara artık fırsat veremeyiz, vermemeliyiz, olmamalı. Eğer bunu başarabilirsek inanıyorum ki biz hem hafif malzemelerle birlikte bu inşaatlarda, yani TOKİ projelerinde uyguladığımızı uygular ve çok daha rahat bir şekilde hem hızla netice almak hem de bu hafif malzemelerle birlikte bu inşaatlarımızı bitirmek bizi çok daha rahatlatacaktır.”
“BENİM HALKIM BUNLARA ÇOK DEĞER VERİR”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seccadeye ayakkabı ile basmasına ilişkin görüntülerin sorulduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan, seccadenin üzerine ayakkabıyla basılıp basılmayacağı konusunun bilgi, ilim, irfan, hikmet işi ve adap meselesi olduğunu belirtti.
“Farkında olmuş olmamış, bu bizi çok da ilgilendirmiyor, o kendi edebi, adabıdır. Bana göre çok da önem vermem ama benim halkım bunlara çok önem verir, çok değer verir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültürde ve medeniyette seccadenin bir halı parçası, başörtüsünün de bir bez parçası olmadığını, bir değer olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kalkıp da eğer başörtüsüne ‘bir bez parçası’ diye yaklaşırsan… Bunu diyen kim? Bay bay Kemal. Bizim değerler silsilesi içerisinde başörtüsünün yeri bir değer ifadesiyle, bir kutsalımızdır, mahremiyetin ifadesidir. Bu mahremiyetin ifadesini sen kalkıp da ‘bir bez parçası’ diye kullanamazsın. Aynı şekilde buna bu şekilde diyen Kur’an-ı Kerim için de ‘kâğıt parçası’ der. Bunlar bunu der mi, der. Çünkü yaklaşım tarzları bu. Aynı şekilde yine cami bir taş ve tuğla parçası, ekmek hamur parçası değildir. Her şeyin ötesinde bizim için bunların ayrı ayrı anlamının, değerinin olmasına baktığımız zaman en önemli değer burada nedir? İnsandır.”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Cennet, kadınların ayakları altındadır” dediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun hadisi bile yanlış söylediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları sana kim öğrettiyse doğru öğren. Bu hadisin aslı, ‘Cennet, annelerin ayakları altındadır.’ Burada böyle bir fark var” dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Hakk geldi, batıl zail oldu” ayetini eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın sözü olarak aktarmasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, Erbakan Hocamıza ait bir söz değil, bu bir ayet. Ayet mi, hadis mi, bunları da sana kim akıl hocalığı yapıyorsa yanlış yapmışlar, bunu da bilmiyorlar. Bunların hepsini yerli yerine oturtmak gerekiyor. Eğer yerli yerine oturtmazsa Erbakan Hocamıza da saygısızlık yapmış olursun, ayete de saygısızlık yapmış olursun. Bunlar tabii büyük önem arz ediyor. Onun için manevi değerlere hassasiyeti olmayanın seccadede de gözü olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair Necip Fazıl Kısakürek’in “Yalnız seccademin yönünde şefkat/Beni kimsecikler okşamaz madem/Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.” dizelerini aktararak, “Bu, özellikle Zindandan Mehmed’e Mektup’un içerisindeki o mısralardı. Bizi tabii en çok duygulandıran mısralardı. Bunun için diyorum ki, vatandaşlarım bu fotoğrafları iyice belleğine kazısın. Bu, CHP zihniyetinin ne olduğunu gayet net ortaya koyan bir fotoğraf. İnanıyorum ki bu fotoğrafların yayınlanmasından sonra seccadenin de kıymeti artmaya başlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ ADINA ÜZÜLÜYORUZ”
“Sadece PKK’nın değil, FETÖ’nün de hedefindesiniz öteden beri. Ama şimdi seçim sathına girdiğimiz andan beri örneklerini de gördük, PKK’lı hanım, ‘demokratik güç birliği’ diyerek Millet İttifakı’nın desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bu yönde pek çok mesaj var. Sizce ne umuyorlar, ne bekliyorlar? Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kadar cesurca bu ifadeleri kullananların beklediklerinin, seçimi kazandıktan sonra yargıda kendilerine göre reformlar yapmak olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Diyorlar ki, ‘Biz, öyle bir güçle geleceğiz ki bu Anayasa’yı da rahatlıkla değiştirebilecek bir güce sahip olacağız ve Anayasa’yı da değiştirebilecek bir güce sahip olacağımıza göre biz daha önce Öcalan’la ilgili verilmiş olan kararları da bir kenara koyarız, öbür tarafta Edirne’dekinin aldığı cezayı da bir kenara koyarız ve bunun dışında ne kadar terörist varsa bu teröristlerin de hepsini rahatlıkla cezaevlerinden çıkartır ve ondan sonra da size verdiğimiz o yalan yanlış sözleri de yerine getirmiş oluruz.”
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Diyarbakır’da attığı adımla 51 vatandaşın ölümüne neden olmasının şu anda Kürt vatandaşların gözünden kaçtığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada öldürülenler Kürt’tü ve onların içerisinde Yasin Börü yavrumuz Kürt’tü ve bunları sürükleyerek öldürdüler. Daha sonra da ne oldu? Selo içeri girdi. Aldığı ceza ortada. Şu anda tabii bir tutuklu sürecini belki yaşıyor, o ayrı mesele. Ama nereden bakarsan bak, yaklaşık beş yıla mahkûm oldu. Ama ne kadar cesurane, bay bay Kemal, ‘Bunları çıkartacağız’ diyor. ‘Ne yaptı?’ diyor. Daha ne yapacak? Bu ülkenin yargısı onunla ilgili böyle bir cezayı verdi. Apo ile ilgili verilmiş olan ceza var, bu cezaları biz vermedik, yargı verdi. Bizim öyle bir yetkimiz de yok zaten. Verilmiş olan bu cezaya rağmen Sayın Kılıçdaroğlu nasıl, hangi cesaretle bunları konuşabiliyor? Sen nasıl olur da bir yargı devletinde bu şekilde konuşabilirsin? Bütün bunlar ortadayken şimdi bizim kalkıp bu tartışmaları yapmamıza aslında hiç gerek var mıydı? Yoktu. Ama işte şimdi yargıyı hiçe sayıp, verilmiş olan buradaki cezalarla ilgili bunları konuşuyor. 14 Mayıs’ta bunlar tabii beklediklerini bulamayacaklar.”
14 Mayıs’ta gerçek yargı olarak milletin son sözü söyleyeceğini, gerekli kararı vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ondan sonraki süreçte de inşallah adalet tecelli ederek yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugüne kadar herhangi bir CHP yöneticisinin çıkıp da PKK’yı, YPG’yi, HDP’yi eleştirdiğini gördünüz mü? Hayır. Ya da bunların bölücü emelleri ve insanımızın arasına düşmanlık sokmaya çalışan zehirli dili konusunda eleştirdiklerini gördünüz mü? Hayır. HDP’liler çıkıp bunlara ağır hakaretler ettiklerinde, ‘Bu koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz’ diyerek aşağıladıklarında bunlara karşı herhangi bir seslerinin çıktığını duydunuz mu? Hayır. Aynı durum FETÖ için de geçerli. Niye? Çünkü bunların hepsinin de ipi aynen… Hadi FETÖ ile PKK’nın aynı projenin farklı yüzleri olduğunu biliyoruz. CHP’nin de bir süredir yaşadığı dönüşümle bu projeye gönüllü yazıldığını da anlıyoruz. Peki, o masanın etrafında oturan diğerleri, nasıl böyle bir tabloyu içlerine sindirebiliyor, işte onu anlamakta zorlanıyorum. Daha doğrusu ülkemiz ve milletimiz adına üzülüyoruz. Dolayısıyla sorunuzun cevabı da zaten açıkça ortada. Bay bay Kemal’in HDP’den alacağı destek karşılığında yapacağı iş, bu ülkeyi ve milleti terör örgütünün ve onun siyasi uzantılarının ajandasının rotasına sokmaktır. Partisine gidip ziyaret edemedi bay bay Kemal. Nereye gitti? Meclis’teki odalarında ziyaret etti ve burada kapalı kapılar arkasında ne konuşulduğu çok önemli.”
“MİLLETİM NE PKK’NIN PEŞİNE DÜŞENLERE NE SAPKIN AKIMLARIN HAMİLİĞİNE SOYUNANLARA BU ÜLKEYİ EMANET ETMEZ”
“Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş cezaevinden sağa sola tehditler savuruyor. En son tehdidi de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a yönelikti. Bu tehdit dilini nasıl yorumlarsınız?” şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demirtaş, aslında hüküm giymesi gerekenden, daha henüz hükmü almadı. Sadece şu anda tutuklu olarak, buna ağır tutuklu diyebiliriz, işte 4 yıl 8 ay gibi bir süreci yaşıyor. Asıl hüküm giydiğinde, o zaman bunları konuşamayacaklar” cevabını verdi.
Şu anda bu sürecin çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O, çalıştığı anda, Yasin’imizle alakalı o hükmü giydiğinde, bunlar, bu kadar rahat hareket edemeyecekler. Şu anda bunun da ayrıca takipçisiyiz” ifadelerini kullandı.
“Dağdakiler ne yapıyor? Açıklamalar yapıyor. Dağdakiler bu açıklamaları hangi rehavet içerisinde yapıyorlar? Bu da düşündürücü” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dağdaki teröristlerin beyanlarıyla, toplumun farklı bir şekilde bilgilendirilerek yanlış istikamete yönlendirildiğine dikkati çekti.
“PKK’lıların beklentilerinin anlatıldığı videoya, CHP’den bir tepki gelmediğini gördük. Benzer bir durum İYİ Parti için de geçerli. Bir de CHP ve HDP’nin LGBT politikası var. Saadet Partisinin de buna yönelik bir tepkisi yok. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Böyle bir vaziyet, yönetime nasıl yansır?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce burada bu işin artık politik izahı söz konusu değil. Çünkü bunun akılla, mantıkla hiçbir izahı yok. Ve yedili masayı bu noktada tarif etmekte zorlanıyoruz” cevabını verdi.
“Başında biz, buranın yedinci ortağı masanın altında gizleniyor diyorduk. Birileri de anlamakta zorlanıyordu. Nitekim sonunda masanın altında bunu buldular. Nerede? Parlamentonun içinde” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi ‘milliyetçiyim’ diyenler, PKK ile HDP, özellikle bununla birlikte anılıyorlar ve rahatsız da olmuyorlar. ‘Muhafazakarım’ diyenler, sapkın akımlarla anılıyor, sesleri çıkmıyor. Resmen teröristi, sapığı bir olmuş, parmaklarının ucunda oynattıkları bir masada devleti, milleti dinamitlemeye çalışıyorlar. Geçmişte bir arada bulunduğumuz kişileri bu tablo içinde görmek, bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Bunların, o zamanlar ‘pazara kadar değil, mezara kadar’ gibi ifadeleri vardır. Bunun için de diğerleri gibi, Saadet Partisine gönül veren vatandaşlarımı da parti yöneticilerinden ayrı değerlendiriyorum. Ve nasıl rahatsızlıklar çektiklerini yakından biliyorum. Milletim ne PKK’nın peşine düşenlere ne sapkın akımların hamiliğine soyunanlara bu ülkeyi emanet etmez.”
“ANAYASA DÜZENLEMESİ İÇERİSİNDE AİLEYİ ÖN PLANA ÇIKARDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceliklerinin aile kurumu, kadınların ve erkeklerin onurunu, çocukların geleceğini korumak olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada ben, rahmetle anacağım, özellikle Oğuzhan Bey’in sağlığında kendisiyle yaptığım görüşmelerde, paylaştığımız birçok şey vardı ki açık net konuşayım, yani şu sapkın akımlar dediğimiz, yani bu LGBT falan bunlara Oğuzhan Bey’in asla gözünü yumması mümkün değildi. Fakat şu andaki sayın genel başkanın bunlarla beraber aynı masanın etrafında oturuyor olmasını, hiçbir şeyle izah etmek mümkün değil. Burada ne CHP’nin bu konudan rahatsızlığı var ne HDP’nin bu konudan rahatsızlığı var ne İP’in bundan rahatsızlığı var, öbür tarafta ne Gelecek’in ne DEVA’nın, hiçbirisinin bunlardan rahatsızlığı yok. Rahatsızlıkları olsa, çıkar konuşurlar. Böyle bir şeyi ifade ettikleri maalesef söz konusu değil. Biz, şu anda bizim millî, yerli, dinî değerlerimiz ve özellikle de kutsalımız aile yapımız bu noktada bunlara müsaade etmez. Bizim aile yapımızda LGBT’ye yer olabilir mi, böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Ama hiçbirisinin sesi çıkmıyor. CHP’nin bu konu ile ilgili herhangi bir açıklamasını duydunuz mu? Öbür tarafta Saadet’in, HDP’nin, İP’in bunlarla ilgili bir açıklamasını duydunuz mu? Yok. Çünkü bu konuda dertleri yok”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “LGBT konusunda hatta ne yaptık biz, Anayasa düzenlemesi içerisinde aileyi ön plana çıkardık. Bizim, Allah nasip ederse şu seçimlerden sonra gündeme getireceğimiz en önemli maddelerden bir tanesi aile olacaktır. Çünkü biz, aile değerlerimizi sağlama çıkarmadıktan sonra her an aile yapımız tehdit altındadır. Biz, aile yapımızı asla tehdit altında bırakamayız. Nasıl terörle kararlı bir mücadele yürütüyorsak, sapkın akımların toplumumuza dayatılması ile de aynı şekilde mücadele edeceğiz ve bundan taviz veremeyiz” dedi.
“GELDİĞİMİZDE YÜZDE 20 YERLİ OLAN SAVUNMA SANAYİİMİZİ, ŞU ANDA YÜZDE 80’E ÇIKARDIK”
“Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret etti. Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanıyken Refah Partisinin kapatılmasına öncülük eden, rahmetli Erbakan’ın siyasi yasak almasının altında imzası olan bir isim. Saadet Partisi ‘Biz, Millî Görüş’ün devamıyız, Erbakan Hoca’nın siyasi mirasını devam ettiriyoruz.’ Bu çelişkiye ve Saadet Partisinin sessizliğine ne dersiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Açık, net bir şey söyleyeyim, benim milletim de bazı gerçekleri bilsin. Temel Bey’in nerede durduğunu, ne olduğunu herkes tam manasıyla bilmeyebilir. Erdoğan’ın da nerede durduğunu tam manasıyla bilmeyebilir. Tek başına tüm bunlar bile Saadet Partisi yöneticilerinin nerelere savrulduğunun birer resmidir. Şu anda Saadet Partisi içinde ciddi sıkıntılar var, huzurlu, rahat değiller. Temel Bey’in, Saadet Partisinin geçmişine yönelik olarak, Saadet Partisinin içinde görev almadan önce ben Tayyip Erdoğan olarak, geçmişteki Millî Selamet Partisi, Refah Partisi, bundan sonraki dönemler dahil, gençlik kollarından tutunuz, il teşkilatlarına ve partinin merkez karar yönetim kurullarına varıncaya kadar, buralarda görev almış birisiyim, buralardan geliyorum. O zaman Temel Bey bu işin içinde yoktu bile. O, belediye başkanlığı görevlerine başladı vesaire. Hatta daha ileri gideceğim, meşhur Madımak olayları ile alakalı bu masanın etrafındakiler onun idamını istemiyorlar mıydı? İstiyorlardı. Peki, şimdi idamını isteyenler, acaba ne için bunların sesi çıkmıyor? Ne için bunlar bu kadar sessiz? Biz, aynı yerimizdeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o zamanki ilkeler ve merhum Erbakan’ın hedeflerine dikkati çekerek “Önce ahlak ve maneviyat bir numaraydı. Oradan tutunuz, ağır sanayi hamlesine varıncaya kadar… Hocamız bunları gerçekleştiremedi. Ama ağır sanayi hamlesi ile ilgili bunu gerçekleştirmek bize nasip oldu. Savunma sanayisine yönelik emelleri vardı, gerçekleştiremedi. Ama biz, geldiğimizde yüzde 20 yerli olan savunma sanayiimizi, şu anda yüzde 80’e çıkardık. Bunu başardık” dedi.
Erbakan’ın tank üretmekten bahsettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Altay Tankını 2-3 hafta içerisinde devreye alıp, Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edeceklerini söyledi.
İHA’ların, SİHA’ların, Akıncı’nın, hepsinden öte Kızılelma’nın çok büyük önem arz ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların dünyada dikkat çektiğini kaydetti.
“TÜRKİYE’DE ZATEN GÜÇLÜ BİR PARLAMENTO VE GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİ VAR”
“Hani neredesiniz? Bak, bu adımları attık. Bütün bu partinin yöneticileri, söylemleri ve tercihleriyle rahmetli Erbakan Hocamızın aziz hatırasını çiğniyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hocamızın manevi mirası tek bir partinin çatısı altına sığdırılamayacak kadar aslında büyüktür. Halbuki ortada çok açık bir gerçek var, HDP’nin de katılımıyla yedili hâle gelen masanın adayı bay bay Kemal, hedefine ulaşmak için kime ne demesi gerekiyorsa söylüyor, kime ne taahhütte bulunması gerekirse bulunuyor. Bir gün terör örgütünün partisini ziyaret edip ‘özerklik’ edebiyatı yapıyor, ertesi gün milliyetçi rolüne bürünüyor. Bir gün muhafazakâr takılıyor, sonraki gün sapkınların temsilciliğine talip oluyor. Ve bunlar aynı zamanda Hocamızın bu noktadaki, yani mahkûmiyetiyle ilgili bazı adımların atılmasında da aktif rol oynadılar. Şimdi nereden nereye geldi. Ben inanıyorum, aklıselim sahibi benim milletim, bu terör örgütünün beslemelerine inşallah 14 Mayıs’ta gereken cevabı verecek. Ve milletimiz rahat, huzur içinde bir nefesi de alacaktır diye düşünüyorum.”
Millet İttifakı’nı oluşturan parti genel başkanlarının milletvekili olmak için başvuru yapmadıklarına ilişkin soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi masanın aldığı tek ortak karar parlamenter sisteme, yani eskiye dönmek. Gelişmeler gösterdi ki bu da suya yazılmış, yani gerisinde ciddi bir irade ve altyapı olmayan, öylesine söylenmiş bir karar. Aslında yedili masanın her şeyi yalan dolan. Hanımefendi bir ara ‘başbakan olacağım’ diye ortada gezinip durdu. Ne oldu? Şimdi niye vazgeçti? Şimdi başbakan olamıyor, hiç olmazsa başkan yardımcısı olmaya aday oldu. Güçlendirilmiş parlamenter sistem deyip milleti kandırdılar. Hiçbiri parlamento için aday değil. Türkiye’de zaten güçlü bir parlamento ve güçlü bir demokrasi var. Bunların dertleri ülkeyi gerçekten daha iyi bir yönetim sistemine kavuşturmak ise hiç olmadı. Siyasetçilik oynarken kendilerine makam, bakanlık dağıtıyorlar. O kadar. Bu oyunu oynarken herhalde bakanlık sayısı az geldi. ‘Güçlendirilmiş parlamenter sistem diye bir şey uyduralım, bakanlık sayısını da bu arada arttıralım’ dediler. Sonra dönüp dolaşıp mevcut sistemin cumhurbaşkanı yardımcılığını artık 7 mi olur, 17 mi olur, 77 mi olur, bilemiyoruz. Oralara kadar çıkarma noktasına geldiler.”
“BİZ DEVLET ADAMIYIZ”
CHP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcılığına yönelik açıklamalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: ” ‘Cumhurbaşkanı isterse bu sayı 5 olur, 15 olur, 150 olur, bin 500 olur’ bunu hatırlayın. Kendisi kullandı bu ifadeleri. Hâlbuki benim bir cumhurbaşkanı yardımcılığıma bile tahammül edememişti. Ben bugüne kadar, bir cumhurbaşkanı yardımcısıyla geldim. Bu belki 2 olur, 3 olur. Ama hiçbir zaman senin gibi böyle kurusıkı atmayız biz. Çünkü biz devlet adamıyız. Devlet yönetiyoruz. Devleti yönetirken de bu işin tepesi, tabanı nereye varır, nereye gider, bunları iyi biliriz. Elhamdülillah belediye başkanlığından tut, başbakanlığa, cumhurbaşkanlığına varıncaya kadar biz sınavlardan geçtik, imtihanlar verdik. Sadece ülkemizin sınırları içinde kalmadık. Tüm dünyada hamdolsun kabul gördük. Söz verdikleri cumhurbaşkanı yardımcılarının sayısı bizim kabinemizin yarısını zaten buldu. Arkadaşlar hatırlayın ben bu görevi aldığım zaman cumhurbaşkanlığını söylemiyorum. Başbakanlığı aldığım zaman bizim kabinedeki sayı, bizden öncekine söylüyorum, devraldığımız 35’ti. Arkadaşlara dedim ki ‘bu 35 sayısı fazla.’ Şu andaki bu masanın etrafında olanlardan o zaman yanımda olanlar vardı. Onlar da bunu çok iyi bilirler. Dedik ki, ‘arkadaşlar bu fazla, biz bu sayıyı düşürelim.’ O zaman bu sayıyı biz 15’e kadar düşürdük. Bununla beraber, bunun nasıl yapılacağını, yönetileceğini gösterdik. Şimdi de 17-18 tane benim kabinemde bakanım var. Yürütüyoruz. Gayet de güzel yürütüyoruz. Herhangi bir sıkıntı yok. Daha ilk adımları bunların böyle olduğuna göre Allah göstermesin ellerine fırsat geçerse neler yapabileceklerini varın siz düşünün.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz siyasetçi olarak neden milletvekilliğine talip olmadıklarını düşünüyorsunuz? Neden cumhurbaşkanlığı yardımcılığını istiyorlar da milletvekilliğine talip değiller. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine şu cevabı verdi: “Cumhurbaşkanı yardımcılığı olduğu zaman bunları yanlarına çekmeleri daha kolay. Milletvekilliği olduğu zaman milletvekilinin bir cumhurbaşkanı yardımcısı kadar inisiyatifi yok. Onun durumu farklı. Ama bir cumhurbaşkanının durumu farklı, imkânlar farklı. Bütün bunları değerlendirerek, ‘ben bunların nasıl aldatırım, nasıl bunları kendi torbamın içine sokarım’ dertleri bu. Böyle yaparsa ulufe dağıtıyor bu. Bu dağıttığı ulufeyle de ne yapıyor? Şu anda kendi adaylığını güya güçlendirecek. Yalnız bu hafta sonuna kadar neler olur bilemem onu söyleyeyim. Her şey olabilir.”
“ADAY ADAYLIĞI İÇİN ŞU ANA KADAR 6 BİNİN ÜZERİNDE BAŞVURU ALDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabinede yer alan bakanların 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde aday olmalarına yönelik soru üzerine, “Hafta sonuna kadar bunları zaten kesinleştireceğiz. Kesinleştirdikten sonra da bunların açıklamalarını da inşallah büyük ihtimalle önümüzdeki hafta içinde şöyle güzel bir törenle arkadaşlarımızın yerlerini, konumlarını, hatta listeyi malum vereceğiz. Bu liste de zaten Yüksek Seçim Kurulu’na verildikten sonra kim nerede hepsi ortaya çıkmış olacak. Kabinedeki arkadaşlarımızla ilgili çalışmalarımızı hâlâ devam ettiriyoruz. Onları da netleştirdikten sonra açıklarsak daha isabetli olabilir. Çünkü her an her şey değişebiliyor” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat’taki depremler sonrasında AK Parti’nin seçim kampanyasını değiştirerek, müziksiz bir kampanya izlemesine yönelik soru üzerine şunları kaydetti: “Partimize teveccühün yine çok yüksek olduğu bir aday adaylığı süreci yaşandı. Aday adaylığı için şu ana kadar 6 binin üzerinde bir başvuru aldık. Ayrıca bakanlarımız gibi başvuruya gerek olmaksızın değerlendireceğimiz isimler var. Kadrolarımızda yer alması bizlere güç katacak birçok isim üzerinde de ayrıca çalışıyoruz. Sürpriz isimlerimiz de mutlaka olacak, var. Yazar, çizer, entelektüel, bütün bu kesimlerden isimler var. Ondan sonra parti kurullarımızdaki çalışmalar sonuçlanıp listemizi Yüksek Seçim Kurulu’na verdiğimizde bu isimler kamuoyuyla zaten paylaşılacak. Sadece milletvekili adaylarımızı değil, önümüzdeki dönemin kabinesini ve üst yönetimini de şimdiden çalışmaya başladık. Bunların hepsini de vakti geldiğinde sizler vasıtasıyla milletimizin bilgisine sunacağız.”
Seçimlerin sahaya yansımasının nasıl olduğu sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla meydanlarda bir araya gelmenin mutluluk verici olduğunu söyledi.
“ÖNCELİĞİMİZ ELBETTE YİNE DEPREM BÖLGESİ”
Bir araya geldiği vatandaşların gözlerindeki heyecanı gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremzede vatandaşlarımızın kayıpları ve acılarına olan saygımız sebebiyle seçip mitinglerine başlamakta acele etmiyoruz. Seçim mitingleriyle ilgili programı bayram sonrasına planladık. Ramazan boyunca temel atma, açılış ve iftar programlarıyla vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz. Önceliğimiz elbette yine deprem bölgesi” ifadelerini kullandı.
Meydanların dilinin bambaşka olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Bağcılar’da yaptığımız törende milletimizin teveccühünü, coşkusunu, muhabbetini gördük. Aldığım resmî rakamlar 60 binin üzerindeydi. Siyasi hayatımda öğrendiğim bir şey varsa o da meydanların dilinin yalan söylemeyeceğidir. Milletimden aldığım hissiyatla söylüyorum ki 14 Mayıs Cumhur İttifakı’nın zaferiyle sonuçlanacaktır. Birileri küresel sistemin en önemli operasyon aygıtı hâline dönüşen sosyal medyada oluşturulan havaya bakarak başka hayaller kuruyor olabilir ama bizim gördüğümüz ve hissettiğimiz tablo budur” diye konuştu.
Kamuoyu araştırmaları ve anketlere ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, anketlerin de tıpkı sosyal medya mecraları gibi algı operasyonlarının aracı olarak kullanılabildiğine dikkati çekti.
Bunların içerisinde doğru teknikle ve doğru şekilde yapılmış anketlerin eğilimleri belirlemede önemli ipuçları verdiğini bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Siyasi hayatımız boyunca da bu yöntemi kullandık. Buna karşılık medyada dolaşıma sokulan rakamların, tabloların anketle ilgisi olmadığını herkes çok iyi bilsin. Şayet iş bu tür masa başı anketlere kalsa 21 yılda yapılan 15 seçimin hepsini de CHP kazanırdı. Ama sandıkta kazanan hep biz olduk. İşini hakkıyla yapan anket şirketlerinin çalışmalarını ise yakından takip ediyoruz. Bize gelen raporlara göre hem Cumhurbaşkanlığında hem Cumhur İttifak olarak Mecliste açık ara öndeyiz. Tabii bu durum bizi rehavete sürüklemiyor, tam tersi farkı açmak için daha çok çalışıyoruz.”
“FİLİSTİNLİLERİN İNANÇ VE YAŞAM ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK MÜDAHALE VE TEHDİTLER KESİNLİKLE SON BULMALIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin soru üzerine İsrail güçlerinin Mescid-i Aksa’ya saldırılarını lanetledi.
Ramazan ayında yapılan saldırının kabul edilemeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunu Dışişleri Bakanlığı tarafıyla da telin ettik, lanetledik. Ben de konuşmalarımda aynı şekilde lanetliyorum. Hiçbir güvenlik kaygısı böylesi insanlık dışı bir müdahalenin gerekçesi olamaz. Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsüne ve maneviyatına, Filistinlilerin inanç ve yaşam özgürlüğüne yönelik müdahale ve tehditler kesinlikle son bulmalıdır. İsrail gerginliği tırmandıracak, tansiyonu artıracak adımlardan kesinlikle vazgeçmelidir. Bizim özellikle sinagoglara yönelik böyle bir saldırımız var mı? Musevilerin mabetlerine yönelik bir saldırımız var mı? Çünkü onların kutsalı olarak görüyoruz. Her hâl ve şartta Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almaya, kutsallarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bunu da İsrail’in böyle bilmesi gerek.”
“20 NİSAN’DA KARADENİZ GAZIMIZ DEVREYE GİRECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerjide yeni bir müjde olacak mı?” sorusu üzerine şunları söyledi: “20 Nisan’da Karadeniz gazımız devreye girecek. Karadeniz gazının ateşini 20 Nisan’da Filyos’ta yakacağız, sonra da Türkiye yerli gazını kullanmaya başlayacak. Uzun yıllardır ilmek ilmek işlediğimiz enerji bağımsızlığımızın ateşi o gün Karadeniz’den başlayarak dalga dalga tüm yurda yayılacak. Karadeniz gazı başta olmak üzere Türkiye’nin bütün büyük projeleri konusunda muhalefet ya ‘istemezük’çü bir tavır takındı ya da ‘Yapamazsınız’ dediler. Muhalefetin ‘Yapamazsınız, yapsanız da açamazsınız’ dediği ne varsa hepsini hayata geçirdik. Böyle kısır bir vizyona, böyle dar bir düşünce yapısına sahip muhalefetin bu ülkede eser siyaseti üretmesi beklenemez.”
Karadeniz gazının uzun yıllara dayanan planlama ve stratejiyle hayata geçirileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce arama gemilerimizi aldık, ardından sondaj gemilerimizi getirdik, daha sonra bu gemilerde çalışacak insan kaynağımızı yetiştirdik. Tüm bunların ardından yerli ve millî bir enerji politikasıyla Karadeniz’de 710 milyar metreküplük gazı bulduk. Burada duracak değiliz, aramaya, sondaj yapmaya devam edeceğiz. Daha gidecek yolumuz var. Türkiye’ye sınıf atlatacak yeni yatırımlarımız, projelerimiz var” değerlendirmesinde bulundu.
Sismik araştırma ve sondajla ilgili gemilerin alındığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiden bu tür imkânlar yoktu ama şimdi bizim hem sismik araştırma gemilerimiz var hem sondaj gemilerimiz var” dedi.
“BÜYÜMEDE, İSTİHDAMDA, İHRACATTA VE TURİZMDE TARİHÎ REKORLARA İMZA ATIYORUZ”
Türkiye Ekonomi Modeli’ne ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyanın, klasik ekonomi politikalarının, karşılaşılan sorunlara çözüm getiremediğini yaşayarak öğrendiğini belirtti.
Bu gerçeği çok önceden görerek kendilerine yeni bir yol çizdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her yeni küresel kriz, çok büyük eleştirileri göğüsleyerek hayata geçirdiğimiz Türkiye Ekonomi Modeli’nin doğruluğunu teyit ediyor. Bu sayede riskleri başarıyla bertaraf ettiğimiz gibi büyümede, istihdamda, ihracatta ve turizmde tarihî rekorlara imza atıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin geçen yıl yüzde 5,6 büyüdüğünü hatırlatarak, “Bu oranla G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduk. Ekonomimiz son 10 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Makine ve teçhizat yatırımlarımız son 13 çeyrek boyunca aralıksız büyümesine devam ediyor. Sanayi ve turizm gibi döviz getirici sektörlerimiz, Cumhuriyet tarihimizde hiç olmadığı kadar güçlendi” ifadelerini kullandı.
“MART AYI İTİBARIYLA YILLIK YAKLAŞIK 256 MİLYAR DOLAR İHRACAT GERÇEKLEŞTİRDİK”
İhracatın da Cumhuriyet tarihinin rekor seviyelerine çıktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Mart ayı itibarıyla yıllık yaklaşık 256 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Rekorlar kırdığımız bir diğer alan elbette turizm sektörü oldu. Geçen yılı 51,4 milyon ziyaretçi ve 46,3 milyar dolar turizm geliriyle yani sektörün altın yılı olan 2019’un üzerinde bir performansla bitirdik. Enflasyondaki düşüşün insanlarımızın günlük hayatına daha belirgin şekilde yansımasını sağlamak için de gereken adımları atıyoruz. Önümüzdeki dönem ekonomi politikalarımızı daha da güçlendirmek için şimdiden ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. Uzun yıllar ekonomi yönetimimizde yer alan Mehmet Şimşek kardeşimizin koordinasyonunda bir ekip, bu doğrultuda hazırlıklar yapıyor. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığımızda, Merkez Bankamızda, diğer birimlerimizde yürütülen çalışmalar var. İnşallah seçimden sonra bunların hepsini bir araya getirip ekonomi politikamızı daha güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz.”
TOGG
Eşi Emine Erdoğan’a ait “Anadolu” renkli Togg otomobilini kullandığı görüntülerin ekranlara getirilmesinin ardından, sürüş deneyimi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu aracın kullanımındaki konfor, bugüne kadar pek şahit olmadığım ki buna şu andaki makam otomobilim de dâhil. Gerçekten çok çok konforu yüksek. Yani virajlardan tutunuz da yoldaki gidişler, tabii elektrikli oluşu filan, onlar da işi daha da huzurlu, rahat hale getiriyor. Yoğun şekilde de ülke genelinde istasyonlar kurulmaya devam ediyor. Eşim zaten bu araçtan çok çok memnun kaldı. O da çok huzurlu, rahat. Ayrıca tabii bizim diğer makam otomobili, o da gerçekten güzel, huzurlu. Ülkemize hayırlı olsun” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e de Togg otomobil gönderildiğini hatırlatarak, “İlham Bey de memnuniyetini ifade etti, ‘Çok çok güzel bir araç’ dedi. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı, teknolojisini sivil sanayi alanında Togg ile başlattık. İnşallah hız kesmeden daha büyük yatırımlarla, hizmet ve eserlerle yolumuza devam edeceğiz. Tabii direksiyona geçince bambaşka hisler, duygular yaşadık” ifadelerini kullandı.
Togg otomobili için kısa sürede 177 bin sipariş aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu büyük devletin, bu aziz milletin, yerli ve millî bir otomobil markasının olmamasının üzüntüsünü bugüne kadar hep yaşadık ve sorumluluktu. Rahmetli hoca, Devrim otomobilinin üretimini yapmıştı, biz de ‘devrin otomobili’nin üretimini gerçekleştirdik. Şu anda ‘devrin otomobili’ Togg, sürat, konfor, güvenlik ne ararsanız var” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.