Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hukuk devletinin en genel tanımının bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulması olduğunu söyledi.
Bu tarifi, kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığının geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolunun kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir liman olduğunu belirtti.
Danıştay’ın da bu yolun bidayet, nihayet çizgisindeki son durağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan tam 158 yıl evvel Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayun’da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şûrâ-yı Devlet, ardından Cumhuriyet Türkiye’sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay’ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay’ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik hâlen önemini koruyor.”
“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, BİR BAKIMA İNSANIN KORUNAKLI ALANINI BELİRLEYEN, BİREYSEL GÜVENLİĞİ TEMİN EDEN KURALLAR KÜMESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde hukuku, insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kâmilen tanımlayamadıklarını dile getirdi.
Hukukun özü ve meşruiyetini, evrensel nitelikteki bu değerlerden aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir.”
“HER TÜRLÜ AYRICALIĞA VE AYRIMCILIĞA SON VERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 6 sene önce vefat eden Prof. Dr. İlhan Özay’ın “Gün Işığında Yönetim” kavramıyla önlerinde yeni bir pencere açtığını anımsattı.
Devletin güneşle remzedilmesi ve temel vasıflarının gün ışığına nispetle tarifinin esasen hukuk devletinin zarif ve bilgece ifadesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Modern anlamıyla hukuk devleti, gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır, herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Eskiler tam da bu sebeple ‘Allah devlete zeval vermesin’ demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir, adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler, hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci, vatandaşın efendisi değil hizmetkârıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önünün açıldığını belirtti.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşa ilave güvencelerin sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari usul açısından önemi haiz pek çok kural ve müessesenin hükûmetleri döneminde hayata geçirildiğini söyledi.
İdari yargı yolunu güçlendirmek için attıkları adımları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdıklarını, idare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını da 39’a yükselttikleri bilgisini verdi.
Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce istinaf yolunu getirerek yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçişin Danıştay’ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini, iş yükünü ciddi manada azalttığını kaydetti.
“DAHA ETKİN, DAHA HIZLI, DAHA ADİL BİR İDARİ YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇABALARIMIZI ARTIRARAK SÜRDÜRECEĞİZ”
İstinaf öncesi sistemde açılan dosya sayısının 186 bine yaklaşmışken 2025 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 82 bine düştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesini isterim ki reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz” diye konuştu.
Adalet ve doğrulukla hükmetmenin, kamusal yetkileri bir tahakküm aracı olarak değil, halka hizmetin bir vasıtası olarak görmenin, milletin emanetini ve sorumluluğunu taşıyan herkesin asli vazifesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı organlarının objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesinin şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz. Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız öyleyse Türkiye’nin çıkarını, Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz. Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekûn bir mücadele ile gerçekleşebilir” şeklinde konuştu.
Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihinin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını herkesin çok iyi bildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihte Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kalındığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükûmeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hâle geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş, bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu, bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine, yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız.”
Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hâl alan linç kültürünü bunun dışında tuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte, hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır” dedi.
Danıştay’ın temelini oluşturan Şûrâ-yı Devlet’in, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasında olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şûrâ-yı Devlet’in teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasanın yürürlük bulduğunu söyledi.
“TÜRK MİLLETİNİN İYİ BİR ANAYASA ÖZLEMİ HÂLEN DİNMEMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasaların hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçeve olduğunu, hukuk devletinin, hukuk üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağının da anayasal metinler olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü’nü tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, “Ekonomik Misyon” kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirterek, “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, fuara katılan ziyaretçileri selamladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120 ülkeden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “1300’ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa’nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500’ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın.”
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE, SAVUNMA ALANINDA YILDIZI IŞIL IŞIL PARLAYAN ÜLKELER ARASINA ADINI GURURLA YAZDIRMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500’ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti: “Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır.”
Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.
Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.
“Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026’da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.
Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, “Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı” şeklinde konuştu.
Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma ve havacılık ihracatımız Nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah’a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikâyesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE NE ZAMAN BÜYÜK BİR ADIM ATSA BİRİLERİ HEMEN DEVREYE GİRDİ”
Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ‘Başımıza yeni icat çıkarmayın’ dediler, ‘Dışarıdan almak daha kolay’ dediler, ‘Ekonomik olarak ‘feasible (mümkün)’ değil’ dediler ‘Savunma sanayi yatırımları verimsiz’ dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ‘Balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ‘Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ‘Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026’da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar’ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yâd ettiğini söyledi.
Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar’ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim ‘iç cephe’ olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz” ifadelerini kullandı.
Bu durumu Mehmet Akif Ersoy’un Nasrullah Camisi’nde yaptığı konuşmada, “Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır” şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur” dedi.
Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BİR GELECEĞİN İNŞASINI HEDEFLEYEN BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeisse kapılmadıklarını ifade etti.
Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mevziinin fikri ve siyasi müşterek karargâhının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir” sözlerini sarf etti.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu iradenin temelinde ‘vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan “börk” takdim edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Afrika kıtasındaki en büyük ticaret ortaklarımızdan Cezayir ile iş birliğimizi enerji, madencilik, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere birçok stratejik alanda geliştirmekte kararlıyız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile baş başa görüşmesi ve Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi Toplantısı’na katılmasının ardından çeşitli alanlardaki anlaşmaların imza törenine başkanlık etti ve ortak basın toplantısı düzenledi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetini Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle bundan 81 sene evvel binlerce Cezayirli kardeşimizin şehit olduğu Setif ve Guelma katliamının yarınki yıl dönümü vesilesiyle Cezayir’in bağımsızlığı uğrunda can veren tüm kardeşlerimize Cenabıallah’tan rahmet niyaz ediyorum. Sayın Tebbun ile son olarak 21 Kasım 2023’te Cezayir’de bir araya gelmiş İşbirliği Konseyi mekanizmamızı bir üst seviyeye çıkaran kararla Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi ilan etmiştik. Hamdolsun bugün kendileriyle beraber Stratejik İşbirliği Konseyimizin ilk toplantısına başkanlık ettik” ifadelerini kullandı.
“2023’TE BELİRLEDİĞİMİZ 10 MİLYAR DOLAR TİCARET HEDEFİMİZ DOĞRULTUSUNDA ÇABALARIMIZI ARTIRMIŞ DURUMDAYIZ”
Toplantıda, Türkiye-Cezayir kardeşliğini daha ileriye taşıyacak kararlar aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye-Cezayir ilişkilerinin lokomotifini, ortak tarihimizden kaynaklanan karşılıklı saygı ve sevgi teşkil ediyor. Bu dayanışma ruhunu bugün sadece ikili münasebetlerimizde değil birçok uluslararası meselede benimsediğimiz ortak tavırda da görüyoruz. Afrika kıtasındaki en büyük ticaret ortaklarımızdan Cezayir ile iş birliğimizi enerji, madencilik, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere birçok stratejik alanda geliştirmekte kararlıyız. 2023’te belirlediğimiz 10 milyar dolar ticaret hedefimiz doğrultusunda çabalarımızı artırmış durumdayız. Cezayir’de bin 600’ü aşkın firmamız, 8 milyar dolarlık yatırımlarıyla sanayi, madencilik, tarım, inşaat, ilaç sanayi ve altyapı alanlarında önemli proje ve yatırımlara imza atıyor. Bugün Ankara’da düzenlenen iş forumunda özel sektör temsilcilerimiz bir araya geldiler. Yeni iş birliği fırsatlarını görüştüler. İnşallah önümüzdeki dönemde beraberce çalışarak karşılıklı yatırımlara ve özel sektör iş birliklerine yenilerini ekleyeceğiz.”
İsrail’in tahrik ve tertipleriyle başlayan, bölgedeki savaşın özellikle enerji piyasalarını olumsuz etkilemeye devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak Cezayir ile de yıllar önce güvenilir, istikrarlı ve sürdürülebilir enerji iş birlikleri kurduk, geliştirdik. Gelinen aşamada doğal gaz başta olmak üzere, enerji tedariki güvenliği konusunda uzun vadeli iş birliğimizi her geçen gün ilerletiyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yenilenebilir enerji ve yeni teknolojiler alanlarında da ortaklık imkânlarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını belirterek, “Madencilik sektöründeki iş birliği potansiyelini de müşterek yatırımlar ve karşılıklı tecrübe paylaşımı yoluyla hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Günümüzün en kritik konularından biri hâline gelen tarım ve gıda güvenliği alanında Cezayir’in tarımsal refahına katkı sağlamaya hazırız. Savunma sanayii alanında hem ülkelerimizin hem de bölgemizin güvenliğine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Aramızdaki kardeşlik bağlarını perçinleyecek kültür merkezlerinin karşılıklı olarak faaliyete geçmesine de büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEMİZİN GÜVENLİĞİNİ CİDDİ ŞEKİLDE TEHDİT EDEN ŞİDDET SARMALININ SONA ERDİRİLMESİNDE ORTAK TUTUMA SAHİBİZ”
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile bölgesel ve uluslararası meselelere dair fikir teatisinde bulunduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Cezayir ile Afrika’yı ve bölgemizi ilgilendiren temel meselelerde benzer yaklaşımlara sahip olduğumuzu görmekten memnuniyet duydum. Filistin’de iki devletli çözümün en güçlü savunucuları arasındayız. 15 Kasım 1988’de Filistin devleti kuruluşu, biliyorsunuz, Cezayir’de ilan edildi. Cezayir’in geçtiğimiz 2 yılda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği sırasında Filistin davasına verdiği desteği takdirle karşıladık. Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki İsrail saldırganlığı, bölgemiz için asıl güvenlik sorununun mevcut hükûmetin yayılmacı hukuk ve kural tanımaz politikaları olduğunu bir kez daha göstermiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgesel sahiplenme anlayışımız gereğince Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine büyük önem atfediyoruz. Suriye’nin yeniden inşasına katkılarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye ve Cezayir olarak bölgemizin barış ve güvenliğini çok ciddi şekilde tehdit eden şiddet sarmalının sona erdirilmesinde ortak tutuma sahibiz. Cezayir ile kazan-kazan anlayışı içinde dostluk ve iş birliğimizi her alanda ilerletmeye devam edeceğiz. Bu düşüncelerle istişarelerimizin ve imzaladığımız belgelerin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi.
CEZAYİR CUMHURBAŞKANI TEBBUN: “(TÜRKİYE İLE) İLİŞKİLERİMİZİ EKONOMİK ALANDA ÇEŞİTLENDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun da konuşmasında, Cezayir-Türkiye ilişkilerinin ortak kültürel mirasa dayandığına işaret ederek ilişkilerdeki artan dinamizmden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Bu düzeye ulaşmak için özellikle son 5 yılda büyük atılımlara imza attıklarının altını çizen Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, “Bu ziyaretimiz sırasında da ilişkilerimizi ekonomik alanda çeşitlendirmeyi, ortaklığımızın sektörler bazında, özellikle yenilenebilir enerji, sanayi, tarım, madencilik, kültürel ve insani alanlarda ikili iş birliğinin desteklenmesini, ortak tarihî mirasımıza sahip çıkmayı hedefliyoruz” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki gelişmelerin yanı sıra krizlerin çözüm yollarını ve güvenliğin tesisi konularını ele aldıklarını belirten Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, “İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan’a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi’ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz” dedi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, İsrail’in ihlallerine son verilmesi ve bölgede barışın inşası için çabaların yoğunlaşması gerektiğini vurgulayarak, “Önemli olan başta Filistin halkının bağımsız devletini kurma hakkı olmak üzere meşru haklarını garanti altına alan adil ve kalıcı çözümü sağlaması konusunda uluslararası toplumun sorumluluğunu vurgulamak istiyorum” diye konuştu.
İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun huzurunda, iki ülke arasında ortak anlaşmalar imzalandı.
Bu kapsamda, “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı Ortak Bildirisi”ni Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun imzaladı.
İki ülke arasındaki, “Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Posta ve Telekomünikasyon Bakanlığı Arasında Posta Hizmetleri ve Telekomünikasyon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Devlet, Dışişleri, Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar ve Afrika İşleri Bakanı Ahmed Attaf imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Uluslararası Yolcu ve Eşya Taşımacılığına İlişkin Anlaşma”yı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir İçişleri, Yerel Yönetimler ve Ulaştırma Bakanı Said Sayoud imzaladı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Bağımsızlık Gazisi ve Şehit Hak Sahiplerinin Refahına Dair Mutabakat Zaptı”na da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Cezayir Devlet, Dışişleri, Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar ve Afrika İşleri Bakanı Ahmed Attaf imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Olarak Tanınmasına ve Değiştirilmesine İlişkin Anlaşma”yı, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Cezayir İçişleri, Yerel Yönetimler ve Ulaştırma Bakanı Said Sayoud imzaladı.
“Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti İçişleri, Yerel Yönetimler ve Ulaştırma Bakanlığı Arasında Afet ve Acil Durum Yönetimi Alanında Mutabakat Zaptı”na, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Cezayir İçişleri, Yerel Yönetimler ve Ulaştırma Bakanı Said Sayoud imza attı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Cezayir Sanayi Bakanı Yahia Bachır, “Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Sanayi Bakanlığı Arasında Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
“Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Sanayi Bakanlığı Arasında Standardizasyon, Uygunluk Değerlendirme ve Eğitim Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Cezayir Sanayi Bakanı Yahia Bachır imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Bitki Koruma ve Bitki Karantinası Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma”yı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Cezayir Tarım, Kırsal Kalkınma ve Balıkçılık Bakanı Yasin El Mahdi Oualıd imzaladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Cezayir Dış Ticaret ve İhracatın Teşviki Bakanı Kemal Razik, “Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Dış Ticaret ve İhracatın Teşviki Bakanlığı Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Akdedilmesine Yönelik Müzakerelerin Başlatılmasına İlişkin Ortak Bildirisi”ne imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti İletişim Bakanlığı Arasında Medyada Dezenformasyonla Mücadele Alanında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”na, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cezayir Devlet, Dışişleri, Yurtdışındaki Ulusal Topluluklar ve Afrika İşleri Bakanı Ahmed Attaf imza attı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ile Cezayir Yatırım Teşvik Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Yatırım Teşvik Ajansı Arasında Yatırım Teşviki İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
“Cezayir Radyo Kurumu (EPRS) ile Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) Arasında Televizyon Alanında Mutabakat Zaptı”nı, TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı ile Cezayir’in Türkiye Büyükelçisi Boumediene Guennad imza attı.
“Cezayir Radyo Kurumu (EPRS) ile Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) Arasında Radyo Alanında Mutabakat Zaptı”nı, TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı ile Cezayir’in Türkiye Büyükelçisi Boumediene Guennad imzaladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’u resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Cezayir bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026- 2035) Vizyon Tanıtım Programı”nda yaptığı konuşmada, “Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026- 2035) Vizyon Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu hâlen diri tutan milletin her bir yuvasını saygıyla selamladığını, hanelere Allah’tan sağlık, huzur ve mutluluk dilediğini söyledi.
Aileleri güçlendirmek, nüfusu arttırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarına, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olanlara teşekkür etti.
Bir milletin gücünün sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor, ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum” ifadesini kullandı.
“VATAN, MİLLET SEVGİSİNİN İLK ADRESİ AİLEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, program kapsamında, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin takdim edileceğini dile getirirken, ödül kazananları tebrik etti.
“Hepiniz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, evlat olmanın da anne-baba olmanın da ailelere bağlı olduğuna değindi.
Ailenin insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekabül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasanın 41’inci maddesinde yer alan “Aile Türk toplumunun temelidir” ilkesinin hem bir yükümlülüğü hem de Türk milletinin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifade olduğunu söyledi.
Türk milletinin tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürdüğüne, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf ettiğine ve kültürel kodlarını korumayı başardığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın, anavatan olması tesadüf değildir, devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyasından neşet eden kadim değerlerin olduğunu kaydederek, “Güçlü ve sağlıklı aileler, aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır” ifadelerini kullandı.
Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi ailenin de dönüşüp, form değiştirip ciddi sınamalarla karşılaştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak, ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz” sözlerini sarf etti.
“ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRILARIMIZIN HAKLILIĞI İSPAT EDİLMİŞ OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkati çektiklerini hatırlatarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak.”
Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bilhassa yaşı 50’nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu hâline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda.”
Refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsinin nüfus artış hızının azalmasından dert yandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef Türkiye’nin de etkilendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: “Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 35 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk, evin neşesi, bunun yanında kızdan torun, bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür.”
Sofralardan 10 yılda yarım milyona yakın küçük kaşığın eksildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızın biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bazı verileri paylaştı.
Hane halkı büyüklüğünün 30,08’e düştüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, hanımlarda 26’ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu endişe verici tablonun sadece Türkiye’nin meselesi olmadığına işaret ederek “Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin, bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa’da 45’tir. Türkiye, Avrupa Birliği’nden hâlen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“2025 SENESİ, AİLE MERKEZLİ POLİTİKALARIMIZDA BİR DÖNÜM NOKTASI TEŞKİL ETTİ”
Hükûmet olarak uzun bir süredir “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki ‘aile’ ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu’nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize iki yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025’te Yarı Zamanlı Çalışma Yönetmeliği’ni yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum iznini de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a değinerek “En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“MAYIS AYININ SON HAFTASINI ‘MİLLÎ AİLE HAFTASI’ OLARAK KUTLAYACAĞIZ”
2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu amaçla 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Millî Aile Haftası’ olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız.”
Kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.