Connect with us

Dünya

“Dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üslerinden biri olma yolunda ilerliyoruz”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kurduğumuz güçlü eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, enerji, sanayi, teknoloji altyapısı sayesinde dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üslerinden biri olma yolunda ilerliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ekonomi ve ihracatçılar için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “İhracatın Şampiyonları” olarak ödül alacak firmaları ve iş insanlarını tebrik etti.

Hemen her ay rekorlarla büyüttükleri ihracatı geçen yıl 225 milyar doların üzerine çıkardıklarını, Mayıs 2022 itibariyle 12 aylık bazda ihracatı 243 milyar dolara yükseltmeyi başardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payı da yüzde 1,05 seviyesine ulaştırdıklarını, her geçen ay bu oranı daha da yukarı taşıyacaklarını söyledi.

“ÜRETİM VE İHRACAT YOLUNDA ADIM ATAN HERKESİN YANINDAYIZ”

Bugün, Türkiye’nin 217 ayrı ülke ve bölgeye yaptığı ihracatla bayrağını dünyanın her yerinde dalgalandıran bir ülke hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İhracatımızın sadece miktar olarak değil, birim değer itibarıyla yükselmesi ayrıca önemlidir. Bu tablo yüksek katma değerli ürünler ihraç etme hedefimize adım adım yaklaştığımıza işaret ediyor. Türkiye’nin 2022’nin ilk çeyrek büyümesinin yaklaşık yarısını ihracatımız sırtlamış vaziyette. Bu tablo ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyütme hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüdüğümüzün ispatıdır. Sağlık kriziyle başlayıp Karadeniz’in kuzeyindeki savaşla güvenlik krizine evrilen, beraberinde siyasi krizi ve küresel ekonomik krizi de tetikleyen bir süreçte bu başarıların elde edilmesi ise hepimiz için kıvanç vericidir. Bu başarıdan dolayı her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu başarıyı daha ileri taşımak için üzerimize düşen sorumluluklar var. Mesela İhracatın Şampiyonları Ödülü’nü vereceğimiz otomotiv firmalarımızdan, yapımına burada başladıkları modellerin üretimini, yeni modelleri devreye aldıktan sonra da sürdürmelerini bekliyorum. Bunun için kendilerine her türlü desteği vereceğimizden şüpheleri olmasın. Yerli otomobilimiz TOGG’un hikâyesi bunun en somut örneğidir.”

Aynı şekilde kapasite artırımı, yeni yatırım gibi yöntemlerle üretimlerini yükseltmek isteyen herkesin de yanında olacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler, ‘Oynamaktan maksat, ütmektir’ derler. Bizim kimsenin şahsıyla, meşrebiyle, tarzıyla bir derdimiz yoktur. Bizim tek gayemiz ülkemizin üretimini, istihdamını, ihracatını arttırmaktır. Aksini iddia eden ya 40 yıllık siyaset ve 20 yılı bulan devlet yönetim tarzımızla bizi tanımıyorlar ya da farklı niyetlere sahipler. Cumhurbaşkanlığıyla, bakanlıklarımızla, kurumlarımızla hep birlikte üretim ve ihracat yolunda adım atan herkesin yanındayız, herkesin destekçisiyiz. Siz yeter ki planınızı, projenizi, niyetinizi samimiyetle ortaya koyun, diğer tüm sorunları birlikte çözeriz” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ, DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİNDEN BİRİ HÂLİNE DE BERABERCE GETİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilerin gayreti, cesareti, azmi ve becerisi sayesinde küresel meydan okumalar karşısında daha güçlü bir duruş sergileyebildiklerini söyledi.

Dünyayı okumadaki kabiliyetlerini ve hayallerini gerçeğe dönüştürme hususundaki özgüvenlerini geliştirmelerinde ihracatçıların büyük bir paya sahip olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline hep birlikte getireceklerini ifade etti.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline gelmesiyle büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında daha üst bir safhaya geçmiş olacaklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayın hayalleri olmayanların hedefleri olmaz. Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri bize dudak bükerek bakmıştı. Milletimize taahhüdümüz olan hedeflerimizin başlıklarından biri de 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmaktı. Yaşadığımız onca hadiseye, maruz kaldığımız onca tehdide, ayağımıza takılan onca çelmelere, önümüze kurulan onca tuzaklara rağmen hedefimizin yarısını hayata geçirdik. Tabii 11 yıl önce bu hedefi belirlerken birilerinin yaptığı gibi, öyle affınıza sığınıyorum işkembe-i kübradan atmıyorduk. Ülkemize ve milletimize olan inancımız yanında elimizde sağlam araçlar, gayet sağlam imkânlar vardı” diye konuştu.

Son 20 yılda Türkiye’nin ihracatını 6 kat, ihracatçı sayısını ise 4 kat arttıran bir hükûmet olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece ayda ortalama 3 milyar doları bile bulmayan ihracatı ayda ortalama 20 milyar dolar seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Karşılaşılan engeller sebebiyle programın biraz gerisinde kalınmış da olsa ihracatın yeniden 2 kat arttırılmasının önünde hiçbir engel görmediklerini, tam tersine dünyadaki gelişmelerin bu konuda işlerini kolaylaştırdığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 2,5 yıldır etkili olan küresel sağlık krizi ve ardından gelen güvenlik krizi, dünyadaki üretim ve tedarik merkezlerinin yeniden şekillenmesini zorunlu hâle getirdi. Çin’den Avrupa’ya bütün buralarda, özellikle bu konuda ilk öne çıkan ülke, ülkemiz Türkiye’dir. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizi kurduğumuz güçlü eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, enerji, sanayi, teknoloji altyapısı sayesinde dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üstlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Mevcut kapasitelerimizi kullanarak artan talepleri karşılama imkânına sahibiz. Kapasitelerimizi hızla arttırma, yeni yatırımlarla katlayarak büyütme imkânı daima elimizin altındadır. Bu yılsonu için belirlediğimiz 250 milyar dolarlık ihracat rakamını fazlasıyla geçeceğimiz anlaşılıyor. Bir başka ifadeyle 2023 hedefimize doğru giderek artan bir hızla yaklaşıyoruz. Rabb’im bu süreçte ülkemizin önüne bir kaza, bela, musibet çıkarmadığı, milletimizi siyasi, sosyal, ekonomik istikrarsızlıklarla imtihan etmediği sürece hedeflerimize ulaşmamızın önünde bir mani görmüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Van’da dün meydana gelen depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

“SADECE KENDİ VATANDAŞLARINA DEĞİL, TÜM DOSTLARINA GÜVEN VEREN BİR TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÇALIŞTIK”

İhracat başta olmak üzere her alanda bu seviyeye kolay gelmediklerini, adeta ilmik ilmik dokuyup gergef gibi işleyerek Türkiye’ye bu altyapıyı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıma vasiyetini yerine getiren biz olduk. Sadece kendi vatandaşlarına değil, tüm dostlarına güven veren bir Türkiye için çok çalıştık. Buldukları her fırsatta hâlâ kendilerini belli eden Sevr sevdalılarının, manda heveslilerinin ülkeyi teslim alma gayretlerine fırsat vermedik” ifadelerini kullandı.

“Vesayetten darbeye, terör eylemlerinden ekonomik tuzaklara kadar nice oyunları boza boza ülkemizi büyüttük, güçlendirdik, özgürleştirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen, dünyanın refah ve güvenlik şemsiyesinin dışında kalmasına yol açan habis zihniyetle mücadele ettiklerini söyledi.

“VATAN TOPRAKLARINA GÖZÜNÜ DİKENLERİ EZE EZE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan pastadan en az payı almasına yol açan kirli senaryolarla boğuştuklarını belirterek, şöyle devam etti: “Sureti haktan gözüküp her seferinde milletimizin ağır bedeller ödemesine yol açan kifayetsizleri tasfiye ede ede şu andaki konuma geldik. Kendi refah ve güvenlikleri haricinde hiçbir şeyi umursamayanların dayatmalarını aşarak ülkemizi büyüttük. Vatan topraklarına gözünü dikenleri eze eze ülkemizi güçlendirdik. Cudi’de ezdik, Gabar’da ezdik, Tendürek’te ezdik, Bestler Deresi’nde ezdik. İnlerine girdik ve gire gire yolumuza devam ediyoruz. Emperyalistlerin tetikçiliğini yapan bölücü terör örgütüne tarihinin en ağır darbelerini indirdik. Suriye’de gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla ülkemizi terör koridoruyla kuşatma girişimlerini boşa çıkardık. ‘Sınırımızın ötesinde ne işimiz var?’ diyenlere de en güzel cevabı ‘Evet, sınırımızın ötesinde bizi rahatsız eden kim olursa olsun oralara da girmeye, gitmeye varız’ dedik.”

Irak’ta devam eden Pençe-Kilit Harekâtı’yla da teröristlerin inlerini başlarına geçirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kutlu mücadelede toprağa düşen kahramanlara ve şehitlere Allah’tan rahmet diledi, ailelerine ve millete sabrı cemil niyaz etti.

“TÜRKİYE, TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELESİNİ ENİNDE SONUNDA ZAFERE ULAŞTIRACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle sorduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Terörün siyasi uzantılarıyla da hukuk ve demokrasi içinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Dört vatan evladının ateşinin yüreğimizi yaktığı bir günde bölücü örgütün uzantılarının İstanbul Kadıköy’de ortalığı birbirine katmaları, polisimize saldırmaları, terörist başını öven sloganlar atmaları, provokasyondan öte kalleşliktir, namussuzluktur, kanı bozukluktur. Ben inanıyorum ki milletvekilliği dokunulmazlığı hiç kimseye teröristi övme, güvenlik güçlerine hakaret etme hakkı tanımaz. Dünkü alçaklığın faillerine bunun bedelini yargı önünde muhakkak ödeteceğiz. Kim ne derse desin, hangi çirkefliği yaparsa yapsın Türkiye terörün her türlüsüyle mücadelesini eninde sonunda zafere ulaştıracaktır. Bugün ülkemiz, bölgesindeki ve dünyadaki her gelişime kendi penceresinden bakıyor, kendi menfaatlerine ve hedeflerine göre eğer tavır geliştirebiliyorsa her alanda verdiği işte bu mücadele sayesindedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki her türlü siyasi, ekonomik, askerî ve sosyal gerilimin ülkeyi etkilediğini söyledi. Türkiye’nin, dünün kendi içine kapanık, kendi krizlerini kendi üretip herhangi bir karşılık almadan bedel ödeyen Türkiye’si de olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O artık gerilerde kaldı. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, eşit ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış bir Türkiye var. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi, siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bir süredir yaşadığımız dalgalanmalara da bu anlayışla bakıyoruz” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE, 100 TRİLYON DOLARLIK DÜNYA PAZARINDAN HAK ETTİĞİ PAYI ALMAK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPMAYA HAZIRDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’de küresel emtia fiyatlarındaki yükseliş, kendi küçük hesapları uğruna fiyat artışlarını körükleyenlerin sebep olduğu belirsizlik, dövizdeki istikrarsızlık gibi faktörlerin yol açtığı denge gibi sorunların var olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Biz buna ‘bardağın boş tarafı’ diyelim. Peki, bardağın dolu tarafında ne var? Son 20 yılda 3,5 trilyon dolarlık yatırım yapan, eğitimden sağlığa, sanayiden turizme, konuttan sosyal desteklere her alanda güçlü altyapıya sahip bir ülke var. Yıllık 243 milyar doları yakalayan ihracatçılarımızın başarıları var. Bereketli bir sezona hazırlanan turizmcilerimiz var. Yağışlı geçen bir mevsimin ardından iyi bir hasat dönemi bekleyen üreticilerimiz var. Geçen yılın ocak ayına göre 31,5 milyondan, 34,2 milyona çıkan iş gücümüze karşılık 27,5 milyondan, 30,4 milyona yükselen istihdamımız var. Uluslararası ilişkilerde temin ettiğimiz gelişmeler sayesinde her gün daha da yükselen rakamlarla ülkemize gelen yatırımcılar var. Firmalarımızın ve vatandaşlarımızın döviz, altın, Türk lirası cinsi varlıklarla, gayrimenkul yatırımlarında duran, seviyesini korumakla kalmayıp yükseltmeyi sürdüren birikimleri var. Hepsinden önemlisi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın yaşadığı sarsıntılara rağmen potansiyeline güvenerek, hedeflerine daha sıkı sarılan bir Türkiye var. İşte bu Türkiye, 100 trilyon dolarlık dünya pazarından hak ettiği payı almak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.”

“RASYONEL GEREKÇELERLE İZAH EDİLEMEYECEK FİYAT ARTIŞLARINA KARŞI HUKUKİ VE İDARİ TEDBİRLER GELİŞTİRİYORUZ”

Ülkenin son 2 asırlık tarihinin hep dünyadaki gelişmelerin ortaya çıkardığı fırsatları kaçırmakla geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin kuruluşu dışında bu 2 asırda kayda değer bir atılım gösterememiş olmamızın sebebini sadece dışarıda arama kolaycılığına kaçmak bu topluluğa, bizlere yakışmaz. Biz ancak kendi eksiklerimizi ve kendi hatalarımızı bulup bunları düzelterek içine sokulduğumuz kısır döngüden çıkabiliriz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Son 20 yılda ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma atılımlarına yaptığımız kuvvetli atıfların sebebi, bizi işte bu fasit daireden çıkartacak fırsatları önümüze sermiş olmasıdır. Artık Türkiye’nin ülkesini yüksek faizle soydurmayacak, istihdamla ayakta tutacak, üretimle geliştirecek, ihracatla ilerletecek, cari fazlayla güçlendirecek bir yola ihtiyacı vardır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Kendi sorunlarını çözmek için kullanmadıkları yol ve yöntemleri bize dayatanların durumu kendi hastalığını iyileştirmek için kullanmadığı ilaçları başkalarına yazan doktorun durumuna benziyor. Cumhuriyetimizin 100. yılına, iktidarımızın 20. yılına dayandığımız bir dönemde bu tezgâha tekrar düşemeyiz, düşmeyeceğiz. Milletimizin yaşadığı geçim zorluğunu, refahında ortaya çıkan azalmayı mutlaka telafi ederek yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyümeye dayalı Türkiye ekonomi programını kararlılıkla uygulayacağız. Sizlerin de takip ettiği gibi bu konuda her gün yeni bir adım atıyoruz. İnsanlarımızın döviz ve altın tasarrufu alışkanlıklarını Türk lirasına yönlendirmek için çeşitli alternatifleri devreye alıyoruz. Rasyonel gerekçelerle izah edilemeyecek fiyat artışlarına karşı hukuki ve idari tedbirler geliştiriyoruz.”

Ücretlilerin gelirlerindeki azalışı telafi edecek çalışmalar yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çerçevede temmuz ayında enflasyon farklarıyla ocak ayında ücretlerdeki yeni düzenlemelerle milletimizin her kesimini daha da rahatlatacağız. Enflasyonun geçtiğimiz aralık ve ocak gerçekleşmeleriyle sırtımıza bindirdiği kamburdan kurtulacağımız 2023 Şubat, Mart aylarından itibaren artık bu sorunları da önemli ölçüde geride bırakmış olacağız. Esasen Rusya-Ukrayna savaşının özellikle enerji fiyatlarında ortaya çıkardığı ağır fatura olmasaydı programımızın meyvelerini içinde bulunduğumuz aydan itibaren toplamayı planlıyorduk. Mücbir sebepler bu tarihin yılbaşı sonrasına kaymasına sebebiyet vermiştir. Ama hedeflerimizden de programımızdan da çalışmalarımızdan da kararlılığımızdan da en küçük bir geri adım atmak yoktur, olmayacaktır. Herkesin hesabını, kitabını, planını, başka birtakım beklentilere değil, buna göre yaparak hareket etmesini özellikle tavsiye ediyorum. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak tökezlemesini bekleyenlerin heveslerini inşallah bu defa da kursaklarında bırakacağız.”

“KARAMSARLIK POMPALAYANLARIN DERDİ ASLA ÜLKEMİZ DEĞİLDİR”

Sahip olunan altyapı ve küresel fırsatlar itibarıyla hem ümitlerin, hem de hedeflere ulaşma ihtimalinin en güçlü olduğu dönemde olunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ödediğimiz bedeller, katlandığımız maliyetler, yaşadığımız acılar, elde edeceğimiz sonuçlara fazlasıyla değecektir. Sırf iş insanlarımızın ve milletimizin kafasını karıştırmak, umutlarını törpülemek için karamsarlık pompalayanların derdi asla ülkemiz değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’da, Amerika’da, dünyanın dört bir yanında yaşanan sıkıntıları görmezden gelip Türkiye’yi “batıyor, bitiyor” yaygarasıyla farklı bir konuma yerleştirmek isteyenleri 3 gruba ayırdığını belirterek, birinci grupta içte ve dışta yıllarca ülkeyi sömürerek kendilerini büyütmüş bir kesimin olduğunu vurguladı.

Bunların endişesinin, reel ekonomiyle büyüyen Türkiye’den eskisi kadar çok kazanç sağlayamayacak olmalarından kaynaklandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “İkinci grup da büyük ölçüde bu ilk gruptakilerin yönlendirmesiyle hareket eden kimi akademisyen, kimi gazeteci, kimi siyasetçi görünümlü tetikçiler bulunuyor. İşin açıkçası bu tetikçileri çok da kale almıyor, çok da adam yerine koymuyoruz. Üçüncü grupta ise çeşitli sebeplerle bize, hükûmetimize, ittifakımıza besledikleri husumetten dolayı ülkenin ve milletin ali çıkarları dâhil her şeye körü körüne saldıranlar yer alıyor. En çok üzüldüğümüz ve en çok uğraştığımız grup da budur. İlk iki grubun en çok istismar ettiği, en çok kullandığı, en çok öne sürdüğü de bu kesimdir. Bu son gruptaki insanlarımızı, sürekli doğruları anlatarak, hakikatleri önlerine getirerek, diğerlerinin yalanlarını ve iftiralarını çürüterek, kendi ülkelerinin, kendi milletlerinin safında yer almaya davet edeceğiz.”

“MİLLETİMİZİN İŞİNE, AŞINA, REFAHINA GÖZ DİKENLERLE DE HESAPLAŞMADAN SON NEFESİMİZİ VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dikkatini dağıtma, enerjisini düşürme, odağını kaydırma, istikametini değiştirme gayretlerine itibar etmeden işlerine bakmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin cilvesi diye tarif ettiği gürültülerin ve görüntülerin yanıltmamasını istediğini belirterek, “Allah’ın yardımı, milletimizin desteği hepimizin çabasıyla ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesi kesintisiz devam ediyor. Bugüne kadar yaptıklarımız elbette önemlidir ama asıl müjdeler, asıl kazançlar, asıl sevinçler bundan sonra yapacaklarımızda gizlidir. Geçmişten bugüne yapacağımız hasbi bir muhasebe sözünü ettiğim aydınlık geleceğin muhal olmadığını gösterecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarıyla başlayan Türkiye’ye karşı girişimlere dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Hatırlarsanız ülke olarak millî gelirimizi 958 milyar dolara kadar çıkarmışken Gezi olaylarıyla başlayıp hâlâ süren çok yönlü saldırılar sebebiyle hedefimizin gerisine düşmüştük. Şayet bu engeller olmasaydı bugün millî gelirde 1,5 trilyon dolar sınırını aşmış olacaktık. Millî gelir sıralamasında Türkiye’nin yükselmesine mani olanlarla hesaplaşmamızı tamamlamadan son nefesimizi vermeyeceğiz. Yine son 20 yılda asgari ücreti enflasyondan arındırılmış hâliyle yüzde 200’e yakın, dolar cinsinden ise yüzde 100’ün üzerinde arttırdık. Aynı şekilde bu tuzaklarla uğraşmasaydık insanlarımızın gelir seviyelerini de bugünküne göre 2 katına çıkarmış olacaktık. Milletimizin işine, aşına, refahına göz dikenlerle de hesaplaşmadan son nefesimizi vermeyeceğiz.”

Türkiye’nin gelişimini istemeyenlere en güzel cevabı ülkeyi dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri yapıp, üretimi tasarıma, yüksek teknolojiye ve yüksek katma değere kaydırarak vereceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara en güzel cevabı sanayimizi, özellikle de savunma sanayimizi sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmayıp tüm dostlarımızın ve kardeşlerimizin taleplerine cevap verecek hâle gelerek vereceğiz. Bunlara en güzel cevabı, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın düzeyini ihtiyacımızın mümkün olan en fazlasıyla karşılayacak hâle getirerek vereceğiz. Buradan Zonguldak Filyos’a geçiyorum ve doğal gazla ilgili deniz altı bütün boru hatlarının döşenmesiyle ilgili çalışmayı bugün başlatacağız. Bunlara en güzel cevabı eğitim ve sağlık başta olmak üzere her alanda sahip olduğumuz altyapıyı kendi insanlarımıza en iyi hizmetleri sunmanın ötesinde küresel bir kazanç kapısı hâline dönüştürerek vereceğiz. İhracatçılarımızın da bunlara en güzel cevabı 500 milyar dolarlık hedefe bir an önce ulaşıp çıtayı 1 trilyon dolara çıkartarak vereceklerine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 29. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlı olması temennisiyle konuşmasını sonlandırırken İsmail Gülle yönetimine bugüne kadarki hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Törene, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ihracat şampiyonlarına ödüllerini vermesi ve fotoğraf çekiminin ardından tören sona erdi.

Bürokrat

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Havalimanı’nın 10 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılacağını duyurdu. Bakan Uraloğlu, kamu kaynağı kullanmadan 800 hektar üzerine inşa edilen 8 milyon yolcu kapasiteli Çukurova Havalimanı’ndan 25 yılda 297 milyon 100 bin avro kira bedeli elde edileceğini bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölgesel olması nedeniyle Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın Türkiye’nin en önemli havacılık yatırımlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Başta Adana ve Mersin olmak üzere tüm Çukurova’ya hizmet edecek havalimanımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarafından 10 Ağustos’ta hizmete açılacak.” dedi. Türkiye’nin 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, “2053 hedeflerimiz kapsamında aktif havalimanı sayımızı 61’e çıkarmayı planlıyoruz. Çukurova Havalimanı bu doğrultuda atılmış çok önemli bir adımdır. Ülkemizde havacılığı daha da geliştirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

8 Milyon Yolcuya Hizmet Verecek

Bakan Uraloğlu, CAT-II standartlarında 3 bin 500 metre uzunluğunda inşa edilen piste en geniş gövdeli yolcu uçaklarının dahi iniş kalkış yapabileceğini belirterek, “8 milyon yolcu kapasitesiyle Çukurova Havalimanımız hem bölgenin hem de ülkenin turizmine ve ticaretine güç katacak, Türkiye’nin kargoda ikinci büyük HUB’ı ve Orta Doğu’ya açılan kapısı olacak. Çukurova Havalimanımızdaki kargo trafiğinin de ticaret hacmini iki katına çıkaracağını öngörüyoruz.” diye konuştu.

Çukurova Havalimanı inşası kapsamında 110 bin metrekare kapalı alanlı Terminal Binası inşa ettiklerinin altını çizen Uraloğlu, “Yaklaşık 800 hektar üzerine inşa ettiğimiz Çukurova Havalimanımızda 40 uçak kapasiteli 217 bin metrekarelik apron, 4 uçak kapasiteli 62 bin metrekarelik kargo apronu ve 34 uçak kapasiteli 56 bin metrekarelik genel havacılık apronu da bulunuyor.” dedi.

“25 Yıl İçerisinde 297 Milyon 100 Bin Avro Kira Bedeli Alacağız”

Kamu kaynağı kullanmadan Yap-İşlet-Devret modeliyle yaklaşık 244,5 milyon avroluk bir yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bu yatırımdan 25 yıl içerisinde de 297 milyon 100 bin avro kira bedeli alacağız.” dedi. Uraloğlu, Çukurova Havalimanı sayesinde bölgede ve ülke genelinde, doğrudan ve dolaylı olarak 3 bin kişiye istihdam yaratılacağının da altını çizerek, Mersin ve Adana başta olmak üzere çevre illere ekonomi, ticaret ve turizm açısından büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Çukurova’nın Uluslararası Ticaretteki Rolü Güçlenecek

Çukurova Havalimanı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte, bölgenin uluslararası ticaretteki rolünün daha da güçleneceğini vurgulayan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hava yoluyla taşımacılık, özellikle acil ve kritik malzemelerin zamanında teslimatını sağlayarak tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine yardımcı oluyor. Çukurova Havalimanımızla, daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşınacak, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracak. Bu da bölgedeki işletmelerin daha geniş pazarlara açılmasını ve ihracat potansiyellerinin artırmasını sağlayacak.”

Genç Gazeteciler | ADANA

DAHA FAZLA HABER

Dünya

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg
Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-3.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-4-1.jpg

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir, Ondan bize kadar çok kıymetli bir hatıradır. Türk milleti olarak yüzyıllardır bu aziz hatıraya layıkıyla sahip çıkmanın gayretindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Yas-ı Muharrem’in 10’uncu gününde, diğer adıyla Aşure Günü’nde bir sofra etrafında olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

Sofrada bulunanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’ya salat, Onun ehlibeytine ve her biri kutup yıldızlarımız olan dostlarına selam olsun diyorum” ifadesini kullandı.

Hazreti Hüseyin’in ve 72 yoldaşının şehadetlerinin 1385’inci yıl dönümünde Kerbela şehitlerini rahmetle yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem Ayı’nın Müslümanlar için rahmet ve bereket ayı olduğunu hatırlattı.

“EHLİBEYT MUHABBETİNİ KARDEŞLİĞİMİZİN MAYASI OLARAK GÖRÜYORUZ”

Muharrem’in aynı zamanda yürekleri Kerbela Çölü’ne çeviren büyük bir yangının, acının ve matemin de ayı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hicri 61 yılında yine bir 10 Muharrem gününde Kerbela’da yaşanan o katliamı neredeyse 14 asır sonra bile hâlen hüzünle hatırlıyoruz. Resulü Ekrem Efendimiz torunları İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i ‘dünyadaki reyhan çiçeklerim’ diye severdi. Onları öpüp koklamaya doyamaz, adeta gözünden bile esirgerdi. Bir gün kendisine ‘ehlibeytten en çok kimi seversiniz’ diye sorulduğunda, ‘Hasan ve Hüseyin’ diyecek kadar ikisine de düşkündü. Tabii Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’le birlikte bizim gönül dünyamızda ehlibeytin de çok müstesna bir konumu vardır. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam ‘beni, Allah’ı sevdiğiniz için, ehlibeytimi de beni sevdiğiniz için sevin’ buyurmuştur. Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir, Ondan bize kadar çok kıymetli bir hatıradır. Türk milleti olarak yüzyıllardır bu aziz hatıraya layıkıyla sahip çıkmanın gayretindeyiz. Ehlibeyt muhabbetini, millet olarak ezeli ve ebedi kardeşliğimizin mayası olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle bu maya sağlam olduğu müddetçe bizi kimse bölemez, bizi kimse ayıramaz, aramıza nifak duvarları öremez. Ama ne zaman bu maya bozulur, zayıflar ve çözülür, Allah korusun işte o zaman millet olma vasfımızı da kaybederiz.”

“BİRLİĞİMİZ, BERABERLİĞİMİZ DAİM OLSUN”

Bu masadaki birlikteliği “kalplerdeki ehlibeyt sevdasının bir nişanesi olarak” değerlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem orucunu açmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Allah’tan, Mah-ı Muharrem oruçlarını kabul etmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabb’im, Hazreti Hüseyin ve dostlarının matemini paylaşan canların dünya ve ahiretlerini mamur eylesin. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun” ifadelerini kullandı.

Genç gazeteciler Ankara

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı” paneline katıldı

Genç gazeteciler | ANKARA

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

BAKAN TUNÇ: DARBECİLERİ YARGILAYAN VE ONLARDAN HESAP SORAN BİR YARGIMIZ VAR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, geçmişte darbecilerin yanında yer alan yargının, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında milletin yanında yer aldığını belirterek, “15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var.” dedi.

Türkiye Adalet Akademisince Yargıtay Konferans Salonu’nda düzenlenen Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı isimli panele konuşan Bakan Tunç, 15 Temmuz’da Türk milletinin “çok büyük bir kahramanlık” sergilediğini ve dünyaya demokrasi mücadelesinin nasıl yapılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Darbe girişimine karşı emniyet güçleri, vatansever askerler ve yargı mensuplarının da mücadele ettiğini vurgulayan Bakan Tunç, “O karanlık gecede ülkemizin geleceği için, bayrağımız için şehitler verdik.” diye konuştu.

DARBECİLERİN PLANLARI İSTEDİKLERİ GİBİ YÜRÜMEDİ

Türk demokrasi tarihini “darbeler tarihi” olarak niteleyen Bakan Tunç, 27 Mayıs 1960 darbesiyle milli iradenin önünün kesildiğini, 1971’de muhtırayla demokrasiye müdahale edildiğini, 12 Eylül 1980 darbesiyle milli iradenin önünün bir kez daha kesildiğini anımsatarak, “Darbecilere çanak tutan, yardım eden bir yargı sistemi vardı. Darbecileri değil de darbe mağdurlarını yargılayan yargı sistemi vardı.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 90’lı yıllarda 28 Şubat postmodern darbesiyle seçilmiş hükümetin antidemokratik bir şekilde düşürüldüğünü, AK Parti’nin kuruluşundan sonra da kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Darbeci vesayetçi anlayışın 2000’li yıllarda çeşitli olaylarla başarılı olmaya çalıştığını, son olarak 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunulduğunu aktaran Bakan Tunç, darbecilerin planlarının ise istedikleri gibi yürümediğini kaydetti.

Adalet Bakanı Tunç, darbe girişimi sırasında birçok yerin darbeciler tarafından hedef alındığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Vatansever vatandaşlarımız tankların önüne geçerek bedenleriyle engel olmaya çalıştı. Meclis bombalandı. Milletvekillerimiz hemen Meclis’e koştu ve darbeye karşı direneceklerini, ‘Bomba da atsanız buradayız’ dedi. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kürsüde konuşma yaparken, yukarıdan bombalar yağıyordu. Düşmanın yapmadığını içimizdeki hainler yapmak istediler. Kurtuluş Savaşı’nda Polatlı’dan beri geçemeyen düşman, maalesef içimizdeki düşmanlar, o maşalar, o emperyalizmin maşaları Meclis’i bombalayabildiler.”

DARBECİYLE HUKUK İÇERİSİNDE MÜCADELE EDEN BİR TUTUM SERGİLENDİ

Adalet Bakanı Tunç, devlet kademesindeki görevlilerin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleriyle “darbecilerle nasıl mücadele edileceği” konusunda çalışma yaptığını aktardı.

Bu kapsamda 20 Temmuz’da olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini anımsatan Bakan Tunç, “20 Temmuz bir karşı darbedir”, “Siz kontrollü darbe yaptınız”, “Bu bir oyundur, tiyatrodan ibarettir” diyenlerin de bulunduğunu ancak söz konusu sürecin hukuk çerçevesinde sürdürüldüğünü kaydetti.

OHAL kararnameleri sonrası FETÖ ile iltisaklı kişilerin ihraç edildiğini hatırlatan Bakan Tunç, “Bu örgütün ayıklanma süreci de kısa zamanda olacak gibi değildi. Kamudan ihraçlar içeren, FETÖ ile irtibatı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen kurum ve kuruluşların kapatılmasına yönelik kararnameler Meclis’e gönderildi.” bilgisini paylaştı.

Bunun yanı sıra hak arama yolunun da açık tutulduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Kararnameler Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi hale geldi. Bu derece demokratik, hukuk devletine saygılı, darbeciyle hukuk içerisinde mücadele eden bir tutum sergilendi.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Yılmaz Tunç, FETÖ kapsamında 125 bin kişinin yargılanması sonucu mahkumiyet kararı aldığını, 289 darbe davasının da sonuca bağlandığını bildirdi.

TERÖR BİR İNSANLIK SUÇUDUR, DARBE BİR TERÖR EYLEMİDİR

Adalet Bakanı Tunç, darbe girişiminden önce ve sonra firar eden örgüt mensuplarının bulunduğunu, söz konusu kişilerle ilgili iade taleplerinin halen devam ettiğini dile getirdi.

FETÖ mensuplarının iadesi konusunda bazı “müttefik” ülkelerin kayıtsız kaldığını ve ikiyüzlü davrandığını belirten Bakan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘İnsan haklarına saygılıyız’, ‘demokrasinin beşiğiyiz’ diyen ülkeler, maalesef Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi mücadelesinde yanında olmadı. Amerika Birleşik Devletleri; FETÖ elebaşısı darbe girişiminden yıllar önce orada konuşlandırıldı. Ona orada bir karargah kuruldu ve oradan örgütü yönetti. Ve ABD’nin kontrolünde bunları gerçekleştirdi. 7 iade talebimiz var, 30’a yakın suç var. Tüm bunlar delileriyle sabit. Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatı ortada ama iade dosyalarımız bir türlü ABD Adalet Bakanlığından yargı makamlarına ulaştırılmadı. Avrupa Birliği ülkeleri; başta Almanya olmak üzere FETÖ elebaşlarını, irtibat ve iltisaklılarını misafir etmeye devam ediyor. Dost ülkelerin temsilcileri, Adalet Bakanları Türkiye’ye geldiğinde hep bunları ifade ediyoruz. Terör bir insanlık suçudur, darbe bir terör eylemidir. O nedenle, ‘bu insanlık suçu, günü gelir sizin de başınıza geldiğinde bununla mücadele etmek uluslararası işbirliğini gerektirir’ diyoruz. Her defasında onlara bunu izah ediyoruz.”

DARBECİLERİ YARGILAYAN VE ONLARDAN HESAP SORAN BİR YARGIMIZ VAR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 15 Temmuz’da yargının “büyük bir kahramanlık” gösterdiğini ve milletin yanında durduğunu vurguladı.

Geçmiş darbelerden ders çıkarıldığını ve yargının 15 Temmuz’da darbecilerden yana tavır almadığını dile getiren Bakan Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“1960 darbesinde, 71 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde darbecilerin yanında duran bir yargı sistemi vardı, vesayetçi anlayışına, darbeci anlayışa, Yassıada zihniyetine mensup bir yargımız vardı maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum. Ama bunlardan ders çıkardık. O gün darbecilerin yanında duran, darbe mağdurlarını yargılayan bir yargımız varken, 15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yakalayan, gözaltı yapan, soruşturan, yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var. İşte bu yargımızla biz onur, gurur duyuyoruz. Yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız bir şekilde yoluna devam ediyor.”

Yargının bağımsız ve tarafsızlığı konusunda birtakım eleştirilerin bulunduğunu anımsatan Bakan Tunç, hatalı kararların düzeltilebileceğini ancak 24 bin hakim ve savcının bir yanlış karar üzerinden töhmet altında bırakılmaması gerektiğini bildirdi.

Bakan Tunç, “15 Temmuz’da gördük ki yargı mensuplarımız milletin yargısı olarak iş başında o nedenle tarafsız ve bağımsız yargımıza güvenmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Genç gazeteciler | ANKARA

DAHA FAZLA HABER
REKLAMLAR

HABER BURADA

Bürokrat11 saat önce

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Havalimanı’nın 10 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılacağını duyurdu. Bakan...

Dünya1 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz...

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Genc-Gazeteciler-Kuzey-Kibris-Turk-Cumhuriyeti-2.jpg
Bürokrat1 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey...

Bürokrat4 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir,...

Bürokrat5 gün önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı” paneline katıldı

Genç gazeteciler | ANKARA

Dünya5 gün önce

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

Genç Gazeteciler | TÜRKİYE

Bürokrat6 gün önce

“15 Temmuz’a iftiralar atanlar, Türkiye üzerine tezgâhlanmak istenen tiyatronun birer figüranıdır”

Genç gazeteciler | istanbul

Bürokrat6 gün önce

15 Temmuz, istiklal ve istikbalin zaferidir.

Genç Gazeteciler | Türkiye

Bürokrat1 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , SETA tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı.

Genç Gazeteciler | Ankara

Bürokrat1 hafta önce

Türk Hava Yolları, İtalya’nın Torino Şehrine Uçuşlara Başladı

Genç Gazeteciler | İtalya

REKLAMLAR
Haziran 2022
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
REKLAMLAR

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge