Connect with us

Dünya

“Önceliğimiz, depremin izlerini bir an önce silerek şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmaktır”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman’da K2B Konteyner Kent ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Önceliğimiz, depremin izlerini bir an önce silerek şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin ardından Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi karşısında kurulan K2B Konteyner Kenti’ni ziyaret etti.

Buradaki konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri aşkla, sevgiyle, kadirşinaslıkla bağrına basan Adıyamanlı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Öncelikle her birinize 14 Mayıs seçimlerinde şahsıma ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz güçlü destek için teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanlığında yüzde 66’yı geçen oy oranıyla Adıyaman, tercihini bizden yana kullandı. Mecliste de Adıyaman’ın tercihi yine Cumhur İttifakı’ndan yana oldu. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum. Rabbim muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum” ifadelerini kullandı.

“BİZİMLE 85 MİLYON ARASINDA NİCE BAĞLAR VAR”

Adıyaman’ı hiçbir hesap gütmeden, karşılıksız sevdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İnşallah 28 Mayıs zaferinden sonra Kahta’ya da Sincik’e de söz. Biz, bu yüreği yaralı şehrin güzel insanlarını samimiyetle seviyoruz. Şimdi sordum, ‘Resmî rakamı alın alanda ne kadar katılım var?’ Dediler ki 40 bin… Aramıza kimsenin, hiçbir engelin girmesine de müsaade etmiyoruz. Merhum Neşet Ertaş ne diyordu, ‘Dost elinden gel olmazsa varılmaz, rızasız bahçenin gülü derilmez. Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, gönülden gönüle gider yar, oy yol gizli gizli.’ İşte bizim de Adıyaman ile aramızda kalpten kalbe giden bir yol var. Bizimle 85 milyon arasında nice bağlar, nice kanallar var. Kem gözler, bunu hiçbir zaman göremediler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Millete tepeden bakanlar, bunu hiçbir zaman anlayamadılar. 50 bin deprem şehidimiz var. 50 bin deprem şehidimize bay bay Kemal’in takımı nasıl baktı? Bütün deprem bölgesiyle ilgili, ‘Bundan sonra size bir şey yok.’ Bu ifade kullanılır mı, nasıl bunu söylersin? Siz olsanız da olmasınız da bay bay Kemal, evelallah devletimiz kardeşlerinin yanındadır. AFAD’ı ile Kızılay’ı ile bütün imkânlarıyla yanındadır ve bundan sonra da yanında olacaktır. Şu anda konteyner kentlerin olduğu bölgede hamdolsun ciddi sayıda bir yaşam var.”

Siyasi tercihinden dolayı depremzedeleri linç eden, aşağılayanların bu durumu hiçbir zaman kavrayamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim şu aşkımızın, şu sevdamızın sırrına asla eremediler. CHP zihniyetinin temsilcileri, sorunu, sıkıntıyı kendilerinde aramak yerine her seferinde insanımızı suçladılar. Milletle irtibatlarını güçlendirmek yerine, ‘makarnacı, kömürcü, gerici, yobaz, takunyalı, bidon kafalı’ diyerek insanımızı tahkir ettiler. ‘Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi?’ diyerek içlerindeki kibri ortaya döktüler. Meydanları hınca hınç dolduran milyonların sırrına ermeye çalışmak yerine ‘Bindirilmiş kıtalar’ diyerek bu insanları aşağılamayı tercih ettiler. Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 14 Mayıs 1950’den beri bu kötü huylarından maalesef vazgeçmediler” diye konuştu.

“MİLLETİN DESTEĞİNİ HAK EDECEKSİN”

Benzer yaftalamaların bugün de devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Sandıkta tecelli eden iradeyi kabullenmek yerine insanlarımıza ‘cahil’ diyorlar, ‘Yeterince gelişmemiş’ diyorlar, ‘Oylarını sattılar’ iftirası atıyorlar. Hatta gazete manşetlerinden küstah bir şekilde ‘Milletin karnı TOGGmuş’ diyorlar. Anladınız değil mi? Her türlü hakareti ediyorlar, her türlü densizliği, edepsizliği sergiliyorlar ama bir kez olsun ‘Biz nerede yanlış yaptık’ sorusunu sormuyorlar. Şöyle aynanın karşısına geçip, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Pazar günüyle beraber 16’ncı ve 17’nci seçimlerini de kaybettiler. Milletten bu kadar şamar yediler, fakat her defasında hiçbir şey olmamış gibi pişkince hayatlarına devam ettiler. Hatalarından dolayı çıkıp milletimizden özür dilemediler, samimi bir öz eleştiri vermediler, kendilerini düzeltme yoluna asla gitmediler. Milletin gönlünü kazanmak yerine hâlen tehdit diline sarılarak, korkutma siyaseti yaparak insanımızın oyunu alabileceklerini düşünüyorlar.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının zihniyetinin 73 yıldır hiç değişmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi: “Bunu 14 Mayıs seçimlerinden sonraki tavırlarıyla bir kez daha ispatladılar. Hâlbuki Mevlana Hazretleri ne diyor, ‘Eğer bir insanda ayıp görürsen, o ayıp sendedir. Halbuki sen onda görürsün, alem ayna gibidir, kendi nakşını onda görürsün.’ Bunların da Adıyaman’a, deprem bölgesine, başka şehirlere göç eden depremzedelerimize baktıkça gördükleri, kendi yansımalarıdır. ‘Cahil’ kendileridir. ‘Menfaatçi’ kendileridir. ‘Oy yoksa hizmet yok’ diyen kendileridir. Vatandaşlarımızı ayrıştıran kendileridir. İnsanlarımızı kutuplaştıran kendileridir. Mahalle baskısıyla gençlerimizi yıldıran kendileridir. Sırf destek vermediği için sanatçısından depremzedesine herkese her türlü kötülüğü yapan kendileridir. Milletimiz bunları kaç defa sandığa gömerse gömsün, bu kibirli ve kaba tavırlarından asla vazgeçmiyorlar. İstiyorlar ki bunlar ne yaparsa yapsın, insanlar gelip önlerinde diz çöksün. İstiyorlar ki bunlar kimi aday gösterirse, millet gidip ‘tıpış tıpış’ oy versin. Yok, öyle yağma.”

Siyasetçinin, milletin hizmetkârı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin hiçbir insanı, hiçbir partiye, hiçbir genel başkana, hiçbir adaya, sırf karşı tarafın egosu tatmin olsun diye oy vermez, destek vermez. Milletin desteğini hak edeceksin. Bunun için çalışacaksın, eser ortaya koyacaksın, hizmet edeceksin. Bunun için insanlara umut ve güven aşılayacaksın. Bunun için herkesin kendini huzur içinde hissettiği bir iklim oluşturacaksın. Bunların hiçbirini yapmadan sandıktan çıkmayı beklemek, ekmeden biçmeyi, üretmeden kazanmayı, emek vermeden sonuç almayı beklemek gibidir. Elbette böyle davranabilirsin, ama kaç defa denersen dene sonuç alamazsın. CHP Genel Başkanının durumu da buna benzemiyor mu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun hep aynı şeyleri yaparak her defasında farklı sonuç beklediğini, kendilerinin ise milletin derdine derman olmanın yollarını aradığını, ülkeye eser kazandırmanın mücadelesini verdiklerini, güvenli bir gelecek kurmanın çabası içinde olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce de söyledim, bugün de altını çizerek ifade etmek istiyorum. Milletimiz bizi bir faninin görebileceği her türlü makama getirdi. Şu saatten sonra bizim, ferdi olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimize daha büyük eser ve hizmetler kazandırmaktan başka ne gayemiz olabilir?” diye sordu.

“VERDİĞİMİZ SÖZLERİ YERİNE GETİRENE KADAR GECE GÜNDÜZ ÇALIŞACAĞIZ”

Birinci önceliklerinin depremin izlerini bir an önce silerek şehirleri yeniden ayağa kaldırmak olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremden hemen sonra Adıyaman’a gelip acıları paylaştıklarını, ramazanda da ziyaret ettikleri kent üzerinden seçim kampanyası döneminde de gözlerini ayırmadıklarını dile getirdi.

Depremin yaşandığı illerde görevlendirdikleri bakanların ve milletvekillerinin yanı sıra belediye başkanları ile mülki idare amirlerinin de sahayı hiç boş bırakmadığını, vatandaşların sorunlarıyla ilgilendiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin ve milletin tüm imkânlarının depremzedeler için seferber edildiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk günlerdeki bazı eksikler hızla giderilerek yaraları sarmaya, Adıyaman’ı ayağa kaldırmaya başladıklarını, tüm kayıpları telafi etmekte kararlı olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi, yıkılanın yerine daha iyisini, daha dayanıklısını yapacaklarını, evi ve düzeni bozulanları mutlaka yuvalarına kavuşturacaklarını kaydetti.

Verdikleri sözleri yerine getirene kadar durmadan, dinlenmeden, gece gündüz çalışacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefimiz, 319 bini bir yıl içinde olmak üzere 650 bin yeni konut inşa ederek deprem bölgesini eskisinden daha sağlam, daha planlı, daha güzel bir yer hâline getirmektir. Bölgenin dört bir yanında temeller atıldı, inşaatlar yükselmeye başladı” dedi.

“AMACIMIZ EKİM-KASIM GİBİ KALICI KONUTLARIN TESLİMİNE BAŞLAMAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman’daki kalıcı deprem konutlarına ilişkin videoyu, alana kurulan dev ekranlardan vatandaşlara izleterek “Konutlar nasıl?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte kalbi depremzedelerle atmak böyle olur. İnşallah, evi kullanılamaz hâle gelen son vatandaşımızı da yeni yuvasına kavuşturana kadar aralıksız çalışacağız. Amacımız ekim-kasım gibi kalıcı konutların teslimine başlamaktır” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde köy evlerinin inşasının da hızla sürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı’nda ilk köy evlerinin teslimini yaptıklarını anımsattı.

“GEÇİCİ OLARAK DİĞER ŞEHİRLERE GİDEN KARDEŞLERİMİZİ DE YALNIZ BIRAKMIYORUZ”

Deprem bölgesi genelinde, 905 bini aşkın çadır ve 112 bini aşkın konteyner kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu geçici barınma merkezleri yanında, 13 bine yakın iş yerimizi de faaliyete geçirdik. Böylece, şehirlerimizdeki barınma sorununa çözüm üretirken ticari hayatın yeniden canlanmasını temin ettik. Geçici olarak diğer şehirlere giden kardeşlerimizi de yalnız bırakmıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun önceliklerinin en başında deprem mağduru şehirlerimizin ayağa kaldırılması hedefi vardır. Bu hedefe ulaşana kadar hiç durmadan çalışacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir seçimini daha demokrasi şöleni havasında tamamladığını belirterek şöyle konuştu: “Buna rağmen 14 Mayıs seçimlerinde hezimete uğrayan, 28 Mayıs’tan da umudunu kesen CHP Genel Başkanı’nın giderek daha zehirli, daha çirkin bir dil kullandığını görüyoruz. Yaptığı pervasız ve buram buram nefret söylemi kokan açıklamalarıyla her gün toplumumuzun bir kesimini düşmanlaştırıyor. Koltuğunu kaybetmemek için milletin sinir uçlarıyla oynamak dahil tüm yollara başvuruyor. Daha düne kadar önüne gelene kalp yapmaktan parmakları neredeyse nasır bağlamıştı. Bugün ise aynı eliyle masa yumruklamaktan neredeyse bileği kırılacak. Seçim öncesinde taktığı demokrat maskesi 15 Mayıs sabahı düşünce altından tek parti CHP’si zihniyetinin karanlık ve çirkin yüzü çıktı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adıyaman bu yüzü çok iyi tanır. Helalleşme, kucaklaşma, barış ve özgürlük söylemleri yerini sadece bir günde faşizmin en pespaye hâline bıraktı. ‘Yeni’ diye millete pazarladıkları CHP’nin, vesayet ve darbe gölgesinde yürüyen CHP’den hiçbir farkı olmadığı görüldü. ‘Demokrat’ diye yere göğe sığdıramadıkları genel başkanının, gerçek bir diktatör heveslisi olduğu anlaşıldı. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi kılığa bürünürse bürünsün, hangi maskeyi takarsa taksın, bölücü örgütle, FETÖ’yle, tefecilerle, küresel lobilerle, LGBT’cilerle, emperyalistlerle beraber yol yürüdüğünü gizleyemiyor.”

“MİLLETİMİZİ ASIRLIK HEDEFLERİYLE BİRLİKTE BULUŞTURACAĞIZ”

Kökenine, meşrebine, siyasi tercihine bakmaksızın her Adıyamanlının canlarından bir parça olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs seçimleri sonrasında yaşanan utanç verici hadiselerin sizleri üzdüğünü, sizlerin zaten yaralı olan kalbinizi daha da kanattığını biliyorum. Daha düne kadar depremzedelerimize ‘bedava ev’ sözü verenlerin, sandıkta istedikleri netice çıkmayınca 15 Mayıs sabahından itibaren sergiledikleri nobranlık, tarihe bir utanç vesikası olarak geçecektir. Bunlar, sadece hayata çıkar penceresinden bakan, siyaseti ülkeye hizmet vesilesi değil şahsi ikbal vasıtası olarak gören bir avuç muhteristir. Bunlara bakıp da asla karamsarlığa kapılmayın, asla hüzünlenmeyin, asla umudunuzu kaybetmeyin. Tam tersine hep birlikte Adıyaman’ımıza daha sıkı sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.

Devletin ve milletin imkânlarını daha fazla seferber ederek depremzedelerin hayata yeniden sarılmalarını sağlamakta kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere havalimanınızı yaparak, Nissibi Köprüsü’nü yaparak bu hizmetleri verdik mi? İnşallah 28 Mayıs’tan sonra çok daha farklı yatırımları, çok daha farklı adımları atmak suretiyle inşallah Adıyamanı’mız, Anadolu’nun en güçlü illerinden bir tanesi olacaktır. Unutmayın, kâinatın sahibi olan Yüce Allah, yeniden başlayanların yardımcısıdır. Allah sabredenlerin, sabırla yardımını isteyenlerin yardımcısıdır. Rabb’imiz, zatından ve rahmetinden ümidini kesmeyenlerin yardımcısıdır. Allah’ın yardımı ve inayetiyle, sıkıntılarımızı beraberce çözeceğiz. Badireleri beraberce aşacağız. Hayatın karşımıza çıkardığı zorlukları birlikte göğüsleyeceğiz. Şehit kanlarıyla yoğrulmuş bu cennet vatana birlikte hizmet edeceğiz. Milletimizi asırlık hedefleriyle inşallah birlikte buluşturacağız” değerlendirmesini yaptı.

Bunun için öncelikle 28 Mayıs’ta sandıklara çok sıkı sahip çıkılması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sandıklara sahip çıkıyor muyuz? Bütün akraba, yakınlarımızı sandıklara taşıyor muyuz? Çünkü 28 Mayıs’ta ben, Cumhur İttifakı, Adıyaman’dan farklı bir ses bekliyoruz. Küresel ölçekte bunu temsil edecek, milletimize 5 yıl daha hizmet edecek cumhurbaşkanını belirleyeceğiz” dedi.

“Bizi zaten tanıyorsunuz, hizmetlerimizi, eserlerimizi çok iyi biliyorsunuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Aynı şekilde ne bürokratik kariyeri ne siyasi hayatı boyunca hiçbir başarısı, ülkeye ve millete hiçbir hayırlı hizmeti olmayan diğer adayı da gayet iyi biliyorsunuz. Sağlıkta hastanelerimizi ne hâle getirdiğini gayet iyi biliyorsunuz? Çalıştığı ajans değişince söylemi de karakteri de tarzı da yüzü de değişen bir rüzgârgülünün Türkiye’yi temsil etmesi mümkün mü? Şimdi hep birlikte öyle bir adım atalım ki inşallah 28 Mayıs’ta gümbür gümbür yola devam” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışında yaşayan gençlere ve vatandaşlara da şu çağrıda bulundu: “Sandık; irademizi, tercihlerimizi, kendimize ve ülkemize dair hayallerimizi ifade edebileceğimiz en güzel araçtır. Gurbetçilerimiz, seçimlerin ilk turunda rekor oy oranıyla bunu yaptılar. Bulundukları ülkelerde kurulan sandıklara koşarak Türk demokrasisine güç kattılar, geleceklerine sahip çıktılar. Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu var. Yurt dışındaki vatandaşlarımın ikinci turda da aynı iradeyi sergileyeceğine yürekten inanıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi temsil eden tüm kardeşlerimden, bugünden itibaren sandıklara mutlaka giderek oylarını kullanmalarını rica ediyorum. Başta yurt dışındaki gençlerimiz olmak üzere, gurbetçilerimizden şahsımıza ve Türkiye Yüzyılı’na çok güçlü destek bekliyorum.”

Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da eşlik etti.

Bürokrat

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Havalimanı’nın 10 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılacağını duyurdu. Bakan Uraloğlu, kamu kaynağı kullanmadan 800 hektar üzerine inşa edilen 8 milyon yolcu kapasiteli Çukurova Havalimanı’ndan 25 yılda 297 milyon 100 bin avro kira bedeli elde edileceğini bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölgesel olması nedeniyle Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın Türkiye’nin en önemli havacılık yatırımlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Başta Adana ve Mersin olmak üzere tüm Çukurova’ya hizmet edecek havalimanımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarafından 10 Ağustos’ta hizmete açılacak.” dedi. Türkiye’nin 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, “2053 hedeflerimiz kapsamında aktif havalimanı sayımızı 61’e çıkarmayı planlıyoruz. Çukurova Havalimanı bu doğrultuda atılmış çok önemli bir adımdır. Ülkemizde havacılığı daha da geliştirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

8 Milyon Yolcuya Hizmet Verecek

Bakan Uraloğlu, CAT-II standartlarında 3 bin 500 metre uzunluğunda inşa edilen piste en geniş gövdeli yolcu uçaklarının dahi iniş kalkış yapabileceğini belirterek, “8 milyon yolcu kapasitesiyle Çukurova Havalimanımız hem bölgenin hem de ülkenin turizmine ve ticaretine güç katacak, Türkiye’nin kargoda ikinci büyük HUB’ı ve Orta Doğu’ya açılan kapısı olacak. Çukurova Havalimanımızdaki kargo trafiğinin de ticaret hacmini iki katına çıkaracağını öngörüyoruz.” diye konuştu.

Çukurova Havalimanı inşası kapsamında 110 bin metrekare kapalı alanlı Terminal Binası inşa ettiklerinin altını çizen Uraloğlu, “Yaklaşık 800 hektar üzerine inşa ettiğimiz Çukurova Havalimanımızda 40 uçak kapasiteli 217 bin metrekarelik apron, 4 uçak kapasiteli 62 bin metrekarelik kargo apronu ve 34 uçak kapasiteli 56 bin metrekarelik genel havacılık apronu da bulunuyor.” dedi.

“25 Yıl İçerisinde 297 Milyon 100 Bin Avro Kira Bedeli Alacağız”

Kamu kaynağı kullanmadan Yap-İşlet-Devret modeliyle yaklaşık 244,5 milyon avroluk bir yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bu yatırımdan 25 yıl içerisinde de 297 milyon 100 bin avro kira bedeli alacağız.” dedi. Uraloğlu, Çukurova Havalimanı sayesinde bölgede ve ülke genelinde, doğrudan ve dolaylı olarak 3 bin kişiye istihdam yaratılacağının da altını çizerek, Mersin ve Adana başta olmak üzere çevre illere ekonomi, ticaret ve turizm açısından büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Çukurova’nın Uluslararası Ticaretteki Rolü Güçlenecek

Çukurova Havalimanı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte, bölgenin uluslararası ticaretteki rolünün daha da güçleneceğini vurgulayan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hava yoluyla taşımacılık, özellikle acil ve kritik malzemelerin zamanında teslimatını sağlayarak tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine yardımcı oluyor. Çukurova Havalimanımızla, daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşınacak, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracak. Bu da bölgedeki işletmelerin daha geniş pazarlara açılmasını ve ihracat potansiyellerinin artırmasını sağlayacak.”

Genç Gazeteciler | ADANA

DAHA FAZLA HABER

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg
Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-3.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-4-1.jpg

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir, Ondan bize kadar çok kıymetli bir hatıradır. Türk milleti olarak yüzyıllardır bu aziz hatıraya layıkıyla sahip çıkmanın gayretindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Yas-ı Muharrem’in 10’uncu gününde, diğer adıyla Aşure Günü’nde bir sofra etrafında olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

Sofrada bulunanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’ya salat, Onun ehlibeytine ve her biri kutup yıldızlarımız olan dostlarına selam olsun diyorum” ifadesini kullandı.

Hazreti Hüseyin’in ve 72 yoldaşının şehadetlerinin 1385’inci yıl dönümünde Kerbela şehitlerini rahmetle yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem Ayı’nın Müslümanlar için rahmet ve bereket ayı olduğunu hatırlattı.

“EHLİBEYT MUHABBETİNİ KARDEŞLİĞİMİZİN MAYASI OLARAK GÖRÜYORUZ”

Muharrem’in aynı zamanda yürekleri Kerbela Çölü’ne çeviren büyük bir yangının, acının ve matemin de ayı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hicri 61 yılında yine bir 10 Muharrem gününde Kerbela’da yaşanan o katliamı neredeyse 14 asır sonra bile hâlen hüzünle hatırlıyoruz. Resulü Ekrem Efendimiz torunları İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i ‘dünyadaki reyhan çiçeklerim’ diye severdi. Onları öpüp koklamaya doyamaz, adeta gözünden bile esirgerdi. Bir gün kendisine ‘ehlibeytten en çok kimi seversiniz’ diye sorulduğunda, ‘Hasan ve Hüseyin’ diyecek kadar ikisine de düşkündü. Tabii Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’le birlikte bizim gönül dünyamızda ehlibeytin de çok müstesna bir konumu vardır. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam ‘beni, Allah’ı sevdiğiniz için, ehlibeytimi de beni sevdiğiniz için sevin’ buyurmuştur. Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir, Ondan bize kadar çok kıymetli bir hatıradır. Türk milleti olarak yüzyıllardır bu aziz hatıraya layıkıyla sahip çıkmanın gayretindeyiz. Ehlibeyt muhabbetini, millet olarak ezeli ve ebedi kardeşliğimizin mayası olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle bu maya sağlam olduğu müddetçe bizi kimse bölemez, bizi kimse ayıramaz, aramıza nifak duvarları öremez. Ama ne zaman bu maya bozulur, zayıflar ve çözülür, Allah korusun işte o zaman millet olma vasfımızı da kaybederiz.”

“BİRLİĞİMİZ, BERABERLİĞİMİZ DAİM OLSUN”

Bu masadaki birlikteliği “kalplerdeki ehlibeyt sevdasının bir nişanesi olarak” değerlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem orucunu açmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Allah’tan, Mah-ı Muharrem oruçlarını kabul etmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabb’im, Hazreti Hüseyin ve dostlarının matemini paylaşan canların dünya ve ahiretlerini mamur eylesin. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun” ifadelerini kullandı.

Genç gazeteciler Ankara

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı” paneline katıldı

Genç gazeteciler | ANKARA

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

BAKAN TUNÇ: DARBECİLERİ YARGILAYAN VE ONLARDAN HESAP SORAN BİR YARGIMIZ VAR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, geçmişte darbecilerin yanında yer alan yargının, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında milletin yanında yer aldığını belirterek, “15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var.” dedi.

Türkiye Adalet Akademisince Yargıtay Konferans Salonu’nda düzenlenen Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı isimli panele konuşan Bakan Tunç, 15 Temmuz’da Türk milletinin “çok büyük bir kahramanlık” sergilediğini ve dünyaya demokrasi mücadelesinin nasıl yapılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Darbe girişimine karşı emniyet güçleri, vatansever askerler ve yargı mensuplarının da mücadele ettiğini vurgulayan Bakan Tunç, “O karanlık gecede ülkemizin geleceği için, bayrağımız için şehitler verdik.” diye konuştu.

DARBECİLERİN PLANLARI İSTEDİKLERİ GİBİ YÜRÜMEDİ

Türk demokrasi tarihini “darbeler tarihi” olarak niteleyen Bakan Tunç, 27 Mayıs 1960 darbesiyle milli iradenin önünün kesildiğini, 1971’de muhtırayla demokrasiye müdahale edildiğini, 12 Eylül 1980 darbesiyle milli iradenin önünün bir kez daha kesildiğini anımsatarak, “Darbecilere çanak tutan, yardım eden bir yargı sistemi vardı. Darbecileri değil de darbe mağdurlarını yargılayan yargı sistemi vardı.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 90’lı yıllarda 28 Şubat postmodern darbesiyle seçilmiş hükümetin antidemokratik bir şekilde düşürüldüğünü, AK Parti’nin kuruluşundan sonra da kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Darbeci vesayetçi anlayışın 2000’li yıllarda çeşitli olaylarla başarılı olmaya çalıştığını, son olarak 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunulduğunu aktaran Bakan Tunç, darbecilerin planlarının ise istedikleri gibi yürümediğini kaydetti.

Adalet Bakanı Tunç, darbe girişimi sırasında birçok yerin darbeciler tarafından hedef alındığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Vatansever vatandaşlarımız tankların önüne geçerek bedenleriyle engel olmaya çalıştı. Meclis bombalandı. Milletvekillerimiz hemen Meclis’e koştu ve darbeye karşı direneceklerini, ‘Bomba da atsanız buradayız’ dedi. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kürsüde konuşma yaparken, yukarıdan bombalar yağıyordu. Düşmanın yapmadığını içimizdeki hainler yapmak istediler. Kurtuluş Savaşı’nda Polatlı’dan beri geçemeyen düşman, maalesef içimizdeki düşmanlar, o maşalar, o emperyalizmin maşaları Meclis’i bombalayabildiler.”

DARBECİYLE HUKUK İÇERİSİNDE MÜCADELE EDEN BİR TUTUM SERGİLENDİ

Adalet Bakanı Tunç, devlet kademesindeki görevlilerin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleriyle “darbecilerle nasıl mücadele edileceği” konusunda çalışma yaptığını aktardı.

Bu kapsamda 20 Temmuz’da olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini anımsatan Bakan Tunç, “20 Temmuz bir karşı darbedir”, “Siz kontrollü darbe yaptınız”, “Bu bir oyundur, tiyatrodan ibarettir” diyenlerin de bulunduğunu ancak söz konusu sürecin hukuk çerçevesinde sürdürüldüğünü kaydetti.

OHAL kararnameleri sonrası FETÖ ile iltisaklı kişilerin ihraç edildiğini hatırlatan Bakan Tunç, “Bu örgütün ayıklanma süreci de kısa zamanda olacak gibi değildi. Kamudan ihraçlar içeren, FETÖ ile irtibatı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen kurum ve kuruluşların kapatılmasına yönelik kararnameler Meclis’e gönderildi.” bilgisini paylaştı.

Bunun yanı sıra hak arama yolunun da açık tutulduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Kararnameler Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi hale geldi. Bu derece demokratik, hukuk devletine saygılı, darbeciyle hukuk içerisinde mücadele eden bir tutum sergilendi.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Yılmaz Tunç, FETÖ kapsamında 125 bin kişinin yargılanması sonucu mahkumiyet kararı aldığını, 289 darbe davasının da sonuca bağlandığını bildirdi.

TERÖR BİR İNSANLIK SUÇUDUR, DARBE BİR TERÖR EYLEMİDİR

Adalet Bakanı Tunç, darbe girişiminden önce ve sonra firar eden örgüt mensuplarının bulunduğunu, söz konusu kişilerle ilgili iade taleplerinin halen devam ettiğini dile getirdi.

FETÖ mensuplarının iadesi konusunda bazı “müttefik” ülkelerin kayıtsız kaldığını ve ikiyüzlü davrandığını belirten Bakan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘İnsan haklarına saygılıyız’, ‘demokrasinin beşiğiyiz’ diyen ülkeler, maalesef Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi mücadelesinde yanında olmadı. Amerika Birleşik Devletleri; FETÖ elebaşısı darbe girişiminden yıllar önce orada konuşlandırıldı. Ona orada bir karargah kuruldu ve oradan örgütü yönetti. Ve ABD’nin kontrolünde bunları gerçekleştirdi. 7 iade talebimiz var, 30’a yakın suç var. Tüm bunlar delileriyle sabit. Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatı ortada ama iade dosyalarımız bir türlü ABD Adalet Bakanlığından yargı makamlarına ulaştırılmadı. Avrupa Birliği ülkeleri; başta Almanya olmak üzere FETÖ elebaşlarını, irtibat ve iltisaklılarını misafir etmeye devam ediyor. Dost ülkelerin temsilcileri, Adalet Bakanları Türkiye’ye geldiğinde hep bunları ifade ediyoruz. Terör bir insanlık suçudur, darbe bir terör eylemidir. O nedenle, ‘bu insanlık suçu, günü gelir sizin de başınıza geldiğinde bununla mücadele etmek uluslararası işbirliğini gerektirir’ diyoruz. Her defasında onlara bunu izah ediyoruz.”

DARBECİLERİ YARGILAYAN VE ONLARDAN HESAP SORAN BİR YARGIMIZ VAR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 15 Temmuz’da yargının “büyük bir kahramanlık” gösterdiğini ve milletin yanında durduğunu vurguladı.

Geçmiş darbelerden ders çıkarıldığını ve yargının 15 Temmuz’da darbecilerden yana tavır almadığını dile getiren Bakan Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“1960 darbesinde, 71 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde darbecilerin yanında duran bir yargı sistemi vardı, vesayetçi anlayışına, darbeci anlayışa, Yassıada zihniyetine mensup bir yargımız vardı maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum. Ama bunlardan ders çıkardık. O gün darbecilerin yanında duran, darbe mağdurlarını yargılayan bir yargımız varken, 15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yakalayan, gözaltı yapan, soruşturan, yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var. İşte bu yargımızla biz onur, gurur duyuyoruz. Yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız bir şekilde yoluna devam ediyor.”

Yargının bağımsız ve tarafsızlığı konusunda birtakım eleştirilerin bulunduğunu anımsatan Bakan Tunç, hatalı kararların düzeltilebileceğini ancak 24 bin hakim ve savcının bir yanlış karar üzerinden töhmet altında bırakılmaması gerektiğini bildirdi.

Bakan Tunç, “15 Temmuz’da gördük ki yargı mensuplarımız milletin yargısı olarak iş başında o nedenle tarafsız ve bağımsız yargımıza güvenmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Genç gazeteciler | ANKARA

DAHA FAZLA HABER
REKLAMLAR

HABER BURADA

Bürokrat12 saat önce

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Havalimanı’nın 10 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılacağını duyurdu. Bakan...

Dünya1 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz...

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg
Bürokrat1 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey...

Bürokrat4 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir,...

Bürokrat5 gün önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı” paneline katıldı

Genç gazeteciler | ANKARA

Dünya6 gün önce

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

Genç Gazeteciler | TÜRKİYE

Bürokrat6 gün önce

“15 Temmuz’a iftiralar atanlar, Türkiye üzerine tezgâhlanmak istenen tiyatronun birer figüranıdır”

Genç gazeteciler | istanbul

Bürokrat6 gün önce

15 Temmuz, istiklal ve istikbalin zaferidir.

Genç Gazeteciler | Türkiye

Bürokrat1 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , SETA tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı.

Genç Gazeteciler | Ankara

Bürokrat1 hafta önce

Türk Hava Yolları, İtalya’nın Torino Şehrine Uçuşlara Başladı

Genç Gazeteciler | İtalya

REKLAMLAR
Mayıs 2023
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
REKLAMLAR

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge