“Türk ekonomisini; yatırım, üretim, ihracat ve istihdam sütunları üzerinde yükseltmek için yurt içinde ve yurt dışında gayret gösteriyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Eskişehir Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefimize eninde sonunda muhakkak ulaşacağız. Bu uğurda hız kesmeden, tempomuzu asla düşürmeden çalışmaya devam ediyoruz. Türk ekonomisini; yatırım, üretim, ihracat ve istihdam sütunları üzerinde yükseltmek için yurt içinde ve yurt dışında gayret gösteriyoruz” dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Eskişehir Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’na katılarak partililere hitap etti.
Eskişehir’i ve Eskişehirlileri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti teşkilatına coşkusu ve ahde vefası için teşekkür etti, “Rabbim muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin” ifadesini kullandı.
Eskişehir İl Başkanı ve yönetimine de böyle bir atmosferde gönülleri buluşturdukları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının parti ve teşkilat için hayırlara vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bugüne Eskişehir teşkilatında görev alan tüm isimlere emekleri, sadakatleri için teşekkür etti ve bu isimlerden hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine sabır diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Her zaman altını çizerek söylüyorum. Biz bugünlere büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren isimsiz kahramanların fedakârlıklarıyla geldik. Biz bugünlere milletimizin tarih sahnesinde hak ettiği yeri alması için gece gündüz çalışan emektarlarımızın gayretleriyle geldik. Bugünlere yılın her gününü, günün 24 saatini kendini bu davaya hizmete adayan kardeşlerimizin mücadelesiyle geldik. Bugünlere gece uykusunu bölerek partimizin başarısı için Mevla’ya el açan, dua eden, gözyaşı döken büyüklerimizin samimiyetiyle geldik. Biz bugünlere Hakk’ın rızasını gözeterek halkımıza aşkla hizmet ettiğimiz, hizmetkâr olduğumuz için geldik. Hepsinden önemlisi biz bugünlere niyetimizi temiz tuttuğumuz, kibre, gurura, tekebbüre nefsimizi kaptırmadığımız için geldik.”
AK Parti’yi kuruluşundan 1,5 yıl sonra iktidara taşıyan, karşılaştığı onca badireye rağmen 19 yıldır iktidarda tutan ruhun bu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim yolumuz Eskişehir’i fetheden büyük kumandan 2. Kılıçarslan’ın yoludur. Bizim yolumuz, Eskişehir’in manevi muhafızı âşık Yunus’un yoludur. Bizim yolumuz abideleşen mücadeleleriyle işgalci Yunan’a kök söktüren Eskişehirli şehit ve gazilerin yoludur. Bizim yolumuz bugün de gerektiğinde vatanı, bayrağı, ezanı, istiklali ve istikbali uğruna can vermekten çekinmeyen yiğitlerin yoludur” diye konuştu.
“DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİNDEN BİRİ OLMA HEDEFİMİZE ENİNDE SONUNDA MUHAKKAK ULAŞACAĞIZ”
AK Partili kadroların uzun ince bu yolda başı dik, alnı ak bir şekilde tam 20 yıldır yürüdüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanımızla aziz milletimize hizmet etmenin mücadelesini veriyoruz. Hiç kimseyi ayırmadan, hiç kimseyi hor görmeden, hiç kimseyi dışlamadan 84 milyonun tamamını kucaklamaya çalışıyoruz. Ayrımcılık bizde yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondan gelen “Dik dur eğilme, ak gençlik seninle” tezahüratlarına “Gençler gördüğünüz gibi dimdik ayaktayız” karşılığını verdi. Milletin kardeşliğini güçlendirmek dışında şimdiye kadar hiçbir amaç gütmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada üzerine basa basa ifade etmek isterim ki dün olduğu gibi bugün de Türkiye’de huzurun, barışın, kalkınmanın, istikrarın teminatı AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır. Son 19 yılda karşılaştığımız nice badireyi nasıl suhuletle atlattıysak Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023 limanına da ülkemizi inşallah selametle kavuşturacağız. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefimize eninde sonunda muhakkak ulaşacağız. Bu uğurda hız kesmeden, tempomuzu asla düşürmeden çalışmaya devam ediyoruz. Türk ekonomisini; yatırım, üretim, ihracat ve istihdam sütunları üzerinde yükseltmek için yurt içinde ve yurt dışında gayret gösteriyoruz.”
“BUGÜN KITA ÜLKELERİYLE TOPLAM TİCARETİMİZ 25 MİLYAR DOLARI AŞIYOR”
Bu amaçla hafta başından itibaren üç ülkeyi kapsayan dört günlük bir Afrika seyahati gerçekleştirdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk kez yapılan Angola ziyaretinde farklı alanlarda yedi anlaşmaya imza attıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Togo’da da iki ülke arasındaki iş birliği imkânlarını genişletecek verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini, Burkina Faso’nun aralarında bulunduğu dört ülke ile görüşme yaptıklarını anımsattı. Bu görüşmenin çok manidar olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’nın, 210 milyonu bulan nüfusuyla en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da da yatırımdan güvenliğe, savunma sanayinden sağlığa kadar birçok alanda önemli kararlar aldıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buralar daha 15-20 yıl öncesine kadar Türkiye’nin hiçbir varlık göstermediği coğrafyalardı. Türkiye oraları bilmiyordu, tanımıyordu. Buralar bizden önce Türkiye’nin tanınmadığı, bilinmediği, ülkemizden çok uzakta görülen yerlerdi. Bugün kıtanın her yerinde Türk ürünlerini, Türk şirketlerini, insanımızın yardım elini bu topraklara uzatan sivil toplum kuruluşlarını görmekten bu milletin bir evladı olarak gerçekten iftihar ediyorum. Bizden önce Afrika’da ülkemizin esamesi dahi okunmazken hamdolsun bugün kıta ülkeleriyle toplam ticaretimiz 25 milyar doları aşıyor. Türk müteahhitler kıtanın dört bir yanında toplam değeri milyarlarca doları bulan mega projelere imza atıyor. Afrika çapındaki yatırımlarımızın değeri ise 6 milyar doları geçiyor. Öyle ki bazı ülkeler de bizi Türk şirketlerinin inşa ettiği havalimanları, yollar, otoyollar, limanlar, kamu binalarında karşılıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’deki üniversitelerden mezun 11 bini aşkın genç, gönül elçilerimiz olarak kendi toplumlarına hizmet ediyor. Arka planında yatırımcılarımızın, üreticilerimizin, tüccarlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, diplomatlarımızın, siyasetçilerimizin emeği, alın teri ve mücadelesi olan bu başarı hepimizin ortak başarısıdır. Türkiye’nin sadece Afrika kıtasında değil, Asya’dan Latin Amerika’ya, Karayipler’den Uzak Doğu’ya kadar farklı coğrafyada yazmış olduğu destan hepimizin ortak destanıdır. Ülkemizin ihracat rakamlarını artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek, Türkiye’ye daha fazla yatırım çekecek çabalardan kimse gocunmamalı, bilakis herkes bundan gurur duymalıdır” diye ekledi.
Ufku dar olanların, ufku Ankara’nın ötesine geçemeyenlerin kendilerinin çok boyutlu dış politikasını anlayamadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dahası muhalefetin ve zihnini yeminli Türkiye düşmanlarına kiralamış bazı kesimlerin, attığımız tüm bu adımlardan rahatsızlık duyduğunu görüyoruz. Hayatında hiç ticaret yapmamış, ürün alıp satmamış, ihracat, yatırım, üretim, kalite nedir bilmeyen bu kifayetsizler ‘Türkiye’nin Afrika’da ne işi var?’ diyor.”
Aynı soruyu Türkiye’deki lejyonerleriyle birlikte tescilli sömürgecilerin de sorduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin daha adil bir dünya idealiyle verdiği mücadele, sömürgecileri ve içimizdeki uzantılarını fevkalade rahatsız ediyor. Afrika’daki kendi kanlı ve katliamcı geçmişleriyle yüzleşmek yerine Türkiye’ye laf atanları biz kesinlikle muhatap almıyoruz. Siz değil misiniz, Cezayir’de 1 milyon insanı katlettiniz, Nijerya’da 1 milyon insanı katlettiniz, Ruanda’da 900 bin insanı katlettiniz. Kim bunlar? Batı, Batı, Fransa bunu yapanlar. Bunlar bize insanlık dersi veremez. Bunlar önce insanlığı öğrenmeleri lazım. Nereden? Türkiye’den öğrenmeleri lazım. Çünkü bizi Afrika politikamızdan dolayı eleştirenlere hak ettikleri cevabı bizden önce Afrikalı kardeşlerimiz zaten misliyle veriyor. Küresel vizyonumuzun en önemli parçalarından olan Afrika kıtasıyla iş birliğimizi, sömürgecileri ve içimizdeki beşinci kollarını rahatsız etme pahasına önümüzdeki dönemde de güçlendirmeyi sürdüreceğiz.”
ESKİŞEHİR’E YAPILAN YATIRIMLAR
Yurt dışında bu adımları atarken ülkenin içini de ihmal etmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan ihracatçılara yeni kapılar açtıklarını, diğer taraftan da insanları yeni hizmetler ve yatırımlarla tanıştırmaya devam ettiklerini söyledi.
Hemen her hafta bir şehri ziyaret ederek yapımı tamamlanan eserlerin toplu açılış heyecanını milletle birlikte yaşadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki hafta Adana’da 2,2 milyar liralık kamu yatırımı ile 1,8 milyar liralık özel sektör yatırımının resmî açılışlarını yaptıklarını anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı gün Türkiye’nin en stratejik sanayi tesislerinden biri olacak Ceyhan Polipropilen Üretim Tesisi’nin temelini attıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığının bir senede toplam 1 milyar liralık bütçeyle hayata geçirdiği mesleki eğitimde 1000 okul projesinin tamamlanma programını icra ettiklerini belirtti.
Hizmet yolculuğuna bugün de Eskişehir’de devam ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’nın ardından Çin’in HAİER firmasının kurduğu beyaz eşya fabrikası ile organize sanayi bölgesinde yapılan 52 yeni fabrika ve altyapı tesislerinin açılışını gerçekleştireceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akabinde de bakanlıklar, kurumlar ve belediyelerin tamamladığı toplam yatırım bedeli 2,7 milyar lirayı aşan 106 ayrı kalem eserin toplu açılış törenine iştirak edeceklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir’de yaptıkları yatırımları anlattığını belirterek, “Şu iki kalemi düşünün yaklaşık 160 ayrı tesis ve uluslararası. Peki, bu ana muhalefet CHP, Eskişehir’de bunların nesi var? Yaptıkları hangi eser var? Yok. Bunlardan bol bol nasihat dinlersiniz.” dedi.
Ziya Paşa’nın “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o sırada sahneye çıkan Hamza isimli bir çocuğa oyuncak hediye etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz Ziya Paşa’nın sözüyle hep konuşuyoruz. Biz eserlerimizle konuşuyoruz, onlar, şimdi gelirken Şehir Hastanesi’nin önünden geçtik. Biz buyuz işte. Devasa Eskişehir Şehir Hastanesi hamdolsun. Nasıl, memnun musunuz? İnşallah bunlar ardı ardına devam ediyor. Bugün tabii bir de millet bahçesinin açılışını da yapacağız. Onu da inşallah en güzel şekliyle Eskişehir’imize kazandırmış olduk. Eskişehir’i hedeflerine bir adım daha yaklaştıran tüm bu yatırımların şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Eserlerin inşasına destek veren mühendisinden işçisine kadar herkese teşekkür ediyorum. Allah ömür, millet de yetki verdikçe Eskişehir ile diğer 80 vilayetimiz için de çalışmayı sürdüreceğiz. Tabii bunun için önümüzdeki 1,5 yılı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Eskişehir 2023’te sandıkları patlatmaya var mıyız? Durmak yok yola devam. Çok çalışacağız.”
“BOŞA GEÇİRECEK TEK BİR SANİYEMİZ DAHİ YOKTUR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 senesi yaklaştıkça CHP’nin başını çektiği muhalefetin “pervasızlıkları” ve “provokasyonları”nın arttığını belirterek, “Ülkemizdeki siyasi iklimi zehirlemek, milleti siyaset kurumundan soğutmak için ‘yalan terörü’ dâhil her şeyi deniyorlar. Partilerini saran yolsuzluk, hırsızlık, taciz, tecavüz bütün bu skandallarını insanımızın gözünden kaçırmak için her yola başvuruyorlar” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir dönem sığınmacılara karşı vatandaşlarımızı kışkırttılar daha sonra hem de üniversite sınavına girecekleri günlerde gençlerimizi galeyana getirmek istediler. Kadrolu militanlarını öne sürerek yurtlar üzerinden üniversite gençliğimizi provoke etmeye çalıştılar. Bir ara hâkimleri, polisleri, daha sonra öğretmenleri tehdit ettiler. Neler demediler memurlara, öğretmenlere hatırlayın, neler. Tehdit ettiler açıkça, niye? Sen kimsin de benim memurumu tehdit ediyorsun, sen kimsin de benim polisimi tehdit ediyorsun, sen kimsin de bu ülkede alnının akıyla gelip bir kariyer almış memuru tehdide yelteniyorsun. Ben de buradan milletimin memuruna sesleniyorum, sakın bu oyunlara gelmeyin. Siz memur olarak görevinizi yaptığınız sürece bunların hiçbirisi sizin kılınıza dokunamaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin hâlihazırda yönetiminde olduğu belediyelerde işçileri işten attığını belirterek, “Ama bunun bedelini de ödeyecekler. Çünkü ‘alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste’, çıkacak. Milletimizin hiçbir kesimi yok ki CHP’nin tehditlerinden payını almasın. Toplumumuzun hiçbir kesimi yok ki CHP’nin yalan terörüne maruz kalmasın. Bunu da öyle korkakça yapıyorlar ki bir siyasetçi olarak, insan bunlar adına sadece hicap duyuyor” diye konuştu.
Bir dönem “yeni CHP” diye bir furya olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Başındaki zattan kimi köşe yazarlarına kadar herkes, CHP’nin değiştiğinden, darbeci kodlarından kurtulduğundan bahsediyordu. Hatta içimizden de birileri CHP ile ilgili benzer ifadeler kullanıyordu. Zaman geçti, seçim bitti, maske düştü. Yeni CHP ambalajının altından tek parti faşizminin güncel bir sürümü ortaya çıktı. ‘Yeni CHP’ dediklerinin millete 1940’ları aratacak kadar faşist, nobran, küstah bir zihniyeti temsil ettiği anlaşıldı. CHP’nin darbeci ve faşist kodlarından kurtulmasının mümkün olmadığını biz zaten biliyorduk ama bu süreçte milletimiz de hakikati görmüş oldu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece son haftalarda yaşadıklarımız bile bize omuzlarımızdaki yükün ne kadar ağır olduğunu göstermeye kâfidir. Türkiye’nin son 20 yılına damga vurmuş bir kadro olarak, boşa geçirecek tek bir saniyemiz dahi yoktur. Ben özellikle Eskişehir’in analarına çok güveniyorum, çok inanıyorum ve Eskişehir’in anaları inşallah 23’ü CHP’ye zindan edecektir” dedi.
“MİLLETİMİZ BİZDEN DEMOKRATİK KAZANIMLARININ KORUNMASI İÇİN DAHA FAZLA ÇALIŞMAMIZI BEKLİYOR”
Çok çalışacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz bizden hizmet bekliyor. Milletimiz bizden hak ve özgürlüklerine sahip çıkmamızı bekliyor. Milletimiz bizden demokratik kazanımlarının korunması için daha fazla çalışmamızı bekliyor. Milletimiz bizden büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmemizi, ülkemizi 2023 hedefleriyle buluşturmamızı bekliyor. Onca iftiraya, yalana, bühtana rağmen milletimiz bize güveniyor, inanıyor kendisini ve evlatlarının geleceğini AK Parti’de ve Cumhur İttifakı’nda görüyor” değerlendirmesini yaptı.
AK Parti teşkilatları olarak millete olan borçlarını ancak ülkeye daha çok hizmet ederek ödeyebileceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaşamadıkları, kapısını çalmadıkları, tasasına veya sevincine ortak olmadıkları her insanın vebalinin üzerlerinde olacağını söyledi.
“Bugünden itibaren 2023 seçimlerine kadar her çalışmayı işte bu anlayışla yürüteceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere “Burada mutabık mıyız? Anlaştık mı? Durmak yok, yola devam diyor muyuz?” diye seslendi.
Eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuşanların karşısına büyük ve güçlü Türkiye vizyonuna daha sıkı şekilde sarılarak çıkacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Muhalefetin nefret ve tehdit siyasetini, her zaman olduğu gibi yine eser, hizmet ve kardeşlik siyasetimizle başarısızlığa uğratacağız. AK Parti’nin yaptığı hizmetleri, reformları, ülkemize kazandırdığı eserleri iyi bir şekilde, doğru bir şekilde halkımıza anlatacağız. Sadece bilmemiz yetmez, bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacağız. İnanın en yakınımızdakiler bile bunların çoğunu bilmiyor. Evdeki evladın bilmiyor, evladın. Onun için bunları anlatacağız. Neler yaptık, bu ülkeye neler kazandırdık, bunları anlatmamız lazım. Anlatmazsak yazık olur. Sizlerden önümüzdeki dönemde çok daha aktif, çok daha azimli, çok daha gayretli olmanızı istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. Kongre merkezine gelişi sırasında yolda kendisine sevgi gösterisinde bulunan bazı vatandaşlarla sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklara oyuncak dağıttı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Nijer bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgesel gelişmeleri, trafik güvenliğini, güncel ekonomik durumu ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini mütalaa ettiğimiz 65’inci Kabine Toplantımızı az önce tamamladık. Toplantımızda ülkemizin kalkınma, adalet ve demokrasi yolculuğuna ivme kazandıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel sizlerle birlikte, tüm milletimizin geçmiş Kurban Bayramı’nı bir kere daha yürekten tebrik ediyor, ülkemize, milletimize ve İslam âlemine hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.
Bizi bölmeye çalışanlara verdiğimiz en anlamlı cevaplardan biri, kuşkusuz hakkıyla idrak ettiğimiz bayramlarımızdır. Bayramlar, mahzun gönüllerin aydınlandığı, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, bizi biz yapan değerlerin yeniden hatırlandığı, 86 milyonun ve tüm Müslümanların aynı duada buluştuğu müstesna zaman dilimleridir. Her bayram olduğu gibi bu bayramda da milletimizin farklılıklarını bir tarafa bırakıp kenetlendiğini, kucaklaştığını hem kendi içinde hem de dünyanın farklı yerlerindeki ihtiyaç sahipleriyle dayanışma sergilediğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum.
İdari izinle toplam dokuz güne çıkardığımız bayram tatilinde vatandaşlarımız memleketlerini ziyaret ettiler, sıla-i rahimde bulundular. Dinlenmek isteyen kardeşlerimiz bu dokuz günlük süreyi aileleriyle birlikte dolu dolu geçirdiler. Hac farizasını mukaddes topraklarda bulunan kardeşlerimizle birlikte, özellikle, bir nevi kıyamet provası olan ibadetlerini yerine getirdiler. Rabbim tüm kardeşlerimizin haclarını makbul ve mebrur eylesin, diyorum. Bayram vesilesiyle yaşadığımız bu güzelliklerin daim olmasını, milletçe birbirimize ve ülkemize olan muhabbetimizi artırmasını temenni ediyorum.
Tabii bir taraftan bayramın neşesi gönüllerimizi sarıp sarmalarken, diğer taraftan trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır. Trafik kazalarında yitirdiğimiz tüm kardeşlerimize Cenabıallah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Tedavileri devam eden vatandaşlarımıza aynı şekilde Yüce Mevla’dan acil şifalar niyaz ediyorum.
Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır. Yeni yollar, yoğun trafik tedbirleri, hava destekli denetimlerle ağır vasıta kısıtlamaları gibi önlemler neticesinde trafik güvenliğinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Araç ve insan hareketliliğinin zirveye çıktığı dokuz günlük bayram tatili boyunca, vatandaşlarımızın güvenli seyahat edebilmeleri için fedakârca çalışan kolluk kuvvetlerimize ve karayolları personelimize teşekkür ediyorum.
Göreve geldiğimizde Türkiye’nin dört bir yanını birbirine bağlayan güçlü bir ulaşım ağımız yoktu. Bugün ise ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz. ‘Yol medeniyettir’ şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık. Kara yollarında 206 milyar dolar, demir yollarında 80 milyar dolar, hava yollarında 35,5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz bugün 30 bin 51 kilometreye çıktı. Ülkemizde sadece altı ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda.
Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı 8,5 milyonken, şehirlerarası ortalama hızımız saatte yalnızca 40 kilometreydi. Bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız, yaklaşık 90 kilometreye yükseldi. Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu önemli ölçüde artırdık. Bilhassa kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazalarında, Allah’a hamdolsun, büyük bir düşüş yaşandı. Bölünmüş yollarla birlikte otoyol uzunluğumuzu da iki kattan fazla artırdık. Otoyollarımızı bin 714 kilometreden aldık, 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle geçtik. 311 kilometre olan köprü viyadük uzunluğumuzu 821 kilometreye, sadece 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 856 kilometreye yükselttik.
“TÜRKİYE, HIZLI TRENİN KONFORUYLA İLK DEFA BİZİM DÖNEMİMİZDE TANIŞMIŞTIR”
Demir yolu, önem ve öncelik verdiğimiz bir diğer alandır. Türkiye, hızlı trenin konforuyla ilk defa bizim dönemimizde tanışmıştır. 2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı. Hava yolunu halkın yolu hâline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk.
2002’de 26 havalimanımız varken şimdi 58 havalimanımızla, yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel gezici vandalların yapılmasın diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanı’mız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında. Gezicilerin ‘buraya uçak inmez’ dedikleri havalimanımız dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdı. Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 8 bin 170 uçak trafiği ile 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı’nda 8 bin 408 uçak trafiği ile 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir.
“TÜRKİYE’NİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRECEK VİZYON PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRDİK”
Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik. Türkiye’nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik. Ulaştırma yatırımlarımızın üretime etkisi 2 trilyon doları bulmaktadır. Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarındadır. Ekonomideki katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır. Ulaştırma alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. 2025 yılında aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık. 2026 yılı için hedefimiz, 144’ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır.
Özellikle 42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu ile ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız. Yedi kavşak, dört tünel, sekiz viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız.
“İSTANBUL, KIYAMETE KADAR TÜRK VE MÜSLÜMAN KALACAKTIR”
Kurban Bayramı’nın üçüncü günü, tarihimizin en muhteşem zaferi olan İstanbul’un fethinin 573’üncü yıl dönümünü milletçe gururla kutladık. Biz de Haliç Kongre Merkezi’nin bahçesini dolduran binlerce kardeşimizle fetih coşkusunu hep beraber idrak ettik. Merhum Nurettin Topçu, İstanbul’un fethinin esas manasını bakınız nasıl ifade ediyordu: ‘İstanbul’un kahraman Fatih’i hakkında bugüne kadar çok güzel sözler söylendi. Hepsinden ziyade Hazreti Peygamber’in onu övmesi yeterdi. Ancak bu Osmanlı padişahının yaptığı yalnız bir şehrin alınması mıydı? Biz buna inanmıyoruz. Olayı bu kadar küçültmek istemiyoruz. Bir şehrin alınmasıyla tarihte yeni bir devir açılmaz. Gerçekte yapılan bir şehrin fethiyle beraber ruhların fethi, kalplerin fethidir.’
Evet, İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fetholunmuş, harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle Yahya Kemal’in Türk İstanbul dediği muhteşem bir Türk İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden Ezan-ı Muhammedîler yükselen Ayasofya, aynı zamanda Fethi Mübi’nin de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak, fethin bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı ve gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle minarelerini süsleyen, Ezan-ı Muhammedîlerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul’un duvarlarının zulüm 1453’te başladı yazılarıyla kirleten Bizans artıkları hâlen kabullenmekte zorlansa da, İstanbul Türk’tür, Müslümandır, Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır.
“İSTANBUL’A YAKIŞAN DEV PROJELERE İMZA ATMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Şunu altını çizerek bir kere daha ifade etmek isterim ki, İstanbul’un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacağız. Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadir kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz. Peygamber Efendi’mizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yâd ediyorum. İlk fetih hareketinden günümüze kadar bu toprakları mübarek kanlarıyla şereflendiren tüm kahramanların aziz ruhları şad olsun diyorum.
Dünyada ve bölgemizde gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşanıyor. Coğrafyamızda sınırların yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek istendiğini görüyoruz. Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den Sudan’a yönümüzü nereye çevirsek aynı oyunun farklı sahneleriyle karşılaşıyoruz.
Türkiye olarak bir yandan bu oyunları bozmaya çalışırken, diğer yandan da 23 yıllık kazanımlarımızı güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz. Bugün, hamdolsun, diplomaside güçlü bir Türkiye var. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır. Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır. Bunların gerisinde de, milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır. Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz. Birileri kafalarını kuma gömmüş olsalar da takip eden her bir vatandaşımız, Türkiye’nin hangi kritik eşiklerden geçtiğini görüyor.
Şunun bilinmesinde fayda olduğuna inanıyorum. İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz. Bizim tek derdimiz vardır, o da Türkiye’dir. Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır. Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ HER TÜRLÜ POLEMİKTEN UZAK ELE ALMAK SİYASET KURUMUNUN GÖREVİDİR”
Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta ‘Terörsüz Türkiye’ sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.
‘Terörsüz Türkiye’ sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya, birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye’nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz. Kıymetli kardeşlerim; bunun için de bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyerek yolumuza devam edeceğiz.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.