Connect with us

Dünya

“Türkiye’nin sergilediği performans bizi dünyanın en büyük 10 ekonomisine girme hedefimize adım adım yaklaştırıyor”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Salgın döneminde G-20 içinde en hızlı toparlanan ve büyüyen ülkelerin başında geliyoruz. Küresel ticaretin dengelerinin yeniden oluştuğu bir dönemde Türkiye’nin sergilediği bu performans bizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefimize adım adım yaklaştırıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Dünya ve ülkemiz açısından zor geçen 2021’i uğurladık ve yeni umutlarla, yeni heyecanlarla 2022 yılına girdik. Yeni miladi yılın milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Son iki yıla damgasını vuran Koronavirüs salgınının ve onun tetiklediği küresel ekonomik sorunların bir müddet daha herkesle birlikte ülkemizi de olumsuz etkilemeyi sürdüreceği anlaşılıyor. Sağlık hizmetlerinden maskeye, tıbbi malzemeden aşıya kadar pek çok alanda salgının ortaya çıkardığı adaletsizlikler büyük ve güçlü Türkiye hedefimize bir an önce ulaşmamızın önemini açıkça göstermiştir.

“TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL SAĞLIK VE EKONOMİK KRİZİNDEN OLUMLU YÖNDE AYRIŞTIRMAYI BAŞARDIK”

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin kalkınma altyapısında sağladığı ilerleme sayesinde Türkiye’yi küresel sağlık ve ekonomik krizinden olumlu yönde ayrıştırmayı başardık. Her ne kadar birileri bir kısmı yalan, bir kısmı yanlış haberler üzerinden milletimizin moralini bozmaya çalışsa da, dünyayı izleyen herkes bu sıkıntılı tabloda Türkiye’nin durduğu yeri takdirle karşılıyor.

İşte daha bugün 2021 yılı ihracat rakamlarını açıkladık. Salgının ekonomiler üzerindeki baskısının arttığı geçtiğimiz yıl Türkiye ihracatın lokomotifi olduğu hızlı büyüme eğilimini sürdürmüştür. Bu dönemde imalat sanayinde kapasite kullanım oranımız yüzde 80’e dayanırken, istihdamda yıllık 2 milyonu bulan bir artış sağladık. Küresel mal ticaretinin yüzde 10 arttığı geçtiğimiz yıl, biz ihracatımızı yüzde 33 yükseltmeyi başararak bu alanda da farkımızı ortaya koyduk. Türkiye olarak geçtiğimiz yıl ulaştığımız 225 milyar 368 milyon dolarlık ihracatla Cumhuriyet tarihinde ilk defa küresel ihracattan aldığımız payı yüzde 1’in üzerine taşıdık. Geçmişle mukayeseli olarak baktığımızda ise, 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatımızı altı kattan fazla artırdığımızı görüyoruz. Aynı şekilde 20 yıl önce 88 milyar doları bulmayan dış ticaret hacmimiz, 500 milyar dolar sınırına dayandı. Geçtiğimiz yıl itibariyle dış ticaret açığımız 46 milyar dolara gerilerken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83’ün üzerine çıktı. Bu oranın 2000’lerin başında yüzde 51 olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Dış ticaretimizde millî paramızı kullanım seviyemizin 183 milyar liraya ulaşmış olması da bir diğer önemli gelişmedir.

Ayrıntılarını bugün yaptığımız basın toplantısında verdiğimiz 225 milyar 368 milyon dolarlık 2021 ihracatımızın ülkemize, milletimize, sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum. Bu ihracat rakamına özellikle ulaşılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, iş dünyamızı, çalışanlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Girdiğimiz yeni yılda ihracatımızı çok daha ileri seviyelere çıkarmak için gündemimizde pek çok program, plan, proje var. İnşallah hepsini de kararlılıkla hayata geçirerek önümüzdeki yıl bu vakitler milletimize çok daha büyük müjdeler verebilmeyi ümit ediyoruz. Dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefimize giderek daha çok yaklaşıyoruz.

Geçtiğimiz yılı güzel haberlerle kapattığımız bir diğer sektör de turizmdir. Salgının turizm sektöründe yol açtığı olumsuz etkileri hızla ortadan kaldırmak için aldığımız tedbirlerin, verdiğimiz teşvik ve desteklerin karşılığını özellikle gördüğümüz bir sezonu geride bıraktık. Bu sektörde 2021’i 29 milyon turist sayısı ve 24 milyar doları aşan bir turizm geliriyle kapattık. Bir başka ifadeyle, turizmde önceki yıla göre ziyaretçi sayısında yüzde 83’lük, gelirde yüzde 100’lük bir artış sağladık.

Devlet ve özel sektörün yakın iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz büyük atılım sayesinde sadece kayıplarımızın önemli bir kısmını telafi etmekle kalmadık, Akdeniz havzasındaki rakiplerimizi de geride bıraktık. Artık hedefimiz salgın öncesi ziyaretçi sayısına ulaşmanın ötesinde çok daha yüksek bir gelir seviyesine çıkmaktır. İnşallah 2022 yılı bu hedefe biraz daha yaklaştığımız, verimli, bereketli, kazançlı bir sezon olacaktır. Tesis sahiplerinden çalışanlarına kadar turizm sektörümüzün tüm mensuplarına ülkemize kazandırdıkları bu başarı için şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle KOSGEB destekleriyle ilgili bir müjdemizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilindiği gibi Nisan ayında mikro ve küçük işletmelere yönelik bir hızlı destek programı başlatmıştık. Bu programın kapsamını yeni mezun gençlerimizin istihdamını teşvik edecek şekilde genişletiyoruz. Son 12 aydaki çalışan sayısını koruyup meslek lisesi veya üniversite mezunu gencimizi en az 12 ay boyunca istihdam etme taahhüdünde bulunan işletmelere 100 bin lira destek veriyoruz. Kadın istihdamında bu rakam 110 bin lirayı buluyor. Mikro işletmelerde 2 ve küçük işletmelerde 5 personele kadar uygulanacak bu destek rakamı, faizsiz olarak 2 yıl sonra 24 ayda geri ödeyecek. Amacımız, bu programla 75 bin yeni meslek lisesi veya üniversite mezunu gencimizi istihdama dâhil etmektir. İşletmelerimizi başvuruları bugün açılan bu programa katılmaya davet ediyoruz.

“SALGIN DÖNEMİNDE G-20 İÇİNDE EN HIZLI TOPARLANAN VE BÜYÜYEN ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYORUZ”

Türkiye, 2021 yılında ekonomide yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari denge odaklı bir büyüme yaşadı. Dünya ticaret hacminin yüzde 5,3 küçüldüğü 2020 yılını biz 1,8 büyümeyle kapatmıştık. Küresel ticaretin yeniden hareketlenmeye başladığı 2021’de büyümede çift haneli rakamları yakalayacağımıza inanıyoruz. Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğindeki yüzde 7,4’lük, ikinci çeyreğindeki yüzde 22’lik ve üçüncü çeyreğindeki yüzde 7,4’lük büyüme bunun işaretini veriyor.

Salgın döneminde G-20 içinde en hızlı toparlanan ve büyüyen ülkelerin başında geliyoruz. Küresel ticaretin dengelerinin yeniden oluştuğu bir dönemde Türkiye’nin sergilediği bu performans bizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefimize adım adım yaklaştırıyor. Elbette bu süreçte karşı karşıya kaldığımız sıkıntılar, ödediğimiz bedeller de var. Bunlardan biri, döviz kurunda yaşanan ve esasen ülkemiz ekonomisinin gerçekleriyle uyumlu olmayan dengesiz dalgalanmadır. Kurdaki yükselişi bir seviyeye kadar ekonomik işleyişe ve ülkemizin ihracattaki hedeflerine uygun olduğu için sorun etmiyorduk. Ama bir yerden sonra iş serbest piyasa ekonomisi kurallarının dışına çıkarak arkasında kötü niyetlerin belirdiği farklı bir görünüme büründü. Yurt dışından ve ülkemiz içinden kimi siyasetçiler, medya kuruluşları, akademisyenler piyasaları paniğe sürükleyerek dövize yönelişi artıracak senkronize bir kampanya başlattılar. Hatırlarsanız bundan üç dört yıl önce yurt dışı kaynaklı benzer saldırılara, benzer tuzaklara maruz kalmıştık. Aldığımız tedbirler ve geliştirdiğimiz mekanizmalar sayesinde yurt dışından Türk ekonomisine yönelik serbest piyasa kurallarına da uygun olmayan sinsi saldırıların önünü büyük ölçüde kesmiştik. Son kampanyada ise, daha çok yurt dışındaki yatırımcıları panikleterek aynı amaca varılmak istenmiştir. Dalgalanmanın kendi tabii seyri içinde durulmadığını görünce 20 Aralık’ta kamuoyuna açıkladığımız tedbir paketi ile piyasaların önemli ölçüde yeniden dengeye gelmesini sağladık. Ekonominin kendi tabii seyri dışında niyetlerle dışarıdan yapılabilecek saldırılara karşı oluşturduğumuz mekanizmaların bir benzerini içeride de kurmuş olduk. Parasının değerini korumak isteyen vatandaşlarımız, özellikle önünü görme ihtiyacı duyan iş dünyamıza sunduğumuz alternatiflerin piyasalar tarafından da benimsendiğini memnuniyetle gördük. Kur korumalı Türk Lirası mevduatına kısa sürede 78 milyar liralık bir geçişin yaşanması, vatandaşlarımızın ekonomi programımıza olan güveninin işaretidir. Katılım finans kuruluşlarını da sisteme dâhil ederek bu uygulamayı genişletiyoruz. Ülkemiz ekonomisinin istikrar ve güven iklimi içinde büyümesine katkı sağlayacak bu yaklaşımı yeni araçlar ve yöntemlerle 2022’de daha da güçlendireceğiz.

Açıkladığımız tedbir paketinin Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin getirdiği imkânlarla bizim veya ilgili kurumlarımız tarafından hayata geçirilebilecek olanların tamamını uygulamaya soktuk. Bu çerçevede Merkez Bankası döviz tevdiat ve altın hesaplarından Türk Lirası mevduata dönüşün desteklenmesine ilişkin tebliğlerini yayınladı. Döviz ve altın cinsi hesaplardan vadeli Türk Lirası hesaplara dönüşen tutarlar zorunlu karşılıktan muaf tutulurken, stopaj oranı da sıfırlandı. İhracatçı ve ithalatçı firmalara Türk Lirası vadeli döviz satım ihalesine başlandı, bu satışlardaki stopaj oranı da sıfıra çekildi. Temettü gelirlerine uygulanan stopaj oranı yüzde 15’ten yüzde 10’a indirildi. Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması çalışmaları kapsamında hurda altın değerlemesinde kullanılacak asgari milyem rakamında değişiklik yapıldı. Vatandaşlarımızın altınlarını bankalar, darphane ve kuyumcular vasıtasıyla sisteme dâhil etmelerine imkân sağlanıyor. Talep edenler bankalardaki altın hesaplarında tuttukları birikimleri fiziki altın olarak da alabilecek. Bankalar nezdinde darphane altın ürünleri bazında açılan hesaplar da fiziki altın olarak istenebilecek.

“BUGÜNE KADAR MİLLETİMİZE NE SÖZ VERDİYSEK YAPTIK, BUNDAN SONRA DA VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ YERİNE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Kredi Garanti Fonu’nun daha aktif ve daha kapsayıcı şekilde çalıştırılmasıyla ilgili protokol yakında hayata geçiyor. Kanuni düzenleme gerektiren hususlarla ilgili çalışmalarımızı da tamamladık. Bu çerçevede Türk Lirası için Hazine desteğine, ihracat ve imalat sanayi şirketleri için Kurumlar Vergisi’nde 1 puanlık indirim yapılmasına, bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısını yüzde 25’den yüzde 30’a çıkartılmasına, yatırım fonlarından elde edilen kar paylarına istisna uygulanmasına, gelire endeksli senetlerin ihracına; tüm bunlara ilişkin hazırlanan kanun değişikliği düzenlemeleri yarın Meclis’in takdirine sunuluyor.

Ayrıca, ülkemizde ve dünyada hammadde temininde tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve girdi fiyatlarındaki beklenmedik artışlar sebebiyle hazırlanan fiyat farkı çalışması da Meclis’in takdirine sunulma aşamasındadır.

Biz bugüne kadar milletimize ne söz verdiysek yaptık, bundan sonra da verdiğimiz her sözü yerine getirmeye devam edeceğiz.

Geçtiğimiz yıl hepimizin canını yakan bir diğer sıkıntımız yüksek enflasyon ve onun ötesinde bir vakayı ifade eden fahiş fiyat artışlarıdır. Ülkemizdeki fiyat artışlarının iki sebebi vardır.

Birincisi; salgın döneminde küresel emtia fiyatlarında görülen fevkalade yükselmedir. Öyle ki, salgın döneminde dünyada petrol fiyatları neredeyse iki katına, kömür fiyatları üç ila beş kat, doğal gaz fiyatları altı ila 10 katına çıkarken metal ve mineral fiyatları yüzde 50, tarım ürünleri fiyatları yüzde 25 arttı. Enerji fiyatlarındaki aşırı yükseliş sebebiyle pek çok ülke elektrik tarifelerini ortalama üç kat artırmak mecburiyetinde kaldı. Biz ise her konuda olduğu gibi enerji fiyatları hususunda da vatandaşımızı koruyacak bir yol izledik. Geçtiğimiz yıl elektriği yarı fiyatının bile altına, doğal gazı beşte biri fiyatına vatandaşlarımıza sunarken, akaryakıt fiyatlarında da eşel mobil sistemiyle oldukça düşük satış fiyatları sağladık. Bu şekilde 2021 yılında vatandaşlarımız lehine doğal gazda 80 milyar liralık, elektrikte 20 milyar liralık, akaryakıtta 65 milyar liralık kamu adına fedakârlık yaptık. Bir başka ifadeyle, vatandaşlarımızın cebinden doğal gaz faturası, elektrik faturası, benzin, mazot faturası olarak çıkacak 165 milyar lirayı kamu kaynaklarından karşıladık. Yeni yıl itibarıyla yürürlüğe giren tarifelere rağmen kamunun vatandaşlarımıza desteği sürmektedir. Mesela hane halkının kullandığı doğal gaz ve yine hane halkını kapsayan elektrik faturalarında tarifeler vatandaşlarımız lehine düzenlenmiştir.

“VATANDAŞLARIMIZ AKARYAKITA DİĞER ÜLKELERDEKİ FİYAT ARTIŞLARINA NİSPETEN DAHA HESAPLI BİR TARİFEYLE ERİŞEBİLMEKTEDİR”

Bakınız şimdi sizlerle basit bir hesabı paylaşacağım. Ülkemizde 2002 yılında 150 kilovat elektrik ve 125 metreküp doğal gaz kullanımı karşılığında bir vatandaşımızın ödediği fatura asgari ücretin yüzde 47’sini oluşturuyor. Şimdi aynı miktardaki elektrik ve doğal gaz kullanımı için yeni tarifeyle ödenen tutar asgari ücretin yüzde 13’ü seviyesindedir. Görüldüğü gibi vatandaşımızı fiyat artışlarına ezdirmeme sözümüzü burada da yerine getirmiş oluyoruz.

Bu vesileyle, vatandaşlarımıza yapılan kömür yardımlarının yeni yılla birlikte, altını şimdi çiziyorum, doğal gaz faturası desteği olarak da verilebileceğinin haberini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Akaryakıtta ise eşel mobil sisteminden normal tarifeye dönüldüğü için petrol fiyatlarındaki ve döviz kurundaki değişime bağlı olarak belirlenen otomatik tarife yürürlüğe girmiştir. Buna rağmen vatandaşlarımız akaryakıta diğer ülkelerdeki fiyat artışlarına nispeten daha hesaplı bir tarifeyle erişebilmektedir. Düşme eğiliminde olan petrol fiyatları ve istikrar kazanmaya başlayan kur dikkate alındığında, petrol fiyatları üzerindeki baskının yakında tersine dönmesi beklenebilir.

Diğer yandan, dünya piyasalarında, ülkemizde de çok tartışılan bitkisel yağ fiyatlarındaki artış yüzde 70’i, şeker fiyatlarındaki artış yüzde 50’yi, tahıllardaki artış yüzde 32’yi bulmuştur. Market raflarındaki artışın bir kısmının kaynağı bu küresel fiyatlandırmalardandır. Ancak, bazı ürünlerdeki artışların ne küresel emtia ve enerji fiyatlarıyla, ne kurdaki dalgalanmayla izah edilemeyecek derecede fahiş olduğunu görüyoruz. Bu konunun takipçisi olmaları ve gereken işlemleri yapmaları için ilgili tüm kurumlarımıza talimatlarımızı verdik. Aynı kapsamda stokçuluk yapanlara uygulanacak cezaları artıran bir kanun değişikliği de Meclisimizin gündeminde bulunuyor. Tüm bunlara rağmen, dünya ekonomisiyle entegre piyasaya sahip bir ülke olarak fiyat artışlarından ister istemez biz de etkileniyoruz.

“ENFLASYONU TEKRAR TEK HANELİ RAKAMLARA GERİLETMEKTE KARARLIYIZ”

Hiç şüphesiz fiyat artışları ülkemize mahsus bir durum da değildir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamı enflasyon rakamlarında çok ciddi artışlarla karşı karşıyadır. Amerika son 40 yılın, Almanya ve İspanya son 30 yılın, İngiltere ve İtalya son 10-12 yılın, Avrupa’nın geneli avro bölgesinin kuruluşundan beri en yüksek enflasyon rakamlarının sancısıyla kıvranmaktadır. Üstelik tüketici fiyat endeksinde üretici fiyat endeksinin katbekat fazlası olarak gerçekleşen artışlar bu sancının devam edeceğini gösteriyor. Diğerleri gibi ülkemizin önünde de bir enflasyon gerçeği vardır. Bugün 2021 yılı enflasyonumuz yüzde 36 olarak açıklandı. Öncelikle her ne sebeple olursa olsun vatandaşlarımızın böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmasından dolayı üzüntülüyüz. Türkiye tarihinde enflasyonla en büyük mücadeleyi veren, enflasyonu en düşük seviyelere indiren yönetim biziz. Ülkemizde yüzde altılara kadar indirdiğimiz enflasyonun boynunu kırarak en kısa sürede tekrar tek haneli rakamlara geriletmekte kararlıyız.

Enflasyon oranının bu derece yüksek çıkmasında küresel emtia fiyatlarındaki ve üretim maliyetlerindeki artışın ötesinde döviz kurundaki dalgalanmanın da etkisinin olduğunu biliyoruz. Döviz kurundaki köpüğü aldığımızda nasıl daha gerçekçi bir tablo önümüze çıktıysa, enflasyonda da bunu yapacağız. Döviz kuru üzerinden ilk büyük saldırıya maruz kaldığımız 2018’de de yüzde 20’yi aşan bir enflasyonla benzer bir tablo yaşamıştık, takip eden yılda ise enflasyonu neredeyse yarı yarıya düşürmüştük; inşallah bu yıl da enflasyonu çok daha fazlasıyla gerileteceğiz.

“HİÇBİR VATANDAŞIMIZI FİYAT ARTIŞLARININ YÜKÜ ALTINDA BIRAKMADIK, BIRAKMAYACAĞIZ”

Bununla beraber, hiçbir vatandaşımızı fiyat artışlarının yükü altında bırakmadık, bırakmayacağız. Çalışanlar başta olmak üzere vatandaşlarımızın gelirlerini enflasyonun altında ezdirmeyecek özel tedbirler aldık ve bu tedbirleri almaya da devam ediyoruz. Asgari ücrette yaptığımız yüzde 50’lik artış bunun örneklerinden biridir. Yeni asgari ücretle işçilerimizin gelirlerinde enflasyon oranının çok üzerinde bir artışı gerçekleştirdik. Bu düzenleme asgari ücrete endeksli işsizlik maaşı, evde bakım ücreti, 65 yaş aylığı, iş göremezlik ödeneği gibi pek çok rakamı da aynı oranda artırmıştır.

Memurlarımızın maaşlarında Temmuz-Aralık ayı enflasyon farkı ve toplu sözleşme gereği olarak toplamda yüzde 28 oranında bir artış yapıldı. Bununla kalmadık, memurlarımızın Ocak ayındaki yüzde 5’lik toplu sözleşme dönem zammını yüzde 2,5 artışla yüzde 7,5 olarak uygulama kararı aldık. Böylece memurlarımızın maaş artış oranını yüzde 30,5’a çıkartarak onlara ilave bir sosyal destek sağlamış oluyoruz.

Aile yardımları da çalışmayan eş için 521 lira, 6 yaşından küçük çocuklar için 115 lira, 6 yaşından büyük çocuklar için 57 lira olarak güncellenmiştir. Tabi bu rakamlara memur maaşlarının asgari ücret kadarki kısmının gelir ve damga vergilerinden muaf tutulmasıyla ortaya çıkan ve 288 liraya kadar ulaşan artışları da ilave etmek gerekiyor.

“HİÇBİR EMEKLİMİZ 2500 LİRANIN ALTINDA MAAŞ ALMAYACAK”

Şimdi geldik emeklilerimize, bugün herhalde ağırlıklı olarak o bekleniyor.

Emeklilerimizin maaşlarında ise genel olarak enflasyon oranı kadar artış zaten yapıyoruz. Buna ilave olarak, düşüm maaş alan emeklilerimizle ilgili yeni bir alt sınır belirledik, yeni düzenlemeye göre hiçbir emeklimiz 2500 liranın altında maaş almayacak. Böylece aylık geliri 1500 liradan başlayan 1 milyon 266 bin emeklimizin maaşlarını 2500 liraya yükseltmiş oluyoruz. Temmuz ayında hem memurlarımızın, hem emeklilerimizin maaşlarına yapılacak yüzde 7 toplu sözleşme artışına ilave olarak şayet gerekiyorsa enflasyon farkı da ilave edilecektir.

Bugün buradan bir kez daha Türkiye’nin demokratik ve ekonomik kalkınmasında attığımız tarihî adımları, yeni ekonomi programımızı başarıyla neticelendirerek taçlandırmanın sözünü veriyoruz.

Yatırımıyla, istihdamıyla, üretimiyle, ihracatıyla, cari dengesiyle hedeflerine ulaşmış, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmuş Türkiye’ye hiç olmadığı kadar yakınız. Geçmişte bu tür kritik dönemlerde ihtiyacı olan atılımları tek parti faşizmin çarpık uygulamalarıyla, darbelerle, vesayetin oyunlarıyla, siyasi istikrarsızlıkla, terörle ve daha pek çok tuzakla kaçırmış bir ülkeyiz. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle inşallah bu defa tarihi tekerrür etmeyecek, aynı hüzünlü tabloyla karşılaşmayacak, aynı bedelleri ödemeyeceğiz, çünkü bu defa ibret alacağımız muazzam birikimler ve asla vazgeçemeyeceğimiz muazzam kazanımlarla yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılda milletimizle birlikte pek çok sınamadan anlımızın akıyla geçtik. Vesayetin gücünü beraber törpüledik. Kalkınma altyapımızı beraber güçlendirdik. Demokrasimizin standartlarını beraber yükselttik. Her bir insanımızı kucaklayan hak ve özgürlükleri beraber genişlettik.

Şu anda ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum; biz size aşığız, biz sizin dertliniz olan bir iktidarız ve biz terör örgütlerine karşı olan mücadelemizi bu can bu tende oldukça sonuna kadar vermekte kararlıyız. PKK’sından FETÖ’süne tüm terör örgütlerinin başını hep birlikte ezdik.

“BİRLİĞİMİZE, BERABERLİĞİMİZE, KARDEŞLİĞİMİZE SIKI SIKIYA SARILALIM”

Küresel yönetim sisteminin çarpıklıklarına beraber başkaldırdık. Sınırlarımıza kadar dayanan emperyalist hevesleri beraber kursaklarında bıraktık. Darbecilere karşı sokakta beraber direndik. Ülkemizin karada, denizde, havada, her alandaki menfaatlerini her yerde beraber müdafaa ettik. Şimdi de aynı başarıyı ekonomideki hedeflerimiz ulaşarak inşallah yine beraberce göstereceğiz.

Yaptığımız hiçbir fedakârlığın, çektiğimiz hiçbir sıkıntının, akıttığımız her damla alın terinin, yüreğimizde büyüttüğümüz her umut katresinin boşa gitmediğini, gitmeyeceğini beraberce göreceğiz bir döneme giriyoruz. Yeter ki birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılalım. Yeter ki 2023 hedeflerimize, 2053 vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkalım. Yeter ki yalana, iftiraya, fitneye, fesada, hasede, kifayetsiz muhterislerin hezeyanlarına kapılarımızı kapatalım. Emin olun, nasıl bugünkü Türkiye 20 yıl önceki Türkiye’nin fersah fersah ilerisindeyse, çok değil iki yıl, beş yıl, 10 yıl sonrasının Türkiye’si de bugünden çok daha ileride olacaktır. Biz ömrümüzü hizmetine adadığımız 84 milyon insanımızın her birine güveniyoruz. Sizlerin de bize güvenmeye devam etmesini istiyoruz. Rabbim hepinizden razı olsun.

“TEDBİRLERE DAHA FAZLA RİAYET EDEREK YÜZ YÜZE EĞİTİME DEVAM EDECEĞİZ”

Koronavirüs salgını yeni varyantlar, yeni tehditlerle insanlığı tehdit etmeye, hayatı etkilemeye devam ediyor. Şimdi de salgın Omicron varyantıyla tekrar kapımıza dayandı. Her ne kadar hasta sayılarımızda artış yaşansa da, hastaneye yatış, yoğun bakım ve vefat sayılarımızda hamdolsun henüz endişe edilecek bir durum gözükmüyor. Yerli ve millî aşımız TURKOVAC’ı da milletimizin hizmetine sunduğumuz bir dönemde artık salgına karşı çok daha güçlü, çok daha etkin, çok daha hızlı harekete geçirebileceğimiz korunma araçlarına sahibiz. Milletimden “TMM” diye ifade ettiğimiz, temizlik-maske-mesafe üçlüsünden oluşan salgın tedbirlerine riayet hususunda biraz daha sabır, biraz daha dikkat istiyorum. Özellikle kapalı ve kalabalık yerlerde bu tedbirlere ne kadar riayet edersek hem kendimize, hem sevdiklerimize sorumluluğumuzu o derece yerine getirmiş oluruz.

TURKOVAC’ın kademe-kademe ülke genelinde hizmete sunulduğu bir dönemde bu konuda tereddütte olan vatandaşlarımızın da hızla aşılarını yaptıracaklarına veya tamamlayacaklarına inanıyorum.

Eğitim, her dönemde olduğu gibi salgın sürecinde de önceliklerimizin en başında yer almayı sürdürüyor. Dünyanın salgında okulların ilk açılması ve son kapatılması gereken yerler olduğu konusunda mutabık kaldığını görüyoruz. Ülkemizdeki öğretmenlerin en az iki doz aşılanma oranları, bugün itibariyle İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin de üzerindedir. Tedbirlere daha fazla riayet ederek yüz yüze eğitime devam edeceğiz. Öğrencilerimizden tek isteğimiz, eğitim-öğretimlerini en güzel şekilde yürüterek kendilerine, ailelerine ve ülkelerine hayırlı birer evlat olarak yetişmeleridir.

Bunun yanında hükûmetlerimiz döneminde sayılarını 500 binlerden 1,2 milyonlara ulaştırdığımız öğretmenlerimizi desteklemeyi de sürdürüyoruz. Bilhassa öğretmenlerimizin mesleki gelişmelerine önem veriyoruz. Nitekim geçtiğimiz yıl bakanlığımızın düzenlediği eğitimlere bir önceki yıla göre yüzde 134’lük artışla 2 milyon 773 bin öğretmenimiz katıldı. Öğretmen başına 93,4 saatlik eğitimle son 5 yılın en yüksek seviyesini yakaladık. İnşallah 2022 yılında bu oranı çok daha artıracağız.

Geçtiğimiz yılsonu itibariyle ülkemizde kütüphanesiz okul bırakmadık. Buralardaki kitap sayısını da 2022 sonuna kadar 100 milyona çıkarmayı planlıyoruz.

Uzun yıllardan beri dillendirilen, bir özlem olan öğretmenlik meslek kanunuyla ilgili hazırlık 2021 yılının son günü Meclis’e teslim edildi. Bu kanun çıktığında Türkiye eğitim-öğretim tarihinde çok büyük bir adımı da atmış olacağız.

Aralık ayının son haftasında Meclis’imizde 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda iki önemli değişiklik yapıldı. Buna göre, mesleki eğitim merkezlerine devam eden öğrencilerin her ay aldıkları asgari ücretin üçte biri kadar ücreti artık biz ödeyeceğiz. Üçüncü yılın sonunda, kalfaların aldıkları ücreti de iyileştirerek asgari ücretin üçte biri değil yarısı kadar ücret alabilmelerini sağladık. Bu düzenlemeler öğrenci sayılarına da hemen yansıdı. Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayımız 159 binden 235 bine yükseldi. Hedefimiz, bu yılsonuna kadar mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayısını 1 milyona çıkarmaktır. Böylece mesleki eğitim üzerinden istihdamı arttırırken, 28 Şubat katsayı uygulamasının mirası olan yetişmiş eleman bulamama sorununu da tarihin çöplüğüne atıyoruz

Bürokrat

“Antalya Diplomasi Forumu, küresel aklın ve global vicdanın ortak kürsüsü hâline gelmiştir”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü hâline gelmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında bir konuşma yaptı. Açılış programına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da katıldı.

Konuşmasında, Antalya’nın tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetlileri Akdeniz’in eşsiz güzelliklerle dolu şehrinde ağırlamanın bahtiyarlığını yaşadığını ifade etti.

Çarşamba günü Kahramanmaraş’ta yaşanan müessif olaydan sonra telefonla arayıp veya mesaj gönderip üzüntülerini paylaşan herkese şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç kimsenin, hiçbir ailenin ve toplumun benzer acıları yaşamaması dileğinde bulundu.

Bu yıl beşincisini düzenledikleri Antalya Diplomasi Forumu’nun bölge başta olmak üzere tüm dünya için hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Program kapsamında yapılacak tartışma, değerlendirme ve fikir teatilerinin; forum süresince gerçekleştirilecek yan etkinlikler ve ikili görüşmelerin verimli geçmesini diliyorum. Gerek katılım ve temsil gerek kapsam ve içerik noktasında küresel bir markaya dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’nu bu sene de başarıyla organize eden Dışişleri Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine; görevi sırasında foruma öncülük eden Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’na tebriklerimi iletiyorum.”

“BU ORGANİZASYONU, BİR AKIL PLATFORMU OLARAK GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu’nu, diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediklerini dile getirerek, şöyle konuştu: “Bu organizasyonu dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü hâline gelmiştir. ‘Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek’ teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye’nin barışın anahtarı misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum.”

“KÜRESEL SİSTEMDE YAŞANAN KRİZ EVVELEMİRDE AHLAKİ VE VAROLUŞSAL BİR KRİZDİR”

İnsanlığın, içinden geçilen dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmesinin ve dinamikleri doğru okumasının şart olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hâle geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkûm edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz evvelemirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze’ye bakmak yeterlidir.”

“GAZZE’DE YAŞANANLARI YALNIZCA BİR İNSANİ TRAJEDİ OLARAK OKUMAK EKSİKLİKTİR”

Son 2,5 yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında can verdiğine ve 172 binden fazla kişinin yaralandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2 bin 100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor; Gazze’de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız: Eğer bir sistem kuvözdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hâli değil midir? Sorarım: Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem, özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?”

“BARIŞA GİDEN EN KESTİRME YOL, YAPICI DİYALOG VE DİPLOMASİDİR”

“Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan çok net söylüyorum, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükûmetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif’in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin, kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir. Ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli’nin o veciz ifadesiyle ‘Tek kanatlı bir kuş değildir.’ Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri, sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail’in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalıdır.”

“KÖRFEZ ÜLKELERİNİN AÇIK DENİZLERE ERİŞİM HAKKI KISITLANMAMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişiyle ilgili tavırlarının çok net olduğunu belirterek, “Hürmüz’ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman’dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz’ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum” diye konuştu.

Yakın çevredeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna’daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı hâlen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim, Türkiye, tarafların da istekli olması hâlinde Liderler Zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır. Komşumuz Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara’nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, köklü tarihî bağlarla şekillendirdikleri Balkan vizyonunda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin öncelikleri olmayı sürdürdüğünü belirterek bu düşünceyle hayata geçirdikleri Balkan Barış Platformu’ndan son derece umutlu olduklarını söyledi.

“HAZAR GEÇİŞLİ DOĞU-BATI ORTA KORİDOR GİRİŞİMİNE GÜÇLÜ DESTEĞİMİZ SÜRÜYOR”

Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatını her geçen gün güçlendirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın son çeyreğinde Türkiye’de düzenleyecekleri 13. Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacaklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem başkanlığı yaptıkları dönemde teşkilatın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü daha da artıracaklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: “Azerbaycan’la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergâh olan Hazar geçişli doğu-batı orta koridor girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Bunun için Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkü’nün dirayetli tutumu, bugün Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır.”

“AFRİKA ÜLKELERİNİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ, EGEMENLİĞİNİ VE KALKINMA HAMLELERİNİ SAMİMİYETLE DESTEKLİYORUZ”

Bir başka “kardeş coğrafya” Libya’da, sükûnet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarının devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle destekliyoruz. Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanındayız. Son yıllarda istikrar ve güvenliğini sağlama noktasında önemli adımlar atan Somali’nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteğimiz ise bakidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, bir yandan farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikalar yürütürken diğer yandan da mevcut ittifak bağlarımızı tahkim ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin Avrupa-Atlantik Bölgesi’nin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO’nun önde gelen ülkelerinden biri olarak bu yıl, 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesi’ne Ankara’da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve’de ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit etiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını bildirdi.

“KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ MÜŞTEREK SINAMALAR AVRUPA’YLA ORTAKLIĞIMIZIN STRATEJİK DEĞERİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR”

Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye’nin, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa’yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimizi korurken, Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz. Önümüzdeki kasım ayında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin 31’inci Taraflar Konferansı’na yine burada, Antalya’da ev sahipliği yapacağız. COP 31 başkanlığımız süresince, Sıfır Atık Hareketi’nin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbni Haldun’un işaret ettiği gibi bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesinin ne kadar güçlendirirsek, yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir. Antalya Diplomasi Forumu’nu teşriflerinizi, bu dayanışma zemininin tesisine verilmiş kıymetli bir destek olarak görüyorum.”

Açılış programına, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Sırbistan Başbakanı Duro Macut, Pakistan Başbakanı Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin de aralarında olduğu davetliler katıldı.

GENÇ GAZETECİLER ANTALYA

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anigif-genc-gazeteciler.gif

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

“Uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir. Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda 152. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulu onuruna verilen akşam yemeğine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Genel Kurul vesilesiyle katılımcıları Türkiye’de ağırlamaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirtti.

Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Avrupa’ya yaklaşık 155 ülkeden genel kurula katılan ve programa teşrif eden tüm misafirlere şükranlarını sunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İradelerini temsil ettiğiniz dost ve kardeş halklarımızın tamamına 86 milyon vatandaşım adına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve İstanbul olarak Parlamentolar Arası Birliğin Genel Kurulu’na dördüncü kez ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade ederek, “Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek” temasıyla düzenlenen 152. Genel Kurul’un tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul kapsamında alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, buradaki tespit, tenkit ve tekliflerin, aynı şekilde icra edilecek komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aralarındaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze’deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni etti.

2026’nın ilk Genel Kurulu’na başarıyla ev sahipliği yapan Türkiye Büyük Millet Meclisini, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile milletvekillerini ayrıca tebrik ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son olarak Genel Sekreterlik görevini 12 yıldır başarıyla yürüten Sayın Martin Chungong’a, birliğe yaptığı katkılar için teşekkür ediyor, bu önemli vazifeyi devralacak arkadaşımıza muvaffakiyetler diliyorum” şeklinde konuştu.

“BÖLGE ÜLKELERİNİN ANA AKTÖR OLMADIĞI HİÇBİR DENKLEMİN BARIŞ ARAYIŞINA CEVAP VEREMEYECEĞİ AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Parlamentolar Arası Birliğin tam 137 yıldır çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini belirterek, “Herkes için demokrasi anlayışıyla, parlamenter demokrasiye açılan Birliğin siz kıymetli mensuplarına bu akşam bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi.

Diyalog ve iş birliği imkânlarının artırılması, barış ve adalet odaklı girişimlerin yoğunlaştırılması temelinde Birliğin üstlendiği misyonu çok kıymetli bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “152. Genel Kurul’un parlamenter diplomasi zemininde daha adil ve güvenli bir dünyanın, yeni ümitlerle yeşeren huzur ve barış dolu bir geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz. 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem, bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir. Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir. Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri, işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir. Sağduyunun askıya alındığı, diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir. Bakın burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceği açıktır.”

“BÖLGEDE ÜSTLENDİĞİMİZ BARIŞ GİRİŞİMLERİNİN ÖZÜ, İLKELİ VE GERÇEKÇİ YAKLAŞIMDIR”

“Bizim Gazze’de, Ukrayna’da, İran’da, Afrika’da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü, ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da bu anlamda son derece kritik sorumluluklar düştüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası kamuoyu Orta Doğu’daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükûmetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz. İşte son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran’daki savaşa kaymışken, Filistin ve Lübnan’da binlerce kişi İsrail hükûmetinin saldırılarında hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda bir milyondan fazla Lübnanlı yerlerinden edildi. Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükûmeti, uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim. Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin’de de katmerlenerek devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail güçlerinin ateşkesin imzalandığı 10 Ekim 2025’ten bugüne 755 Filistinliyi şehit ettiğini, 2 bin 100 kişiyi yaraladığını söyledi.

7 Ekim 2023’ten bu yana 73 bin Filistinlinin hayattan koparıldığını, Gazze’de yaralananların sayısının 172 bini geçtiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ateşkes çerçevesindeki taahhütlerine uymayan İsrail yönetimi, Gazze’ye insani yardım girişlerine de engel oluyor. Kudüs, Mescid-i Aksa ve Batı Şeria’ya yönelik mütecaviz politikalar ile yasa dışı yerleşimci terörü aynı şekilde tüm şiddetiyle sürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı Şeria’yı yeni Gazze yapma planını açık açık dillendiren İsrail’in, Filistinli mahkûmlara getirdiği idam cezasıyla, apartheid utancını Güney Afrika’da yıkılışından 32 yıl sonra tekrar hortlatma peşinde olduğunu vurgulayarak, “İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde tepki vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Filistin’de adil ve kalıcı barışın tek formülü olan iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya, barışın sesini yükseltmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

“SUDAN’DAKİ İSTİKRARSIZLIĞIN SONLANDIRILMASI İÇİN HER TÜRLÜ DİPLOMATİK ÇABAYI DESTEKLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki çatışma ortamının 13,5 yıllık zulmün ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye halkının hak ettiği huzur ve istikrarın önündeki en büyük engel olduğunu ifade ederek, “Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılmasında uluslararası aktörlerin yapıcı ve devamlı desteğine ihtiyaç vardır. Biz, millî birlik ve toprak bütünlüğü temelinde, Suriyeli kardeşlerimize elimizden gelen her türlü desteği bugüne kadar verdik, veriyoruz ve vereceğiz” diye konuştu.

Aynı şekilde bir başka kardeş coğrafyada, Libya’da sükûnet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabaları sürdürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde Ukrayna Savaşı’nı sonlandırmaya dönük diplomatik çabaların kesintiye uğramaması büyük önem arz ediyor. Hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın güven duyduğu yegâne ülke olarak savaşın sona erdirilmesi için samimi çabalarımızı sürdürüyoruz. Öte yandan, Güney Kafkasya’da barış ve refahın hüküm sürdüğü huzurlu bir geleceğin inşası yönünde atılan adımları takdirle karşılıyor, bunun tüm dünyaya örnek olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1963’ten bu yana gündemlerinde olan Kıbrıs meselesinde ise adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanının çoktan geldiğini kaydederek, “Buradan bir kez daha Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiği çağrısında bulunuyor, sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum” dedi.

“Eşit ortaklık anlayışıyla şekillenen Afrika politikamız, dost ve kardeş Afrika ülkelerinin teveccühüyle her geçen gün daha da güçleniyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ancak Sudan’daki çatışmalar Afrikalı kardeşlerimiz gibi bizleri de derinden yaralıyor. Sudan’daki istikrarsızlığın sonlandırılması için her türlü diplomatik çabayı destekliyoruz. Bilhassa Etiyopya ile yaşanan problemlerin çözümü için atılan adımların Afrika Boynuzu’ndaki gerginliğin azaltılmasına yaptığı katkıdan memnuniyet duyuyoruz. Son yıllarda istikrar ve güvenlik yolunda önemli bir mesafe alan Somali’nin toprak bütünlüğüne ve kalkınmasına verdiğimiz destek de sürüyor. Sahel bölgesi de dâhil, Afrika’nın tamamında refah, istikrar ve güvenliğin sağlanması hepimizin ortak hedefidir. Afrikalı dostlarımızla iş birliği içinde, kıtanın daha parlak bir geleceğe kavuşması için ihtiyaç duyulan her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını diledi.

GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anigif-genc-gazeteciler.gif

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

“Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını beka meselesi olarak görüyoruz”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ideathon Yarışması’na ilişkin programda yaptığı konuşmada, “Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma, Allah muhafaza, tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir millî güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen Ideathon Yarışması’na ilişkin programa katıldı.

“Fikir Maratonu Programı” kapsamındaki buluşmada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “bağımlılığa karşı aileyi güçlendiren politikalar” temasıyla düzenlenen Fikir Maratonu’na 81 ilden 264 takım ve bin 302 yarışmacının katıldığını belirtti.

Yarışmaya katılanların, yeni fikir ve önerilerini inşa ettiklerini, diğer yandan da pek çok alanda son derece nitelikli eğitimler aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, aylar süren yoğun bir hazırlık ve değerlendirme sürecinin ardından 15 takımın finale kalma başarısı gösterdiğini söyledi.

Yarışmaya katılanların yüzde 22’sinin 18-30 yaş aralığında, yüzde 16’sının ise 50 yaş ve üzerinde olmasının dikkati çekici olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tablo, kadın kollarımızda farklı yaş gruplarına mensup dava arkadaşlarımızın aynı masa etrafında verimli bir fikir jimnastiğine imza atabildiklerini gösteriyor” diye konuştu.

AK Parti’yi yaklaşık çeyrek asırdır milletin kalbinde, Türkiye’nin kaptan köşkünde tutanın akıl, ahlak, ufuk ve tecrübeyi birleştirme kabiliyeti olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti teşkilatları siyasette rotamızın belirlenmesinde asla edilgen bir konumda değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Kadın kollarından gençlik kollarına, AK Parti teşkilatlarının en önemli vasfı, süreçlere yön veren, gidişata etki eden, yeni çalışmaların tohumlarını eken, etkin bir aktör hüviyetine sahip olmasıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle Fikir Maratonu boyunca ortaya koyulan proje, teklif, tenkit ve tespitlerin politika belirleme sürecinde AK Parti’ye ve millete çok önemli katkılar sağlayacağından en ufak bir şüphe duymadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda dünya genelinde belli odaklar tarafından “aile” kurumunun hedef tahtasına konulduğuna işaret ederek, ailenin, toplumun hareket ve mukavemet merkezi olduğunu söyledi.

Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılmanın tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getireceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir millî güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz” diye konuştu.

“SON YILLARDA ARTAN TEHDİTLER KARŞISINDA AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMALARA HIZ VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samiha Ayverdi’nin aileye yönelik “Toplumun en küçük fakat en sağlam hücresi” sözlerini çok kıymetli bulduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Merhum Ayverdi bakınız nasıl tarif ediyor? ‘Aile cemiyete sağlam fertler veren, içine sızmak isteyen bakterileri yaşatmayan ve üretmeyen, yerleşmiş nizamlara ve temel kıymetlere yaylım ateşi açarak tahribat yapmak isteyenlere fırsat vermeyen, arınmış, inanmış ve kendini sağlama almış bir bünyedir.’ Evet, ailenin toplumdaki yeri budur, misyonu budur, oynadığı rol işte budur. Bu anlayışla, hükûmet olarak son yıllarda artan tehditler karşısında ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024’te Nüfus Politikaları Kurulu’nun kurulduğunu, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilerek, teşvik ve destek paketlerinin devreye alındığını anımsattı.

Önce deprem bölgesinde, ardından 81 ilde hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençlerin yanında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek doğum yardımlarımızla gerek ulaşımdan haberleşmeye pek çok alandaki indirim ve hizmetlerimizle ailelerimize ve genç çiftlerimize çok önemli destekler sunduk. Aile ve Nüfus 10 Yılı olarak belirlediğimiz 2026-2035 döneminde de eğitimden sosyal politikaya tüm bu çalışmaları inşallah çok daha etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“GÜNÜMÜZDE FARKLI TÜRLERİYLE BAĞIMLILIK AİLEYE YÖNELİK TEHDİTLERİN EN BAŞINDA YER ALIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüzde farklı türleriyle bağımlılık aileye yönelik tehditlerin en başında yer alıyor. Yuvaları dağılan, ocakları söndüren, hanelerdeki huzur ve bereketi bitiren bağımlılık illetiyle mücadeleye bunun için büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Bağımlılıkla mücadele için çaba gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanal bahis ve kumardan sosyal medyaya, tütün ürünlerinden alkol ve uyuşturucuya, çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere ailelerimizi bağımlılık illetinden uzak tutmak için yoğun gayret sarf ediyoruz. Özellikle son dönemde yapay zekâ ve yeni dijital teknolojilerin de devreye girmesiyle bağımlılık türlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Ekran bağımlılığı ve sonsuz kaydırma gibi yeni bağımlılıklar bilhassa küçük yaştaki yavrularımız üzerinde yıkıcı etkiler oluşturuyor. Algoritma tuzağı olarak adlandırılan bu yeni sarmaldan çocuklarımızı ve gençlerimizi kurtarmamız büyük önem arz ediyor. Aynı şekilde siber zorbalık, mahremiyet ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyun ve içeriklerin olumsuz etkilerinden de evlatlarımızı korumak mecburiyetindeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şu anda dünya genelinde 1,25 milyar yetişkinin tütün ürünü kullandığını, dünyada her yıl 8 milyondan fazla kişinin tütün kullanımına bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybettiğini aktardı.

Saha çalışmalarının, elektronik sigaraların da etkisiyle son yıllarda Türkiye’de sigaraya başlama yaşının düştüğünü gösterdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklar okul harçlıklarını buraya yatırıyor. Anneler, babalar çocuklarının rızkını üzülerek söylüyorum, sigara denilen illete harcıyor. Sonuçta vatandaşlarımız sağlığından, ülkemiz ise milyarlarca lirayı bulan devasa bir ekonomik kaynaktan oluyor” dedi.

“BAĞIMLILIK HEM MİLLETİMİZİN RUH VE BEDEN SAĞLIĞINA KASTETMEKTE HEM DE EKONOMİMİZ İÇİN GİDEREK BÜYÜYEN BİR KARA DELİĞE DÖNÜŞMEKTEDİR”

Bir diğer sorunun ise kumar bağımlılığı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Dünyada 350 milyonun üzerinde kişinin kumar problemi olduğu tahmin edilmektedir. Akıllı telefonların yaygınlaşmasına paralel olarak özellikle sanal kumar bağımlılarının sayısı artmaktadır. Açıkçası sanal bahis, şans oyunu ve kumar bağımlılığı bizde de ciddi bir sorun hâline gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine kasım ayında bir genelge yayınladık. Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’nı uygulamaya geçirdik. İlk 6 aylık veriler, aldığımız idari, mali ve hukuki tedbirler sayesinde sorunun kontrol altına alınmaya başlandığına işaret ediyor. Bunu, doğru yolda olduğumuzun bir delili olarak görüyor, yasa dışı bahis, şans oyunu ve kumarın üzerine kararlılıkla gitmeye devam ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeşilay tarafından geçen sene hazırlanan bir rapora göre sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığının Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 78 milyar dolar olduğunu belirterek, “Yani bağımlılık hem milletimizin ruh ve beden sağlığına kastetmekte hem de ekonomimiz için giderek büyüyen bir kara deliğe dönüşmektedir” dedi.

“BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE KAMUOYU SAHİPLENMESİ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA, BAŞARI ORANLARIMIZ DA O DERECE ARTACAKTIR”

Devlet olarak bağımlılıkla mücadelede gerekli her türlü önlemi aldıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile Bakanlığımız kurumlarımız ve parti teşkilatlarımız belediyelerimizle iş birliği içinde çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Yeşilay gibi ülkemizin yüz akı olan sivil toplum kuruluşlarımız Türkiye’nin dört bir yanında bağımlılığa karşı seferberlik ruhuyla çalışıyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın kollarının, bağımlılık eğitimleri kapsamında 81 ilde sadece 1,5 ayda 52 bin kadına ulaşmasını, eğitimler sonrasında sigara bırakma kliniklerine başvuruların yüzde 60 artmasını bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu söyledi.

Bağımlılıkla mücadele sadece devlet eliyle yürütüldüğü takdirde arzu edilen neticelerin görülemeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu mücadelenin tek yönlü, tek boyutlu olmadığının hepimiz farkındayız. Bağımlılıkla mücadelede kamuoyu sahiplenmesi ne kadar güçlü olursa, başarı oranlarımız da inşallah o derece artacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fikir Maratonu toplantısının AK Parti, Türkiye ve Türk milleti için hayırlara vesile olmasını diledi, ödül alan takımları tebrik etti.

GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Sağlık Bakanı Memişoğlu GÖKBEY Hava Ambulansı için TUSAŞ’ta Düzenlenen Programa Katıldı

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü, “GÖKBEY Hava Ambulansı Havalanma Lansmanı, Üretimi ve Uçuş Test Faaliyetini Yerinde İnceleme Programı”na katıldı.

Sağlık Bakanı Memişoğlu konuşmasında, 2026 yılının sonuna kadar 3 adet GÖKBEY ambulans helikopterin Sağlık Bakanlığına teslim edileceğini söyleyerek “Mühendisiyle, teknisyeniyle, bilişimiyle, kokpitiyle, dizaynıyla tamamen yerli, insanlarımıza şifa olacak ambulans helikopterimizin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Bakan Memişoğlu, “Şu an hissettiğim gururu ve heyecanı tarif etmek kelimelerle imkânsız. Bugün burada sadece bir helikopterin uçuş testini değil, Türkiye Yüzyılı’nın gökyüzündeki şifa imzasına hep birlikte şahitlik edeceğiz. Biraz sonra izleyeceğiniz havalanış aslında yerli ve millî mühendisliğimizin, insanımızın emeğinin ve ‘en iyisini biz yaparız’ iddiamızın yükselişidir.” şeklinde konuştu.

Acil durumlarda her saniyenin altın değerinde olduğunu ve GÖKBEY ambulans helikopterin en zorlu coğrafya şartlarında, en sert iklimlerde vatandaşlara uzanan devletin şefkat eli olacağını ifade eden Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Hava ambulansı hizmetinin başladığı 2009 yılından bugüne kadar 70 binden fazla vatandaşımızın sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağladık. Hâlihazırda 2 uçak, 15 helikopterden oluşan hava ambulans filomuzla yurdumuzun en uzak noktalarına kadar erişebiliyoruz.” bilgilerini paylaştı.

Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Hava ambulansı hizmetine başladığımızda bir hayal kurmuştuk. Bugün o hayali kendi evlatlarımızın alın teriyle gerçekleştiriyoruz.” diyerek Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük başarılara imza atmayı hedeflediklerini söyledi. Bakan Memişoğlu, “Önemli olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi bir olmamız, beraber olmamız, hep birlikte büyük Türkiye olmamız.” ifadelerini kullandı.

GÖKBEY ambulans helikopter hakkında bilgi aktaran Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Dünyanın pek çok yerinde yüksek teknoloji maalesef yıkmak, yok etmek için havalanırken Türkiye’nin teknolojisi Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde can kurtarmak, nefes almak için havalanıyor. Pandemi döneminde 45 günde solunum cihazı üreten o adanmışlık, bugün GÖKBEY ile sağlık filomuzu taçlandırıyor.” dedi.

Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ) Merkez Yerleşkesi’nde düzenlenen program, protokol konuşmalarının ardından yapılan GÖKBEY ambulans helikopterin uçuş gösterisiyle tamamlandı.

GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Çiftçi ve beraberindeki heyeti kabul etti

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü ve 10 Nisan Polis Günü münasebetiyle İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

DAHA FAZLA HABER
GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA

HABER BURADA

Bürokrat5 saat önce

“Antalya Diplomasi Forumu, küresel aklın ve global vicdanın ortak kürsüsü hâline gelmiştir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız...

Bürokrat1 gün önce

“Uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “80 yıl önce galipler eliyle tesis...

Bürokrat4 gün önce

“Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını beka meselesi olarak görüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ideathon Yarışması’na ilişkin programda yaptığı konuşmada, “Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma,...

Bürokrat1 hafta önce

Sağlık Bakanı Memişoğlu GÖKBEY Hava Ambulansı için TUSAŞ’ta Düzenlenen Programa Katıldı

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü, “GÖKBEY Hava Ambulansı Havalanma Lansmanı, Üretimi ve Uçuş Test...

Bürokrat1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Çiftçi ve beraberindeki heyeti kabul etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü ve 10 Nisan Polis Günü münasebetiyle İçişleri Bakanı Mustafa...

Bürokrat1 hafta önce

“Bugün Türkiye, kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Hem sahada hem teknolojide yön...

Bürokrat2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı...

Bürokrat3 hafta önce

“5G teknolojisi Türkiye’nin önünde yepyeni bir sayfa açacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’nde yaptığı konuşmada “İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askerî caydırıcılık...

Dünya3 hafta önce

“Bu hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını, çatışmaların tarafları kadar tüm insanlık ödüyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Enerji piyasalarından üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine...

Bürokrat4 hafta önce

“Sağlık hizmetlerini dünyada örnek alınan bir seviyeye yükselttik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Sağlık sistemimizi çağın gereklerine, ülkemizin gerçeklerine ve vatandaşlarımızın beklentilerine...

GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA
Ocak 2022
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge