Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bölgemiz üzerinde yapılan ve aleyhimize sonuçlar doğuracak her hesabı bozduk, bozuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında, Türkiye’ye yeni eserler ve hizmetler kazandırmak için çalıştıklarını belirtti. Yılbaşından bugüne kadar yaptıkları işlerin, 20 yılda asırlık eser ve hizmetleri nasıl Türkiye’ye kazandırdıklarını göstermek için yeterli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılbaşından bugüne kadar hizmete sunulan yatırımlara ilişkin bilgi verdi.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAS) Uçak Üretim Tesisi’ni hizmete açtıklarını, Konya-Karaman hızlı tren hattını hizmete sunduklarını, organize sanayi bölgeleri mesleki eğitim merkezlerinin toplu açılışını yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Test, eğitim ve istihbarat gemimiz Ufuk’un hizmete giriş törenine katıldık. Aydın Söke’de ülkemizin en büyük kâğıt fabrikasını hizmete açtık. Giresun Dereli’de afet konutlarını hak sahiplerine teslim ettik. Boğazlara taktığımız dördüncü gerdanlık olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nü hizmete sunduk. Tokat Havalimanı’nın açılış törenine katıldık. Malatya çevre yolunu canlı bağlantıyla hizmete açtık. Phaselis Tüneli’nin açılışını canlı bağlantı ile yaptık. Pınarhisar ve Çakıllı çevre yollarının açılış törenine canlı bağlantı ile iştirak ettik” diye konuştu.
“DURMADAN, DİNLENMEDEN YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
İdlib’de ve diğer güvenli bölgelerde yapımına başlanan 100 bin briket evden tamamlanan 57 bininin açılış törenine mesajla katıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel eğitim okullarına malzeme dağıtımı töreninde engelliler ve sporcularla buluştuğunu söyledi.
Deniz üzerine inşa edilen Rize-Artvin Havalimanı’nın açılış törenine de katıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok ilde sayısız toplu açılış törenine, Ankara ve İstanbul’da ise sayısız programa katıldığını hatırlattı.
İstanbul’un fethinin 569. yıl dönümünün coşkusunu, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi müjdesi ve 560 bin kişinin katılımıyla paylaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mevlana hazretleri ‘Güzel günler sana gelmez, sen ona yürü’ diyor. Biz bu çalışmalarımızla ülkemizi aydınlık bir geleceğe doğru taşıyoruz. Fethin bitmeyen bir mücadele olduğunun bilinciyle durmadan, dinlenmeden yolumuza devam ediyoruz. İstanbul’a, sahip çıkılacak bir emanet yerine talan edilecek bir nimet olarak bakanlar, sadece fethin sırrını değil, sadece Osmanlı’yı değil, Cumhuriyet’i de anlayamaz, bugün bizim yaptıklarımızı da anlayamazlar. Her zaman söylediğimiz gibi asıl olan gönüllerin fethedilmesidir. Tarih, fethettiğimiz her yerde güveni, huzuru, hoşgörüyü ve refahı hâkim kılmak için verdiğimiz büyük mücadelenin şahididir. Bugün de ecdadımızdan aldığımız ilhamla kendi vatanımızı ve bayrağımızı dalgalandırdığımız her yeri esenlik yurdu hâline getirmenin mücadelesini veriyoruz. İşte bunun için 29 Mayıs 1453’ü maziden atiye kurduğumuz köprünün en önemli ayaklarından biri olarak görüyoruz.”
“AYASOFYA, MEDENİYETİMİZDEKİ SEÇKİN YERİNİ TEKRAR ALMIŞTIR”
Ayasofya’yı 84 yıl sonra asli hürriyetine yeniden kavuşturarak, fethin bağrında açılan yarayı kapattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Boynu bükük, gözü yaşlı, yüreği yaslı, mahzun Ayasofya ezanıyla, salatıyla, salavatıyla İstanbul’un kalbinde yükselen bir sancak olarak medeniyetimizdeki seçkin yerini tekrar almıştır” ifadesini kullandı.
Fetihten itibaren uzun bir süredir harap vaziyette olan İstanbul’un, kısa zamanda büyüleyici bir güzelliğe büründürülmesinin Avrupalıların da ufkunu genişlettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rönesans’ın izini takip ettiğinizde kendinizi bu topraklarda bulursunuz. Aradan geçen onca asra rağmen İstanbul hâlâ yedi tepesi, boğazı, tarihten miras kalan ve yeni inşa edilen abide eserleriyle şairlerin, bestekârların, ressamların ilham kaynağı olmayı sürdürüyor” görüşünü paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çamlıca Tepesi’nde yapılan çalışmalara da değinerek, şöyle devam etti: “O demir kulelerle vesaire bir kirlilik abidesiydi, tamamen bir rezaletti. Çevrecilik adına konuşanların hiçbirisi kalkıp da ‘Biz ne yapıyoruz, burada bir çevre katliamı var’ demediler. Biz geldik ve bütün oradaki demir yığınlarını kaldırdık, oraya şu andaki muhteşem bir tasarım olan Çamlıca Kulesi’ni diktik. Her renkten, her kökenden, her inançtan, her meşrepten insanın dünyanın dört bir yanından gelip İstanbul’da yaşamayı, üretmeyi, okumayı tercih etmesi bize yük değil tam tersine kazançtır. Biz böyle bakarken ana muhalefet nasıl bakıyor? ‘Bunlar kaçkın, bunları buraya alamayız’ diyor. ‘Biz geldiğimizde bunları geldikleri yere göndereceğiz’ diyor. İşte bizim aramızdaki fark bu. Bunlar medeni değil, bunlar gayri medeni. Medeniyetimizin başkenti İstanbul’a ne yapsak, hangi hizmeti getirsek, hangi eseri kazandırsak borcumuzu ödeyemeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, adını Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi olarak tescilledikleri eserin, İstanbul’un en yoğun nüfusuna sahip bölgesinde şehrin bir nefes borusu, vahası ve güzellik anıtı olarak vatandaşlara hizmet vereceğini söyledi.
Medeniyet hayalini bile çınar ağacının kökleri, dalları, yaprakları üzerinden kuran bir millete yakışanın, en büyük şehrini böyle bir eserle taçlandırmak olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en modern, en büyük, en işlevsel havalimanlarının başında gelen İstanbul Havalimanı’nın her geçen yıl artan yolcu sayısı ve prestijiyle ülkenin yüz akı eseri olarak faaliyetlerine devam ettiğini, Atatürk Havalimanı’nın ise askerî havalimanı, hizmete açık sivil pisti, havacılık faaliyetlerinin sürdüğü diğer birimleriyle kısmen bu vasfını sürdürdüğünü ve sürdüreceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mesela biz, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerimizde Atatürk Havalimanı’nı kullanıyoruz. Aynı şekilde yabancı devlet başkanları da burada karşılanıyor ve uğurlanıyor. Havalimanı içindeki acil durum hastanesine yapılan uçuşlar da buradaki pistten gerçekleştiriliyor” diye konuştu
Atatürk Havalimanı’na üç ayda 1006 odalı hastane inşa ettirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize yakışan budur. Biz ana muhalefetin, affedersiniz, kalkıp da adeta hâl binasını hastane diye takdim etmek suretiyle milleti aldatma yarışı içinde değiliz. Onlara o yakışır. Bize de üç ayda Atatürk Havalimanı’nda işte 1006 odalı hastane yapmak yakışır” ifadelerini kullandı.
“ATATÜRK HAVALİMANI’NI ESKİ FONKSİYONUYLA DEVAM ETTİRMEYE ÇALIŞMAK İSTANBULLULARA BÜYÜK HAKSIZLIK OLACAKTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hastanenin, içinde MR, ultrasonografi ve tomografinin bulunduğu eksiksiz sayılabilecek bir tesis olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı şekilde, aynı süre içerisinde Sancaktepe’de yine aynı oda sayısına, aynı iç donanıma sahip şehir hastanesini yaptık. Tabii onunla yetinmeyeceğiz. Bunların özelliği şu, her ikisinde de havaalanı var. Yurt dışında, Hollanda’da, Almanya’da, şurada, burada ölüme terk edilen vatandaşlarımız vardı. ‘İşte bu entübe, artık kurtulmaz’ dediklerini bizler, oradan ambulans uçağımızla aldık, ülkemize getirdik ve şimdi burada tedavileri devam ediyor. Elhamdülillah, Allah’ın verdiği ömrü kimse bir an öne bir an sonraya alamaz. Dün yeni bir haber daha geldi. Almanya’da yaşlı ama ‘Artık bunun için ölüm vaki’ dedikleri bir hastamız var. Herhalde Bakanımız onu da takip ediyordur. Televizyonda gördüm, duydum. Biz yine elimizden geleni yapacağız. Bize düşen nedir? Biz esbaba tevessül ederiz, netice Rabbimize aittir. Biz, Batı’nın veya Batılının yaptığı gibi ölümü gözleyenlerden değiliz. Biz her an ölecekmiş gibi hazırız ama kalkıp bir hasta için de ‘Bu entübedir, dolayısıyla her an gidebilir.’ diye ağıtlar yakmayız. Rabb’in bize verdiği emaneti, en güzel şekliyle bizler kullanmaya mecburuz, memuruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un en yoğun yerleşim yerlerinin ortasında kalan Atatürk Havalimanı’nı eski fonksiyonuyla devam ettirmeye çalışmanın, hem İstanbul’a hem de İstanbullulara büyük haksızlık olacağını belirtti.
Gürültüden hava kirliliğine, şehir ve hava trafiğinin yoğunluğundan kapasitesinin sonuna gelinmesine kadar pek çok sebeple Türkiye’nin ve İstanbul’un artık daha uygun bir yerde yeni bir havalimanına ihtiyacı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ihtiyacı karşılayacak bir eseri Yap-İşlet-Devret yöntemiyle Hazineye hiçbir yük getirmeden, tam tersine girdi sağlayarak ülkeye kazandırdıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kısa adı İGA olan bu havalimanımız, şu anda dünyada ilklerde. Modern, lüks her yönüyle. Bu havalimanımızı şu anda daha geliştiriyoruz. Zira orada, bu havalimanımızın gelen-giden yolcularla ilgili otel ihtiyaçlarına yönelik de yüklenici firmaya gerekli desteği vereceğiz. O otelleri yapmak suretiyle İGA çok daha güçlü hâle gelecek. Bunun yanında tabii pistler noktasındaki eksiğini de inşallah giderecekler. Böylece İGA dünyada belki de bir numara olacak. Sadece ticaretin bel kemiği olan kargo kısmı Atatürk Havalimanı kadar olan yeni havalimanımızı, etap etap büyütmeye devam ediyoruz.”
Atatürk Havalimanı arazisinin kullanılmaya devam eden kısımları dışında kalan 5 milyon metrekarenin üzerindeki alanını, Millet Bahçesi yaparak İstanbul’un hizmetine sunduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgeye Fetih yılını çağrıştırması için 145 bin 300 fidan ve ağaç dikeceklerini, vatandaşların kitap okumadan yürüyüşe, fuardan müzeye, spordan pikniğe her türlü ihtiyacını karşılayacak altyapı kuracaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşlısıyla, çocuğuyla, engellisiyle her kesimden kardeşimizin huzur içinde vakit geçirebileceği, günde 1 milyon insanın yararlanabileceği bir eser ortaya çıkartıyoruz. Bu arada 350 yaşında bir zeytin ağacının da dikimini yaptık. Onunla da oraya farklı bir şahsiyet, farklı bir onur kazandırıyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen pazar günü gerçekleştirilen İstanbul’un fethinin yıl dönümü ve Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin temel atma törenine ilişkin video görüntülerinin izletilmesinin ardından, “Nasıl?” sorusunu yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kayıtlara göre, Emniyet’in verdiği resmî rakam, 560 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz program. Bay Kemal dikkat et, ‘Zulüm 1453’te başladı’ dediniz. Senin avanen, İstanbul’umuzun başta Kadıköy olmak üzere bütün buralarda duvarlara bunları yazdı” dedi.
“BUNLARIN DERDİ ÇEVRE DEĞİL, BUNLARIN DERDİ AĞAÇ DEĞİL”
Yalan ve iftira ile Millet Bahçesi üzerinden kendilerine saldıranlara da en güzel cevabı, pazar günü verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın hiçbir yerinde bir şehre böylesine bir yeşil alan kazandırılması projesine karşı çıkacak aklı başında tek bir kişi bulamazsınız. Bulursunuz da… Ülkemizde birileri, böyle bir hizmeti dahi siyasi husumet aracı hâline getirebilecek kadar akıllarını, vicdanlarını, ahlaklarını kaybetmiştir. Bu ülkede güya işi, ağaç dikmeyi teşvik etmek olan, çevrenin ve yeşilin korunmasını savunmak olan, şehirlerimizi daha yaşanabilir yerler hâline getirebilecek projeler üretmek olan pek çok kuruluş var. Ancak bunlar çevrecilik ve ağaç sevgisi adına, bizim yaptığımız her projede, her hayırlı yatırımda, attığımız her adımda karşımıza dikilmişlerdir. Beklerdik ki aynı çevreler, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi konusunda yanımızda olsun, karşı çıkanlara ‘Durun, ne yapıyorsunuz? Böyle bir projeye karşı mı çıkılır?’ desinler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte üstat adeta bunları ve bugünü okudu. Biz, inşallah bu süreci çalışarak; durmadan, yılmadan, usanmadan devam ettireceğiz. Peki, bunlardan Millet Bahçesi tartışmalarında bıraktım eylemi, en küçük bir ses çıktığını gördünüz mü, duydunuz mu? Göremezsiniz, duyamazsınız. Çünkü bunların derdi çevre değil, bunların derdi ağaç değil. Kendi kısır ideolojik saplantılarına, kendi hastalıklı yaşam biçimi dayatmalarına çevreyi ve ağacı malzeme yapanların maskeleri, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi tartışmasında bir kez daha düşmüştür. Açık konuşuyorum; bu ülkede bizden daha samimi ve gayretli çevreci de yoktur, ağaç sevgisi bizden daha fazla kimse de yoktur. Bu iş bizim işimiz. Biz, kimin ne dediğine, kimin kendini nasıl paraladığına bakmadan eser ve hizmet kervanımızı yürütmeyi sürdürüyoruz. İnşallah önümüzdeki yıl fethin 570. yıldönümü törenlerini, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin tamamlanan kısımları üzerinde yaparak bu kifayetsiz muhterislere hak ettikleri cevabı bir kez daha vereceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylesine önemli bir projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile diğer tüm kurumları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her eser gibi İstanbul’daki Millet Bahçesi’ne de çamur atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Van’da terör örgütünün ağzıyla konuşarak, “aklınca Kandil’e selam çaktığını” ifade etti.
“BUGÜNE KADAR VAN’A EN AZ 35 MİLYAR HARCAMA YAPTIK”
Van’ın dışlanmışlığından, terk edilmişliğinden söz ederken, bu şehri 2011’deki depremin ardından adeta sıfırdan yeniden inşa ettiklerinden bile haberi olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu depremden sonra Van’ın ne hâlde olduğunu biliyor musun sen Bay Kemal? Acaba sen ondan sonra kaç kere Van’a gittin? Kaç kere Erciş’e gittin, kaç kere Edremit’e gittin, kaç kere acaba Van’ın merkezini dolaştın?” diye sordu.
Bugüne kadar Van’a en az 35 milyar harcama yaptıkları bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altyapısı, üstyapısı, hele hele Edremit adeta denize nazır villa diyeceğim, bu hâle geldi. O binalar villa görüntüsünde, oraya böyle bir estetik kazandırıyor. Erciş’e geliyorsunuz, öyle. Çünkü biz biliyorsunuz ‘Van Gölü’ demiyoruz, ‘Van denizi’ diyoruz. Bütün bunları en güzeliyle bir taraftan Van Gölü Bitlis’e bakıyor; Erciş, Edremit bütün buralara bakan yer ama Bay Kemal’e sorsanız, Kağıthane’ye ‘Kağıttepe’ dediği gibi, buraya da herhalde benzer bir şey söyler. Haritadaki yerini bile gösteremez” değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi ömrünün büyük bir kısmının buralara sık sık yaptığı ziyaretlerle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz böyle çalıştık. Hâlâ da böyle çalışıyoruz. Van’da eğer PKK örgütünün uzantısı olanlar görevde olmuş olsaydı, inanın şu anda suyu olan bir Van bulamazdınız. Onların döneminde bile buraya, DSİ’nin böyle bir görevi yok, olmadığı hâlde Van’a suyu biz götürdük” dedi.
Büyükşehir Belediyesi statüsünde olduğu için suyu kendisinin temin etme zorunluluğu olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’da aldığımız zaman İstanbul’da su var mıydı? Yoktu. Susuz bir İstanbul vardı. Kimden almıştık? CHP’den. CHP’den aldığınız İstanbul’da elhamdülillah susuzluğu en kısa zamanda giderdik ve İstanbul’u suya kavuşturduk ama Bay Kemal bunları bilmez. Bu, bilgi fukarasıdır, siyasetin fukarasıdır, anlamaz bu işlerden. CHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, İstanbul’u yaşadınız, Ankara’yı yaşadınız; Van’daki kardeşlerime sesleniyorum, siz de Van’daki o felaketi yaşadınız. Daha ilk geceden itibaren Van’da sizin yanınızda olanlar kimlerdi? Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarıydı. Aslında bunların hepsinden haberi var ama bunların gözleri vardır görmez, kulakları vardır duymaz, ağzı, dili var konuşamaz. Niye? Kalpleri mühürlüdür.
“BU ÜLKEDE YARGI VAR, BİZ BİR HUKUK DEVLETİYİZ”
Devletin kaynaklarının terör örgütüne aktarılmasının önünü kesmek için kullandığımız belediye başkanvekili yöntemini öyle anlatıyor ki sanırsınız ses Kandil’den geliyor. Kendi belediye başkanlarının güya hizmetlerini anlatırken, doğrusunu yanlışını bir kenara bırakarak söylüyorum, öyle rakamlar veriyor ki toplamı bizim bir ilçe belediyemizin yaptıklarına denk gelmiyor. Arkadaşlar, Bay Kemal, suyu akmayan musluğu açmak suretiyle çok büyük yatırım yaptığını söyleyecek kadar zavallı. ‘Kimseye ayrım yapmadan veriyoruz’ dediği sosyal desteklerin toplamı, bizim herhangi ortalama bir il veya büyükçe ilçe belediyemizin seviyesine çıkamıyor. CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk operasyonlarını, ‘millete hizmet için verilen kaynakları çalanın yakasına önce ben yapışırım’ diyerek destekleyeceği yerde, bunları ‘belediyeleri engelleme çabası’ diye takdim ediyor. Milletin parasını çalan hırsızdır. Hırsızın sırtını sıvazlayan ise daha büyük hırsızdır. Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk operasyonlarına karşı çıkarak safını belli etmiştir. Van’ı överken, bu şehri İranlılar için nasıl cazip hâle getireceğini anlatan da Kılıçdaroğlu; ülkemize gelen yabancı yatırımcıları en aşağılık şekilde tehdit eden de yine Kılıçdaroğlu. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu zat inanın yalancı. Çünkü bu zat omurgasız, çünkü bu zat bir proje. Çünkü bu zat bir aparat. Bu zatın partisinin başına kaset komplosu ile geçirildiği günden beri Türkiye’nin millî çıkarlarına karşı sinsi bir savaş vermekten başka iş yaptığını gördünüz mu? Yine bu zatın ülkede yapılan tüm eserleri ve hizmetleri engellemeye çalışmaktan başka bir gayretine şahit oldunuz mu?
Ana muhalefet, yavru muhalefet; ne diyorlar? Gelmeyecekler de ‘Biz gelirsek, bunların verdiği işi alan müteahhitlere ödemeleri yapmayacağız.’ Siz ne cinssiniz ya? Devlette devamlılık esastır. Bunu nasıl dersin? Söke söke… Bu ülkede yargı var, biz bir hukuk devletiyiz. Nasıl vermezsin? Şakır şakır ödemeye mecbursun. CHP’nin milletvekili olmuş olan müteahhitlerine, ‘Bu CHP’li müteahhit, dolayısıyla ben buna ödeme yapmam.’ demedik. Hepsinin ödemesini şakır şakır yaptık ve iş de verdik. Niye? Bizde böyle bir kin yok. Bizde, gerçekten, samimi olarak işini yapana, yatırım yapana her zaman destek var.”
“TURKEN VAKFI’NIN YURT BİNASI AMERİKA’DA EĞİTİM GÖRECEK ÖĞRENCİLERE HİZMET VERMEK ÜZERE YAPILDI”
“Bu zatın Demirtaş’ından Kavala’sına, FETÖ’cülerinden PKK’lılarına kadar ülke ve millet düşmanı teröristleri savunmaktan, hatta bunun için Ankara’dan İstanbul’a yürümekten başka bir çabası var mı?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TURKEN Vakfı’nın Amerika’daki yurt binasının inşaatını diline dolayan Kılıçdaroğlu’nun, mesela FETÖ’nün oradaki okul görünümlü fitne yuvalarından, PKK’nın oradaki faaliyetlerinden şikâyetçi olduğunu hiç görmedik” diye konuştu.
Bu yurdun Amerika’da eğitim görecek öğrencilere hizmet vermek üzere yapıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki Kılıçdaroğlu bu yurdu bin bir türlü iftirayla diline dolayarak kime hizmet ediyor dersiniz? Rahmetli Muhammed Ali’nin çiftliğini de aynı vakfımız vasıtasıyla öğrencilerimizin hizmetine sunarak bu zatı daha da çatlatacağız daha da kıvrandıracağız” dedi.
“Bu zatın eğitim faaliyeti yürüten vakfımıza yaptığı her iftirayı burnundan fitil fitil getirmek de öteki dünyada yakasına yapışmak da boynumuzun borcudur” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim çoluğumuzla çocuğumuzla uğraşmayı ailemizle uğraşmayı adet hâline getiren bu zatın cemaziyülevvelini ortaya dökmesini de biliriz, bize yakışmaz, onun için sesimizi çıkarmıyoruz. Yalan olduğu ilgili kurumlar tarafından da mahkemeler tarafından da defalarca ispatlanmış konuları sanki ilk defa söylüyormuş gibi sürekli tekrarlama ısrarı, şahsiyetli bir adamın yapacağı iş değil” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun, Tank Palet Fabrikası’ndan Merkez Bankası rezervlerine, “kaçacak” iddiasından yurt binasına kadar pek çok meselenin etrafında dönüp durmasının, ancak bir projenin parçası olarak yapılabileceğini söyledi.
Bunun, bizzat sahiplerinin alenen ifade ettiği şekilde, Türkiye’deki yönetimi yalanla, iftirayla, çarpıtmayla, medya manipülasyonlarıyla, sosyal medya kampanyalarıyla değiştirme projesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu tipler omurgasız oldukları için önce kendilerine verilen senaryoya, sonra da karşılarındaki kitlenin rengine göre önce her şeyi söylerler, sonra dönüp inkâr ederler. Kapısından içeriye giremediği yerlerdeki sefil hâlini, ‘korkudan içeri kaçtılar’ diyerek anlatacak kadar şahsiyet fukarası bu karikatür tip için harcadığımız her nefese acıyoruz. Rabbim bu israfımızdan dolayı hepimizi affetsin. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin, 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Biz doğruları yüzlerine çarpmayınca, meydanı boş bulup sürekli daha büyük yalanlara, daha büyük iftiralara sarılan bu hadsizlere zaman zaman ağızlarının payını verme eziyetine maalesef katlanıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun hakkını yememek gerektiğini, onun, Haziran 2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için rakip gördüğü herkesi ya aynı masa etrafında toplayarak kendine tabi kıldığını ya da ince manevralarla saf dışı bırakmaya başladığını belirtti.
Ülkenin ve milletin hayrına hiçbir eylemine, sözüne, destek beyanına şahit olmadıkları Kılıçdaroğlu’nun, konu kendi siyasi ikbali olunca “ya benimle olun ya önümden çekilin” diyerek nasıl şahinleştiğini ibretle takip ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçi bu zatın her ağzını açtığında hakkını savunduğu biri, cezaevinden altılı masanın tüm taraflarına ‘utanmıyor musunuz, kendinize gelin’ diye ayar verdi. Ama süt dökmüş kedi misali hiçbirinin sesi çıkmadı. Herhalde soluk borularını tutan el, ses çıkarmalarına izin vermedi” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu partilerin kimlerle, hangi masa etrafında toplanacaklarının, kimi aday göstereceklerinin kendi bilecekleri iş olduğunu, kendilerinin ise böyle bir sorunlarının bulunmadığını bildirdi.
Kılıçdaroğlu’na birkaç soru sormak istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sorulara öyle kıvırtarak, laf çevirerek, yuvarlak sözler ederek değil, kesin, kati, net cevap vermesini bekliyorum. Şayet bu delikanlılığı yaparsa kendisini siyaseten ve tıbben mazur görmekten vazgeçip muhatap almaya başlayabiliriz.” sözlerini sarf etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorularını şöyle sıraladı: “Birinci soru; PKK’dan YPG’ye bölücü terör örgütünün bütün unsurlarını, DHKP-C’den TİKKO’ya, FETÖ’den DEAŞ’a tüm terör örgütlerini, siyası uzantıları, medya destekçileri, yurt dışında bağlantılarıyla birlikte en şiddetli şekilde lanetliyor mu lanetlemiyor mu?
İkinci soru; Türkiye’nin PKK ve YPG’ye karşı yürüttüğü sınır ötesi harekâtlarını destekliyor mu desteklemiyor mu?
Üçüncü soru; İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği tartışmalarında bir kez daha ortaya çıkan, Batı’nın terör örgütlerine ve ülkemizin millî çıkarlarına yönelik riyakâr tutumuna karşı kendi devletinin izlediği politikaların yanında mı değil mi?
Dördüncü soru; Türkiye’nin Akdeniz ve Ege’de, sınır hattından kalıcı ekonomik bölgeler oluşturma çabalarına kadar verdiği millî mücadelede, ülkesinin safında mı karşımızdakilerin safında mı?
Beşinci soru; Dünyanın salgın ve savaş sebebiyle yaşadığı krizin ekonomik boyutunun ülkemize etkilerine karşı sürdürdüğümüz mücadeleye en azından ilkesel düzeyde destek veriyor mu vermiyor mu?
Altıncı soru; Mahkeme kararları ve kurum açıklamalarıyla yalan olduğu tescillenmiş iddiaları bir kenara bırakıp, siyaseti ülkenin ve milletin adil çıkarları üzerinden yürütmeye var mı yok mu?
Yedinci soru; Siyasi stratejilerini yabancı ülke temsilcilerine hazırlatmak ve onaylatmak yerine kendi partisinin mensuplarıyla ve ülke kamuoyuyla belirlemeye yönelecek mi yönelmeyecek mi?
Sekizinci soru; Bin yıldır, kanlarımızla sulayarak, ebedi vatanımız hâline getirdiğimiz bu toprakların tüm değerleri, sembolleri, birikimleri ve kazanımlarıyla asil bir devletin evladı gibi hareket etmeyi kabul ediyor mu etmiyor mu?
Dokuzuncu soru; Partisi içindeki her türden terör örgütü destekçisini, her türden hırsızı, tacizciyi, tecavüzcüyü, istismarcıyı tasfiye etmeyi düşünüyor mu düşünmüyor mu?
Onuncu soru; Yüreği yetip 2023’te cumhurbaşkanı adayı olacak mı olmayacak mı?”
Bu soruları uzatmanın mümkün olduğunu, ancak bu kadarına verilecek cevaplara da razı olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu soruların cevaplarını milletimizin huzurunda, Bay Kemal dikkat, amasız, fakatsız, lakinsiz, samimiyetle ve açık bir şekilde verirse biraz önce de söylediğim gibi kendisiyle ilgili tutumuzu gözden geçireceğiz. Aksi takdirde ‘yalancıdan siyasetçi olmaz’ demeye, ‘yalancıdan genel başkan olmaz’ demeye, ‘gâvurun kılıcını çalandan adam olmaz’ demeye, ‘kendi ülkesini başkalarına şikâyet edenden vatandaş olmaz’ demeye, ‘karikatür tiplerin hezeyanlarına millet mahkûm edilmez’ demeye, ‘kifayetsiz muhterislere ülke teslim edilmez’ demeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
“2023 HEDEFLERİ VE 2053 VİZYONUYLA BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASINI SÜRDÜRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmeti iş, milleti güç kabul ederek durmadan, dinlenmeden yollarında ilerleyeceklerini, 2023 hedefleri ve 2053 vizyonuyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını sürdüreceklerini belirtti.
“Varsın onlar milletin geleceğini kâbusa çevirmek için şeytanın aklına gelmeyecek ayak oyunlarıyla uğraşsınlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için engelleri birer birer aşarak Cumhuriyet’in 100. yılına, İstanbul’un Fethi’nin 600. yılına, Malazgirt’in 1000. yılına hazırlanmaya devam edeceklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Tarihimize ‘Gezi Olayları’ adıyla bir ihanet, bir utanç, bir vandallık vesikası olarak geçen hadiselerin dokuzuncu yılındayız. Olaylar, İstanbul’da Gezi Parkı’ndaki birkaç ağacın kesildiği iddiasıyla 2013’ün Mayıs sonu Haziran başı gibi alevlendirilmişti. Ağaç bahanesiyle çakılan kıvılcım, bir anda Türkiye’nin hükümetini, millî projelerini, uluslararası çıkarlarını hedef alan bir kalkışmaya dönüşmüştü. Düşünün, Dolmabahçe Bezmialem Valide Sultan Camii’nin içinde bu eşkıyalar, bu teröristler, bira şişeleriyle, bira kutularıyla adeta caminin içini pislemişti. Bunlar böyle, bunlar çürük, bunlar sürtük. Bunlar için ulu mabet nedir, ne değildir, böyle bir şey yok. Kamu binalarının, polis araçlarının, ambulansların, iş yerlerinin, sivil araçların, belediye otobüslerinin, sokakların, parkların, yakılıp, yıkıldığı Gezi Olaylarının arkasında hangi güçlerin olduğunu biz zaten biliyoruz da, tarih de yazacaktır. Bay Kemal orada mıydı, oradaydı. Niye? Çünkü başı çeken oydu. Bunlardan millete, vatana hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber çünkü kendileri de terör sevici. Siz bakmayın birilerinin Gezi Olaylarının arkasındaki karanlık tiplere ‘demokrasi kahramanı’ muamelesi yaptığına, bunların hepsi de yaptıkları ihanetin bilincinde olan beşinci kol elemanlarıydı.”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve milletvekilleri Ahmet Şık ile Sera Kadıgil’in 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne astıkları pankartı kaldırmak isteyen polis ekiplerine mukavemet göstermesine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne çıkıp görevini yapan polislere hakaret ederek, fiziki saldırı yaparak pankart asmaya çalışan tipler, bunun somut örnekleridir. HDP ve CHP listelerinden Meclis’e sokulan bu siyasetçi kılıklı provokatörler yaptıkları terbiyesizliğin hesabını hukuka ve milletimize vereceklerdir. Bu ne densizlik, bu ne edepsizliktir. Devletin polisine görevini yaparken yaptıkları iş, ‘Ben milletvekiliyim’, sen milletvekili olsan ne yazar? Şehitler Köprüsü’nde böyle bir pankartı sen, polise rağmen asamazsın, astırmazlar. Ne oldu, asamadınız, asamayacaksınız. Ayrıca hukuk önünde de bunun hesabını vereceksiniz. Aynı şekilde kültür sanat etkinlikleri üzerinden yaygara kopartarak milletimizi birbirine düşürmeye çalışanları, kendi sinsi tuzaklarında boğmakta kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin hükûmetin sanata ve sanatçıya yaklaşımını gösteren en güzel organizasyon olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Haziran’a kadar sürecek bu festivalin 53 farklı kültür sanat kurumunun iştirakiyle 84 farklı noktada 5 bine yakın sanatçının katılımıyla 1500’den fazla etkinliğe ev sahipliği yaptığını anlattı.
“GEZİ OLAYLARI, MASUM BİR İTİRAZ DEĞİL, PLANLI VE ALÇAK BİR KALKIŞMA”
Başkent Kültür Yolu Festivali’nin de Ulucanlar’dan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binasına kadar önemli tüm kültür sanat yapılarını içine alacak şekilde 560 etkinliğin, 6 bine yakın sanatçıyla gerçekleştirileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı çevre konusunda olduğu gibi kültür sanat konusunda da ülkemize bizden daha çok hizmet getiren kimse olmadığına yürekten inanıyoruz” dedi.
Gezi Olayları’nın masum bir itiraz değil “planlı ve alçak bir kalkışma” olduğunu boşuna söylemediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası yatırımcıların ülkeden çıkışından borçlanma faizlerinin artışına, borsanın düşüşünden döviz kurunun yükselmeye başlamasına kadar hâlen boğuşulan pek çok sorunun başlangıç noktasının Gezi hadisesi olduğunun altını çizdi. Türkiye’ye sadece yol açtığı maddi tahribatın bedeli 1,5 milyar dolar, dolaylı maliyeti yüzlerce milyar dolar olan bu hadisenin, arkasından gelen tüm oyunların ve tuzakların da işaret fişeği hüviyeti taşıdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatırlarsanız, Gezi Olaylarıyla yapamadıklarını, birkaç ay sonra FETÖ’nün emniyet yargı darbe girişimiyle, millî iradeyi devre dışı bırakıp, ülkenin meşru hükümetini devirmeye kalkarak tekrar denediler. Burada da başarılı olamayınca PKK’yı ve siyasi uzantılarını harekete geçirip Güneydoğu bölgemizdeki çeşitli il ve ilçelerimizde çukurlar açmak suretiyle maalesef o bölgenin güzelliklerini rezil ettiler. Sinsi senaryolar, sandıkta halkımızın iradesine çarpıp paramparça olunca 15 Temmuz’da FETÖ’cü hainler vasıtasıyla askerî darbe yapma cüretinde bulundular” diye konuştu.
“Biz, milletimizle birlikte darbecilere sokakları dar ederek bu planı da bozunca oyunların merkezi yurt dışına taşındı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturma gayretlerini, DEAŞ’lı ve PKK’lı teröristlerin inlerine girerek yaptığımız sınır ötesi harekâtlarımızla akamete uğrattık. Bunu Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Dereler’de yaptık mı? Yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“HİÇBİR İNSANIMIZI YOKLUĞUN, YOKSULLUĞUN, ÇARESİZLİĞİN PENÇESİNE TERK ETMEYECEĞİZ”
Ekonomiyi kur-faiz-enflasyon şer üçgeni üzerinden hedef alan saldırılara karşı tüm imkânlar ve kararlılıkla mücadele ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sağlık ve güvenlik krizlerinin etkisiyle ekonomide büyük bedeller ödendiğini söyledi. Buna rağmen yeni yollar, yeni araçlar bularak yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümeyi sürdürecek Türkiye Ekonomi Programı’nı hayata geçirmeyi başardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz yılı yüzde 11 büyümeyle kapatmıştık. Dün 2022 yılının ilk çeyrek büyüme rakamı açıklandı. Ne kadar, yüzde 7,3 olarak açıklandı. Hedeflerimize uygun bir seviyede çıktı. İstihdamda 30 milyonu geçerek tarihimizin rekorunu kırdık” dedi.
Hayat pahalılığın yükü altında canı yanan vatandaşların sıkıntılarını bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak küresel ekonomik dalgalanmaların sınır tanımaz etkisiyle benzer sıkıntıların gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada yaşandığını da unutmamalıyız. Tıpkı vesayetle, terörizmle mücadelemizde, tıpkı darbelere karşı mücadelemizde olduğu gibi birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılarak çalışmaya devam edersek, inşallah bu süreci de en az hasarla atlatmayı başaracağız. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Hiçbir insanımızı yokluğun, yoksulluğun, çaresizliğin pençesine terk etmeyeceğiz” değerlendirmesini yaptı.
Şu an itibarıyla Tarım Kredi Kooperatifleri’nin açtığı market sayısının 1300’e ulaştığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedef; bunu da süratle ilk etapta 1500, 2 bin, 3 bine doğru çoğaltmak ve böylece Tarım Kredi Kooperatiflerimizden vatandaşlarımızın daha ucuz, daha sağlıklı ürünler elde etmesini sağlamak” dedi.
İstihdamı destekleyerek, sosyal yardım şemsiyesini genişleterek, çalışan ve üreten herkesin yanında yer alarak, enflasyondan kaynaklanan refah kaybını adım adım telafi edecek tedbirleri hayata geçireceklerini açıklayan Hiçbir insanımızı yokluğun, yoksulluğun, çaresizliğin pençesine terk etmeyeceğiz” Erdoğan, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini bu dönemde çok daha öne çıkaracaklarını kaydetti.
İşçisi, işvereni, esnafı, çiftçisi, memuru ve emeklisiyle her kesimin sıkıntılarına çare olacak paketler hazırladıklarını, uygulamaya koyduklarına dikkati çeken Hiçbir insanımızı yokluğun, yoksulluğun, çaresizliğin pençesine terk etmeyeceğiz” Erdoğan, “Gerek gençlerimize gerek kadınlarımıza gerek esnafımıza başta devlet bankalarımız olmak üzere her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. İnşallah önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu çerçevede yeni müjdelerle milletimizin karşısında olacağız. Bu ülkenin en garip insanının da karnının tok, üstünün pek, gönlünün huzurlu olduğunu görmeden bize rahat uyku uyumak haramdır” diye konuştu.
“BÖLGEMİZ ÜZERİNDE YAPILAN VE ALEYHİMİZE SONUÇLAR DOĞURACAK HER HESABI BOZDUK, BOZUYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel ve küresel krizleri Türkiye için fırsata çevirmeyi sağlayacak çalışmaları ihmal etmediklerini söyledi.
Libya’dan Karabağ’a kadar, Türkiye’nin kardeşlerine destek verdiği her yerde zafer nidaları yükseldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz üzerinde yapılan ve aleyhimize sonuçlar doğuracak her hesabı bozduk, bozuyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilahi adaleti de unutmamak gerektiğini ifade ederek, Arapların “men dakka dukka” diyerek işaret ettiği hakikatin eninde sonunda herkesin kapısına dayandığını vurguladı.
Türkiye’nin güney sınırları boyunca yaşanan güvenlik sorunlarına ve insani trajedilere kayıtsız kalan Batı dünyasının, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan bir sıcak çatışmayla kendini benzer bir krizin tam ortasında bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bizim, 11 yıldır taşıdığımız yükün çok küçük bir kısmıyla henüz 3 aydır yüzleşenler şimdiden feveran etmeye başladılar. Türkiye’nin yıllarca tüm yükünü çektiği, güvenlik ittifaklarına katkı vermek yerine imkânlarını kendi refahlarını artırmak için kullananlar, Ukrayna krizi sonrası NATO’nun kapısına dayandı. Tekrar ediyorum ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarıma, uluslararası camiaya; İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurusu işte böyle bir sürecin ürünüdür. Biz, her iki ülkenin de NATO üyeliğine, terör örgütü PKK’ya ve uzantısı kuruluşlara verdikleri destek sebebiyle karşı olduğumuzu hemen ve açıkça ilan ettik. NATO bir güvenlik kuruluşudur. NATO, terör örgütlerine destek kuruluşu değildir. Dolayısıyla bu terör örgütlerine bu ülkelerin, İsveç, Finlandiya, Almanya, Fransa, Hollanda… Polisleriyle beraber bunları koruma altına alıyorlar ve terör örgütü başının posterleriyle birlikte bu yürüyüşleri yapıyorlar. Almanya’da, Hollanda’da, Fransa’da, İsveç’te böyle. Hatta hatta kendi parlamentolarında bunların başlarını konuşturuyorlar. Daha ileri gidiyorlar, AİHM önünde çadırlar kurmak suretiyle para topluyorlar. Bütün bunlar göz önündeyken biz nasıl olur da bunlara ‘buyurun, gelin girin’ diyebiliriz?”
Daha önce Türkiye’deki yönetimlerin Yunanistan’ın NATO’ya girişini desteklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin dokuz üssünün Yunanistan’da kurulmasına imkân hazırlandığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir süre önce Yunanistan ile “Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey” anlaşması yaptığını anımsatarak, şunları söyledi: “Dün Dışişleri Bakanıma da söyledim. Biz, Yunanistan ile Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey anlaşmamızı bozduk. Zira biz şahsiyetli dış politikadan yanayız. Eğer dış politikada şahsiyetini kaybetmiş olanlar varsa onlarla birlikte olmayı asla düşünemeyiz.
İkide bir uçaklarınla kalk, bize gösteri yap. Ne yapıyorsun sen? Kendine gel. Tarihten hiç ders almıyor musun? Tarihte neredeydin, şimdi neredesin. Ondan sonra başlıyorsun ağlayıp sızlamaya. Türkiye ile dans etmeye kalkma, yorulur, yolda kalırsın. Onun için de bu anlaşmayı ortadan kaldırmak suretiyle, arkadaşlarıma da söyledim, bunlarla artık ikili görüşmeleri de yapmıyoruz ve yapmayacaksınız. Çünkü bu Yunanistan yola gelmeyecek. Neymiş, Amerika’da Rum lobisiymiş, oraya gidecek, orada kongrede konuşma yapacak, o kongrede aleyhimize sözler sarf edecek. Arkadan Davos’a gidecek. Biz artık bunlardan bıktık. Dürüst olacaksan karşımızda koltuğun hazır ama dürüst olmazsan kusura bakma.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin muvafakati olmadan İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği mümkün olmadığı için yoğun bir diplomasi trafiği yaşandığına işaret ederek, “Arayan arayana. Niçin bu ülkelerin üyeliğine karşı olduğumuzu örnekleri ve gerekçeleriyle anlattık. Şu ana kadar da önümüze bizim ihtirazı kayıtlarımızı izale edecek somut herhangi bir belge konabilmiş değildir. AB üyeliği sürecimiz başta olmak üzere pek çok acı tecrübeyle belgeye bağlanmamış sözlere inanmamız asla mümkün değildir” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya ile bu ülkelerin üyeliği konusunda ısrarcı olanlardan terör örgütleriyle bağlantılı tüm kurumların kapılarına kilit vurmalarını istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş bir yana bu günlerde dahi Avrupa’da ve bu ülkelerde, terör örgütü yandaşlarının şımarıklıklarına, Türkiye aleyhtarı faaliyetlerine nasıl göz yumulduğu ve destek verildiğinin ortada olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK ve uzantısı kuruluşların temsilcilerini en üst düzeyde ağırlayanların, Türkiye’nin terörle mücadele hassasiyetlerine saygı duyduklarına dair sözlerinin inandırıcı olmadığını söyledi.
İsveç ve Finlandiya’nın heyet gönderdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok enteresandır. Görüşmeyi yaptıkları gün, akşam İsveç devlet televizyonunda Salih Müslim ile söyleşi yapıyorlar. Bu nasıl bir duruştur, bu nasıl bir samimiyettir? Harf oyunlarıyla PKK’yı PYD, YPG yaparak veya başka isimlerle gizleyerek meşrulaştırmaya çalışanlar bizi değil kendilerine kandırıyorlar” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’nın terör örgütlerine desteğini anlatan bir video gösteriminin ardından konuşmasına şöyle devam etti: “Dünyanın en eli kanlı terör örgütünü demokrasi havarisi gibi göstermeye uğraşanlar, bizim nezdimizde PKK’nın öldürdüğü bebeklerin, kadınların, yaşlıların, öğretmenlerin, güvenlik güçlerimizin katilleriyle aynı saftadır. Çocukları örgüt ve onun siyasi görünümlü yapısı tarafından dağa kaçırılan Diyarbakır annelerinin çığlıklarına kulaklarını kapatan Avrupa’nın, silahlı katil teröristlerden ekolojik kahraman çıkarma gayretleri beyhudedir. PKK yandaşlarının faaliyetlerini sivil toplum görünümüne sokarak desteklerken, bizim insanımızın camileri, dernekleri, organizasyonları üzerinde baskı kuranlar demokrat değil, en ilkelinden birer faşisttir. Türkiye’ye parasıyla vermedikleri silahları, teçhizatları, savunma sanayi ürünlerini terör örgütüne bilabedel aktaranlar hukuk devleti değil, terör devleti sıfatını hak eder.
Ülkelerinde devşirilen, ideolojik ve fiziki eğitime tabi tutulan teröristlere her türlü kolaylığı gösteren, bizim kendilerine verdiğimiz listelerdeki teröristleri bile takip dahi edemeyenler NATO’ya nasıl bir katkı verebilir ki? Biz önce samimiyet arıyoruz. Ortak güvenlik şemsiyesi içindeki samimiyetin yolu evvelemirde terörle mücadeledeki samimiyetten geçer. Teröriste böylesine pervasızca ve kolayca yol veren bir ülke mi bir tehdit karşısında bizimle ortak mücadele edecek? Terör örgütleriyle bu kadar iç içe geçen bir ülke mi ortak düşmana karşı dirayetli duruş sergileyecek? Bizim güney sınırlarımızı teröristlere karşı korumak için yürüttüğümüz harekâtlara ‘işgal’ diyecek kadar meseleden uzak olanlar mı ortak düşmana karşı yanımızda yer alacak? Hani biz koalisyon güçlerinde beraberdik. Ne oldu? Böyle bir beraberlik var mı? Yok. Bu sorulara tatmin edici, kesin, net cevaplar bulmadan ve bağlayıcı belgeler görmeden tavrımızı değiştirmeyeceğiz.
İşte buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz. Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Türkiye’nin bu meşru güvenlik adımlarına bakalım kimler destek verecek, kimler köstek olmaya çalışacak, göreceğiz.”
Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki yaklaşımının fırsatçılık değil terörle mücadele konusunda ilkeli bir duruş olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ümit ediyoruz ki hem bu iki ülke hem de onların üyeliği için canhıraş uğraş gösterenler Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini anlar ve gereğini yapar. Böyle bir durumda bugüne kadar NATO içindeki yükümlülüklerini bihakkın yerine getiren bir ülke olarak biz de üzerimize düşeni yaparız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkesin lafını ettiği, istismarını yaptığı Ukrayna krizinin çözümüne katkılarımız bile tek başına müttefiklerimizin ve dostlarımızın güvenliğine katkıda bulunma konusunda sözümüzün eri olduğumuzun ispatıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.