“81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına video konferans aracılığıyla bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına, Vahdettin Köşkü’nden video konferans aracılığıyla bağlandı.
Konuşmasında, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her fırsatta gençlerle bir araya gelmeye, onlarla sohbet etmeye, onları dinlemeye büyük önem veriyorum. Çünkü biz gücümüzü, heyecanımızı gençlikten alıyoruz. Milletimizin geçmişten bugüne verdiği mücadelede gençlerimiz hep önde oldu, öncü oldu. Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin önderleri ve mirasçıları da yine gençler olacaktır. Sizlere müreffeh ve güçlü bir ülke bırakmak için var gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyorum ki sizler de devraldığınız bayrağı çok daha ilerilere taşıyacaksınız. Yaşamın her alanında yapacağınız tercihlerin, alacağınız kararların kişisel hayatınızla birlikte ülkemizin geleceğini de inşa edeceğini unutmayın. Sizlere güveniyoruz. Sizlere inanıyoruz. Sizlerle gurur duyuyoruz.”
“GÜÇLÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE BİLİŞİM ALTYAPISIYLA EĞİTİMLERİNİZİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRMENİZİ SAĞLADIK”
Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınının ülkedeki gençlerin eğitim ve sosyal yaşamına yansımaları olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar oluşturduğumuz güçlü eğitim-öğretim ve bilişim altyapısıyla eğitimlerinizi uzaktan ama kesintisiz sürdürmenizi sağladık. Sosyal yaşamla ilgili olarak ise bir süre daha hepimizin fedakârlık yapması gerekiyor. Tedbirlere sıkı sıkıya riayet ederek, bu salgını en kısa zamanda atlatıp normal hayatımıza döneceğimiz günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle her birinize Rabbimden başarılı ve sağlıklı bir gelecek temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin aileleri ve arkadaşlarına selamlarını ileterek, “Şimdiden Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra bağlantılarla gençlerin sorularını cevapladı.
Rize’den bağlanan 20 yaşındaki Eda Nur Balcı, salgının yarattığı tahribata karşılık destek paketleri açıklandığını hatırlatarak, gençlere bu süreçte bir sorumluluk düşüp düşmediğini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sormuş olduğun sorunun içeriği itibarıyla gerçekten tüm gençliğimizi yakından ilgilendiren bana göre üç tane önemli boyutu var. Birincisi, kurallara riayet ederek salgının bir an önce tehdit olmaktan çıkmasına özellikle gençlerimizin yardımcı olması, destek vermeleridir. İkincisi, yalan ve yanlış haberlerle milletimizin moralini bozmak isteyenlere fırsat tanımamalarıdır. Biliyorsunuz ciddi manada dezenformasyon yapılıyor ve bu kadar önemli yatırımlar olmasına rağmen, bu yalan yanlış haberlerle halkımız aldatılıyor. Üçüncüsü ise şartlar ne olursa olsun kendilerini geliştirmeye, okumaya, tefekküre, geleceğe hazırlanmaya devam etmeleridir. Unutmayınız sizler bu ülkenin 2053 vizyonunu hayata geçirecek kuşaklarısınız. Sizlerden sadece ilim sahibi olmanızı değil, bunun yanında irfan sahibi olmanızı, bunun yanında hikmet sahibi olmanızı da istiyorum. Yani ilim, irfan ve hikmet. Bunların üçü zaten bir arada olduğu zaman o gençliği kimse yıkamaz.”
Programa katılan Ankara Adalet Nizamoğlu Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Umut Kelepircioğlu, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni liseli gençler olarak aktif kullandıklarını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanım pandemi sebebiyle okullarımızdan uzak kaldık. Acaba gerekli hijyen koşulları sağlandıktan sonra okullarımız açılacak mı?” sorusunu yöneltti.
“VEFAT SAYISINDA DÜŞÜŞ VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu şöyle cevapladı: “İnşallah 17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak. Salgının şüphesiz ki inişli çıkışlı seyri bu tür konularda çok önceden kesin tarihler vermemize mani oluyor. Bakınız şu anda ciddi manada vefat sayısında düşüş var. Tabii bu aldığımız tedbirlerin netice vermeye başladığını gösteriyor. Vaka sayılarında çok ciddi düşüş var. Bu da netice almaya başladığımızı gösteriyor. Fakat gerektiğinde şartları zorlama pahasına sizleri okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin olabilirsiniz. Zira herhâlde bir gencin en büyük aşkı öğretmenidir, okulundaki arkadaşlarıdır, okuludur. Ve okullarımızla bizler gelişiyoruz. Okullarımızla geleceğe yönelik güç, kuvvet buluyoruz. Onun için derdimiz bir an önce sağlıklı bir şekilde okullarınıza kavuşmak ve tekrar derslerinize dönmek, hocalarınızla bir arada olmaktır.”
Ordu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi Betül Dilara Süer’in, “Büyüklerimizden sürekli olarak duyduğumuz ‘Nerede o eski ramazanla?r’ cümlesine katılıyor musunuz? Siz de bu ramazanlara özlem duydunuz mu? Eski ramazanlarda neler vardı?” şeklindeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu karşılığı verdi: “Her şeyden önce hassasiyetiniz bizim için de bir hassasiyettir. Tabii bu soru gerçekten geçmişte yaşadığımız, bugünde yine ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diye zaman zaman ah çektiğimiz, tabii programlar. Benim şu anda o ramazanları yaşadığım babam yok, anneciğim de yok. Onlarla beraber gerçekten biz çok farklı ramazanlar yaşadık. ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diyenler, anneleri ve babalarıyla birlikte o yaşadıkları ramazanları hatırlıyorlar. Şu anda programda anlatamayacağımız o kadar güzellikler, o kadar hassasiyetler vardı ki; onu artık bugüne vurmak çok da kolay değil. İftar saatine doğru koşup fırından 2-3-4 ekmek hamurunu alıp anacığıma yetiştirdiğim günleri hatırlıyorum. O da hemen evde tabii kuzinemiz var. Kuzineye anacağım o hamuru açıyor, üzerine kavurmayı filan yerleştiriyor, üzerine birkaç tane yumurta kırıyor ve ondan sonra iftarı onunla birlikte yapıyoruz. Şimdi tabii siz de iştahlandınız ‘Biz de böyle bir iftar yapabilir miyiz?’ diye. Bizim yaşımızdaki insanlar için elbette eski günleri hakikaten özlemle yâd etmek gayet normaldir. Ama her dönemin kendine göre güzellikleri olduğunu da unutmayın. Sizler de ileride belki bugünkü ramazanları aynı hissiyatla yâd edeceksiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlik yıllarından beri hep siyasetin ve yoğun sosyal hayatın içinde olduğu için iftarları çoğu zaman çekirdek ailesiyle yapamadığını anlatarak, şunları söyledi: “O denli aileden uzak bir durumun içindeydik. Bununla birlikte iftarda birlikte olduğumuz her kesimden insanımızı büyük ailemizin bir parçası olarak görüyoruz. Elbette bulduğumuz her fırsatta çocuklarımızla, torunlarımızla, yeğenlerimizle iftar yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama ben yine de sizlere özel olarak şu tavsiyemi yapıyorum. Aman hem ailenizle birlikte iftar yapmaktan ama bunun yanında da fakir fukara, garip gureba sofrasında olmaktan da bence geri durmayın. Okuldaki arkadaşlarınızla, tabii korona hep önünü kesiyor ama birlikte iftar yapmak da bir başka zevktir. Ondan da ayrı kalmayın derim.”
18 yaşındaki üniversite sınavına hazırlanan Mert Eren Yavuz, Diyarbakır’dan katıldığı programda “Sizin gibi saygıdeğer bir devlet büyüğümüzle konuşmanın verdiği sevinç ve gururu yaşıyorum. Yakınınızdaki eş, dost ve akrabalarınız sizin için ‘Tam bir Kasımpaşalı’ ifadesini kullanıyor. Sizce sizi Kasımpaşalı yapan en belirgin özellikleriniz nelerdir?” diye sordu.
“HİÇBİR ZAMAN NAMERTLERİN KARŞISINDA BAŞ EĞMEDİM”
Kasımpaşa’nın İstanbul’un en renkli insan çeşitliliğine, buna bağlı olarak da en zengin kültüre sahip semtlerinden biri olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları anlattı: “Böyle bir semtte doğup büyümüş olmayı kendim için adeta bir lütuf olarak görüyorum. Her ne kadar birileri Kasımpaşalı deyimini kabadayılıkla örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli özelliği işte bu insan ve kültür zenginliğidir. Siyasette, belediye başkanlığında, Başbakanlıkta ve Cumhurbaşkanlığında böyle zenginlik içinde yetişmiş olmamın çok büyük faydalarını gördüm. En azından o aldığım kültür bana baş eğdirmedi. Hiçbir zaman namertlerin karşısında baş eğmedim. Mert olmaktan asla taviz vermedim. İşte o Kasımpaşa’nın bana vermiş olduğu o kültürün bir gereğidir. Hep dik durduk, dikleşmedik. İşte onu oradan aldım. Bundan dolayı da Kasımpaşa’nın tüm o geçmişteki büyüklerime, benim de çocukluğumu geçirdiğim, oradaki hakikaten irfan idrak sahibi büyüklerime çok teşekkür ediyorum. Ölenlere de Allah’tan rahmet diliyorum.”
Van’ın İpekyolu ilçesinden bağlanan, üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşındaki Tutku Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2023’te ilk kez oy kullanacak olmanın gururunu yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi 18 yaşından beri siyasette bulunduran ve neticede girdiği her seçimi kazanan bir parti lideri, Cumhurbaşkanı yapan en büyük motivasyon kaynağı nedir?” şeklindeki soru üzerine, şunları söyledi: “Tutku kızım, her şeyden önce yakaladığın bu soru, gerçekten benim için içinde çok ciddi hassasiyetler barındıran bir soru. Siyasete kendimize ait hissettiğimiz davamıza daha iyi hizmet edebilmek için girdik. Yani bir eğlence olsun diye girmedik. Bir dava olarak baktığımız için girdik. Elde ettiğimiz her başarıya, geldiğimiz her makama da aynı hissiyatla baktık. Her zaman söylediğim gibi biz bu millete efendi olmaya değil, hizmet etmeye geldik.”
Her işe öncellikle Allah’ın rızasına nail olmak için başladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın masum yüzlerinde, gençlerimizin umutla parlayan gözlerinde şahit olduğumuz azim, verdiğimiz çok yönlü mücadelede en önemli ilham kaynağımız budur. Ülkemize kazandırdığımız her eserin ve hizmetin ardından milletimin gönlünden kopup gelen bir ‘Allah razı olsun’ sözü bize en büyük mükâfattır. Ondan daha büyük ödül olamaz. Dünyanın dört bir yanındaki mazlumların ve mağdurların kalplerini ve yönlerini Türkiye’ye çevirmiş olduklarını görmek ise sorumluluğumuzu daha da ağırlaştırıyor” ifadelerini kullandı.
“ADALETLE HÜKMETMEYE ÇALIŞAN BİR TÜRKİYE VAR”
Afrin’de iftar saatine doğru, oradaki dükkânların kapılarında kendisinin fotoğraflarının asılı bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu acaba niçin? Afrinli böyle bir sevgiyi, o resimlerle nasıl sembolleştiriyor? Birbirimizi tanımıyoruz. Tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Onlar mazlum durumdayken bizler kardeşleri olarak onların yanında yer aldık, oradan tanışıyoruz. Biz işte tüm bunlardan aldığımız güç ve motivasyon ile birlikte vesayetten darbecilere kadar herkese meydan okuyor, ‘Dünya beşten büyüktür’, bunu nerede söyledik? Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söyledim. Bazıları ‘Hani nerede, ne söylüyor?’ filan diyorlar da, hâlbuki bir videoyu falan karıştırsa oradan görecek. Dünya bütün adaletsizlikleri yaşadığı yerde, karşısında adaletle hükmetmeye çalışan bir Türkiye var. Bunun için de diyoruz ki; dünya beşten büyüktür. Bunu bugün söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz. Kaldı ki Birleşmiş Milletler’de daimi üye sayılarının tamamı, bütün ülkeler, üye sayısı 196, bunların da tamamı daimi olabilmeli, ama dönerli şekilde, ama farklı şekilde. Bunu her gittiğimiz ülkeye anlatıyoruz, kabul ediyorlar. Şu anda beş tane daimi üye ülkenin iki dudağı arasında. Bu adil bir dünya değil. Artık dünya 1. Dünya Savaşı sonrası şartlarda değil, onlar artık geride kaldı. Şimdi eğer yeni bir dünyayı hep birlikte kuracaksak, bunu ben göremezsem bile inşallah sizler göreceksiniz. Sizler bunu başaracaksınız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’den bağlanan Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Deniz Kaya’nın, yoğun çalışma temposu ile yoğun siyasi hayatının, aile hayatında baba ve dede rolünü nasıl etkilediğini sorması üzerine, şunları söyledi: “Deniz şimdi öyle bir soru sordu ki, yaramı deşti. Bu seçim çalışmalarından, gece geç saatlerde eve gelişlerden bir tanesinde de yine eve çok geç gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı. Pusulada şu yazıyordu. ‘Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?’ Çünkü her gece eve geliş saat 24.00, 01.00. Ben geldiğim de bir de bakıyorum çocuklar yatmış. Ama biz de tabii çalışmalarımızı yapıyoruz, toplantılarımız oluyor vesaire. Belki yanlış yaptım ama sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak, o çalışmazsa, bu çalışmazsa kim çalışacak? Bir şeyler yapmamız lazım. Yarının aydınlık Türkiye’sini, hani diyoruz ya Gazi’nin söylediği gibi ‘Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak’ Bu lafla olmaz. Eğer Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracaksak, çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. İşte 18 senede öyle çalıştık, öyle çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz ki, bak İstanbul-İzmir arasını 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü? Artık arabanıza biniyorsunuz, 3 saat 15 dakikada İstanbul’dasınız veya İstanbul’dan İzmir’desiniz. Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramamış olmak tabii ki en büyük yaramdır. Hamdolsun onlar bu durumu gördükleri için fedakârca sabrettiler ve hep yanımda yer aldılar. Torunlarımla daha fazla vakit geçirebilmek için her vesileyi kullanıyor, her fırsatı değerlendiriyorum. Üstlendiğim görevlerin yoğunluğu sebebiyle çocuklarımla ve torunlarımla hâlâ arzu ettiğim kadar vakit geçiremiyorum. Fakat onların zaman zaman yanıma gelmiş olmaları, şu anda tabii Allah’ıma hamdolsun, sekiz tane torunum var. Ama dua edelim daha çok olsun inşallah. 2053’ün neslini yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Sizleri ben 2053’ün şimdiden mimarları olarak görüyorum ve bunu da başaracaksınız. Buna da inanıyorum. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve bunu da başaracağız inşallah.”
Konya’dan katılan lise son sınıf öğrencisi Fatih Furkan Emre Deveci, Millî Teknoloji Hamlesi’nin, hem gençlerde hem de Türk halkında heyecan uyandırdığını belirterek, “Bugünden baktığımızda gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz, biz gençleri Milli Teknoloji Hamlesi’nde daha neler bekliyor?” sorusunu yöneltti.
“SAVUNMA SANAYİNDE İHRACAT YAPAN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ülkenin gerçek manada egemen bir devlet hâline gelebilmesinin bazı şartları olduğunu ifade ederek, soruya şu karşılığı verdi: “Bunlardan bir tanesi de teknoloji geliştirebilen ve üretebilen altyapıya sahip olmasıdır. Bakın ülkemden şöyle bir profil çiziyorum. Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde millî savunmada yüzde 20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde kullanım yapıyorduk. Ama şimdi yüzde 20’den yüzde 76’ya çıktık. Nereden nereye. Belki bilinçli olarak, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye millî ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun en büyük ve tehlikeli yansımalarını da savunma sanayinde gördük. Amerika’ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush’tan ben bu dronlarla ilgili, İHA’larla ilgili ‘Bize İHA vermeyecek misiniz?’ dedim. O zamanlar bize 48 saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun? Terörle mücadele için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı’nı yanına çağırdı, o da toplantımızdaydı. Dedi ki ‘Niye böyle yapıyorsunuz?’ Dışişleri Bakanı da o zaman Rice. Dedi ‘Bundan böyle kesinlikle Türkiye’ye insansız hava aracı, bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz’ 24 saatliğine bize İHA’lardan veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA ne işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra servise sinyallerini veriyor. Servise verdiği sinyallerle de F-16’lar gidip orayı vuruyor. Tabii bu size bir zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu? Bayraktarlar İHA’yı da yaptı, SİHA’yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak Akıncı’yı yaptı. Bundan böyle çok daha farklı bir konumdayız. Geldiğimiz yer elbette çok önemli ama henüz yine de söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz. Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız. İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA’larımızın bütün mühimmatını da Türkiye’de yapıyoruz. Yani ‘Birisi bize göndersin de kullanalım’ yok. Biz şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım, bombalarını da biz üretiyoruz. Yani bütün Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.”
“GENÇLERİMİZİN MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NE OLAN İLGİLERİNİN HER GEÇEN GÜN ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ”
Teknoloji geliştirmek için gereken insan kaynağını ve fiziki altyapıyı bir anda ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun uzun soluklu bir mücadeleyi gerektirdiğine işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 20 yıla yaklaşan sürede serptiğimiz tohumların yeşerdiğini Allah’a hamdolsun, gençlerimizin Millî Teknoloji Hamlesi’ne olan ilgilerinin her geçen gün arttığını TEKNOFEST’lerde görüyoruz. On binler, yüz binler TEKNOFEST’teki gösterilere katılıyor. Niye? Ya bu milletin aşkı var. Bu milletin genci bugünlerin hep özlemi içerisindeydi ve şimdi umudumuz artıyor, umudumuz güçleniyor. İnşallah bu mücadeleyi zirveye sizler çıkartacak, nihai hedeflerine de sizler ulaştıracaksınız” diye konuştu.
Muğla’nın Datça ilçesinden bağlanan ve Anadolu Lisesi 3. sınıfta okuyan Furkan Yedikat, “2002 yılı öncesinde birçok zorluklarla uğraşan bir Türkiye vardı. Ancak bu zorlukların hiçbirini yaşamadığımız için bize uzak geliyor. Bu zorlukları anlayabilmek ve yakınlarımıza anlatabilmek için bizlere ne tavsiye edersiniz?” sorusunu yöneltti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle tabii bu sözlerine bu zorlukları yaşamış, çekmiş İstiklal Marşı’mızın şairiyle cevap vermek istiyorum. Mehmet Akif merhum, ‘Tarihi tekerrür diye diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’ Bizim de millet olarak geçmişimizden ibret alarak aynı hatalara düşmememiz gerekiyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar için eski Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin mukayesesini yapmanın nispeten daha kolay olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Çünkü onlar tüm zorlukları, sıkıntıları, çarpıklıkları yakinen gördüler, yaşadılar. Gençlerimiz, bizzat tecrübe etmedikleri bu mukayeseyi yapmakta elbette zorlanıyor. Sizlerin de büyüklerinizden dinleyerek, o dönemin görüntülerini seyrederek, okuyarak bu eksiği kapatmanız gerekiyor. Unutmayın sevgili gençler, yapmak zor, yıkmak kolaydır. Ne diyor Akif? ‘Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek ancak hadi gel yapalım şunu geri desen bir Sinan, bir de Süleyman gerek.’ Ne düzel değil mi? Hem elimizdekinin kıymetini bilmek hem de hedeflerine sıkı sıkıya sarılmak için geçmişimizi çok iyi öğrenmeliyiz. Yıkmak kolay, yapmak zor ama siz inşallah yıkanlardan değil, yapanlardan olacaksınız. Bilgisayarınızla hedefleri aynı şekilde inşallah olgunlaştıracaksınız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medipol Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencisi Mihal Sarıyıldız’ın, Adalar’daki 978 atın akıbetini sorması üzerine, Adalar’daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda çalıştırılması ve muhafazasının uzunca bir süredir gündemlerinde olduğunu söyledi. Bu konuda eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları rahmetli Kadir Topbaş ile Mevlüt Uysal’ın çeşitli çalışmalar yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Ancak bu hazırlıklar uygulanamadan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim değişti. Ardından da hâlâ ne olduğuna dair tatmin edici bir açıklamanın yapılamadığı müessif hadise yaşandı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ayrı bir ikiyüzlülük örneğidir. Hadi konuşsanıza, niye konuşmuyorsunuz? Sesinizi çıkarsanıza, niye çıkarmıyorsunuz? Bu işin ideolojik boyutu olamaz. Hayvanlara acımanın ideolojik boyutu tam aksine olması lazım. Nedir o? Hayvanı seveceksin ve onların bu ıstıraptan kurtulması için ne gerekiyorsa bunu yapacaksın. Bize haber geldi, İçişleri Bakanım beni aradı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yanındaydı. Ben dedim ki, ‘Ne gerekiyorsa yapalım’ Söyledikleri, ‘Burada elektrikli araçlar kullanabilir miyiz?’ Hayırlı olsun kullanın, yeter ki hayvanlar bu ıstırabı çekmesin. İstanbul’un atlarına dahi sahip çıkıp, hesabını veremeyenlerin diğer konularda neler yaptıklarını düşünmek bile istemiyoruz. Hiç şüphesiz tüm bu olup bitenleri, İstanbul halkıyla birlikte milletimiz görüyor, değerlendiriyor. Günü geldiğinde bunların hesabı sandıkta feraset sahibi tüm İstanbullular tarafından sorulacaktır, ben buna inanıyorum.”
“GENÇLERİMİZ TRANSKRİPT BELGELERİNİ, HERHANGİ BİR ÜCRET ÖDEMEDEN VE HIZLI BİR ŞEKİLDE ALABİLECEKLER”
Sinop’tan bağlanan Bursa Uludağ Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şevval Çörtmenoğlu’nun, yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi olarak dünyanın her yerinden alınabilen transkript belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istediklerini dile getirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine teşekkür ederek, bugünlerin hassas sorularından biri olduğunu ifade etti.
Bu konuda bir süredir üniversite öğrencilerinden şikâyetler aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuyu Yükseköğretim Kurumumuzla görüşerek çözümü konusunda gereken talimatları verdik. Yükseköğretim Kurumumuz da üniversitelerimizle gereken koordinasyonu sağlayarak, hazırlıklarını tamamladı. Şimdi sizlere bu müjdeyi ekrandan duyurmak istiyorum. Artık gençlerimiz transkript belgelerini, tam da sizin istediğiniz şekilde, istedikleri yerden, çift dilli olarak, herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde alabilecekler. Hem salgın döneminde farklı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine yurt dışında devam etmek isteyen öğrencilerimize büyük kolaylık sağlayacak bu yeniliğin gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Antalya’nın Alanya ilçesinden katılan ve üniversite sınavına hazırlandığını belirten 19 yaşındaki Arif Emirhan Bulut’un, Türkiye’nin salgın döneminde yaptığı insani yardımların devamının gelip gelmeyeceği sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın tamamıyla birlikte Türkiye’yi de derinden etkileyen Koronavirüs salgınıyla mücadelede örnek bir ülke konumunda olduklarını ifade etti.
“SALGIN DÖNEMİNDE ÇOK YÖNLÜ BİR DESTEK PROGRAMINI HAYATA GEÇİRDİK”
Sağlık sisteminin gücü sayesinde pek çok yerde ortaya çıkan felaket görüntülerinin Türkiye’de yaşanmadığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda üretimi ve tedarikindeki güçleri sayesinde de hiçbir insanın temel ihtiyaçlarını karşılama hususunda sıkıntıya düşmediklerini aktardı.
Bununla birlikte zorunlu olarak aldıkları kısıtlama tedbirlerinden olumsuz etkilenen kesimler olduğunu da bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir destek programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61 milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık 2 milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık. İstihdamı korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi ücret desteğinden 2,5 milyon, işsizlik ödeneğinden 1 milyon insanımız istifade etti. Normalleşme desteği için de 3,2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde karşılıksız destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar liranın üzerinde bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın, karşılıklı ödeme değil, hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta primlerinden çek ve senetlere kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol açabilecek ödemeleri erteledik. Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük faizli kredilerle esnafımızdan sanayicimize kadar iş dünyasının tüm kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir kaynakla destekledik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, temennilerinin, salgının bir an önce sona ermesi ve insanların hayatlarının normale dönmesi olduğunu, bu gerçekleşene kadar millete verdikleri destekleri, gerektiğinde çeşitlendirerek sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.
“Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz olmadığını, devletin tüm imkânlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını göstermiştir. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En Uzun İftar Sofrası” programını, ismiyle müsemma uzun ve keyifli bir sohbet olarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Katılan gençlere teşekkür ederek aileleriyle birlikte mutluluklar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.