Connect with us

Dünya

“Ülkemiz, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla yürümektedir”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Ülkemiz, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda, ekonomide kendi yolunu çizmiştir ve bu istikamette kararlılıkla yürümektedir. Türkiye’nin ihtiyacı faizi yükseltmek değil, yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı ve cari fazlayı artırmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Sözlerime Gaziantep ve Mardin’de meydana gelen trafik kazalarında hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum. Bu kazalarda ve Rize’de meydana gelen bir başka kazada yaralanan vatandaşlarımıza da Allah’tan şifa niyaz ediyorum. Gaziantep ve Mardin’deki elim kazalar tüm boyutlarıyla soruşturulmaktadır.

Biz ülkemizin dört bir yanında vatandaşlarımız güvenle, konforla, hızla istedikleri yerlere gidebilsinler, lojistik hizmetleri kesintisiz sürdürebilsin diye Cumhuriyet tarihinin en büyük ulaştırma yatırımlarını yaptık. Buna rağmen böyle akıl almaz facialarla karşılaşmaktan dolayı üzüntülüyüz. Yapılan soruşturmalar neticesinde failler hakkında gereken işlemler elbette yapılacaktır. Bununla kalmayacak, benzer kazaların bir daha yaşanmaması için trafik ve araç güvenliği başta olmak üzere her alanda ihtiyaç duyulan tedbirleri belirleyerek süratle uygulamaya geçireceğiz. Attığı her adımı ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesine göre belirleyen bir hükûmet olarak, önce insan anlayışıyla bu meselenin de üstesinden gelmekte kararlıyız. Araçla veya yaya olarak trafiğe çıkan vatandaşlarımızı bir kez daha kuralları harfiyen riayet etmeye, can ve mal güvenliklerini tehlikeye atacak her türlü davranıştan uzak durmaya davet ediyoruz. Tabii bu vesileyle burada ciddi manada mağduriyetler de söz konusu, bunun için de gerek devlet olarak 250+50 Aile Sosyal Politikalar Bakanlığımız ve bunun yanında firmanın da 250 desteği ile bu olayda hayatını kaybeden kardeşlerimizin ailelerine destek sağlamış oluyoruz.

Rabbimden ülkemizi ve milletimizi her türlü kazadan, afetten, musibetten muhafaza eylemesini diliyorum.

Son Kabine Toplantımızdan bu yana ülkemizi ve milletimizi yakından ilgilendiren pek çok çalışma gerçekleştirdik.

Yüksek Askerî Şûra Toplantımızda Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizdeki terfileri görüşüp karara bağladık, ardından da görevlendirmeleri yaptık. Şanla, şerefle yürüttükleri görevlerini başarıyla tamamlayarak emekliye ayrılan tüm komutanlarımıza ülkemize olan hizmetleri dolayısıyla şahsım ve milletim adına teşekkür ediyoruz. Yeni rütbeleri ve görevleriyle ülkemize çok önemli hizmetlerde bulunacaklarına yürekten inandığımız subaylarımıza da Rabbimden başarılar diliyoruz.

Bilindiği gibi salgın döneminde şehir ziyaretlerimizi seyrekleştirdiğimiz için pek çok ilimize iki üç yıldır gitme imkânı bulamamıştık. Bir süredir hafta sonlarını mümkün olduğu kadar şehir ziyaretlerimizle değerlendirmeye gayret gösteriyoruz.

Bu çerçevede 6 Ağustos’ta Kocaeli’ni ziyaret ettik. Bu ziyaretimizde önce bu şehrimize değer katan iş dünyamızla bir araya geldik, ardından da toplu açılış töreninde vatandaşlarımızla buluşup hasret giderdik. Bizleri bağrına basan vatandaşlarımızla hasbihal etmenin yanında, yatırım tutarı 8,5 milyar lirayı geçen yüzlerce eserin de toplu açılış törenini gerçekleştirdik.

“ÜLKEMİZİ HAK ETTİĞİ YERE ÇIKARMA MÜCADELEMİZİ BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”

Dünyanın en yaygın altıncı diplomatik misyonuna sahip ülkesi olarak her yıl büyükelçilerimizi ülkemizde bir araya getirerek kapsamlı istişareler yapıyor, beraberce yeni hedefler belirliyoruz. Bu yıl “2023 ve Ötesinde Akil ve Müşfik Türk Diplomasisi” temasıyla düzenlenen toplantı vesilesiyle 8 Ağustos’ta büyükelçilerimizle geçmişten bugüne uzanan ve geleceği kucaklayan bir ufuk turu yaptık. İnşallah, ‘dünya beşten büyüktür’ diyerek ifade ettiğimiz küresel yönetim sistemindeki değişimde, ülkemizi hak ettiği yere çıkarma mücadelemizi diplomatlarımızla birlikte başarıya ulaştıracağız.

Aynı gün akşam Hüseyin Gazi Vakfı Dergâhında Alevi Bektaşi vatandaşlarımızla birlikte Muharrem Orucu’nu açtık, kendileriyle muhabbet ettik. Türkiye’nin ve Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz canlarımızla önümüzdeki günlerde daha yakın, hasbi ve ortak değerlerimize odaklı çalışmalar yürüteceğiz.

Dünyanın önde gelen deniz sondaj filosu sahibi bir ülke hâline geldiğimizin somut örneklerinden olan Abdülhamid Han Gemimizi 9 Ağustos’ta Mersin Taşucu’ndan Antalya Gazipaşa açıklarındaki görev yerine uğurladık. Karadeniz’de keşfettiğimiz 540 milyar metreküplük doğal gaz sevincimizi yeni müjdelerle taçlandıracağıma inandığımız bu sondaj gemimiz, aynı zamanda Akdeniz’deki haklarımızı ve çıkarlarımızı savunma irademizin de bir sembolüdür.

Bu güzel uğurlama töreninin ardından Akkuyu’daki nükleer santral inşaatımıza giderek incelemelerde bulunduk. İnşallah, bu santralin ilk ünitesini önümüzdeki yıl devreye alarak ülkemizi enerjide dışa bağımlılıktan kurtarma yolunda yeni bir adım daha atacağız.

Aynı gün akşam saatlerinde de Konya’da düzenlenen 56 farklı ülkeden sporcunun iştirak ettiği 5. İslami Dayanışma Oyunları’nın açılışını yaptık. Azerbaycan Cumhurbaşkanı değerli kardeşim İlham Aliyev başta olmak üzere çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının da açılışına katıldığı İslami Dayanışma Oyunları’nın sporun dostluğu ve kardeşliği birleştirici, bütünleştirici, tahkim edici vasfına katkıda bulunmasını diliyorum.

Balkanlar’daki dost ve kardeşlerimizle yakın ilişkilerimizi sürdürmeye, bilhassa bölgede kırılganlığın arttığı şu dönemde özel önem veriyoruz. Bu kapsamda 10 Ağustos’ta Arnavutluk Başbakanı Sayın Edi Rama’yla bir araya geldik. İnşallah, Eylül’ün ilk haftasında da üç ülkeyi kapsayan bir Balkan turuna çıkacağız. Aynı gün Slovenya Cumhurbaşkanı Sayın Pahor’u ülkemizi resmî ziyareti vesilesiyle Külliyemizde misafir ettik.

“SINIRLI SU KAYNAKLARINI VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANMAK İÇİN BARAJ İNŞASINA ÖZEL ÖNEM VERİYORUZ”

Türkiye’nin sınırlı su kaynaklarını en etkin ve verimli şekilde kullanmak için baraj inşasına özel önem veriyoruz. Son 20 yılda ülkemize kazandırdığımız 605 yeni hidroelektrik santraliyle baraj sayımızı 703’e çıkararak bu doğrultuda önemli mesafeler kat ettik. Sulama ve içme suyu amaçlı barajlarla bu sayının 930’u bulduğunu da belirtmek isterim. Yaptığımız yatırımlar sayesinde ülkemizi hidroelektrik güç bakımından dünyada dokuzuncu sıraya yükselttik. Su depolama kapasitemizi 180 milyar metreküpün üzerine çıkartarak hem kuraklığa, hem de sel baskınlarına karşı önemli bir altyapı kurduk. Devlet Su İşlerimizin düzenlendiği bir törenle 11 Ağustos’ta 34 hidroelektrik barajını daha hizmete alarak bu alandaki gücümüzü daha da arttırdık. Resmen hizmete aldığımız barajlarımızın bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

İstanbul Medeniyet Üniversitemizin 1 milyon kitap kapasiteli yeni kütüphanesinin açılışı 12 Ağustos’ta yaparken, ülkemizin kütüphane atılımıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapma imkânı da bulduk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içindeki Millet Kütüphanesi’nin artık ülkemiz sınırlarını da aşan prestiji bize doğru istikamette gittiğimizi işaret ediyor.

Önceki hafta sonunda il ziyaretimizin durağı Çorum’du. Burada hem yatırım bedeli 3 milyar 263 milyon lirayı bulan eser ve hizmetlerin resmî açılışını yaptık, hem de Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi’nde inşasına başlanan çok önemli bir savunma sanayi projesinin temelini attık. Üç ayrı fabrikadan oluşan ve ilk etabını 2023 Mayıs’ında hizmete almayı planladığımız 6 milyar liralık bu yatırım, yılda 2 milyar liralık katma değer üreterek cari açığımızın azalmasına 4 milyar lira katkıda bulunacaktır. Makine ve Kimya Endüstrisi Şirketimizin teknoloji ve bilgi birikimi desteğiyle kurulan bu tesis, her şeyiyle yüzde 100 yerli ve millî bir eser olacaktır.

Aynı gün akşam Nevşehir’de Hacı Bektaşi Veli Anma Programı’nda Hünkârın, ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ tevhidini cem olduğumuz canlarla paylaştık. Hazreti Hünkâr’ın ‘Gelin canlar bir olalım’ çağrısına milletimizin, İslam âleminin ve dünyanın her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğu bir dönemde Hacıbektaş’tan verdiğimiz mesajların tüm gönüllerde makes bulduğuna inanıyorum.

Malezya Kralı Sayın Sultan Abdullah’ın 16 Ağustos’ta ülkemize yaptığı resmî ziyareti iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyorum. Ve dün akşam da ailece birlikte İstanbul’da bir arada olduk ve oradan da yine hem iki ülke arasında bundan sonra atacağımız adımların da müzakeresini birlikte yaptık.

“TAHIL KRİZİNİN ÖNÜNE GEÇECEK MEKANİZMANIN KURULMASI BİZİM GAYRETLERİMİZLE MÜMKÜN OLMUŞTUR”

Dünyanın en önemli kriz başlığı olan Rusya-Ukrayna Savaşı, ülkemizle birlikte tüm insanlığı ilgilendiren sonuçlar doğuran etkileriyle devam ediyor. Türkiye olarak bu savaşın önce önüne geçmek, ardından da barışla sonuçlanması için her türlü gayreti gösterdiğimize herkes şahittir. Tahıl krizinin önüne geçecek mekanizmanın kurulması da yine bizim gayretlerimizle mümkün olmuştur. Dünya tahıl üretiminin üçte birinden fazlasını Rusya ve Ukrayna’nın gerçekleştirdiği göz önüne alındığında, sadece Ukrayna tahılının ülkemiz üzerinden dünyaya gönderilmeye başlaması bile insanlık için başlı başına kritik bir gelişmedir.

Ülkemizin Rusya-Ukrayna krizinde sergilediği dengeli, barışçıl ve çözüm odaklı yaklaşımın önümüzdeki günlerde diğer alanlarda da müspet neticelere tahvil edilmesi için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Ağustos’un beşinde Soçi’de Sayın Putin’le bu konunun yanı sıra, iki ülke ilişkilerini, bölgemizdeki diğer gelişmeleri ve elbette Ukrayna savaşını enine boyuna konuşma-görüşme imkânı bulmuştuk. Geçtiğimiz Perşembe günü de Ukrayna’ya giderek Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres’in de katılımıyla benzer bir görüşmeyi Sayın Zelenski’yle birlikte yaptık. Amacımız, inşallah uzak olmayan bir tarihte Sayın Putin ile Sayın Zelenski’yi de ülkemizde bir araya getirerek bu krizi kökünden çözecek yolu açmaktır.

Cuma günü İstanbul Esenler’de ülkemizin en büyük kentsel dönüşüm projesinin ilk etabının konut teslim töreninde vatandaşlarımızla bir araya geldik. Bu töreni, ülkemizin yakın tarihindeki en büyük felaketi ve acısı olan 17 Ağustos 1999 depreminin 23. yıldönümünde kayıplarımızı andığımız günlerde gerçekleştirmiş olmamızı ayrıca anlamlı buluyorum. Esenler’deki 60 bin konutluk kentsel dönüşüm projesi, konutları, eğitim ve ibadet kurumları, yeşil alanları, her türlü sosyal ve kültürel ihtiyacı karşılayacak alanlarıyla gerçekten İstanbul’a yakışır bir eserdir. Zemin+3 veya 4 gibi apartmanlardan oluşan bu eserlerimizle inanıyorum ki oraya gelecek vatandaşlarımız bizlere çok çok dualarda bulunacaktır.

İnşallah TOKİ ve Esenler Belediyemizin iş birliğiyle yürütülen, yılsonuna kadar 5 bine yaklaşacak konut teslimine ulaşacak bu projeyi etap etap süratle tamamlayacağız.

Cumartesi günkü il ziyaretimizin adresi Manisa idi. Burada önce bir üzüm bağında üreticilerimizle hasbihal ettik, ardından da toplu açılış töreninde Manisalı vatandaşlarımızla bir araya geldik. Tabii hasbihal ederken beklentilerini de sorduk ve bu beklentilerin ardından da meydanda fiyatı açıkladık. Şehrimize kazandırdığımız 4 milyar 665 milyon liralık eser ve hizmetlerin resmî açılışını yaparken, kuru üzüm alım fiyatını da kilogramda 27 lira olarak açıklayarak üreticilerimize müjdemizi verdik.

Tabii burada birer ikişer cümleyle ifade ettiğimiz hususların dışında gerçekleştirdiğimiz çok sayıda ikili görüşme, toplantı ve programla ülkemize hizmet edecek, milletimizin beklentilerini karşılayacak çalışmalar yaptık.

Bugün basın toplantımızın ardından Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizin Mezuniyet Töreni’ne iştirak edeceğiz.

Yarın Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas’ı misafir edecek, Çarşamba günü Müteahhitler Birliği’nin ödül törenine katılacağız. Perşembe günü Ahlat’tayız, Cuma günü Malazgirt’te olacağız. Sayın Bahçeli’yle birlikte bu iki önemli programımızı inşallah gerçekleştireceğiz. Anadolu’yu bizlere vatan olarak bırakan ecdadımızı yâd edeceğiz. Cuma namazımızı inşallah Malazgirt’te kılacağız. Diyanet İşleri Başkanımızın imametinde inşallah Cuma namazımızı orada ifa edeceğiz.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI YOLUNDA DURMADAN, DURAKSAMADAN ÇALIŞMAYA, DEVAM EDECEĞİZ”

Önümüzdeki haftanın ilk gününü de Büyük Taarruz’un 100. yılının heyecanını Kütahya ve Afyonkarahisar’daki programlarda vatandaşlarımızla birlikte yaşayacağız.

Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda durmadan, duraksamadan çalışmaya, eser ve hizmet üretmeye, mücadeleye kesintisiz devam edeceğiz.

Türkiye geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız güçlü altyapının üzerinde hem asırlara sâri kayıplarını telafi etme, hem de hedeflerine ulaşma yolunda kritik bir dönemeçten geçmektedir. Bu seviyeye gelene kadar vesayetten terör örgütlerine, darbecilerden ekonomik tetikçilere kadar karşımıza her türlü engeli çıkardılar, her yolu denediler. Millî iradenin üstünlüğünü tesis edip vesayeti etkisizleştirmek, sınırlarımızın ötesine geçen harekâtlarımızla terör örgütlerinin başını ezmek, darbecilere ülkeyi dar etmek suretiyle hamdolsun mücadelemizin önemli bir kısmını kazandık.

Son dönemde ülke ve millet olarak bizi en çok zorlayan konunun ‘faiz-kur-enflasyon’ denklemiyle sınandığımız ekonomi alanı olduğu bir gerçektir. Dünyadaki gelişmeleri ve ülkemizin gücünü dikkate alarak ekonomimizi mahvetme tehdidi gibi açık ve alçak bir saldırıya maruz kaldığımız 2018’den itibaren bu alanda yeni programı hayata geçirmeye başladık. Ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme esasına dayanan bu programın teorik arka planının ve uygulamadaki mantığının anlaşılması biraz vakit aldı.

“EKONOMİDE KÖKLÜ BİR DÖNÜŞÜMÜ ADIM ADIM HAYATA GEÇİRDİK”

Biz ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı, nasıl yapacağımızı gayet iyi bildiğimiz için bu tür tartışmalara kulak asmadan işimize baktık, ekonomide köklü bir dönüşümü adım adım hayata geçirdik. Bizim yıllar önce yaptığımız önceliği istihdama ve üretime verme tercihine bugün gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın da yönelmeye başladığını görüyoruz. Elbette mandacı iktisatçılar programı kötülemek için hâlâ dünyadaki örnekleri görmezden gelmeye, verilerin yarısını anlatıp diğer kısmının üzerini örtmeye, yatmaya devam ediyor. Akıl ve vicdan sahibi iktisatçılarımız ise; detaylara ilişkin kimi eleştirilerini söylemekle birlikte programımızın mantığını ve amacını biraz mahcup ifadelerle olsa da takdir ediyor.

Her şeyden önce şu hususun altını tekrar çizmek isterim: İktisat teorileri ve uygulamaları fizik ve matematik bilimleri gibi her yerde geçerli kuralları, formülleri, denklemleri olan konular değildir. Bu alana ilişkin teoriler ve uygulamalar her ülkenin, her toplumun şartlarına, kültürüne, birikimine, kabiliyetine, gücüne göre değişiklik gösterir. Yani bir ülkede başarılı olan bir modelin diğerinde de aynı sonucu vereceğinin garantisi yoktur. Kendi eğitimlerine ve donanımlarına göre ülkemizde ısrarla belirli iktisat modellerinin uygulanmasını isteyenlerin fanatizmi akılcılıklarından değil tembelliklerinden veya gerideki başka çıkar ilişkilerinden kaynaklanır. Biz bu hakikatleri bildiğimiz için birilerinin ne dediğine değil ülkemizin neye ihtiyacı olduğuna, milletimize verdiğimiz sözleri nasıl yerine getirebileceğimize bakıyoruz.

“BUGÜN YAŞADIĞIMIZ ENFLASYON, KÜRESEL GELİŞMELERİN TETİKLEDİĞİ DENGESİZ FİYAT HAREKETLERİNİN SONUCUDUR”

Bugün itibariyle bütün dünya yüksek enflasyon gerçeği ve işsizlik tehdidiyle boğuşuyor. Türkiye ise, kendi ekonomik modeli sayesinde tarihinin en yüksek üretim, ihracat ve istihdam seviyelerine ulaşarak bu iki tehditten asıl yıkıcı olanın üstesinden gelmeyi peşinen başarmıştır.

Enflasyon rakamlarımızın nominal olarak çok yüksek seyretmesi elbette üzüntü vericidir. Ama burada asıl dikkat edilmesi gereken, enflasyon düzeyinin genel ekonomi üzerinde yol açtığı sonuçlardır. Biz enflasyon rakamlarının insanlarımızın hayatındaki olumsuz etkilerini her kesimin gelir seviyesini yükselterek bertaraf etmeye çalışırken, aynı zamanda enflasyonu düşürecek tedbirleri de alıyoruz. Buna karşılık uzunca bir süredir enflasyonsuz ekonomik iklimde yaşamaya alışmış ülkelerde bizimkiyle mukayese edildiğinde daha küçük gözüken oranların etkileri çok daha derin ve yıkıcı hissediliyor.

Ülkemizde yaklaşık 1 yıldır yaşadığımız yüksek enflasyonu 1994 ve 2001 krizleriyle karşılaştırmak sadece bize değil vatandaşlarımıza da yapılmış bir büyük haksızlık olur. Çünkü bugün yaşadığımız enflasyon bütçe ve işsizlik kaynaklı değil küresel gelişmelerin tetiklediği dengesiz fiyat hareketlerinin sonucudur, yani maliyet odaklı enflasyondur. Fiyatların artması istenmeyen bir durum olmakla birlikte, bütçenin güçlü, üretimin dinamik, istihdamın yüksek olduğu bir ortamda üstesinden gelinmesi mümkün bir sorundur.

Geçmişte ülkemizi dünyanın pek çok yerinde yapıldığı gibi finansal dalgalanmalar ve varlık hareketleri üzerinden soymayı alışkanlık hâline getirenler, bizi aynı yola sokmak için canhıraş bir gayret içindedirler. Ama ülkemiz büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda ekonomide kendi yolunu çizmiştir ve bu istikamette kararlılıkla yürümektedir. Türkiye’nin ihtiyacı faizi yükseltmek değil yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı ve cari fazlayı artırmaktır. Gelişmiş ülkelerdeki bizden daha derin farklar içeren politika faizleriyle enflasyonları arasındaki ilişkiye hiç bakmayıp Türkiye’deki durumu felaket tellalı edasıyla anlatanların niyetleri başkadır.

“BUGÜN TÜRKİYE, HER ALANDA BİR BAŞKA LİGİN, BİR BAŞKA DÜNYANIN OYUNCUSUDUR”

Bugünkü ekonomi programımızı 10 yıl önce, 15 yıl önce, 20 yıl önce belki bu cesaret ve kararlılıkla uygulamayabilirdik. Çünkü o dönemlerde siyasi ve askerî gücümüz gibi, ekonomik altyapımız da henüz böyle bir politikayı destekleyecek seviyede değildi. Ama bugün Türkiye, her alanda bir başka ligin, bir başka dünyanın oyuncusudur. Kendi krizlerinin yükünü azaltmak için bizim politikamıza benzer ve hatta daha ileri adımlar atan gelişmiş ülkeler görüyoruz. Aynı ülkelerdeki kimi çevrelerin Türkiye gibi potansiyellerini en üst seviyede kullanmaya başlayan yerlere karşı eski politikaları dayatmaları ise, iyi niyetlerinden değil kendi çıkarlarının derdine düşmelerinden kaynaklanıyor. Hiç kimse kusura bakmasın, o eski Türkiye artık geride kaldı. Biz tıpkı güvenlik politikalarımız gibi, enerji politikalarımız gibi, sanayi politikalarımız gibi, sosyal politikalarımız gibi ekonomi politikamızı da kendi ihtiyaçlarımıza ve çıkarlarımıza göre belirlemeyi sürdüreceğiz.

Geçtiğimiz 20 yılda yaptığımız her eğitim yatırımı, her sağlık yatırımı, her ulaştırma yatırımı, her enerji yatırımı, her tarım yatırımı, her teknoloji yatırımı, velhasıl inşa ettiğimiz her altyapı işte bugünler içindi. Bu yatırımları küresel finans baronlarına daha çok kaynak aktarmak için değil değerli kardeşlerim, kendi vatandaşlarımızın hayat seviyesini yükseltmek, geleceğini güçlendirmek için yaptık. Bugüne kadar 650 milyar dolarlık bir yatırımla ülkemizin konut altyapısının üçte ikisine yakınını yeniledik. Bugüne kadar 184 milyar dolara yakın bir yatırımla ülkemizin ulaşım altyapısını kendisinin ve bölgesinin ihtiyaçlarını karşılayacak hâle getirdik. Bugüne kadar 250 milyar dolarlık bir yatırımla ülkemiz yollarında dolaşan taşıtları yeniledik, çoğalttık. Bugüne kadar 100 milyar doların üzerinde bir yatırımla ülkemizin kurulu enerji gücünü hedeflerine uygun bir seviyeye çıkardık. Bugüne kadar sanayicilerimiz 1,5 trilyon dolarlık bir yatırımla makine ve ekipman altyapılarını yenilediler, güçlendirdiler. Velhasıl diğer alanlarla birlikte toplamda 3,5 trilyon dolarlık bir yatırımla her alanda ülkemizi bugünlere hazırladık. Şimdi bu emeklerin, bu çabaların, bu fedakârlıkların, bu gayretlerin neticesini alma vaktidir. Şimdi tüm unsurlarıyla büyük, güçlü, müreffeh, özgür Türkiye’yi hızla inşa etme vaktidir. Şimdi bizden sonraki nesle bırakacağımız en büyük miras olan 2053 vizyonumuzu şekillendirme vaktidir. Çevreden ulaştırmaya, enerjiden sanayiye, tarımdan konuta kadar pek çok alanda bu vizyonun sütunlarını yükseltmeye de başladık. Hiç kimsenin siyaset mühendislikleriyle, sinsi tuzaklarla, naftalin kokulu sosyal gerilim projeleriyle bizi bu hedefe ulaşmaktan alıkoymasına izin vermeyeceğiz.

“YENİ EKONOMİ MODELİMİZ ÇERÇEVESİNDE İSTİHDAMA, ÜRETİME, İHRACATA ODAKLANMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Biz yeni ekonomi modelimiz çerçevesinde istihdama, üretime, ihracata odaklanmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin yeniden yarım asrı aşkın süredir oynanan oyunlarla sıcak para sömürgesi hâline dönüştürülmesine rıza göstermeyeceğiz. Bizim ekonomi modelimizde yatırım yapan kazanacak, çalışan kazanacak, ticaret yapan kazanacak, bunların hasılasıyla da devlet kazanacak, bütçe kazanacak.

Hükûmete geldiğimiz günden beri üzerinde titizlikle durduğumuz bütçe disiplininden bundan sonra da asla taviz vermeyeceğiz. Ülkenin kazancını devletinin kazancına dönüştürüp, bunu da millete eser olarak, hizmet olarak, destek olarak aktarma kararlılığımızdan en küçük bir geri adım atmayacağız. Büyümeden istihdam ve ihracata, bütçe gerçekleşmelerinden, küresel ticaretten aldığımız paya kadar tüm rakamlar ekonomi programımızın öngörülerine uygundur.

Vatandaşlarımızdan ve iş dünyamızdan tek ricam; kendi ülkelerine ve dolayısıyla kendi paralarına güvenmeleridir. Tasarrufları kendi paramızla yaparken, döviz ve altın gibi alternatiflerdeki kazanımlara karşı koruyacak her türlü mekanizmayı oluşturduk. Artık hiç kimsenin sadece parasının değerinden endişe ederek dövize ve altına yönelmesi için sebep kalmamıştır. Tasarruflarını hâlen döviz ve altında tutan vatandaşlarımızı buralardaki kazançlarını da garanti altına alan Türk Lirası mevduatlara dönmeye davet ediyorum. Kendi alın terimizle, kendi kaynaklarımızla kazandığımız parayı dövizde tutarak başkalarının suyunu değirmen taşımaya, altında tutarak hareketsiz bırakmaya hiçbirimizin hakkı olmadığına inanıyorum. Unutmayınız, hepimiz de aynı Türkiye gemisinin içindeyiz. Bu gemi hızla yol alırsa kazanan hepimiz olacağız. Bu gemi güvenlik gibi ekonomi üzerinden açılan deliklerden de su alarak batarsa hepimiz boğulacağız.

Kamu finans kuruluşlarından iş dünyamızı ve vatandaşlarımızı desteklemek için verdiğimiz düşük maliyetli Türk Lirası’nı götürüp dövize veya altına yatırmak, Türkiye gemisinde delik açmak demektir. Devletin üretimi ve istihdamı teşvik etmek için sağladığı kolaylıkları amacı dışında kullanmak, Türkiye gemisinde delik açmak demektir. Evine, arsasına, arabasına, stoktaki malına, verdiği hizmete, sattığı ürüne, enflasyonla ve girdi maliyetleriyle izahı olmayan fiyatlar koyarak piyasanın dengesini bozmak, Türkiye gemisinde delik açmak demektir. Sırf paradan para kazanmak adına yapabileceği yatırımı yapmamak, çalıştırabileceği işçiyi çalıştırmamak, üretebileceği ürünü üretmemek, satabileceği malı satmamak; Türkiye gemisinde delik açmak demektir.

“GIDADAKİ DENGESİZ FİYAT ARTIŞLARINA KARŞI KOOPERATİF MARKETLERİ DEVREYE SOKTUK”

Biz görünen ve görünmeyen yönleriyle tüm bu gelişmeleri harfiyen takip ediyoruz. Tespit ettiğimiz sorunların çoğunun hukuki değil ahlaki temelli olduğunu gördüğümüz için kimi yerde kamunun alternatif imkânlarını kullanarak, kimi yerde ikazlarımızı yaparak çözüm yolları arıyoruz. Mesela bu çerçevede piyasada denetimleri sıkılaştırdık, gıdadaki dengesiz fiyat artışlarına karşı kooperatif marketleri devreye soktuk. Dövize ve altına yönelen kredi akışlarının önünü kestik. Çay, fındık, buğday, arpa ve üzüm gibi tarım ürünlerine üreticilerimizin alın terinin hakkı olan alım fiyatları verdik, veriyoruz.

Bu vesileyle mısır üreticilerimize de bir müjde vermek istiyorum şimdiden. Toprak Mahsulleri Ofisimiz hasat dönemi inşallah yaklaşan mısır alım fiyatını destek hariç ton başına 5 bin 700 lira olarak uygulayacaktır. Mısır alım fiyatının üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.

İşçiden memur ve emekliye kadar her kesimin ücret artışlarını yüksek tuttuk.

Düşük gelirli kesimlerin konut ihtiyacını karşılamak için 13 Eylül’de ayrıntılarını açıklayacağımız yeni bir atılımı da başlatıyoruz.

Otomobil piyasasındaki oyunları bozacak bazı tedbirleri aldık, gelişmelere göre yeni tedbirler alacağız.

İstihdamı, temel iş gücü eğitiminden uzmanlığa kadar her seviyede destekliyoruz.

Kamu çalışanlarının ek gösterge meselesinden sağlık çalışanlarının özlük hakları beklentilerine kadar pek çok konuyu çözdük.

Gençlerimizin umutlarını güçlendirecek her adımı atıyoruz. Bu çerçevede öğrencilerimizin stajlarını İnsan Kaynakları Ofisimiz bünyesinde kurduğumuz Ulusal Staj Programları’yla objektif kriterlerle gerçekleştirebilmesini sağladık. Bu yıl 100 bini aşkın öğrencimizin yararlandığı Ulusal Staj Programımızı daha da geliştiriyoruz.

Ayrıca, gençlerimizin üniversite ve bölüm tercihlerini yaparken daha isabetli karar vermelerine yardımcı olmak amacıyla danışman bilgi sistemini devreye aldık. Üniversiteden mezun olan gençlerimizin kamu ve özel sektörde donanımlarına uygun iş bulabilmelerini sağlamak için kurduğumuz kariyer merkezlerinin kapasitelerini güçlendiriyoruz.

Kamudaki işe alımlarda da Kariyer Kapısı Platformu üzerinden fırsat eşitliği, şeffaflık ve kullanım kolaylığı esasına dayalı bir hizmeti kullanıma sunduk.

Görüldüğü gibi hangi alana mercek tutarsak tutalım, her konuda mevcut kazanımlarına sahip çıkarak ülkemizi daha ileriye taşıyacak, tabii hâlihazırda yaşadığımız sıkıntıları da çözecek çalışmalar içindeyiz.

Hazine ve Maliye Bakanımız ile ekibi başta olmak üzere ekonomiyle ilgili tüm kurumlarımız, güçlü bir koordinasyon içinde sorumluluklarını yerine getirmektedir. İnşallah önümüzdeki yılın ilk aylarından itibaren hayat pahalılığıyla mücadele başta olmak üzere ekonomi programımızın olumlu etkileri daha ileriye götürülecek ve bu konuda kararlılığımız ispatlanacaktır. Vatandaşlarımızdan sadece sabır ve destek istiyoruz.

“DERS KİTAPLARININ YANI SIRA YARDIMCI KAYNAKLARI DA ÜCRETSİZ OLARAK ÖĞRENCİLERİMİZİN MASALARINDA HAZIR EDECEĞİZ”

Sözlerime son vermeden önce Kabine gündemimizdeki bazı hususlarla ilgili bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üç hafta sonra 12 Eylül Pazartesi günü başlayacak olan 2022-2023 eğitim-öğretim yılına hazırlıklarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Son 19 yılda kesintisiz bir şekilde sürdürdüğümüz ücretsiz ders kitaplarımızın basımı ve dağıtımı tamamlandı. Paramızla kitap alamıyorduk, kitap bulamıyorduk, üst sınıflardaki abilerimizden –hep söylüyorum- teksir notlarını bile satın alamıyorduk. Ama şimdi kuşe kâğıtta basılı kitapları ücretsiz olarak her eğitim-öğretim yılının başında sıraların üzerinde yavrularımızın önüne koyuyoruz. Bu yıl bir iyileştirme daha yaparak ders kitaplarının yanı sıra yardımcı kaynakları da ücretsiz olarak okullar açıldığında öğrencilerimizin masalarında hazır edeceğiz. Dağıttığımız yardımcı kaynak tutarı bu yılkilerle birlikte 130 milyonu buluyor. Millî Eğitim Bakanlığımız tüm okullarımızın temizlik, kırtasiye, küçük onarım ve atölye gibi ihtiyaçlarına yönelik bütçeleri bu yıl doğrudan okullara gönderdi. Temizlik işlerinde çalışacak 60 bin kişi de okulların açılmasıyla görevlerine başlayacaklar.

Temel eğitimde 10 Bin Okul Projesi kapsamında 3 milyarlık bir bütçe kullanarak okullarımızda çok önemli iyileştirmeler gerçekleştirdik. Okul öncesi eğitimi de, yapımını tamamladığımız yaklaşık 1200 yeni anaokulu ile güçlendiriyoruz. Yılsonuna kadar bu sayıyı 3 bine tamamlayacağız. Bu nedenle 1 Eylül’de atamalarını yapacağımız 20 bin öğretmenin 7 bin 500’den fazlasını okul öncesi öğretmenliğe tahsis ettik.

Kitap sayını 28 milyondan 75 milyona çıkarttığımız kütüphanelerimiz yeni eğitim yılında öğrencilerimizle buluşacak. Yazın açtığımız bilim, sanat, matematik ve yabancı dil yaz okullarından yaklaşık 1 milyon çocuğumuz yararlandı.

Bu yaz yeni bir projeyle kapalı köy okullarını imar ederek ilkokul, anaokulu ve halk eğitim merkezini de içeren köy yaşam merkezleri hâline getirdik. Okulların açıldığı tarihe kadar inşallah 1500 köy yaşam merkezini faaliyete geçirmiş olacağız.

Eş durumu ve benzeri taleplerle özür tayinine müracaat eden öğretmenlerimize, başvuruların istisnasız tamamının karşılandığı müjdesini de vermek istiyorum.

Öğretmenlerimizin 60 yıllık büyük özlemi olan meslek kanunlarının çıkmasıyla birlikte uzman ve başöğretmenlik kadroluna 614 bin 446 başvuru oldu. Bu öğretmenlerimizin büyük bölümü gerekli eğitimleri tamamladılar. Yüksek lisans ve doktora yapmış olan 90 bine yakın öğretmenimiz, yapılacak sınavdan zaten muaflar. Diğer öğretmenlerimize sınavı boykot çağrısı yapılmasını en başta millî iradenin tecelligâhı olan Meclis’imize saygısızlık olarak görüyoruz. Daha önce de öğretmenler arasında ayrımcılık yaparak onlara hakaret edenlerin bu konudaki gayretlerinin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Uzman ve başöğretmenlik sınavına girecek tüm öğretmenlerimize şimdiden başarılar diliyorum.

“AİLE HEKİMLERİMİZİN ÜCRETLERİNİ HASTA YÜKÜNE ORANTILI BİR MODELLE YENİDEN DÜZENLEDİK”

Sağlıkçılarımıza 14 Mart Tıp Bayramı’nda verdiğimiz sözlerin hepsini de birer birer yerine getiriyoruz. Bu çerçevede sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan personele yönelik saldırıları katalog suçlar kapsamına alan kanun değişikliği yapıldı. Mesleki Sorumluluk Kurulu oluşturularak hekimlerin mağduriyetine yol açan malpraktis sorunu çözüldü. Döner sermaye ek ödemesi uygulaması üniversite hastaneleri dâhil tüm sağlık kuruluşlarına teşmil ediliyor. Hekimlerin emekliliklerinde hak kaybına yol açan bordro sistemindeki düzenlemeyi 2008 sonrasını kapsayacak şekilde tamamladık. Sağlık kuruluşlarındaki uzman hekimlerimizin hastalara daha fazla vakit ayırabilmeleri ve daha kaliteli hizmet sunabilmeleri amacıyla 85 bin yardımcı personel kadrosu açtık.

Son olarak, hastanelerimizin hasta yükünü azaltan aile hekimlerimizin temel ücretlerini de, yine hasta yüküne orantılı bir modelle yeniden düzenledik.

Türkiye’nin en köklü sağlık reformlarını hayata geçirmiş bir yönetim olarak, son dönemde şikâyete konu olan sorunların tamamını da bu şekilde çözüme kavuşturmuş oluyoruz.

Bir müjde de kırsal kalkınma desteklerinden yararlanan üreticilerimize vererek sözlerimi bitirmek istiyorum.

Bilindiği gibi, kırsal kalkınma programının 11. çağrısı için projeler alınmaya devam ediyor. Programın kalan bütçesinden faydalanacak üretici sayısı artırmak amacıyla destek için gereken puan seviyesini 65’ten 30’a düşürüyoruz. Böylece 4 binin altında kalan desteklenecek proje sayısını 7 bin 714’e, yatırım tutarını da 5,5 milyar lirası hibe olmak üzere 10 milyar liraya yükselttik. Bu kararın da ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Bürokrat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevre ve şehircilikte hayata geçireceğimiz yeni projelerle İstanbul’u daha da güzelleştireceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kentsel dönüşüm başta olmak üzere çevre ve şehircilikte hayata geçireceğimiz yeni projelerle, İstanbul’u sadece depreme dayanıklı hâle getirmekle kalmayacak daha da güzelleştireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sisteminin, ülkenin en eski demir yollarından biri olduğunu, ilk kısmı 153 yıl önce hizmete giren hatla özellikle Bakırköy ve Yeşilköy’ün gelişmesine, büyümesine önemli katkılar sağlandığını aktardı.

Yaklaşık 141 yıl boyunca İstanbul ulaşımının omurgalarından biri olan hattın, Marmaray’ın açılışıyla birlikte hizmetini tamamladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gebze-Halkalı banliyö hattı metroya dönüştürülerek hizmete devam ederken Sirkeci ile Kazlıçeşme istasyonları arasındaki 8,3 kilometre uzunluğundaki kesim atıl durumda kalmıştı. İstanbul’un ihtiyaçlarını da gözeterek Sirkeci-Kazlıçeşme arasında atıl vaziyette duran 8,3 kilometrelik bu hattı modernize etmeye karar verdik. Hattın üzerindeki gerekli iyileştirme ve değişimleri yaparak yepyeni bir tasarımla tekrar İstanbul’a kazandırmayı amaçladık. Böylece hem demir yolu hem de yaya odaklı çevreci bir projeyi İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunmayı istedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alana gelmeden önce Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’a, “Sirkeci Garı’ndan tüm bu istikamette istasyonlar başta olmak üzere, tarihî eserler başta olmak üzere, buraları sıfır kilometre yenilemeye ve buralardan inşallah sadece İstanbul’a değil tüm dünyaya mesajımızı vermeye kararlı mıyız?” dediğini anlattı.

“İSTANBUL’DA TAMAMLANAN RAYLI SİSTEM AĞLARININ TOPLAM UZUNLUĞU 340 KİLOMETREYE ÇIKMAKTA”

Bunları İstanbul’da sadece kendilerinin yapabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte 5 yıl boşa geçti. Niye bir şey yapılmadı? Yapamazlar, yapmazlar. Bunların böyle bir derdi yok. Sirkeci’den şu geldiğimiz noktaya kadar (Kazlıçeşme) bütün binalar yıkık, dökük. Surlar yıkık, dökük. Bunları da yine inşallah biz yapacağız” diye konuştu.

Bugün amaçlarını gerçekleştirmenin sevincini yaşadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Projemiz kapsamında 7,3 kilometre yaya yolu, 7,3 kilometre bisiklet yolu, 122 bin 550 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan ile 14 yaya geçidi ve 13 kara yolu geçidi yer alıyor. Yani şehrimizde raylı sistem hattından öte sosyokültürel, turizm, spor, gezinti, bisiklet ve diğer imkânların da olduğu son derece modern bir ulaşım projesini inşallah kazandırmış olacağız. Bu hattımızın da hizmete alınmasıyla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının toplam uzunluğu 340 kilometreye çıkmaktadır. Projemiz ile sadece demir yolu inşası yapmayıp ayrıca çevrede yaşayan insanların konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdik, gerçekleştiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ecdat yadigârı tescilli durakları, sanat tarihçileri, mimarlar, arkeologların nezaretinde ve kurul kararları doğrultusunda restore ettiklerini söyledi.

Cerrahpaşa ve Samatya hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir durağı da mevcut hatta ilave ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın önümüzdeki 30 yıllık süreçte ekonomiye toplam katkısının 785 milyon avro olacağını hesaplıyoruz. Yeni nesil ulaşım projelerimizin en güzel örneklerinden birini teşkil eden Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın ülkemize, şehrimize, ilçemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hattın kente kazandırılmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile ekibini, yüklenici firmayı ve mühendisine kadar emeği geçen herkesi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni tasarımıyla yeni çehresiyle hizmete sundukları hattın çok ibretlik bir hikâyesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Hattın ilk bölümü 1871 yılında Yedikule-Küçükçekmece arasında resmen hizmete girer. Ancak Yedikule’deki başlangıç istasyonu şehrin iş merkezi olan Eminönü bölgesinden çok uzakta kalır. Bunun üzerinde hattın iş merkezi olan Sirkeci’ye kadar uzatılması istenir. Fakat uzantıların, Topkapı Sarayı’nın sahil kesiminden geçecek olması ve güzergâh üzerindeki sahil köşkleri sebebiyle bir tereddüt yaşanır. Durum Sultan Abdülaziz’e anlatıldığında Sultan tarihe geçecek, şu sözleri ifade eder, ‘Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin razıyım der.’ Ecdat, söz konusu vatana, millete, devlete hizmet olunca meseleye daima bu zaviyeden bakmıştır. CHP zihniyetinin hakaret ettiği, husumet beslediği, fırsatını buldukça düşmanlık sergilemekten çekinmediği ecdadın tavrı işte budur. Yeter ki bu yapılsın, sırtımdan geçsin.”

“MESELE GERİDE HANGİ ESERLERİ BIRAKTIĞINIZDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün halen kullanılan pek çok eser, köprü, tren hattı, bina kurum ve kuruluşun altında ecdadın imzası bulunduğunu kaydederek, “Biz de ecdada vefa, mirasını ihya anlayışıyla hem ecdada hürmette kusur etmiyor hem de emanetlerine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakanlara şükran borcumuzu başkaları gibi istiskal ederek değil, yadigârlarını ihya ederek ödüyoruz. Sadece bununla da yetinmedik, yetinmiyoruz. Geçmişte atalarımızın hayalini kurduğu Marmaray, Avrasya Tüneli, Çanakkale 1915 Köprüsü gibi vizyon projelerini tek tek hayata biz geçirdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasette tek bir ilkelerinin olduğunu, bunun da millete hizmetkârlık olduğunu vurgulayarak, “Mesele bugün hangi mevkide, makamdan, koltukta olduğunuz değil, geride hangi eserleri bıraktığınızdır. Bunun önemini özellikle tarihimize baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz.” diye konuştu.

“YARIM ASIRDIR SİYASET YOLUYLA ÜLKEMİZE HİZMET ETMENİN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ”

Bir gerçeği samimiyetiyle ifade etmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bakınız, biz yaklaşık yarım asırdır siyaset yoluyla ülkemize hizmet etmenin mücadelesini veriyoruz. Bugüne kadar aziz milletimizin takdiriyle pek çok göreve geldik. Bundan 30 sene önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak devraldığımız sorumluluğu daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla taşımayı sürdürdük. Gençler bilmeyebilir ama anne babalar bilir. Şöyle bir hafıza kaydımızı tazeleyelim. Hatırlayın 1994’te göreve geldiğimizde İstanbul neydi? Çöp, çukur, çamur. Öyle mi? Kim vardı iktidarda? CHP, yani şu andakinin büyükleri. Peki, İstanbul bize niye devredildi? Bütün bu pisliklerden kurtulmak için. Peki, rahmetli Kadir Bey (Topbaş) İstanbul’a yeni bir çehre verdi. İstanbul yeniden ayağa kalktı. Bizim devrettiğimiz o miras Kadir Bey’le ta bu şahsa kadar geldi. Şimdi bu şahıs nasıl olduysa bir yanlışlık oldu bu görevi aldı. İstanbul yeniden çöp, çukur, çamur oldu mu? Maalesef oldu. Yatırım var mı? Yok. İşte şu anda Sirkeci’den buraya kadar gelirken tren hattındaki hali gördük. Diyoruz ki yeniden İstanbul, yeniden İstanbul, yeniden İstanbul, 32 gün kaldı ana kademe, kadın kolları, gençler, durmak yok yola devam. Bunda kararlı mıyız?”

“UYDURUK GAZETE KUPÜRLERİ ÜZERİNDEN PARTİMİZ KAPATILMAYA ÇALIŞILDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevde bulundukları 30 yıllık süreçte hangi zorluklarla karşılaştıklarını, hangi badirelerin, zorlukların üstesinden gelindiğini milletin çok iyi hatırladığını vurgulayarak, “Terör örgütlerinin eylemlerinden 15 Temmuz ihanetine, ordu göreve pankartlarının asıldığı Cumhuriyet mitinglerinden İstanbul’un sokaklarının tarumar edildiği Gezi vandallığına kadar nice saldırıya maruz kaldık. İktidar partisi olarak her iki kişiden birinin oyunu aldığımız bir dönemde uyduruk gazete kupürleri üzerinden partimiz kapatılmaya çalışıldı. Kendini milletin seçtiklerinden üstün gören bürokratik oligarşinin, sabotaj girişimlerinin ardı arkası hiç kesilmedi. Uluslararası yayın organlarının manşetleri üzerinden doğrudan şahsımız ve hükümetimiz hedef alındı.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hak ve özgürlükler alanında attığımız her adım bu ülkenin ana muhalefet partisi tarafından iptal ettirilmek üzere sürekli mahkemelere götürüldü. İstanbul başta olmak üzere ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri yine CHP zihniyeti ve Gezici tayfa tarafından hep engellenmek istendi. Kardeşlerim işte Marmaray. Kim yaptı bunu? Biz yaptık. İşte Avrasya Tüneli. Kim yaptı? Ya bir de sen bir şey yap ya. İşte Sancaktepe’de mevcut metronun açılmış kuyusunu doldurmak suretiyle hizmet ettiğini zanneden, Kâğıthane’de maalesef orada temel atma değil, temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var. Şimdi bunlara gereken dersi 31 Mart’ta vermeye hazır mıyız? Öyleyse durmak yok.”

“VATAN TOPRAĞININ HER BİR KARIŞINDA MÜHRÜMÜZÜN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin, içeriğine, mahiyetine ve faydasına bakmadan ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine takoz koyma çabasında olduğunu söyledi.

Tek tek saymaya kalkılsa saatler sürecek sayısız engellerle karşılaştıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunlara rağmen ülkeye ve millete hizmet yolundan sapmadıklarını, Allah’ın kendisine bahşettiği her nefesi 81 vilayeti ve 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’ye hizmet etmek için harcadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevla’nın bize verdiği ömrü büyük ve güçlü Türkiye idealini gerçeğe dönüştürmek için sarf ettik” diyerek şöyle devam etti: “Peygamber Efendi’mizin kutlu emrine ram olarak, 2 günümüzü birbirine eşit geçirmemek için hep canla, başla, aşkla, hüsnüniyetle çalıştık. Bugün geriye doğru şöyle baktığımızda sadece Fatih’in emaneti olan bu aziz şehirde değil, 783 bin kilometrekarelik vatan toprağının her bir karışında işimizin, eserimizin, mührümüzün olduğunu görüyoruz. Türkiye’yi ulaştırmadan sağlığa, turizmden ticarete, teknolojiden savunma sanayine, güvenlikten tarıma kadar her alanda 3, 5, 10 kat büyütmenin haklı kıvancını yaşıyoruz. Her beşer gibi elbette bizim de eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir. Ancak Türkiye ve Türk milletinin esenliği, huzuru ve istikbali için verdiğimiz hasbi mücadelenin şahidi bu ülkenin tamamıdır.”

Kendilerinin artık gençlerin zamanında misafir olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar şerefle taşıdıkları emaneti aydınlık yarınların teminatı olan TEKNOFEST gençliğine gururla teslim edeceklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı ecdat gibi geride şükranla yâd edilecek, üzerinden yıllar geçse de hayırla anılacak güzel bir miras bırakabiliyorsak ne mutlu bize. Milletimizin gönül sarayında mutena bir yer edinebiliyorsak ne mutlu bize. İnsanımıza ‘Allah ondan razı olsun.’ duasını ettirebiliyorsak ne mutlu bize. Yönlerini ülkemize dönmüş, dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mahzun kalplere umut aşılayabiliyorsak ne mutlu bize. Yetimin, öksüzün, garibin, ihtiyaç sahibinin elinden tutup kaldırabiliyorsak ne mutlu bize. Milletin takdiriyle geldiğimiz görevlerin hakkını verebiliyorsak, emanetine halel getirmeden vazifemizi icra edebiliyorsak ne mutlu bize. Bunların dışında bir mutluluk kaynağı tanımadık, tanımıyoruz. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ düsturuyla gönüller yapmak, gönüller kazanmak için koşmaya, koşturmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“İSTANBUL’A HİZMET SORUMLULUĞU YARI ZAMANLI YAPILACAK BİR İŞ DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet’in emaneti İstanbul’un, kendilerinin doğup büyüdüğü şehir olmanın ötesinde, aşkları, sevdaları, ilk ve son göz ağrıları olduğunu söyledi.

Hangi görevde olurlarsa olsunlar İstanbul’dan hiçbir zaman kopmadıklarını, nerede olurlarsa olsunlar İstanbul’un sorunlarıyla, sıkıntılarıyla ve dertleriyle yakından ilgilendiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de bir İstanbullu olarak tüm dünyanın göz bebeği bu şehrin meselelerini takip ettiklerini, kenti garip bırakmamak için çalıştıklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şehri tüm dinamikleriyle tanıyan ve tüm kalbiyle seven birisi olarak İstanbul’un ihmale gelmeyeceğini, ihmali asla kaldırmayacağını çok iyi bildiklerinin altını çizerek, “İstanbul, kendisine vakfedilmeyi, uğruna adanmayı gerektiren, sadece ve sadece kendisiyle ilgilenilmesini isteyen bir şehirdir. Bunun için İstanbul’a hizmet sorumluluğu yarı zamanlı yapılacak bir iş değildir. Son 5 yılda bu gerçeği maalesef acı bir şekilde yaşayarak tecrübe ettik. İstanbul’a emanet olarak değil de nimet olarak bakanlar, ihmalkârlıklarıyla, tamahkârlıklarıyla, umursamazlıklarıyla bu güzel şehrin bitkisel hayata girmesine sebep oldu” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da trafik yoğunluğu ve ulaşımı hakkında değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bilhassa trafik sorunu. Şu İstanbul’un ulaşım sorunu ne durumda görüyorsunuz, değil mi? Attığı bir adım var mı? Herhangi bir bu noktada, bakıyorsunuz toplu taşımacılıkta her taraf rezillik. Bu noktalarda ‘Ne yaparız ederiz de bu işi çözeriz?’, böyle bir dert yok. Metrobüslere bakıyorsunuz, yok. Şehrin birçok bölgesinde trafik kördüğüm halde. Öyle ki 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğu, bugün yüzde 64’e yükseldi. Her bir İstanbullu kardeşim yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. İstanbul halkı ailesiyle, sevdikleriyle birlikte geçirmesi gereken zamanı trafikte bekleyerek boşa harcıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı muhtemelen İstanbul’un trafik çilesi artık katlanılamaz halde olurdu.”

“‘UĞRAŞTIRAN DEĞİL, ULAŞTIRAN İSTANBUL’ PAROLASIYLA YENİ PROJELERİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma hizmetleri ile ilgili şehre yaptıkları yatırımlara değinerek, şunları kaydetti: “Diğer ulaştırmaya baktığımız zaman, yatırımlarımızın yanı sıra sadece son 2 yıl içinde toplam 51 kilometrelik metro hattını şehrimizin istifadesine sunduk. Geçen ay sonunda ülkemizin en hızlı metro hattı olan 37,5 kilometrelik projenin Gayrettepe-Kağıthane etabını hizmete aldık. Ayrıca, Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik Metrosu gibi kritik öneme sahip projeleri devreye aldık. ‘Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul’ parolasıyla yeni hatları, yeni ulaştırma projelerini hayata geçirmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki haftalarda Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Kirazlı Metro Hattı’nı, Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nı, Altunizade-Çamlıca Cami-Bosna Bulvarı Metro Hattı’nı da inşallah İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunacağız. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta, Murat Kurum kardeşimizin şehrin emanetini devralmasıyla birlikte projelerimiz daha da hızlanacaktır.”

“RAYLI SİSTEMLERDE TOPLAM UZUNLUĞU 5 SENE SONRA 650 KİLOMETREYE ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonrası Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un şehrin emanetini devralmasıyla projelerinin daha da hızlanacağını söyledi.

“Şu anda bu ülkeyi kimler yönetiyor?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz yönetiyoruz. Şu anda İstanbul’da bulunan bu zat veya zevat, böyle bir imkâna sahip mi? Değil. Fakat 31 Mart’tan itibaren inşallah Murat Kurum kardeşimizle birlikte AK Parti yerel yönetimi ile Cumhur İttifakı, Ankara’da el ele verdiğimiz zaman herhangi bir sarkma söz konusu olmayacak ve yola emin adımlarla yürüyeceğiz. Kaldığımız yerden, yeniden ‘Bismillah’ diyerek işe koyulacak, inşallah aziz İstanbul’un fetret devrini sona erdireceğiz. Öncelikli hedefimiz ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürmek olacaktır. Raylı sistemlerde toplam uzunluğu bundan 5 sene sonra 650 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Ardından raylı sistem uzunluğunu bin 4 kilometreye ulaştırarak trafik sorununa kalıcı ve modern bir çözüm bulmayı hedefliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşüm başta olmak üzere çevre ve şehircilikte hayata geçirecekleri yeni projelerle İstanbul’u sadece depreme dayanıklı hâle getirmekle kalmayıp daha da güzelleştireceklerini dile getirerek, bilim insanlarının hiç vakit kaybetmeksizin hazırlanılmasını tavsiye ettiği deprem gelmeden önce İstanbul’un yapı stokunu yenileyeceklerini bildirdi.

Aralık ayının son haftasında “Yüzyılın Dönüşümü İstanbul” projesini paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Geçtiğimiz cuma günü de İstanbul özelinde yürütülecek kentsel dönüşüm uygulamalarına dair Cumhurbaşkanı kararını yayınladık. Evini dönüştürmek isteyen hak sahiplerine bir konut için 700 bin liraya kadar hibe, 700 bin liraya kadar da kredi veriyoruz. Hibe haricinde kiracılara bir kereye mahsus 100 bin lira tahliye desteği sağlıyoruz. Böylece toplam hibe miktarımız 800 bin liraya ulaşıyor. İş yerleri için ise 350 bin liraya kadar hibe, 350 bin liraya kadar da kredi desteği imkânı sunuyoruz. Açıkladığımız destek paketinin bir kez daha şehrimize hayırlı olmasını diliyor, buradan riskli yapılarda oturan kardeşlerimi mutlaka bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyorum. Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yanarsa, algı ve sosyal medya belediyeciliğinin kullanım tarihi de inşallah yakında sona erecektir.”

Alandakilerle beraber “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah hep birlikte el ele, gönül gönüle vereceğiz, İstanbul’u muradına kavuşturacağız. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle bir kez daha açılışını yaptığımız Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattının şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu tarihî projenin yeniden şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

“Türkiye, küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana mitinginde yaptığı konuşmada, “Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor: Türkiye, sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp, küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda düzenlenen Adana mitingine katılarak bir konuşma yaptı.

Alandakileri “Sordum, sual ettim elden, obadan. Nicedir bilirim hâlin Adana. Bu güzellik sana Kadir Mevla’dan, şekerden tatlıdır dilin Adana” diyerek selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğin ve bereketin şehri, gadasını aldığım Adana’da sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Karacaoğlan’ın “Ak göğsün üstünde çakır dikeni, bitmeyince gönül yardan ayrılmaz” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ten canda durdukça bizim de gönlümüz Adana’dan ayrılmaz. ‘Adanalıyık, Allah’ın adamıyık’ şiarıyla, hasbiliğin, harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adana, bugün bir başka güzel. Fedakârlığı ve vefakârlığı baş tacı bilen, ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. ‘Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.’ diyerek gök kubbeyi millî sesimizle çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan âşıkların şehrine de böylesi yakışır.”

“ADANA’NIN YOLDAŞLIĞIYLA İFTİHAR EDİYORUZ”

Konuşmasının bu bölümünde alandakilerin “Doğum gününüz kutlu olsun” sözleri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağ olun. Bir yaş daha büyüdük” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkülerine kadar yansıyan, dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana, inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim: Bana bir resmî rakamı alın, bakalım meydanda durum ne? Ve rakamı aldım. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Bu vesileyle geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde şahsımıza ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı, Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak. Biz, bunu arzu ettiğimiz seviyeye taşımak istiyoruz. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandık patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti ‘tıpış tıpış’ sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum.”

“ŞAİBELİ PAZARLIKLARLA SEÇİM KAZANMA PEŞİNDE KOŞUYORLAR”

Alandakilere, “Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana, kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Allah’ınıza kurban sizin” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin hâlini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum, bunların yasak savma kabilinden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Aynı şekilde şehirlerimizin, oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldunuz mu? Göremezsiniz, duyamazsınız; olamazsınız çünkü yok. Ya bunlar hal çadırını, hastane diye benim Adanalı kardeşlerime yutturmaya çalıştılar. Bunlar bu denli yalancı. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin, Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz, ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. ‘Gerçek belediyecilik’ diyoruz. ‘Hazırız’ diyoruz. ‘Kararlıyız’ diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Kirli ittifaklarla, hani çay demlersiniz ya, demleniyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar.”

“Biliyorsunuz mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı, hatırlıyorsunuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar” değerlendirmesinde bulundu.

“31 MART’TA GERÇEK BELEDİYECİLİĞİ TERCİH EDİYOR MUYUZ?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Hâlbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? ‘Kazandık, kazanıyoruz.’ Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele, ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş. Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş. CHP yönetimi, sadece bu ülkenin muhalefet enerjisini özellikle sömürüp işe yaramaz hâle getirmekle bile, millet ve tarih nezdinde sigaya çekilmeyi hak ediyor. Şimdi buradan, Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız? Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Adana ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi yuva, vatan ve uğruna şehadeti göze aldıkları biricik sevda olarak gördüklerini ifade ederek, ülkeyi taşıyla, toprağıyla, zorluk ve güzellikleriyle sevdiklerini söyledi.

“ÜLKEMİZİN KRİZLERİN ÇÖZÜMÜNDEKİ KİLİT ROLÜ GİDEREK DAHA FAZLA ANLAŞILIYOR”

İstiklal Marşı’nın “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İşte mesele bu. Biz de cennet vatanımız, aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Vesayet güçlerinden, envaiçeşit terör örgütüne kadar Türkiye karşıtlarının tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken, biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferin’ almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizin, krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyor.”

“ÖZELLİKLE SAVUNMA SANAYİNE AĞIRLIK VERDİK”

Dış politikada Türkiye’nin artan itibarının gerisinde güçlü bir savunma sanayisi olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden olmadıklarını, kolay yerine zor ama Türkiye açısından en hayırlı olanı seçtiklerini belirterek, şunları dile getirdi: “Tabanca, tüfek dâhil güvenlik güçlerimizin kullandığı silahları kendimiz üretmeye başladık. İnsansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005’lerde, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların, Allah’a binlerce kez hamdolsun, meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Kendi tasarımımız, millî denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde millî muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Bu gurur 85 milyon olarak hepimizindir. Milletçe inandık, çalıştık, yılmadık ve hamdolsun başardık.”

“MUHALEFETİN ÖRNEK GÖSTERDİĞİ ÜLKELERDE ‘KAAN’ KONUŞULUYOR”

Savunma sanayi alanındaki başarıların başlangıç olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelecek yıllarda yapılanların çok daha fazlasını, daha modernini, daha gelişmişini, daha güçlüsünü, daha ilerisini yapacağız” dedi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının uçak gemisinin bir üst segmentini yapmak için çalışmalar yürüttüğünü bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz ‘yaparız’ dedik mi yaparız ve yapacağız. İçimizdeki müzmin muhalifler ve mankurtlar anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde son dört gündür KAAN konuşuluyor. Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Umutlarını Türkiye’ye bağlamış dostlarımız bizim bu başarılarımızla gurur duyarken, elbette rakiplerimiz de endişeye kapılıyor. Daha ne müjdeler vereceğiz inşallah. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu hâline gelen bir Türkiye görüyor.”

“31 MART’TA SANDIKLARI PATLATMAMIZ GEREKİYOR”

Türkiye’nin başarılarının kendilerinin azmini artırırken, dost ve kardeş ülkelere de cesaret aşıladığını, özgüven kazandırdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu umutları boşa çıkarmayacağız. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Türkiye Yüzyılı şafağı sökerken ecdattan aldığımız emaneti hakkıyla bizden sonraki nesillere teslim etmenin kıvancını yaşayacağız” dedi.

Adana’nın her dönemde yaptığı gibi Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de lokomotifliğini yükleneceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bunun için 31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor. Bugün burada sizden bunun sözünü almak istiyorum. Söz mü?” diye sordu. Alandakilerin “söz” demesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim bildiğim Adanalı delikanlıdır, sözünün eridir, verdiği sözde durur” karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye ve şehirlere yeni vizyonlar, hedefler gösterirken, güçlü altyapıya güvendiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkesin kabul edeceğini söyledi.

Bu anlayışla Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 10 bin 809 yeni derslik inşa ettiklerini, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kurduklarını, gençlik ve sporda 7 bin 959 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun da aralarında olduğu 55 spor tesisini Adana’ya kazandırdıklarını kaydetti.

“ÇUKUROVA HAVALİMANINI HİZMETE SUNUYORUZ”

Sosyal yardımlarda, Adanalı ihtiyaç sahibi vatandaşlara 20 milyar liralık kaynak aktardıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta toplamda 4 bin 255 yataklı 25 hastane ile 71 sağlık tesisini Adanalıların hizmetine sunduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana’yı 1640 yataklı şehir hastanesi ile buluşturduklarını hatırlatarak, Yüreğir’deki 100 yataklı devlet hastanesi ile iki sağlık tesisinin yapımının devam ettiğini aktardı.

TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “6 bin 226 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 8 bin 873 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Adana’daki 7 millet bahçesi projemizden üçünü tamamladık, üçünün yapımına, birinin projelendirme çalışmasına devam ediyoruz. Ulaştırmada 249 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 431 kilometreye çıkardık. Adana-Karataş yolunu, Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli yolunu, Ceyhan-Yumurtalık yolunu, İmamoğlu-Ayrım-Aladağ yolunu ve Kozan ayrımı Mansurlu yolunu bu yıl tamamlıyoruz. Şehirdeki tüm demir yollarıyla birlikte Adana-Mersin demir yolunu da yenileyip ilave hat yaptık, seyahat süresini yarıya indirdik. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mevcut havalimanımıza ilaveten Çukurova Uluslararası Havalimanı da bu yıl içinde tamamlayıp hizmete sunuyoruz.”

Doğu Akdeniz’in en büyük lojistik üssünü Adana’ya kurarak Türkiye’nin uluslararası taşımacılıktaki kilit rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana’ya 11 baraj, 39 sulama tesisi, 10 arazi toplulaştırma projesi, 60 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 28 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını aktardı.

“ADANALI ÇİFTÇİLERİMİZE 52 MİLYAR LİRALIK TARIMSAL HİBE DESTEĞİ VE YATIRIM YAPTIK”

Adana’da toplam 15 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek 7 barajın inşasının devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentte 1,3 milyon dekar zirai araziyi sulamaya açarak, çiftçilere yıllık 9,5 milyar lira tutarında zirai gelir artışı sağladıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşaatı süren 12 sulama tesisiyle 535 bin dekar araziyi daha sulamaya açacaklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Adanalı çiftçilerimize 52 milyar liralık tarımsal hibe desteği ve yatırım yaptık. Sanayi ve teknolojide 2 yeni Organize Sanayi Bölgesi, 3 Endüstri Bölgesi, bir Teknokent, 12 araştırma geliştirme merkezi ve 8 tasarım merkezi kurduk. Tarım ve Orman Bakanlığımız eliyle Adana ve Karataş Organize Tarım Bölgelerini hayata geçirdik. Şimdi de şehrimize bir kimya organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalara başladık. İstihdamı desteklemek için Adana’daki işverenlere toplam 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide yaklaşık 224 bin abonesi olan şehrimize tüm ilçeleriyle birlikte doğal gaz arzını sağladık. İnşallah 31 Mart’ta Adana’yı Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturduğumuzda çok daha fazlasını yapacağız.”

Adana ile tüm Türkiye’ye kazandırdıkları bu eserler, hizmetler ve yatırımların kendilerinin referansı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin de desteğiyle inşallah Adana’yı yerel yönetimlerde de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı’mızın büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını ben, sizlere emanet ediyorum. Biliyorum ki sizler, bu adaylarımıza sahip çıkacaksınız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adana Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını alfabetik sıraya göre çağırarak tanıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Adana Valiliğini ziyaret ederek, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’den çalışmaları hakkında bilgi aldı.

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

Bu Gurur Hepimizin : Milli Muharip Uçak Kaan’dan ilk uçuş

Dev Yatırımlar | Milli Muharip Uçak Kaan

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından yürütülen, Türkiye’nin en önemli teknoloji projelerinden KAAN’ın uçuşuna yönelik tüm testler tamamlandı. KAAN, bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ’ın kararlılığı ile Gök Vatan’a kavuşan “KAAN” Türkiye Yüzyılı’nın büyük gururlarından biridir.

Bu tarihi uçuşta emeği geçen herkesi ve tüm TUSAS ekibini gönülden tebrik ediyoruz.

Enerji petrol medya Ceo – Mehmet Ali setencioğlu

DAHA FAZLA HABER

Bürokrat

“Arnavutluk ile ticaret hacmi hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik”

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Rama gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “İmzalanan anlaşmalarla iş birliğimizin ahdi zeminini daha da güçlendirdik. Ticaret hacmimizi 1 milyar dolar seviyesine çıkardık, yeni hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki “Türkiye-Arnavutluk Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı” ve iki ülke arasındaki anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Rama ve heyetini, Türkiye-Arnavutluk Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısı dolayısıyla Ankara’da misafir etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Geçen yıl Türkiye ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü yılının idrak edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok yönlü iş birliğinin, 2021 yılında Rama ile Ankara’da ilan ettikleri stratejik ortaklık temelinde gelişmeye devam ettiğini kaydetti.

Bugün icra edilen konseyin ilk toplantısıyla münasebetleri daha ileri seviyelere taşıma kararlılığının bir kez daha teyit edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde, Türkiye’nin Arnavutluk’un kalkınmasına verdiği önemi, Arnavutluk halkının refahının artırılmasına yönelik desteğini bir kez daha vurguladığını aktardı.

“ARNAVUTLUK’LA TİCARET HACMİMİZİ 1 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzalanan anlaşmalarla iş birliğinin ahdi zemininin daha da güçlendiğine işaret ederek, şöyle konuştu: “Ticaret hacmimizi 1 milyar dolar seviyesine çıkardık, yeni hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik. Özel sektörümüzün gayretleriyle bu rakama kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Türkiye, 3,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla Arnavutluk’taki en büyük beş yabancı yatırımcı arasında yer alıyor. 600’ü aşkın Türk firması 15 binden fazla Arnavutluk vatandaşına istihdam sağlayarak, ülke ekonomisine destek sağlıyor. Karşılıklı yatırımlarımızı artırmak ve iş çevrelerimiz arasındaki bağları daha da geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz. TİKA vasıtasıyla Arnavutluk’un kalkınmasına yönelik projelere desteğimiz sürecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA’nın Tiran Koordinasyon Ofisi’nin statüsüne ilişkin imzalanan anlaşmanın bu alandaki işbirliğine güç katacağının altını çizdi.

Arnavutluk Başbakanı Rama ile Ocak 2021’de Ankara’da düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin Arnavutluk’ta üç ay içerisinde bir hastane inşa edeceğinin müjdesini ve sözünü verdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta bu konuda Sayın Rama ile iddiaya da girmiştik. Hamdolsun sözümüzü tuttuk ve üç ay gibi rekor bir sürede Fier Dostluk Hastanemizi inşa ettik. Arnavutluk’un her bölgesinden gelen hastaların şifa bulduğu bu hastaneyi birlikte işletmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iyi veya kötü günlerinde Arnavutluk halkının yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sayın Başbakan’ın FETÖ ile mücadele konusundaki hassasiyetini biliyor, bunu takdirle karşılıyoruz. İlişkilerimizi zehirlemek için her yol ve yöntemi deneyen bu şer şebekesinin amacına ulaşmasına fırsat vermeyeceğiz. Arnavutluk makamlarının da bu gerçeğin farkında olduklarını görüyoruz. Karşılıklı anlayış çerçevesinde örgütle mücadelemizi sürdüreceğiz. Hâlihazırda 2 bin öğrenciye eğitim hizmeti veren Türkiye Maarif Vakfı’nın faaliyetlerine sağladığı katkılar için Sayın Başbakan’a müteşekkiriz. Önümüzdeki dönemde bu desteğin artarak devam edeceğine inanıyoruz.”

“ARNAVUTLUK’LA BALKANLAR’A İLİŞKİN DİYALOĞUMUZU DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Arnavutluk Başbakanı Rama ile bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ve Arnavutluk, Balkanlar’ın barış ve istikrarının korunmasına katkı sağlayan iki NATO müttefikidir. Arnavutluk’la Balkanlar’a ilişkin diyaloğumuzu yoğunlaştırarak devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk ile savunma sanayii ve askerî alandaki yakın iş birliğini derinleştirme arzusunda olduklarını dile getirerek, imzalanan Askerî Çerçeve Anlaşması’nın bu iradenin en somut tezahürü olduğunu söyledi.

Arnavutluk’u, başarıyla tamamladığı 2022-2023 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği’nden dolayı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arnavutluk, dönem başkanlığını Türkiye’den devraldığı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın faaliyetlerine önemli katkılar yapacaktır” dedi.

“ARNAVUTLUK’UN MAZLUM FİLİSTİN HALKIYLA SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMA ÇOK ÖNEMLİDİR”

Arnavutluk’un temmuz ayında üstleneceği Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Dönem Başkanlığı’nı da başarıyla yürüteceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Görüşmelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarındaki İsrail zulmünü de ele aldık. İsrail’in dört ayı aşkın süredir devam eden mezaliminin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenli ve müreffeh geleceklerinin teminat altına alınması noktasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır. Gerek Uluslararası Adalet Divanı’nda gerek Birleşmiş Milletler’de izlenen süreçler bu konudaki haklı tutumumuzu net şekilde ortaya koymuştur. Arnavutluk, aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamadaki tutumuyla tarihin doğru tarafında yer almıştır. Arnavutluk’un bilhassa bu dönemde mazlum Filistin halkıyla sergilediği dayanışma çok önemlidir, kıymetlidir. Dostum Rama ile önümüzdeki süreçte yapılacak girişimler kapsamında temasımızı sürdüreceğiz.”

Konsey toplantısında alınan kararların ve imzalanan anlaşmaların hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Arnavutluk ilişkilerinin bugünkü mükemmel seviyesine ulaşmasına yaptığı eşsiz katkılar dolayısıyla Arnavutluk Başbakanı Rama’ya teşekkür etti.

İki ülke arasındaki birlik ve beraberliğin daim olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Rama ve heyetine ziyaretleri dolayısıyla teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama huzurunda, iki ülke arasında altı anlaşma imzalandı.

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti Medya Ve Enformasyon Ajansı Arasında Medya Ve İletişim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Arasında Ormanların Ve Korunan Alanların Sürdürülebilir Yönetimi Alanında Mutabakat Zaptı, Arnavutluk Cumhuriyeti Hükûmeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Çerçeve Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Arasında Kalkınma İşbirliği ve Arnavutluk’taki TİKA Program Koordinasyon Ofisinin Statüsüne İlişkin Anlaşma, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti Turizm ve Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı iki lider huzurunda taraflarca imzalandı.

DAHA FAZLA HABER

Dünya

“Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde

Genç Gazeteciler

HABER BURADA

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Yargımızın da hâlâ çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları vardır. Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede, adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hâkim ve Cumhuriyet Savcısını tebrik ederek, başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hâkim ve savcılarımız, ülkemizin dört bir yanında, milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor” şeklinde konuştu

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE, DEVLET YÖNETİMİNDE ADALETİN ÖNEMİNE BİLHASSA VURGU YAPILIR”

“Adalet, içinde yaşadığımız evrenin ruhudur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Şayet bu ruhu kaybedersek, diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda, adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da, ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir.”

Yasama ve yürütme gibi, yargının da hâlâ çözüm bekleyen sorunları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede, adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz” dedi.

Daha önce hayata geçirdikleri çalışmaların bir üst safhasını oluşturan yargı reformu strateji belgesini 2019 yılında kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir” ifadelerini kullandı.

DAHA FAZLA HABER
REKLAMLAR

HABER BURADA

Bürokrat2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevre ve şehircilikte hayata geçireceğimiz yeni projelerle İstanbul’u daha da güzelleştireceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni

Bürokrat3 gün önce

“Türkiye, küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana mitinginde yaptığı konuşmada, “Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Uluslararası...

Bürokrat7 gün önce

Bu Gurur Hepimizin : Milli Muharip Uçak Kaan’dan ilk uçuş

Dev Yatırımlar | Milli Muharip Uçak Kaan

Bürokrat7 gün önce

“Arnavutluk ile ticaret hacmi hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Rama gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “İmzalanan anlaşmalarla iş birliğimizin ahdi zeminini daha da güçlendirdik....

Gündem1 hafta önce

Arnavutluk Başbakanı Rama Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama | Ankara

Dünya1 hafta önce

“Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde

Bürokrat1 hafta önce

“Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihî bir fırsat penceresi açıldı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ortak basın toplantısı

Bürokrat1 hafta önce

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Bürokrat1 hafta önce

“Bizim her sözümüzün altında, asırlara bedel eser ve hizmetler yatıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trabzon

Bürokrat1 hafta önce

“Türkiye’nin 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, 85 milyonun her bir ferdidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize

REKLAMLAR
Ağustos 2022
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
REKLAMLAR

GENÇ BÜROKRAT

seers cmp badge