Connect with us

Bürokrat

Memur-Sen 30. Yaşında

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Memur-Sen 30. Yıl Vefa Programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ve büyük coşkuyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’in demokrasiye ve Türkiye’ye katkısına vurgu yaptı.

VefaBluşması-(18)Konfederasyonumuzun onursal genel başkanları, kurucularımız, daha önceki dönemlerde görev yapan genel yönetin kurulu üyelerimiz, il temsilcilerimiz, sendikalarımızın genel yönetim kurulları ve teşkilatının büyük ilgisinin olduğu programa; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Fatma Betül Sayan Kaya, Hüseyin Yayman, Kürşad Zorlu, Prof. Dr. Halit Yerbakan, Temel Akyürek, Faruk Acar, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Şehzade Demir, AK Parti Grup Başkanvekilleri Abdülhamit Gül, Leyla Şahin Usta, AK Parti Başkanvekili Mustafa Elitaş, Ankara Valisi Vasip Şahin, TBMM Grup Başkanvekili M.Emin Akbaşoğlu, AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan, Hak-iş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Yönetim Kurulu, bağlı sendikaların genel başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile Memur-Sen teşkilatının tüm bileşenleri katıldı.

VefaBluşması-(3)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen’in 30 yıllık geçmişine vurgu yaparak, sendikanın ülkenin geleceği için verdiği emeği ve demokrasinin yanında duruşuna övgüde bulundu. Memur-Sen’in ilkeli, çözüm odaklı ve milli iradenin savunucusu bir sendika olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikanın başarılarını ve topluma kattığı değeri vurguladı. Memur-Sen’in uluslararası sendikacılık faaliyetlerinde de önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Erdoğan, Akif İnan’ın mirasına sahip çıkıldığını ve sendikanın ahlak ve vicdanla yoğrulmuş bir dava hareketi olduğunu belirterek; “Hayatını hak ve hakikat mücadelesine adayan kalemi duruşu ve cesaretiyle nesillere örnek olan Filistin’i, Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü, mazlum ve mağdur coğrafyaların hüznünü son nefesine kadar kalbinde bir yara olarak taşıyan Akif İnan ağabeyimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Merhum Akif İnan’ın tasavvur ettiği hareketin kuvveden fiile çıktığını memnuniyetle görüyoruz. Emanetin ehil ellerde olduğunu, ekilen tohumların filizlendiğini, dikilen fidanların meyvelerini verdiğini büyük bir kıvançla müşahede ediyoruz. Şunu da büyük bir gururla ifade etmek isterim. Kibirli vesayet odaklarının bin yıl sürecek dediği 28 Şubat darbesinden 27 Nisan bildirisine Katsaya adaletsizliği ve başörtüsü yasaklarından, milletimizin oyuyla iktidara gelen partimize yönelik kapatma davasına, Gezi kalkışmasından 17 – 25 Aralık Emniyet Yargı kumpaslarına, 15 Temmuz’daki hain darbe teşebbüsüne kadar istiklal ve istikbalimizi hedef alan tüm saldırılarda Memur Sen hiç tereddütsüz bir şekilde milletimizin ve demokrasinin yanında saf tutmuştur” diye konuştu.

“Mazlum ve mağdurun sesi oldunuz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kudüs’ü unutmak, yurdumuzu unutmaktır. İnancımızı, kişiliğimizi unutmaktır. Köleliğe tahrip olmaktır diyen Akif İnan Ağabeyin mirasına sahip çıktınız. Mitinglerde, imza kampanyalarıyla, proje, rapor ve araştırmalarla, yardım faaliyetleriyle mazlum ve mağdurların haykıran sesi oldunuz. 25 ülkeden 33 konfederasyonun yer aldığı 30 milyonu aşkın emekçiyi temsil eden uluslararası emek konfederasyonunun kuruluşuna öncülük etmiştir. Diğer taraftan aynı zamanda bir sendikacılık mektebi olan Genç Memur- Sen, geleceğimizin mihmandarı gençlerimizin akademik, sosyal ve kültürel gelişimleri için pek çok çalışmayı hayata geçiriyor. Kadın komisyonumuz artan asimetrik tehditler karşısında aile kurumuna sahip çıkan faaliyetler gerçekleştiriyor.”

“Koruyucu giyim konusunda yaşanan sorunu çözüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’in önemli süreçlerde milletin iradesine sahip çıktığını belirterek, “6 Şubat’ta, orman yangınlarında, sel felaketlerinde Memur sen hep sahadaydı. Yurt dışında da milletimizi başarı ile temsil ettiniz. Akif İnan ağabeyin mirasına sahip çıktınız. Mitinglerde imza kampanyaları ile, projelerle, yardım faaliyetlerle mazlumların haykıran sesi oldunuz. Bunun dışında Memur Sen asli vazifesini de yerine getirmiştir. Memur-Sen uluslararası sendikacılık faaliyetlerde de önemli ivme yakalamıştır. Akif İnan ağabeyin ülkemiz dünyayı kardeş görendir, gökleri insanın ortak tarlası diyerek rotasını çizdiği memur sen hamuru ahlakla vicdanla yoğrulmuş bir dava hareketidir. Her birinizi gayretleriniz için tebrik ediyorum. Prensiplerinizi ve değerlerinizi koruyarak, yola devam edeceğinize yürekten inanıyorum” dedi.

Konuşmasında, AK Parti tarafından geçtiğimiz hafta meclise sunulan teklife de değinen Erdoğan, “Son olarak çeşitli mağduriyetlere yol açan koruyucu giyim ve donanım konusunda yaşanan sorunu da inşallah çözüyoruz. Geçen hafta bununla ilgili kanun teklifimiz AK Parti grubu tarafından Meclis Başkanlığımıza sunuldu. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Zincirleri Memur-Sen ile parçaladık

Geçmişte Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin ayrımcılık olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İrticacı, gerici, yobaz denilerek tahkir ediliyordu. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, selamünaleyküm diyenler hor görüldü, psikolojik baskıya uğradı. Kamuda ideolojik kast sistemi bunun konuşulmasını asla istemediler. Kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımadılar. Millete bidon kafalı, göbeğini taşıyan adam dediler. Bunların hepsini sizlerle birlikte gördük. Baskının her türlüsünü iliklerimize kadar sizlerle birlikte yaşadık. Milletlin iradesine, demokrasimize vurulan zincirleri siz Memur Sen’li kardeşlerimiz ile parçaladık. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğa hayat tarzı dayattığı, parmak salladığı o karanlık günler geride kaldı. Hac için kamu çalışanlarına ücretsiz izin tanıdık. Baş örtüsüne yönelik yasakçı uygulamalara son verdik. Bugün kadınlar hiçbir kısıtlama olmadan kamu kurumlarında özgürce çalışabiliyor. Milletin oyları ile Melis’e başörtüsü ile girdiği için hanım kardeşlerimize had bildirildiği o karanlık günlerden başörtülü hakimlerin, valilerin, büyükelçilerin, bakanların olduğu günlere geldik. Hedefimiz bunları güvenceye almaktır. Bizden sonrakiler bunları yaşamaması için kimsenin ötekileştirmediği iklimi tesis ve tahkim etmek durumundayız” diye konuştu.

Sözlerinin devamında 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ Bu görüşmelerde sendika taleplerini can kulağı ile dinleyeceğiz. Kamu çalışanları refahını dengeleyecek yol haritası çizmeye özen göstereceğiz. 23 yılda kamu çalışanlarımız için verdiğimiz mücadele, reformlar ortadadır. Türk ekonomimiz büyüdükçe katma değerin toplumun tüm kesimlerine adaletli şekilde yayılmasını sağladık” dedi ve konuşmasını tamamladı.

Ali Yalçın: Tarihin doğru yerinde saf tuttuk

Programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise 30. Yılını geride bırakan Memur-Sen teşkilatı için vefanın bir yalnızca bir duygu değil aynı zamanda bir duruş olduğunu belirterek, “Emek Mücadelemiz 33, Memur-Sen’imiz 30 Yaşında; sadece yaşımızla değil, yaşadıklarımızla, duruşumuzla, tavrımızla büyüdük; 30 yılda her anı mücadeleyle geçen soylu bir hikâye yazdık. Hikâyemiz, 28 Şubat’ın boğucu soğuğuna direnen inancın hikâyesidir. Bizim hikâyemiz, 367 garabetine, 27 Nisan muhtırasına, 17-25 Aralık kumpasına, 15 Temmuz ihanetine karşı millet iradesiyle omuz omuza yürümenin hikâyesidir. Bizim mücadelemiz, sendikaların, Meslek örgütlerinin cuntacılara topuk selamı verdiği zamanlarda, milletin, millet iradesinin sesi olmanın mücadelesidir. Bizim Hikayemiz, kamu görevlilerine de sendikacılığa da itibar kazandırmanın hikâyesidir. Biz bugünlere, müesses nizamın baskısını, vesayet odaklarının hukuksuzluğunu, vatan hainlerinin tuzaklarını aşarak geldik. Ne 28 Şubatın soğuğuna ne de 15 Temmuz’un kanlı sıcağına boyun eğdik. İnancımız hor görüldü, yılmadık, Hak aramak suç sayıldı, durmadık, ne zordan kaçtık, ne de istikametimizden şaştık. Bu vatanın nimetlerinden faydalanıp, dara düşünce düşman ağusuna koşanlara inat vatan mensubiyeti, millet mesuliyetiyle hareket ettik, tarihin doğru yerinde saf tuttuk, daima Türkiye’nin yanında durduk” diye konuştu.

Konuşmasının devamında 26 ülke, 36 konfederasyon ve 30 milyonu aşkın üyeyle yoluna devam eden Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) ile küresel adalet çağrısı yaptıklarını ifade eden Yalçın, Covid döneminde vefa destek gruplarında gönüllü olanlarız. Asrın felaketinde, depremin ilk saatlerinde 270 kişilik Arama Kurtarma ekiplerimizle deprem bölgesine anında intikal eden tüm teşkilatımızla milletimiz için seferber olanlarız. Sel felaketlerinde, orman yangınlarında nöbete koşanlarız. Konfederasyonumuzla, sendikalarımızla nerede bir mazlum, mağdur varsa oraya koşuyor, Gazze’nin, Doğu Türkistan’ın sesi, dünyanın bütün mazlumlarının nefesi oluyoruz. 7 Ekim’den bugüne Siyonist İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma dur demek, Filistin’in direnişine destek olmak, mazlumların çığlıklarını dünyaya duyurmak için hem Memur-Sen teşkilatları olarak, hem sivil toplumla birlikte hareket ederek, yürüyüşlerle, nöbetlerle, mitinglerle, eylemlerle alanlarda olmayı sürdürüyoruz. Gazze’ye, Lübnan’a, Suriye’ye şimdide İran’a saldırarak coğrafyamızı ateş çemberine alan Siyonist İsrail’i lanetliyor, Başta ABD olmak üzere soykırıma destek verenleri şiddetle kınıyor, Yaşasın Nehirden Denize Özgür Filistin diyorum” ifadelerini kullandı.

“Türkiye yüzyılına yakışır bir anayasa istiyoruz”

Millet olarak birlik, beraberlik ve dayanışma iklimi devam ettiği sürece birçok sorunun üstesinden gelebileceklerinin altını çizen Genel Başkan Yalçın, uluslararası sistemde önemli kırılmaların yaşandığı, çatışma ve kriz alanlarının genişletildiği bir zeminde güçlü olmanın birlik ve beraberlikten geçtiğine dikkat çekti.

Yalçın konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı vizyonu için önemli bir eşik olan, Sizin “en büyük eserimiz olacak” diye tarif ettiğiniz, “Terörsüz Türkiye” hedefini önemsiyor, Memur-Sen olarak Güçlü Türkiye için atılan her adımı destekliyoruz. Bu vesileyle önemli bir hususun daha altını çizmek isterim; Millet olarak 65 yıldır Darbe Anayasasıyla yaşıyoruz. Artık bu utanç bitsin, bu millete, Türkiye yüzyılına yakışan sivil bir anayasa yapılsın istiyoruz.”

“Yasada gerekli değişikliklerin yapılmasını istiyoruz”

Memur-Sen olarak sivil anayasaya ilişkin birçok çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Ali Yalçın, milletin ve devletin önünü açacak yeni bir sivil anayasaya, kamu görevlileri için ise yeni bir sendikal yasaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bildiğiniz üzere, işçilerle devam eden Toplu İş Sözleşmesi sonrası Ağustos ayında 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerimiz başlayacak. Taleplerimizi şekillendiriyor, kamu görevlilerini memnun edecek bir sonuç almayı ümit ediyoruz. Zatıalinizin müjdesini verdiğiniz, ‘7. Dönem Toplu Sözleşme’de de kayıt altına aldığımız; 1. Dereceye de 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Diğer önemli bir husus, Aile Yılı’nda masanın kazananı Aile olsun diyor, Kamuda unvan, yetki, sorumluluk ve ücret skalasının yeniden ele alınmasını, memur emeklilerimizin, görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki kopan bağın yeniden kurulmasını istiyoruz. 4688 Sayılı Sendika Yasamızın revize edilmesi gerekiyor. 2001’de yürürlüğe giren sendika yasasının bir kısım arızaları sizin döneminizde giderildi. Fakat gelinen noktada sendikal mevzuatın geliştirilmeye, iyileştirilmeye ihtiyacı var, ‘7. Dönem Toplu Sözleşme’de de bu ihtiyacı kayıt altına almıştık. Çalışma Bakanımızla sosyal diyalog içerisindeyiz, iletişime açık yanını hep takdir ettik, huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum. Ağustos ayında 8. Dönem Toplu Sözleşme öncesi, meclis tatile girmeden, talimatınızla yasada gerekli değişikliklerin gerçekleşmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Yalçın konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Memur-Sen olarak biliyoruz ki, bugüne kadar aştığımız sorunların yanında bunlar aşılmaz sorunlar değil. Zira, sizin döneminizde birçok tarihi adıma tanık, çözülmez denen sorunların çözülmesine de şahit olduk. Sayın Cumhurbaşkanım. Sözlerime son verirken Mücadelesi büyüdükçe Türkiye’yi güçlendiren Memur-Sen’imizin daha nice 30 yılları görmesini diliyor, bu çınarın filizlenmesinden, büyümesine emeği geçen herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum.”

Işıkhan: Çok sesli bir sendikal yapıya sahibiz

Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Bugün herkesin kendini özgürce ifade edebildiği ve kendine yer bulabildiği, daha adil, daha müreffeh bir sistemin inşası için çok sesli bir sendikal yapıya ve çalışma hayatına sahibiz” diye konuştu.

Memur-Sen’in kurucu Genel Başkanı, şair ve eğitimci Mehmet Akif İnan’ı ve yakın zamanda hayatını kaybeden Memur-Sen Onursal Genel Başkanı Zübeyir Yetik’i rahmetle yad eden Işıkhan, Memur-Sen’in sadece kamu görevlilerinin mali ve özlük haklarını geliştirmekte kalmadığını, aynı zamanda dünyada mazlumların da sesi olduğunu ifade ederek, “Bugün Memur-Sen, Gazze’de soykırım yapan İsrail’e karşı en sert tepkiyi gösteren sendikalarımızın başında geliyor. Memur-Sen, aynı zamanda emperyalist ülkelerin güdümünde yürüyen uluslararası sendikal hareketlere karşı, uluslararası dünya emekçilerinin ve mazlumlarının sesi olacak uluslararası sendikalar kuran bir fikir sendikasıdır” dedi.

“Refahın yükseltilmesi için birlikte çalışıyoruz”

Kamu, özel, sivil toplum ya da akademi fark etmeksizin ortak arzularının Türkiye’nin birliği, dirliği, milletin huzur ve refahı olduğunu vurgulayan Işıkhan, Türkiye’nin güçlenmesi, ekonominin büyümesi, insanların gelecek kaygısı yaşamadan iş-güç sahibi olması ve refahın yükseltilmesi için hep birlikte çalıştıklarını, mevcut sorunlara da kalıcı çözümler ürettiklerini söyledi.

Bakan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplu sözleşmeler aracılığıyla kamuda nitelikli hizmetlerin üretilmesini ve sunulmasını sağlayan fedakar kamu görevlilerimizin mali ve özlük haklarını, günün koşullarını dikkate alarak sürekli geliştiriyoruz. Bu, birlik ve beraberlik duygusu, güçlü bir toplum ve güçlü bir devlet mekanizmasıyla mümkün olabilmektedir. Türkiye, maalesef millete emeğinin hakkını arama özgürlüğü şöyle dursun, farklı düşünme özgürlüğünün dahi çok görüldüğü karanlık ve vesayet dolu dönemlerden geçmiştir. Hamdolsun ki uğruna çok bedeller ödenen emek mücadelesi ve sendikal faaliyetler, Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği siyasi reformlar ve Memur-Sen gibi bu toprakların değerlerine sahip çıkan sivil toplum kuruluşlarımız sayesinde ülkemiz bu vesayet zincirinden kurtulmayı başarmıştır. Bugün herkesin kendini özgürce ifade edebildiği ve kendine yer bulabildiği, daha adil, daha müreffeh bir sistemin inşası için çok sesli bir sendikal yapıya ve çalışma hayatına sahibiz. Tüm bu duygu ve düşüncelerle Memur-Sen’in kuruluşunun 30. Yılını tebrik ediyor, daha nice 30 yıllar diliyorum.”

Program çekilen aile fotoğrafının ardından son buldu.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anigif-genc-gazeteciler.gif

DAHA FAZLA HABER
GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bürokrat

“Kızılay bu ülkenin övünç kaynağı, medeniyetimizin kimlik vesikasıdır”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.

“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.

Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.

“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”

Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.

Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”

“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.

Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.

“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”

Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.

Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”

“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.

Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.

“KIZILAY, ASRIN FELAKETİNDEN ÇIKARDIĞI DERSLERLE AFETLERE HAZIRLIK VİZYONUNU GÜÇLENDİRMİŞTİR”

Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.

Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”

“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”

Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.

Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.

Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”

Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.

Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.

Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anigif-genc-gazeteciler.gif

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile görüştü

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.

Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.

GENÇ GAZETECİLER

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Koç Topluluğu’nun Yolculuğunun Başladığı Ankara’da 100. Yıl Gururu

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.

Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.

Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.

Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.

Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.

Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.

Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.”
Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.

Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.

Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.”
İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”

Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.

Türk ve Nijer bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı anigif-genc-gazeteciler.gif

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

“Kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgesel gelişmeleri, trafik güvenliğini, güncel ekonomik durumu ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini mütalaa ettiğimiz 65’inci Kabine Toplantımızı az önce tamamladık. Toplantımızda ülkemizin kalkınma, adalet ve demokrasi yolculuğuna ivme kazandıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel sizlerle birlikte, tüm milletimizin geçmiş Kurban Bayramı’nı bir kere daha yürekten tebrik ediyor, ülkemize, milletimize ve İslam âlemine hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Bizi bölmeye çalışanlara verdiğimiz en anlamlı cevaplardan biri, kuşkusuz hakkıyla idrak ettiğimiz bayramlarımızdır. Bayramlar, mahzun gönüllerin aydınlandığı, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, bizi biz yapan değerlerin yeniden hatırlandığı, 86 milyonun ve tüm Müslümanların aynı duada buluştuğu müstesna zaman dilimleridir. Her bayram olduğu gibi bu bayramda da milletimizin farklılıklarını bir tarafa bırakıp kenetlendiğini, kucaklaştığını hem kendi içinde hem de dünyanın farklı yerlerindeki ihtiyaç sahipleriyle dayanışma sergilediğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum.

İdari izinle toplam dokuz güne çıkardığımız bayram tatilinde vatandaşlarımız memleketlerini ziyaret ettiler, sıla-i rahimde bulundular. Dinlenmek isteyen kardeşlerimiz bu dokuz günlük süreyi aileleriyle birlikte dolu dolu geçirdiler. Hac farizasını mukaddes topraklarda bulunan kardeşlerimizle birlikte, özellikle, bir nevi kıyamet provası olan ibadetlerini yerine getirdiler. Rabbim tüm kardeşlerimizin haclarını makbul ve mebrur eylesin, diyorum. Bayram vesilesiyle yaşadığımız bu güzelliklerin daim olmasını, milletçe birbirimize ve ülkemize olan muhabbetimizi artırmasını temenni ediyorum.

“ÜLKEMİZİN ULAŞIM ALTYAPISINA DEVASA NİTELİKTE YATIRIMLAR YAPTIK”

Tabii bir taraftan bayramın neşesi gönüllerimizi sarıp sarmalarken, diğer taraftan trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır. Trafik kazalarında yitirdiğimiz tüm kardeşlerimize Cenabıallah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Tedavileri devam eden vatandaşlarımıza aynı şekilde Yüce Mevla’dan acil şifalar niyaz ediyorum.

Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır. Yeni yollar, yoğun trafik tedbirleri, hava destekli denetimlerle ağır vasıta kısıtlamaları gibi önlemler neticesinde trafik güvenliğinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Araç ve insan hareketliliğinin zirveye çıktığı dokuz günlük bayram tatili boyunca, vatandaşlarımızın güvenli seyahat edebilmeleri için fedakârca çalışan kolluk kuvvetlerimize ve karayolları personelimize teşekkür ediyorum.

Göreve geldiğimizde Türkiye’nin dört bir yanını birbirine bağlayan güçlü bir ulaşım ağımız yoktu. Bugün ise ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz. ‘Yol medeniyettir’ şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık. Kara yollarında 206 milyar dolar, demir yollarında 80 milyar dolar, hava yollarında 35,5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz bugün 30 bin 51 kilometreye çıktı. Ülkemizde sadece altı ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda.

Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı 8,5 milyonken, şehirlerarası ortalama hızımız saatte yalnızca 40 kilometreydi. Bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız, yaklaşık 90 kilometreye yükseldi. Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu önemli ölçüde artırdık. Bilhassa kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazalarında, Allah’a hamdolsun, büyük bir düşüş yaşandı. Bölünmüş yollarla birlikte otoyol uzunluğumuzu da iki kattan fazla artırdık. Otoyollarımızı bin 714 kilometreden aldık, 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle geçtik. 311 kilometre olan köprü viyadük uzunluğumuzu 821 kilometreye, sadece 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 856 kilometreye yükselttik.

“TÜRKİYE, HIZLI TRENİN KONFORUYLA İLK DEFA BİZİM DÖNEMİMİZDE TANIŞMIŞTIR”

Demir yolu, önem ve öncelik verdiğimiz bir diğer alandır. Türkiye, hızlı trenin konforuyla ilk defa bizim dönemimizde tanışmıştır. 2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı. Hava yolunu halkın yolu hâline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk.

2002’de 26 havalimanımız varken şimdi 58 havalimanımızla, yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel gezici vandalların yapılmasın diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanı’mız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında. Gezicilerin ‘buraya uçak inmez’ dedikleri havalimanımız dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdı. Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 8 bin 170 uçak trafiği ile 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı’nda 8 bin 408 uçak trafiği ile 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir.

“TÜRKİYE’NİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRECEK VİZYON PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRDİK”

Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik. Türkiye’nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik. Ulaştırma yatırımlarımızın üretime etkisi 2 trilyon doları bulmaktadır. Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarındadır. Ekonomideki katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır. Ulaştırma alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. 2025 yılında aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık. 2026 yılı için hedefimiz, 144’ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır.

Özellikle 42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu ile ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız. Yedi kavşak, dört tünel, sekiz viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız.

“İSTANBUL, KIYAMETE KADAR TÜRK VE MÜSLÜMAN KALACAKTIR”

Kurban Bayramı’nın üçüncü günü, tarihimizin en muhteşem zaferi olan İstanbul’un fethinin 573’üncü yıl dönümünü milletçe gururla kutladık. Biz de Haliç Kongre Merkezi’nin bahçesini dolduran binlerce kardeşimizle fetih coşkusunu hep beraber idrak ettik. Merhum Nurettin Topçu, İstanbul’un fethinin esas manasını bakınız nasıl ifade ediyordu: ‘İstanbul’un kahraman Fatih’i hakkında bugüne kadar çok güzel sözler söylendi. Hepsinden ziyade Hazreti Peygamber’in onu övmesi yeterdi. Ancak bu Osmanlı padişahının yaptığı yalnız bir şehrin alınması mıydı? Biz buna inanmıyoruz. Olayı bu kadar küçültmek istemiyoruz. Bir şehrin alınmasıyla tarihte yeni bir devir açılmaz. Gerçekte yapılan bir şehrin fethiyle beraber ruhların fethi, kalplerin fethidir.’

Evet, İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fetholunmuş, harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle Yahya Kemal’in Türk İstanbul dediği muhteşem bir Türk İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden Ezan-ı Muhammedîler yükselen Ayasofya, aynı zamanda Fethi Mübi’nin de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak, fethin bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı ve gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle minarelerini süsleyen, Ezan-ı Muhammedîlerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul’un duvarlarının zulüm 1453’te başladı yazılarıyla kirleten Bizans artıkları hâlen kabullenmekte zorlansa da, İstanbul Türk’tür, Müslümandır, Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır.

“İSTANBUL’A YAKIŞAN DEV PROJELERE İMZA ATMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Şunu altını çizerek bir kere daha ifade etmek isterim ki, İstanbul’un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacağız. Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadir kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz. Peygamber Efendi’mizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yâd ediyorum. İlk fetih hareketinden günümüze kadar bu toprakları mübarek kanlarıyla şereflendiren tüm kahramanların aziz ruhları şad olsun diyorum.

Dünyada ve bölgemizde gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşanıyor. Coğrafyamızda sınırların yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek istendiğini görüyoruz. Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den Sudan’a yönümüzü nereye çevirsek aynı oyunun farklı sahneleriyle karşılaşıyoruz.

Türkiye olarak bir yandan bu oyunları bozmaya çalışırken, diğer yandan da 23 yıllık kazanımlarımızı güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz. Bugün, hamdolsun, diplomaside güçlü bir Türkiye var. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır. Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır. Bunların gerisinde de, milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır. Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz. Birileri kafalarını kuma gömmüş olsalar da takip eden her bir vatandaşımız, Türkiye’nin hangi kritik eşiklerden geçtiğini görüyor.

Şunun bilinmesinde fayda olduğuna inanıyorum. İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz. Bizim tek derdimiz vardır, o da Türkiye’dir. Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır. Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz.

“ANA MUHALEFET PARTİSİ İÇİNDEKİ TARTIŞMALARIN HİÇBİR YERİNDE YOKUZ, OLMADIK VE OLMAYACAĞIZ”

Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.

Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ HER TÜRLÜ POLEMİKTEN UZAK ELE ALMAK SİYASET KURUMUNUN GÖREVİDİR”

Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta ‘Terörsüz Türkiye’ sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.

‘Terörsüz Türkiye’ sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya, birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye’nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz. Kıymetli kardeşlerim; bunun için de bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyerek yolumuza devam edeceğiz.”

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

DAHA FAZLA HABER
GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA

HABER BURADA

Bürokrat3 gün önce

“Kızılay bu ülkenin övünç kaynağı, medeniyetimizin kimlik vesikasıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin...

Bürokrat6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe...

Bürokrat1 hafta önce

Koç Topluluğu’nun Yolculuğunun Başladığı Ankara’da 100. Yıl Gururu

Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı.Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada,...

Bürokrat1 hafta önce

Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve...

Bürokrat2 hafta önce

“Kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk...

Bürokrat2 hafta önce

“İstanbul’un fethi, tahrip edilen bir şehrin imarıdır, hayat bulmasıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programında yaptığı konuşmada “İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete...

Bürokrat3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kurban Bayramı mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayiimiz olmak...

Bürokrat3 hafta önce

“Türk Ordusu, bölgesel ve küresel barışın en önemli güvencesidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu,...

Bürokrat4 hafta önce

Tüm Yurtta 19 Mayıs Coşkusu

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla...

Bürokrat4 hafta önce

“Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hâle getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin...

GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA
Haziran 2025
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
GÜÇLÜ TÜRKİYE YENİ NESİL MEDYA

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge