Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’nı açıkladı. 2053’te bölünmüş yol ağının 38 bin 60 kilometreye, demiryolu hat uzunluğunun da 28 bin 590 kilometreye çıkarılacağını bildiren Karaismailoğlu, havalimanı sayısının da 61’e yükseltileceğini duyurdu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Ulaştırma ve Lojistik Master Planı-Ulaştırma 2053 Vizyonu Lansmanı’nda konuştu. Türkiye’yi “dünyanın ilk 10 ekonomisi” içinde hak ettiği yere kavuşturmak için çalıştıklarını belirten Karaismailoğlu, “Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, 20 yıldır neyin sözünü verdiysek inşa ettik, neyi hayal ettiysek milletimizin hizmetine sunduk. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yürüdüğümüz ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ hedefimizde tek pusulamız ‘milletimiz’ oldu. Bu yolda, bu hedefe başarıyla yürüdük. Devlet aklı ile planladık. ‘Ortak akıl’ ile istişare ettik. Akıl gücü ile inşa ettik ve dev eserlerimizi milletimizin hizmetine gururla sunduk. Bizi yatırımda, üretimde, ihracatta, istihdamda dünyanın en büyükleri arasına yükseltecek dev projelerimizi tamamlayarak hem ecdadımıza saygımızı sunmayı hem de gençlerimize, geleceğimize en güzel armağanları vermeyi başardık. ‘Kamu özel iş birliği kazandırır’ dedik; bu model aracılığıyla ile doğu-batı ayrımını ortadan kaldırdık. Türkiye’mizin dört yanına aynı anda yatırım yapma imkanına kavuştuk” diye konuştu.
MİLLETİMİZİN GÜVENİ VE ÜLKEMİZİN POTANSİYELİ İLE BİZDEKİ TÜRKİYE SEVDASI BİRLEŞTİ
Bu modelle yeniden ele alınan Antalya Havalimanı ile 765 milyon avroluk yatırım, Hazine’ye 8 milyar 550 milyon avroluk da kira bedeli kazandırıldığını kaydeden Karaismailoğlu, bunun 2 milyar 138 milyon avroluk bölümünün Hazine’ye girdiğini söyledi. Tüm ulaşım ve haberleşme modlarında entegre bir anlayışı benimsediklerini aktaran Karaismailoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ülkemizin her bir köşesindeki yatırımlarımız, bu yaklaşıma uygun biçimde ‘ana planımız doğrultusunda inşa edildi. Türkiye’mizi 20 yılda köy köy, kasaba kasaba, il il, bölge bölge birbirine bağladık. Bununla da yetinmedik. ‘Dünyayı Türkiye’ye bağladık’. 20 yılda ne dediyse yapmış, dev hizmetleri milletine sunmuş bir iktidarın gururunu ve özgüvenini taşıyoruz. Bu duygular ve milletimizin teveccühü bizi daha da kamçılıyor. Ülkemizin stratejik coğrafi konumu bize büyük avantajlar sağlıyor. Milletimizin güveni ve ülkemizin potansiyeli ile bizdeki Türkiye sevdası birleşti. Şimdiye kadar nasıl durmadıysak, bundan sonra da bizi kimse durduramaz. Yine devlet aklıyla hazırlanmış, ülkemizin önünü açacak 30 yıllık planlarımız hazır. 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı ile gençlerimizin aydınlık geleceğini, milletimizin refahını bugünden tayin edeceğiz. Bunun için var gücümüzle çalışacağız. Tüm ulaşım modlarını entegre bir yaklaşımla ele alarak, yolcu ulaşımı için en iyi alternatiflerin sunulmasını amaçladığımız 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı ile yük taşımacılığında da rekabetçi bir lojistik sektörün oluşturulması için gerekli adımlar ve stratejiler de ortaya konuldu.”
ULAŞTIRMA VE LOJİSTİK FAALİYETLERİNDE BÜTÜNSELLİĞİ SAĞLAYACAĞIZ
“2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planımız, odaklandığımız temel konular olan mobilite, lojistik ve dijitalleşme alanlarında vatandaşlarımızın beklentilerini karşılarken, Türkiye’mizin ekonomik gelişimine de üst düzeyde katkıda bulunacak” diyen Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, Türkiye’nin yeni, hızlı ve konforlu bir altyapıyla daha sürdürülebilir, güvenli, çevreci, erişilebilir, kapsamlı, hızlı ve teknolojik olarak daha yenilikçi bir ulaştırma sektörüne sahip olacağını ifade etti. Bu yenilenme sürecinin, ulaşım ve haberleşme alanlarında bütünsel kalkınma odaklı ve dünyayı Türkiye’ye entegre etmeyi hedefleyen iddialı bir süreç olduğunu vurgulayan Karaismailoğlu, “Ulaştırma ve lojistikte küresel ölçekte öncü, bölgesinde lider bir ülke olmak için ulaştırma ve lojistik faaliyetlerinde bütünselliği sağlayacağız. Ulaşım hizmetlerine adil erişimi artıracak ve altyapı kalitesini en üst seviyeye yükselteceğiz. Ulaştırma ve lojistikte etkinlik ve verimliliği sağlayacak, maliyetleri düşüreceğiz. Bu hedeflerimiz doğrultusunda 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı, kıtalararası kesintisiz bir ulaşım altyapısı tahsis etmemiz için kritik değerdedir” dedi.
ASYA İLE AVRUPA ARASINDAKİ TİCARETTEN ALDIĞIMIZ PAYI ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ
Büyük ve Güçlü Türkiye’nin inşasında pay sahibi olan projelerin, Türkiye’nin yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme stratejisinin hayata geçmesi için gerekli altyapıyı sağladığının altını çizen Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu nedenle dünyanın lider ekonomileri arasına girme mücadelesinde son virajda yer alan ülkemiz için kritik önemdedirler. Bizler, 2053 vizyonumuz doğrultusunda, ülkemizin Asya ile Avrupa arasında 700 milyar doları aşan ticaretten aldığımız payı artırmayı hedefliyoruz. 4 saatlik uçuş mesafesiyle 67 ülkenin ve 30 trilyon dolarlık küresel ticaret hacminin merkezindeyiz. Bütün yatırımlarımızda, bu potansiyelden daha fazla faydalanabilmeyi amaçlıyoruz. 38 trilyon dolar gayrisafi milli hasılaya sahip ve 7 trilyon dolardan fazla ticaret hacmi bulunan bu ülkelerde, 1 milyar 650 milyon insan yaşıyor. Tüm bu hedeflerimiz ve coğrafi konumumuz, ulaşım ve iletişim stratejilerimizi küresel ve bölgesel şartlar ışığında her daim güncel tutma ihtiyacını Türkiye için vazgeçilmez kılıyor. Belirlediğimiz hedefleri, elbette devlet aklının gerektirdiği bir profesyonellikle, dünyanın gideceği güzergahı okuyarak oluşturuyoruz. Küresel ticarette en önemli belirleyiciler arasında yer alan nüfus artışı, lojistik hareketliliğini, dolayısıyla da ticaret hareketliliği direkt etkiliyor. Güncel veriler ışığında ilerlediğimizde Avrupa’nın yıllık ticaret hacmi 8,7 trilyon dolar olurken, Çin’in de yer aldığı Uzak Asya’da bu hacim 6,8 trilyon dolar olarak gerçekleşiyor. Geleceğin yükselen yıldızı Afrika’da ise Orta Doğu ile birlikte toplamda 2,05 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi söz konusu. Dünya ticaret hacminin ise yüzde 82’si Avrupa, Uzak Asya ve Kuzey Amerika bölgelerinde gerçekleşiyor. Nüfus hareketliliğine baktığımızda ise, gelecekte ticaret hareketliliğinin nerede artacağına dair fikir sahibi olabiliyoruz. Birleşmiş Milletler, 2010-2025 yılları arasında en kayda değer nüfus artışının Güneydoğu Asya ve Sahra Altı Afrika’da gerçekleşeceğine işaret ediyor. Burada ise ülkemizin merkezinde bulunduğu, yükselen bir Avrupa-Asya-Afrika ticaret üçgeni bizim için en büyük global fırsatlar arasında yer alıyor.”
2050 YILINDA DÜNYA EKONOMİSİNİN YÜZDE 90’INDAN FAZLASI KENTSEL ALANLARDA ÜRETİLECEK
Küresel ticaretteki artış rakamlarına bakıldığında Türkiye’nin ulaştırma ve haberleşme alanındaki ihtiyaçlarına karşı ne kadar isabetli adımlar atıldığını bir kez daha gözler önüne serildiğini kaydeden Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, “2020 yılında 12 milyar ton olarak gerçekleşen tüm dünyadaki ticaret hacminin, 2030 yılında 25 milyar tona, 2050 yılında 95 milyar tona ve 2100 yılında 150 milyar tona ulaşması bekleniyor. Küresel nüfus artışının en çok beklendiği bölgeler ile birlikte küresel ticaret artışındaki rakamları birleştirdiğimizde Türkiye’nin ortaya koyduğu ‘Orta Koridor’da küresel bir lojistik süper güç olma’ iddiasının ne kadar yerinde olduğu ortaya çıkıyor. Küresel nüfus artışının yanı sıra artan kentsel nüfus da hareketliliği ve ulaştırma ile ilgili gerçekleştirilecek yatırımların gidişatını belirliyor. Yine Birleşmiş Milletler rakamlarına baktığımızda, bugün yüzde 50’si kentte yaşayan dünya nüfusu için bu oran, 2050 yılında yüzde 70 olarak değişecektir. Bir başka deyişle dünya ekonomisinin yüzde 90’ından fazlası kentsel alanlarda üretilecektir. Bu artış bize gösteriyor ki dünyada ulaşıma yönelik talep 2050 yılına geldiğimizde iki katına çıkacaktır” diye konuştu.
Bu talebin gelişmiş ya da gelişmekte olan ekonomilerde ulaştırma altyapılarının geleceği için önem arz ettiğini belirten Karaismailoğlu, bu talebi ve ihtiyacı karşılamak için tüm ülkelerin ulaştırma ve altyapı yatırımlarına hız vermesi gerektiğini söyledi. “Amerika Birleşik Devletleri, açıkladığı 2 trilyon dolarlık yeni altyapı planı ile önümüzdeki dönemde ulaştırma yatırımlarına ağırlık verecek” diyen Karaismailoğlu, şunları dedi:
“Çin’e baktığımızda bu rakam 559 milyar dolar olarak gerçekleşirken, komşumuz Yunanistan yine 57 milyar dolarlık bir altyapı yatırımını planlamıştır. Gerek dünyada gerek ülkemiz için öngördüğümüz altyapı yatırımları, bu yatırımlar için ayrılan bütçeler, nüfus ve dolayısıyla lojistik hareketliliğinin yanı sıra, farklı küresel etkenlerce belirlenmektedir. Bu etkenler arasında yer alan Akıllı Ulaşım Sistemleri için önemli adımlar attık. Akıllı Ulaşım Sistemleri’ni yaygınlaştırılarak, trafik güvenliğini artırma, seyahat sürelerini azaltma, mevcut yol kapasitelerinin daha etkin, daha verimli kullanılması ve mobiliteyi artırmayı hedeflediğimizi deklare ettik. Ulaştırmanın dünyadaki geleceğini belirleyen diğer etkenler ise Sürdürülebilirlik, Yeni Nesil Ulaşım ve Şehirleşme olarak özetlememiz mümkündür. Ulaştırma yatırımlarımızı gerçekleştirirken geleceğin ulaşım teknolojilerini ve değişen hareketlilik alışkanlıklarını da göz önünde bulunduruyoruz. Bu bağlamda yeni nesil ulaşım trendlerini yakından takip ederek yatırımlarımızı bunların ışığında şekillendiriyoruz. Elektrikli araçlar, ilk belirleyici trend olarak öne çıkarken, 2035 yılında elektrikli araçların yeni araç satışındaki payının yüzde 35’e ulaşması beklenmektedir. Bizler de ülkemizdeki elektrikli araç altyapısı için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bir diğer trend olan Paylaşımlı Seyahat’e baktığımızda ise 2035 yılında tüm ulaşım modlarında kullanılan araçları paylaşarak seyahat etmek isteyenlerin oranının yüzde 14’e ulaşması öngörülmektedir. Otonom araçların da yine ulaştırmanın geleceği için öne çıkan, etkin bir trenddir. 2025-2030 yılları arasında hayatımızın olağan bir parçası olması beklenen otonom araçlarında 2035 itibariyle yeni araç satışlarındaki payının yüzde 16 olacağı tahminleri yapılmaktadır. Bu alandaki son trend olan bağlantılı araçlar, yani her an internet erişimi olan, birbiriyle ve altyapıyla anbean iletişim içerisinde olan araç sistemlerinin 2035 yılında, toplam araçlar içerisindeki payının yüzde 68’e çıkacağı tahmin edilmektedir. Bizler de şimdiden akıllı otoyollarımızı inşa ederek bu geleceğe hazırlanıyoruz. Yarının stratejisine hazırlanırken yola çıktığımız İnsan-Veri-Yük kavramlarının artık Lojistik-Mobilite-Dijitalleşme ekseninde, yeni ulaşım yaklaşım ve uygulamaları ile ele alınacak.”
ESER VE HİZMET SİYASETİ BİZİM VAZGEÇİLMEZİMİZ OLMUŞTUR
Özellikle 2020 yılında hazırlanılan Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi ve 2020-2023 Eylem Planı ile geçen yıl 12’ncisini gerçekleştirilen Ulaştırma ve Haberleşme Şûrası, Türkiye’de ulaştırmanın geleceğinin önemli yapı taşları olduğunu dile getiren Karaismailoğlu, “Birileri temel atmama töreni ile, Türkiye’yi ileriye taşıyacak her türlü projeye karşı çıkarken, bizler, dün olduğu gibi bugün ve yarın da Türkiye’nin akıllı geleceğini inşa etmeye odaklanıyoruz. O nedenledir ki eser ve hizmet siyaseti bizim vazgeçilmezimiz olmuştur. AK Parti’nin Türkiye’nin dümenine geçtiği günden bugüne asırlık projeler başta olmak üzere milletimizin, ihracatçımızın, sanayicimizin faydasına binlerce projeyi hayata geçirdik. Marmaray, Avrasya Tüneli, Kuzey Marmara Otoyolu, İzmir-İstanbul Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, Ankara-Niğde Otoyolu, İstanbul Havalimanı, Kömürhan Köprüsü, Horasan-Karakurt Yolu, Botan Çayı-Beğendik Köprüsü, Zarova Köprüsü, İstanbul-Ankara Yüksek Hızlı Tren Hattı, Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu, Ordu – Giresun Havalimanı, Gayrettepe – İstanbul Havalimanı Metrosu, Çamlıca Kulesi, Filyos Limanı, Tokat Havalimanı, Rize – Artvin Havalimanı, Konya Karaman Hızlı Tren Hattı, Çukurova Havalimanı, İyidere Lojistik Limanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Türksat 5A, Türksat 5B ve tabii ki şanlı 18 Mart Zaferi’mizin yıl dönümünde Çanakkale Boğazı’na taktığımız yakut gerdanlık: 1915 Çanakkale Köprüsü ile Malkara-Çanakkale Otoyolu. Bunlar, ülkemize, hatta dünyaya kazandırdığımız eşsiz bir eserlerin hepsi değil ama en önemlilerindendir” ifadelerini kullandı.
HER 9,5 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM 1 MİLYON VATANDAŞIMIZA YENİ İŞ İMKANI SAĞLADI
Ulaştırma ve haberleşme altyapılarının, tüm dünya ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinin de önünü açtığını, büyümesine çok önemli katkılar sunduğunun altını çizen Karaismailoğlu, 2003 yılından 2021 yılı sonuna kadar 5 sektör üzerinden gerçekleştirilen yatırımların toplamının 172 milyar dolara ulaştığını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, yapılan yatırımların katkıları hakkında şu bilgileri verdi:
“Bu yatırımlarla; 17,9 milyon insanımızın aş sahibi olmasına yardımcı olduk. Yatırdığımız her 9,5 milyar dolar, 1 milyon vatandaşımıza yeni iş imkanı sağladı. Milli gelirimize 520 milyar dolardan fazla katkı sunduk. Ekonomimizin üretim gücünü desteklemek ise temel önceliklerimiz arasında yer aldı. 2003-2021 yılları arasında gerçekleştirdiğimiz yatırımlar sayesinde Türkiye, 1 trilyon 42 milyar doların üzerinde daha fazla üretti. Bu hacimde; üretime, istihdama, milli gelirimize, ihracata bu derece etki eden projeleri hayata geçirmek tabii ki de tek başına yeterli değildi. Değişen dünya, yeni küresel dinamikler; İnsan, yük ve veri ekseninde bugüne kadar planlanan ve hayata geçirilen ulaştırma ve haberleşme alanlarında, yeni nesil yaklaşımları zorunlu kılmaktaydı. Artık daha mobil, lojistik kabiliyetlerin öne çıktığı, verinin işlenerek dijitalleşmenin bel kemiğini oluşturduğu bu dönem için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak kayıtsız kalamazdık. 12. Ulaştırma ve Haberleşme Şûrası’nda İstanbul’da, ulaşım ve haberleşmenin dünyadaki ve Türkiye’deki yol haritasını belirledik. Lojistik, mobilite ve dijitalleşme ekseninde güncellediğimiz politika ve vizyonumuz için Ortak Akılla hareket ettik. Bin 500’ü aşkın akademisyen, STK temsilcisi, özel sektör temsilcisi ve kamu kurum ve kuruluşlarındaki arkadaşlarımızın katkıları ile Türkiye Ulaştırma Politikası’nın sürdürülebilir bir yapıda olması için 5 sektörü; yönetişim, insan kıymetleri ve eğitim, kalite ve verimlilik, emniyet ve güvenlik, regülasyon, finans yönetimi, teknoloji, inovasyon ve dijitalleşme enerji verimliliği ile çevresel ve toplumsal sürdürülebilirlik olarak 8 başlık altında topladık. Bu başlıklar doğrultusunda; yüksek katma değerli üretim ve ihracat odaklılığını destekleyecek ulaştırma ve lojistik altyapı yatırımları ile gerekli mevzuat düzenlemelerini gerçekleştirmek, Ulaştırma ve Lojistikte Küresel Ölçekte Öncü, Bölgesinde Lider Bir Ülke Olmak İçin Ulaştırma ve Lojistik Bütünselliği, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetlerine Adil Erişimi Sağlamak, Ulaştırma ve Lojistik Altyapı Kalitesini Yükseltmek, Ulaştırma ve Lojistikte Etkinliği ve Verimliliği Sağlamak, Maliyetleri Düşürmek, Ulaştırma ve Lojistikte Akıllı ve Sürdürülebilir Hareketliliği Sağlamak, insan kaynaklarını yetkinliğini artırmak, Ulaştırma ve Lojistikte Çevre Duyarlılığını Sağlamak ve Enerji Verimliliğini Artırmak, Ulaştırma ve Lojistikte Güvenliği Artırmak ve Toplum Refahını Sağlamak şeklinde belirlediğimiz 6 hedef ile Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı için çok önemli bir adım attık.”
ARAÇ SAHİPLİĞİ 2053’TE 2019 YILINA GÖRE %242 ARTACAK
Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı için de ciddi, veriye dayalı, ortak aklı önemseyen, topluma kulak veren bir anlayış ile ilerlediklerini aktaran Karaismailoğlu, öncelikle güncel sosyo-demografik, arazi kullanımı, ulaştırma sistemleri, altyapı ve turizm verilerini toplayarak, ihtiyacı analiz ettiklerini belirtti.
Ardından ihtiyaca uygun olan, sadece Türkiye’nin değil dünyanın da gidişatını ve tabii ki ulaştırma ile haberleşme alanındaki trendleri de dikkate alarak bir modelleme oluşturduklarını kaydeden Karaismailoğlu, bu modellemede; yolculuk üretimi, yolculuk çekimi, türel ayrım, atama parametrelerini belirlediklerini aktardı. Ardından da Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’nın hazırlanmasına başladıklarını dile getiren Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Vizyon, hedef ve stratejilerimizi belirlerken, alternatif senaryolar üreterek, Türkiye’nin lojistik ve ulaştırma da ne gibi farklı ihtimaller ile karşı karşıya kalabileceğini değerlendirdik. Güncel Verilerin Toplanması, Analizi ve Değerlendirilmesi başlığında 2053 yılına kadar olan tahminler ve beklentileri ışığında hareket ettik. 2053 yılına gelindiğinde Türkiye’deki araç sahipliğinin 2019 yılına göre yüzde 242 artış gösterecek. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içinse 2035 yılında Türkiye 7 trilyon 870 milyar liraya ulaşırken, 2053 yılı için öngörülen ise GSYİH hacminin 11 trilyon 240 milyar liraya ulaşmasıdır. Bir diğer parametre olan nüfus için öngörülen rakamlar 2035 yılı için 98,09 milyon ve 2053 yılı için 112,61 milyondur. 2019 yılında 28 milyon üzerinde olan istihdam rakamlarımızın 2035 yılında 40 milyonun, 2053 yılında ise 63 milyonun üzerine çıkması öngörülmektedir. Artan nüfusun etkilediği bir diğer başlık ise öğrenci sayısı olmuştur. 2035 yılında 9.35 milyon olması beklenen öğrenci sayısı, 2053 yılında 10.84 milyon olması beklenmektedir. Yani Yeni Türkiye; nüfusu artan, çalışan sayısı yükselen, gençleşen, refahı artan, zenginleşen bir ülkeye dönüşecek.”
DEMİRYOLUNUN YÜK TAŞIMACILIĞINDAKİ PAYI 2019’DAN 2053’E KADAR 7 KAT ARTACAK
Yolcu talebinin, özel araçlı yolculuk ve şehirlerarası toplu taşıma yolculuk olarak iki alt başlığa bölündüğünü, şehirlerarası toplu taşıma yolculuk için taleplerin 4 ulaşım moduna göre belirlendiğini vurgulayan Karaismailoğlu, lojistik talepler için de 4 ulaştırma modunun esas alındığını söyledi. “Senaryolar için de belirlediğimiz parametreler; yük ve yolcu taşımacılığından emisyon salınımını azaltma hedefli çevreci, akıllı ulaşım sistemlerinin öne çıktığı dijital, ithalat ve ihracat odağında yük taşımacılığının dikkate alındığı ihracat ve hareketlilik odaklı senaryolar oldu” diyen Karaismailoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Her senaryonun en iyi yönlerini hesaplayarak oluşturduğumuz Sürdürülebilir Senaryo ise önümüzdeki dönemin yatırımlarını şekillendirdi. Sürdürülebilir senaryoda ön plana çıkan ise demiryolu yatırımlarımızdır. 2019 yılında yük taşımacılığında demiryolunun oranı yüzde 3,13 ile yaklaşık 33 milyon ton olarak gerçekleşirken, 2023 yılında yüzde 5’i geçen bir oranla demiryolunun toplam payının 55 milyon tona çıkmasını bekliyoruz. Özellikle demiryollarında başlattığımız reform hareketi ile Cumhuriyet’imizin ilk yıllarından sonra ihmal edilen demiryollarını, 2003’ten bugüne hem yeniledik hem de yeni hatlarla zenginleştirdik. Demiryolunun taşımacılıktaki oranının 2029 yılında yüzde 11’in üzerine yükselmesini, 2053’te ise yaklaşık yüzde 22 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Böylece demiryolunun yük taşımacılığındaki payı 2019’dan 2053’e kadar 7 kat artacak. Yine Yurt Dışı Yük taşımacılığında da demiryolunun payını 10 kat artırmayı hedefliyoruz. Yolcu taşımacılığında ise yine 2053 Vizyonumuz için hedeflediğimiz, trenin payının 6 katın üzerinde artmasıdır. Böylece karayolunun 2023’te yüzde 71’in üzerine çıkacak yük taşımacılığındaki oranını, 2053’te yaklaşık yüzde 15 düşürmeyi hedefliyoruz. Bu rakamlar aynı zamanda karbon salınımının ciddi anlamda azaltılması anlamına geliyor. Demiryolunun payını hatırı sayılı ölçüde artması için planlarımızı yapıyor, hazırlıklarımızı gerçekleştiriyoruz. Burada özel araç kullanımının sahip olduğu pay net bir biçimde görüyorsunuz. 2023 ila 2053 beklentileri arasında özel araç ile yolcu taşımacılığının payını aynı tutmayı hedefliyoruz. Bu aynı zamanda çevreci yaklaşımımızı güçlendirecek, projelerimizin yakıt, çevre ve zaman tasarruflarını artırarak, projelerimizin millî servetimize olan katkılarını güçlendirecektir. 2023 yılında demiryolu ile taşınan yolcu sayısının yaklaşık 19,5 milyon olmasını öngörüyoruz. Bu rakamı sırasıyla 2035 yılında 145 milyonun, 2053 yılında ise 269 milyonu geçmesini hedefliyoruz.”
2053’TE BÖLÜNMÜŞ YOL AĞINI 38 BİN 60 KİLOMETREYE YÜKSELTECEĞİZ
2023 yılından 2053 yılına kadar geçen sürede yapılacak yatırımlarla Karayolu Hizmet Düzeyini en üst seviyeye çekerek ‘kesintisiz ve konforlu’ bir ulaşım tesis edeceklerini anlatan Karaismailoğlu, 20 yıllık çalışma ve yatırımla bölünmüş yol ağının 6 bin 101 kilometreden 28 bin 647 kilometreye, otoyol ağını ise 1714 kilometreden 3 bin 633 kilometreye çıkarıldığını belirtti. “2053’e geldiğimizde ise bölünmüş yol ağımızı 38 bin 60 kilometreye; otoyol ağımızı ise 8 bin 325 kilometreye yükselteceğiz” diyen Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2053 yılına kadar Aydın – Denizli Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu Hadımköy – Başakşehir Otoyolu, Kınalı – Tekirdağ Çanakkale Savaştepe Otoyolu, Çanakkale – Savaştepe otoyolu, Mersin – Erdemli – Silifke – Taşucu Otoyolu (Çeşmeli – Kızkalesi Kesimi) , Ankara – Kırıkkale – Delice Otoyolu, Antalya – Alanya Otoyolu, Sapanca – Afyonkarahisar Otoyolu, Samsun – Mersin Otoyolu, Trabzon – Habur Otoyolu, Afyon – Burdur Otoyolu, Alanya – Silifke Otoyolu, Delice – Samsun Otoyolu, Ankara – İzmir Otoyolu, Bozüyük – Afyonkarahisar Otoyolu, Çeşmeli – Erdemli – Silifke – Taşucu Otoyolu (Kızakalesi – Taşucu Kesimi), Denizli – Burdur – Antalya Otoyolu, Gerede- Merzifon – Bürgulak Otoyolu, Sivrihisar– Bursa Otoyolu, Şanlıurfa – Habur Otoyollarımız (Diyarbakır Bağlantı Yolu Dahil) tamamlanacak.”
DEMİRYOLU HAT UZUNLUĞU 2053’TE 28 BİN 590 KİLOMETREYE ÇIKARILACAK
Yıllarca kaderine terk edilmiş demiryollarının yeniden canlanması için, “Ana yurdu demir ağlarla örme” politikasının daha da ileriye taşınabilmesi için deyim yerindeyse ‘seferberlik’ ilan ettiklerine dikkati çeken Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Bu kapsamda da olumlu etkileri yalnızca ülkemize değil, dünyaya yansıyacak reform niteliğinde çalışmalara imza attık. 2 bin 505 kilometre olan sinyalli demiryolu hat uzunluğunu, rekor oranda yüzde 183 artırarak 7 bin 94 kilometreye ulaştırdık. 2 bin 82 kilometre olan elektrikli demiryolu hat uzunluğumuzu ise yüzde 188 oranında artırarak 5 bin 986 kilometreye yükselttik. Konvansiyonel hat uzunluğumuzu 11 bin 590 kilometreye ulaştırdık. 1.213 kilometrelik YHT hattı, 219 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Türkiye’mizi, bugün dünyada 8., Avrupa’da da 6. YHT işletmecisi ülke konumuna gururla taşıdık. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattını hizmete sunarak Asya’dan Avrupa’ya kesintisiz demiryolu bağlantısı sağladık. 2003 yılında 10 bin 959 kilometre olan demiryolu hat uzunluğunu, 13 bin 22 kilometreye çıkardık. Bu rakamı 2053’te 28 bin 590 kilometreye taşıyacağız” diye konuştu.
“Karayollarının üzerindeki yükü, demiryollarına aktarıyoruz” diyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Türkiye’nin potansiyelinden ve coğrafi üstünlüğünden en etkin biçimde yararlanılması için karayolları üzerindeki yolcu ve yük taşıma payının diğer ulaşım modlarına aktarılmasının önemini bildiklerini dile getirdi. Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’nda, demiryollarına özel bir yer verdiklerine işaret eden Karaismailoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yolcu ve yük taşımacılığı açısından demiryollarının, ülkemizin ulaşım ağındaki payı artırarak, demiryollarının yolcu taşımacılığındaki payını yüzde 1’den Avrupa ortalamasının üzerine yüzde 6,20’ye çıkaracağız. Bu da bugün 19,5 milyon olan yolcu sayımızın yaklaşık 270 milyona ulaşması demektir. Yolcu ve yük taşımacılığında karayolu payının azaltılmasının ulaşımdan kaynaklı karbon emisyonunun düşürülmesine de ciddi katkılar sağlayacağız. 2023 yılında, tüm ulaşım modları arasında, yük taşımacılığının, 2023 yılında 55 milyon ton ve yüzde 5,08 olması beklenen oran 7 kat artırılarak 440 milyon yükün demiryolu ile taşınması sağlanacak ve yüzde 18 olan Avrupa ortalamasının da üzerine çıkarak yüzde 21,93’e yükselteceğiz. Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’mıza göre; 2053 yılına kadar 6 bin 196 kilometre hızlı tren hattı, 1.474 kilometre konvansiyonel hat, 622 yüksek hızlı tren hattı ve 262 kilometre çok yüksek hızlı tren hattı olmak üzere 8 bin 554 kilometrelik demiryolu hattını tamamlamayı öngörüyoruz. Mevcut yüksek hızlı tren hatlarına ilave olarak 2053 yılına kadar tamamlanacak 622 kilometrelik yüksek hızlı tren hattının 546 kilometresi önümüzdeki yıl tamamlanacak. Ülkemizde yolcu ve yük taşımacılığında demiryollarının payının artırılması adına atılan adımlardan biri olan hızlı tren hatları, 2053 yılına kadar önemli derecede yaygınlaşacak, hızlı trenlerle bağlı il sayımız 8’den 52’ye çıkacak.”
LİMAN TESİS SAYISI 255’E ÇIKARILACAK
Türkiye’deki limanların rolünün ülke çapında taşımacılık modlarının entegre edilmesi, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası ulaşım koridorlarını doğudan batıya ve kuzeyden güneye bağlamak için giderek daha da önem kazandığını belirten Karaismailoğlu, 2023 yılında yaklaşık 254 milyon 343 bin ton yük taşıması yapıldığı, 2053 yılı için ise bu rakamın yaklaşık 420 milyon 978 bin ton olmasının planlandığını dile getirdi. Mevcutta liman tesis sayısı 217 olduğunu, bunun 2053 yılında 255’e çıkarılacağını bildiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Ulaşım Planlama Modelinde 2029 yılı itibariyle yer alan Kanal Projesi ile mevcutta İstanbul Boğazı’nda yaşanan gemi grafiğinin azaltılması ve ülkemizin jeopolitik konumundan kaynaklı gücünün daha da artması hedeflenmektedir” dedi.
HAVALİMANI SAYISI 61’E YÜKSELECEK
Türkiye’nin, Avrupa, Asya’nın Batısı ve Afrika için hem yolcu hem de yük trafiği açısından önemli bir hava ulaştırma merkezi konumunda olduğunun altını çizen Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hızla büyüyen ülke ekonomisi ve turizmini destekleyen 56 havalimanıyla Türkiye yoğun bir havalimanı şebekesine sahiptir. Bu rakam, 2053 yılına kadar 61’e yükselecek. Havalimanı ağımızın geliştirilmesi için yapımı devam eden ve planlanan projeler, Çukurova Havalimanı, Rize-Artvin Havalimanı, Bayburt-Gümüşhane Havalimanı, Yozgat Havalimanı, Antalya Havalimanı Genişletilmesi
Trabzon Havalimanı Genişletilmesi, Esenboğa Havalimanı Genişletilmesi, İstanbul Havalimanı 2.Etabı’dır. Ulaştırma ve Lojistik Altyapı Planı’mızda Lojistik alanı değerli bir yer tutmakta… Bu kapsamda Lojistik Faaliyetlerin ve Ulaştırma Stratejilerinin Geliştirilmesine Yönelik Önerilerimizi bazı ana başlıklar altında topladık. Hareketliliğin Artırılması politikaları, Taşımacılıkta Türlerin Dengelenmesi politikaları, Altyapının Optimum Kullanılması politikaları, Hizmet Kalitesi ve Operasyonel Verimliliğin Artırılması politikaları, Enerji Verimliliği ve Çevresel Duyarlılığın Artırılması politikaları, Emniyet ve Güvenliğin Artırılması politikaları, İnsan Kaynakları Kalitesi ve Verimliliğinin Artırılması politikaları, Teknoloji ve Dijitalleşme Seviyesinin Artırılması politikaları, Yatırım Olanaklarının İyileştirilmesi politikaları, İş Geliştirme Faaliyetlerinin Artırılması politikaları bu başlıklardır. Bugüne kadar 13 adet lojistik merkezi işletmeye açtık. Bu sayı 26’ya yükseltilecek ve ortaya harita gördüğünüz tablo çıkacak.”
HIZLI TREN BAĞLANTISI OLAN İL SAYISI 8’DEN 52’YE YÜKSELTİLECEK
“2053 Vizyonumuzun büyüklüğünü, yatırımlarımızın ve gelecek tasarımımızın kapsayıcılığını rakamla ifade etmek gerekirse; 5’er yıllık planlamalarımız sonunda 2053 yılına geldiğimizde; demiryolu, karayolu, denizyolu, havayolu ve haberleşme için 198 milyar dolar yatırım yapacağız” diyen Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Bu sadece karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu yatırımlarımızdan elde edilecek tasarruf faydalarımız 59 milyar dolar zamandan, 26 milyar dolar yakıttan, 10 milyar dolar kaza maliyetlerinden, 31 milyar dolar emisyon azalım maliyetlerinden ve 56 milyar dolar dış etkilerden olmak üzere yatırımlarımız toplam 176 milyar dolarlık tasarrufu hazinemize, yani milletimize kazandıracağız” ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı çerçevesinde yapılan yoğun çalışmalar sonucunda her bir sektör için hedefleri tek tek belirlediklerini dile getiren Karaismailoğlu, bu yolda 55 ülkeden üst düzey katılımcıların yer aldığı 12. Ulaştırma ve Altyapı Şûra’nın çıktılarının da ışık tuttuğunu söyledi. Karaismailoğlu, “Buna göre demiryollarımızda; yolcu taşımacılığının payı yüzde 0,96’dan yüzde 6,20’ye, yük taşımacılığınınki ise yüzde 5,08’den yüzde 21,93’e çıkartılacak. Hızlı Tren bağlantısı olan il sayısı 8’den 52’ye yükseltilecek. Bunların sonucunda; bir yılda taşıdığımız yolcu sayısını 19,5 milyondan 270 milyona, yükü ise 55 milyon tondan 448 milyon tona ulaştıracağız. Emniyetli, hızlı, verimli ve etkin bir altyapıya sahip olacak Türkiye’mizin demiryollarındaki toplam enerji ihtiyacının yüzde 35’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanacak. Demiryollarındaki bu dönüşüm karayollarımız üzerindeki yoğunluğu azaltması yönünden de son derece önemli. Bu yöntemle, karayollarımızdaki yıllık yük taşımacılığı payı yüzde 71,39’dan yüzde 57,47’ye düşürülecek. Akıllı ve otonom teknolojiler ile donatılmış, hızlı, emniyetli yol altyapısı ile kazalar azaltılacak. Milletimizin can ve mal güvenliği korunacak. Karayollarında fosil yakıt yerine elektrikli ve alternatif enerji kullanımı artırılacak. Bunun için ‘elektrikli şarj’ gibi elektrikli araçlar için uygun altyapılar oluşturulacak” diye konuştu.
YEŞİL LİMAN UYGULAMALARI YAYGINLAŞTIRILACAK
Mavi Vatanının temeli, uluslararası ticaretin, ulaşımdaki entegrasyonunun kilit noktası denizyollarında ise liman tesisi sayısının 217’den 255’e çıkarılacağını belirten Karaismailoğlu, Yeşil Liman uygulamalarının yaygınlaştırılarak, limanlarda yüksek oranda yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmasının sağlanacağını kaydetti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Otonom gemi seferleri geliştirilecek ve limanlarda otonom sistemler ile elleçleme verimliliği artırılacak. Limanların aktarma hizmeti kapasitesi genişletilerek bölge ülkelerine hizmet verebilecek çok modlu ve kısa mesafeli deniz taşıma altyapısı geliştirilecek. Ve tabii yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da en önemli ulaşım projelerinden olan Türkiye’nin denizyolu taşımacılığındaki rolünü güçlenecek ve Karadeniz’i, Türk Ticaret Gölü haline dönüşecek Kanal İstanbul ile İstanbul Boğazı’nda seyir emniyeti artırılarak, gemi trafiği azaltılacak” diye konuştu.
LOJİSTİK PERFORMANS ENDEKSİ SIRALAMASINDA İLK 10 ÜLKE ARASINDA YER ALINACAK
“Havacılık sektörü yaklaşımımızı bugüne kadar Cumhurbaşkanı’mızın ifadesiyle ‘Havayolu halkın yolu olacak’ sözüyle özetledik. Buna inandık ve bunu başardık” diyen Karaismailoğlu, İstanbul Havalimanı’nın, bu alandaki başarıların bir sembolüne dönüştüğünü söyledi. “Kimse oradan uçmaz” denilen İstanbul Havalimanı’nın, 2020 yılında Avrupa yolcu trafiği sıralamasında birinci sırada yer aldığının altını çizen Karaismailoğlu, ilk işletme yılında, garanti edilen 233,1 milyon avroluk dış hat yolcu gelirinin aşıldığını, Hazine’ye 22,4 milyon avro tutarında ek ödeme yapıldığını vurguladı. Emisyon izleme, raporlama, doğrulama altyapısının oluşturulacağını ve karbon emisyonlarının stratejik şekilde yönetileceğine dikkati çeken Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Havayolları taşımacılığında çevre dostu bio-yakıt veya sentetik yakıt üretimi yapılacak. Bölgesel havayolu kargo taşımacılığı daha da geliştirilecek. Ticaretimizin dinamosu lojistik sektörümüz için de hedeflerimiz net. 2053 yılına kadar; lojistik merkez sayısı 13’ten 26’ya çıkarılacak. Lojistik Performans Endeksi sıralamasında ilk 10 ülke arasında yer alınacak. Kuru liman sistemi geliştirilecek ve yaygınlaştırılacak. Orta Koridorda lojistik bir üs haline gelinecek. Uluslararası standartlarda etkin işletme yönetiminin benimsendiği lojistik merkez sayısı artırılacak. Dijital dönüşüm desteklenecek ve gümrük kontrol süreçlerinin hızlandırılacak ve etkinliği artırılacak” ifadelerini kullandı.
HEDEFLERİMİZİ DUYAN BAZILARI HEMEN BİR KULP TAKMAYA BAŞLAYACAK
“Bu hedeflerimizi duyan bazılarının hemen bir kulp takmaya, ‘Yapamazlar, edemezler’ demeye başlayacaklarını biliyoruz” diyen Karaismailoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz onların karalama çabalarını da iftiralarını da yalanlarını da milletimizin vicdanına ve adalete havale ettik. Onlara en güzel cevabımız bugüne dek yaptıklarımızdır. 2003-2021 yılları arasında ulaştırma ve haberleşme alanlarına 172 milyar dolardan fazla yatırım yaptık. Bunun sonucunda da yalnızca 520,1 milyar dolarlık GSYH’ye katkımız bile yatırım miktarının 3 katından fazladır. Ayrıca üretime katkımız 1,079 milyar dolar ve istihdama ise 17,9 milyon kişi katkı sağlandık. 20 yılda ülkemize kazandırdıklarımız ortada. Yatırım ortada, hizmet ortada, ekonomimizin gücüne güç katacak katkılar ortada. Milletimizin refahı için ilmek ilmek işlenen 20 yıl ortada. Bundan sonra da 2022’de başlamak üzere 2053’e kadar, 30 yıl içinde; 198 milyar dolar yatırım yapacak, bu yatırımlarımızın karşılığını da yine misliyle alacağız. 2053 yılına kadar GSYH’ya katkımız 1 trilyon doları bularak, yatırım bedelinin 5 katından fazlasını kazandıracak. Üretime katkımız ise yaklaşık 1,94 trilyon dolar ile yatırım bedelinin yaklaşık 10 katını kazandıracak. İstihdama katkımız ise 2053 yılında 27,7 milyon kişiyi bulacak. AK Parti Hükümetleri olarak, 20 yılda ülkemizin ulaşım ve haberleşme alanlarına 1 trilyon 337 milyar 250 milyona yakın yatırım yaptık. Ülkemizi uluslararası ticaret yollarının kalbi, Yeni İpek Yolu’nun ana güzergahı haline getirme hedefimiz doğrultusunda, başta Çin olmak üzere Uzak Doğu ülkelerini Avrupa kıtasına bağlayan güzergahın, bilinen adıyla Orta Koridor’un önemli bir halkası olduk. Dünya ile ekonomik, ticari ve sosyal bağlarımızı güçlendiren tüm ulaşım ve haberleşme yatırımlarımızla hedefimiz, bütünsel kalkınmamızı desteklemek, insanımızın yaşam kalitesini yükseltmek, milletimizin her bir ferdinin bu zenginleşmeden yararlanmasını sağlamaktır. ‘Hizmet siyaseti’ anlayışının temsilcileri olarak, karayolundan havayoluna, demiryolundan denizyoluna tüm ulaşım modlarını bu anlayışla, planlı şekilde zenginleştirmek için yatırımlarımıza aralıksız devam ediyoruz. AK Parti hükümetleri olarak, hızlı ve etkili çalışarak, yaklaşan yeni çağa uygun yolcu, yük ve veri taşıma altyapısını en kısa sürede tamamlayıp, ‘Gelişmekte olan’ değil, ‘gelişmiş dünyanın’ öncü ülkesi olmaya kararlıyız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Katar Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin vefatı dolayısıyla taziye ziyareti için gittiği Katar’ın başkenti Doha’ya ulaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamad Uluslararası Havalimanı’nda Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani tarafından karşılandı.
Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan da eşlik ediyor.
FETÖ’cüler “Akaryakıt istasyonu sahiplerine nasıl kumpas kuruyorlar” FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?
FETÖ’ye bağlı Takım elbiseli teröristler” Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar bu teröristlere kimler yardım ediyor .Akaryakıt istasyonu sahiplerine nasıl kumpas kuruluyor ,dağıtım şirketindeki yöneticiler bu işe nasıl katkı sağlıyorlar .Bu rant nasıl paylaşılıyor .Akaryakıt istasyon sahibini nasıl kıskaca alıyorlar .Petrol imamı ,Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar .
FETÖ’cüler | Milletimize kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
FETÖ’cüler | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.