Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, “Dijital tekno-kültürün bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hâle getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bu anlamlı programda katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Hem hasret giderdikleri hem de mücadele, dava ve adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eyledikleri bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfına, Millî Türk Talebe Birliğine ve organizasyonun icrasında emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfının kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman için hazırlanan belgeseli hep birlikte izlediklerine değinerek, “Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak, hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık” ifadelerini kullandı.
Yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmaktan iftihar ettiğini belirttiği Kahraman’a katılımcıların huzurunda şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Emekleri, gayretleri, bilgisi, feraseti, tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık, kaderdaşlık ettiği için Cenabıallah kendisinden razı olsun. Rabb’im, bugün burada olduğu gibi yarın ruzi mahşerde Resul-i Kibriya Efendimizin ‘Liva-ül Hamd’ ismiyle müsemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle geride bıraktığımız 40 yılda Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye’nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.”
“BİRLİK VAKFIMIZ, İLİM, KÜLTÜR VE İRFAN HAZİNEMİZİ MAZİDEN ATİYE ULAŞTIRIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süre zarfında vakfın farklı birimlerinde vazife üstlenmiş ancak artık hayatta olmayan büyüklere ve kardeşlerine Mevla’dan gani gani rahmet dileyerek, “Ülkem, milletim adına kendilerine bir kez daha şükran ve minnet duygularımı sunuyorum. Muhterem başkanlarımız Sayın Yaşar Karayel ve Mehmet Alacacı’nın şahsında vakfımızın kurucular kuruluna, mütevelli heyetine yine burada başarı dileklerimi iletiyor, teşekkür ediyorum. Rabb’im emeklerinizi zayi etmesin. Çabalarınızı, gayretlerinizi, döktüğünüz şu alın ve fikir terini inşallah hayra tebdil eylesin diyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı’nın, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu başarıyla yerine getirdiğini söyledi.
Vakfın 50 ildeki 55 şubesi ile barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına, oldukça geniş bir yelpazede gençlerin elinden tuttuğunu, onları yarınlara hazırladığını ve istikbalin güvencesi olan gençlere rehberlik ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle, farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfımız, ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakfın niyetinin hayır olması dolayısıyla cehdi, emeği ve gayretinin de hayırlı neticelerle taçlandığını dile getirerek, “Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen, 29 Mayıs 1985’ten beri tekerleğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen, bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
40 yılda kat edilen bu önemli mesafenin her aşamasında, talebeler için yemek pişiren, misafirlere çay ikram eden, yurtların bakım ve temizliğini üstlenen emekçilerden, gençlere danışmanlık yapan, öğrencilere burs bağlayan, tecrübeleriyle birlikte tavsiyelerini de gençlerle paylaşan hayırsever insanlara kadar, yöneticisinden personeline, kurucusundan mütevelli üyesine, vakfın her bir mensubunun payı, emeği, göz nuru ve gönül harcı olduğunu belirterek, hepsine ayrı ayrı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vakfın çatısı altında ter döken, ‘Halka hizmet Hakk’a hizmettir’ düsturuyla geceyi gündüze katan, ailesinden fedakârlıkta bulunarak burada Allah rızası için koşturan her bir kardeşime şükranlarımı ifade ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın gerçekleştirildiği Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na işaret ederek, şunları söyledi: “Burası görüldüğü gibi böyle bir salon değildi. Burası belediye başkanlığım döneminde Spor Sergi Sarayı idi. Biz Üstat ile burada nice konferansları yaptık. Sayın Demirel’in de Cumhurbaşkanlığı döneminde burayı yıkıp bu hâle getirdik. O konferanslarda yıkıldı yıkılacak, Spor Sergi Sarayı’nın öyle bir hâli vardı. Ama gel gör ki hamdolsun böyle bir salonu İstanbul’umuza kazandırdık. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfımızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum.”
Bir gerçeğin de hafızalara silinmez bir şekilde kaydolduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1916 yılında kurulan Millî Türk Talebe Birliği’nin (MTTB), Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanın dört bir yanına uzanan, binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınar olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MTTB çatısı altında geçirdiği yıllara değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “MTTB, Türkiye’nin sancılı günlerinde, şahsım dâhil birçok gencin millî şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Gençlik yıllarımda aktif görev üstlendiğim MTTB’de, kendilerine ‘ağabey’ diye hitap ettiğim, her birinden çok şey öğrendiğim nice büyüğümüz, nice ilim, kültür ve aksiyon adamımız, nice mütefekkirimiz vardı. MTTB bizim için bir okuldu, kerâları gönül ve zihin dünyamızı aydınlatan bir irfan ocağıydı. Ancak 1980 darbesinin üzerinden silindir gibi geçtiği sivil teşekküllerden biri de unutmayalım MTTB’ydi. Hani diyor ya Karacaoğlan, ‘Aradılar bir tenhada buldular, yaslandılar şıvgaların kırdılar. Yaz bahar ayında bir od verdiler, yandım gittim ala karlı dağlar iken’ İşte darbeciler de tamamen keyfi sebeplerle sırf millete düşmanlıklarından dolayı Millî Türk Talebe Birliği’nin kapısına kilit vurdular. Bu ocağı bitirmek istediler ama her MTTB’linin yüreğinde kor bir ateş misali yanan o ruhu, kanında dolaşan o dava şuurunu söndüremediler. Üstat’ın ifadesiyle, kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliğin önüne set çekemediler.”
MTTB’ye zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’nın devralındığını, millete ve ümmete hizmet mücadelesinin kesintiye uğramadığını, uğratılmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî Türk Talebe Birliği’nin özünü oluşturan, varoluş gayesini teşkil eden tüm değerler, Birlik Vakfı’nda yeniden temerküz ve tecessüm etmiştir. Bir kapı kapanmış fakat Cenabıallah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve millî iradenin safında yer almıştır. 28 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine, en kritik dönemeçlerde, ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında, hakkın ve hakikatin cephesinde gördük” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, medeniyetin büyük mütefekkirlerinden İbn Haldun’un “Geçmiş hadiseler, gelecek olanlara suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” sözünün kendileri için çok anlamlı olduğunu söyledi.
Çağın çok hızlı şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü, hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilgi ve enformasyon geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkânlar, yeni avantajlar sunuyor” dedi.
“GELECEĞİMİZİ HEDEF ALAN SALDIRI DALGASINI ANCAK BİR OLURSAK, BİRLİKTE HAREKET EDEREK SAVAŞIRSAK PÜSKÜRTEBİLİRİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji ve dijitalleşmenin nimetlerinden azami ölçüde istifade ederken, beraberinde getirdiği yeni tehditler ve sınamaları da çok yakından hissettiklerini belirterek, “Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara 7’den 70’e tüm insanlığa, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz” diye konuştu.
“Bugün geldiğimiz noktada İbn Haldun’un işaret ettiği hakikati daha net görebiliyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef insandır, hedef ailedir, hedef millî ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükûmet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık alıyoruz. Mesela, insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin arttırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık.”
Bağımlılık, aile kurumuna yönelik saldırılar, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadelenin, yalnızca devlet eliyle yürütülemeyeceğini, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmesek, Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımıza da özellikle el ele verip, onlara da el uzatmak onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var.”
“BİREYİ KÖLELEŞTİRMEYİ HEDEFLEYEN BU MELUN KUŞATMAYI ANCAK EL ELE VERİRSEK KIRABİLİRİZ”
Her şeyden öte, ailelerin bilinçlenmesine ve meselenin farkına varmasına ihtiyaç olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital tekno-kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hâle getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknofest Gençliği”, “Dinine, kültürüne, ruh köküne bağlı, imanlı, ahlaklı, nitelikli gençler yetiştirmeliyiz” dedikçe, birilerinin hep rahatsız olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batıdan kopyaladıkları gardırop modernleşmesini yıllarca bu ülkeye ilericilik diye, çağdaşlık diye pazarladılar. Hem batıyı hem doğuyu bilen bir ayağı bu topraklarda, diğeriyle de tüm dünyayı dolaşabilen bir gençliği ideolojilerine tehdit olarak gördüler. Kimse kusura bakmasın bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Millî bünyemiz daha kırılgan hâle geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz.”
Derneklerden, vakıflardan, gönüllü teşekküllerden daha fazla inisiyatif almalarını, sorunların çözümünde kendilerine daha fazla yardımcı olmalarını özellikle istirham ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada bu tür meseleleri konuştuğumuzda umutlarımızı zayıflatan bir gerçeği teessüfle dikkatinize sunmak durumundayım. Biz, millî meselelerde güç birliği yapalım dedikçe maalesef muhalefette aynı hüsnü niyeti göremiyoruz. Türkiye’deki muhalefetin, milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı yok. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur, alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor, grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir ne bir öneri ne de siyasetin ufkunu açan bir proje. Her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız.”
Türkiye’ye hizmet aşklarının, enerjilerinin, azimlerinin ve heyecanlarının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim ömür verdikçe gençlerimizle birlikte tüm Türkiye için, milletimizin yanı sıra dünyadaki tüm mazlumlar için çalışmaya devam edeceğiz. Bunu da 40. yaşını şanla, şerefle kutlayan Birlik Vakfı gibi kalbi Türkiye için, kalbi mazlumlar için çarpan siz kardeşlerimle beraber başaracağız” şeklinde konuştu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A “100 YILIN DEVLET BAŞKANI ÖDÜLÜ” TAKDİM EDİLDİ
Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Birlik Vakfı’ının tanıtım filmi gösterildi.
Programda, İsmail Kahraman’ı anlatan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Kahraman’la ilgili düşüncelerini paylaştığı “Bir Kahraman, Bin Selam Kutlu Yürüyüş” belgeselinin de gösterimi yapıldı.
Programda, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kahraman tarafından Birlik Vakfı’nın 40’ncı yılı anısına “100 Yılın Devlet Başkanı Ödülü” verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
FETÖ’cüler “Akaryakıt istasyonu sahiplerine nasıl kumpas kuruyorlar” FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?
FETÖ’ye bağlı Takım elbiseli teröristler” Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar bu teröristlere kimler yardım ediyor .Akaryakıt istasyonu sahiplerine nasıl kumpas kuruluyor ,dağıtım şirketindeki yöneticiler bu işe nasıl katkı sağlıyorlar .Bu rant nasıl paylaşılıyor .Akaryakıt istasyon sahibini nasıl kıskaca alıyorlar .Petrol imamı ,Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar .
FETÖ’cüler | Milletimize kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
FETÖ’cüler | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile çalışma yemeğinde bir araya geldi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.